incil.com Ver4.0
Hoşgeldiniz!! Hristiyan Topluluğuna

Ad Başlık İçerik  

Hoş geldiniz! Ana Sayfa  ::  İnternet Kilisesi  ::  Yerel Kiliseler  ::  Soru Tahtası
:: Ana Menü ::

Ana Sayfa

İnternet Kilisesi

İncil Okuma

Gündelik Ekmeğimiz

Mesaj Panosu

:: Modüller ::

· Kütüphane
· Vaazlar
· İsa Filmi
· İlahiler
· Linkler
· Soru Tahtası
· Kısa Rehberler
· Bu Siteyi Tavsiye et
· İncil Okuma Tavimi
· Download


:: Etkinlikler ::


Sipariş Formu
Görüşleriniz

  İmanınızı daha geliştirmek için Etkinliklerindeki Formlarını doldurup bize göndereceksiniz. Bizden çok rahatça 'İncil', 'İSA VCD' ve ilgili kitapları alabilirsiniz.

  Sipariş Formunun aracığıyla Mektuplaşma Kursu'na katılıp İSA'nın, İncil'in ve Hristiyanlığın gerçeklerine sahip olabilirsiniz.


:: Java Makinesi ::

Sitemizde arkadaşlarla Chat yapmak için bigisayarınıza Java Makinesi yüklemek zorundasınız.

Hala Chat Odası aktif değilse aşayıdaki linki tuşlayıp Java Makinesini indireceksiniz.

Ve, bilgisayarınıza Java Makinesini yükleyeceksiniz.

Güle güle kulanın!


Java Makinesi

MESAJ PANOSU
1. Tüm sorulara eşit şekilde cevap alınmasını dileriz.
2. Siz sevgili ziyaretçilerimiz, sitemizin içeriği dikkate alınarak soru ve mesajlarınızın bu çerçeve içinde olmasına dikkat etmenizi, bu şekilde olmayan yazı ve soruların bir uyarı yapılmaksızın silineceğini bilmenizi isteriz.



  Efsane(09-01-2017 05:21:45, hit : 1601, oy : 126
 Tekrar doğuş inancına ortak olmak istermisiniz?İşte gerçek YOL dosdoğru yol budur TEKRAR DOĞIUŞ



  REENKARNASYON (TEKRAR DOĞUŞ) NEDİR?

inShare
7
REENKARNASYON (YENİDEN DOĞUŞ)

REENKARNASYON (YENİDEN DOĞUŞ)

ANILAR, İZLER
İleride de göreceğimiz gibi bu durum, özellikle de önceki hayatlarda
yaşanmış bir travma söz konusu ise, geçmiş yaşamlara ait “izlerin,
anıların” kişiyi daha sonraki yaşamlarında da etkilemeye devam
ettiği gözlenen geçmiş yaşam terapileri için alışılmış bir durumdur.
Herhangi bir travma sonucu, “Bir daha asla aşık olmayacağım.” ya
da “Erkeklere güvenilmez.” gibi hiç de akıllıca olmayan önyargılara
dönüşen kararlar almaya yöneldiğimiz bilinen bir şeydir.
Duygusal durumlar herhangi görünür bir neden olmaksızın kişiyi
etkilemeye devam edebilir ve bu nedenle tekrarlayan nefret ve
intikam duyguları ortaya çıkabilir. Öyle görünüyor ki bunlar
sıklıkla bir önceki yaşamda deneyimlenen en son duygusal durumlardır.
Fiziksel izler de bir diğer türüdür. Şimdiki kötü cilt durumu daha
önceki bir hayatta diri diri yanmış olmak gibi bir bedensel
travmadan kaynaklanabilir. Migrenler, bazen daha eski bir hayatta
kafaya darbe almaktan dolayı gelişebilir.
Geçmiş yaşam terapilerinde çok az sayıda Şiba (Sheba) Kraliçesine
rastlanmaktadı r, karşılaşılan karakterler genellikle sıradan erkek
ya da kadınlardır. Üstelik, geçmiş yaşamlarında kendilerini karşı
cinsiyette ya da farklı bir ırkta görmek bireyler için şaşırtıcı
olmaktadır.
Geçmiş yaşam terapisi nasıl yapılır? Bu alanda eğitim görmüş olması
gereken terapist genellikle iki yaklaşımdan birini kullanır. İlki,
ipnoz, ya da gevşemeyi içeren, zaman içinde, belki kısa zaman
aralıkları ile geriye gitme ya da uzun bir koridordan yüründüğünü ve
bir önceki yaşama açılacak kapıya doğru sürüklenildiğini tahayyül
etmek gibi telkinlerle birlikte yürütülen yaklaşımdır. Diğer
yaklaşım ise, geçmiş yaşama ait duygulara “köprü” metodu ile
bağlanarak ve böylece görüntülerin ve seslerin tekrar canlanmasını
sağlayarak kişiyi şu anda ilgilendiren probleme onu konsantre olmaya
teşvik etmektir.
Terapist hiçbir yönlendirme yapmaksızın sadece açık sorular sorar ve
sonuçta deneyimlenenler birey tarafından ilişkilendirilir. Genelde
oldukça faydalı bir etki oluşur.

TEKRAR DOĞUŞ
Geçmiş yaşam terapisi doğal olarak tekrardoğuş fikrine dayanır. Doğu
insanları tekrardoğuşu çok önceden kabul etmişler ve insanların
yaşamdaki iyi ve kötü davranışlarının bir sonraki hayatlarındaki
durumlarını yönlendirdiği şeklindeki karma fikrini
geliştirmişlerdir. Hindular bu düşünceyi ilk kez Veda ve Upanişad
öğretilerinde dile getirmişlerdir. Budistler de reenkarnasyonu
varoluş düzenlerinin merkezi olarak görürler. Tibetin Kadim Ölüler
Kitabı bugün için ölüme yakın deneyimler olarak adlandırdıkları mızı
ve ölüm ile tekrardoğuş süreçlerini bütünüyle tarif etmektedir.
Dalai Lama, her enkarnasyonunda, aynı bölgede yaşayan ve diğer
testlerle birlikte bir önceki hükümdara ait nesneleri tanıyan bir
çocuğu arayan gruplar tarafından seçilmektedir.
Tekrardoğuş aynı zamanda eski Mısır’da, Yunanistan’da, Çin’de ve
hatta ilk Hristiyanlarca da kabul edilmiştir. Fakat imparator
Jüstinyen’in politik hileleri sonucunda bu fikir Hristiyan Alemi
içinde bastırılmıştır. M.S. 553’te Jüstinyen tarafından bir araya
getirilen 5. Evrensel konseyde üç oy ile sadece bir tek hayatımız
olduğuna karar verildi. Oylama bir bakıma adaletsiz bir şekilde
gerçekleşmişti çünkü o zamanki Papa hapisteydi ve batı rahiplerinden
hiçbirisi toplantıya katılmamışlardı. Daha sonra tekrardoğuşa
inanmak dine aykırı ve cezalandırılacak bir durum olarak kabul
edildi. Doğal olarak bu afaroz batı düşünüşünü asırlarca etkiledi.
Batıda bu fikir sadece 19. Yüzyılın sonunda spiritüalistler ve
teozoflar tarafından tekrar canlandırıldı.

KANIT
Reenkarnasyonun kanıtı nedir? Bugün bile bu ülkede bu konu resmi
ortodoks bilimi tarafından hala bir tabu olarak görülmektedir. Fakat
nispeten daha tarafsız bir kültür olan Amerika’da, bir araştırmacı
vakalar toplamak için uzun yıllardır çok dikkatli bir şekilde
çalışmaktadır.
Virginia Üniversitesinden Prof. Ian Stevenson, reenkarnasyonu
destekleyen çok sayıda veri toplamıştır. Tipik olarak, küçük bir
çocuk, başka bir aile ve ev hakkında konuşmaya başlamaktadır. Pek
çok durumlar incelenmektedir ve bazen çocuk çok kuvvetli deliller
vermektedir, örneğin, bazı gizli ve değerli şeylerin yerini açığa
çıkarmaktadır.
Stevenson’un titizlikle yürüttüğü en son araştırma, doğum izleri ya
da doğum kusurları ile geçmiş yaşamdaki ıstıraplı yaralanmalar
arasında bağlantılar bulmuştur. Geçmiş yaşam terapisinde, kişinin
bir önceki yaşamının bir yerlerde kayıtlı olup olmadığını belirlemek
pratik ya da gerekli değildir. Fakat bazen insanlar bunu ortaya
çıkarmak için kendilerini mecbur hissetmektedirler.
İngiltere’de yaşayan Jenny Cockell isimli bir çocuk, İrlanda’daki
bir ailenin evi ile ilgili olarak ısrarlı rüyalar görmekte ve geriye
dönüşler yaşamaktadır. Sonunda bu evin izini bulmuş ve çocukları
olduğundan emin olduğu insanlarla -tabii ki şimdi o insanlar
kendisinden daha büyüktür- ilişkiye geçmiştir.
Bazen kişinin hikayesini doğrulayan olaylar ortaya çıkmaktadır.
Dave isimli bir adam su ve arılara karşı her zaman bir korku
taşımaktadır ve baştan beri muz kokusundan iğrenmektedir. Bu
hoşlanmayışlar için hiçbir görünür neden bulunamamıştır.
Bir terapi sırasında Dave kendini bir geçmiş yaşamında bulur.
Vücuduna saldıran bir arı sürüsüyle bir nehir kıyısınca koşmaktadır.
Kaçmak için suya atlar, fakat boğulur. Bu olaylar nefretlerinin ilk
ikisine açıklık getirir, üçüncüsünün nedenini ise ancak bir yıl
sonra anlar. İzlediği bir televizyon belgeseli, arıların çılgınca
bir biçimde iğnelerini batırmayı istediklerinde, muz kokusuna benzer
bir kimyasal salgıladıklarından bahsetmiştir.

GEÇMİŞTEN GÖRÜNTÜLER
Kişinin geçmiş yaşam terapisi esnasında ne gördüğünü
bilfiil “görmek” için yazar tarafından bir teknik geliştirilmiştir.
Kişiler ipnotize edilir ve önlerine bir çizim tahtası yerleştirilir.
Geçmiş yaşam terapisi yönlendirilir ve görüntü, terapistin uyarısı
ile dondurulur. Süje gözlerini açar ve çerçevede sabitlenmiş olan
görüntüyü (resmi) yansıtır. Bunun için süjelere kurşun kalem verilir
ve olduğu gibi kalan hareketsiz manzarayı çizmeleri söylenir. Daha
sonra, yerlerine doldurulmak üzere, renkleri tarif etmesi istenir.
Geçmiş yaşam görüntüleri durdurulabilir ve tekrar başlatılabilir ve
böylece bu tip görüntülerin ardışıklık içinde bütünü elde edilir.
Sonuçta inanılmaz detaylar elde edilir. Metot terapist ve araştırma
için oldukça önemli miktarda bilgi sağladığı gibi deneyim için de
büyüleyici nitelikte kalıcı bir kayıt sağlar.
Christine Shirley bu şekilde çizilmiş pek çok resim elde etmiştir.
Bir tanesi, geçmiş yaşamındaki kocasını eski Yunanistan’daki bir
mabette göstermektedir. Diğer bir resim bir köye saldıran fakat
öldürülen paralı bir askerle ilgilidir.

GEREKLİ BİR TERAPİ
Geçmiş yaşamlara dönüşün, terapi için oldukça geçerli bir yöntem
olduğu hiç şüphe götürmez. İnsanlar diğer terapi türlerinde bazen
kendiliklerinden sanki geçmiş yaşamlarına girmektedirler ve hatta bu
durum derin doku masajlarında bile ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle,
bu deneyimlerle ilgilenmek üzere geliştirilmiş ve formüle edilmiş
bir yöntem olmalıdır. Bunlar görmezden gelinemez.
Aslında bu alan, terapistin tamamıyla bilgi ile donanımlı ve
tecrübeli olmasını gerektiren bir alandır. Uygun eğitim çok önemli
ve gereklidir. Geçmiş Yaşam Regresyon Çalışmaları Kolejinin kurulma
nedeni budur.

İYİLEŞTİREN MÜZİSYEN
Kemancının salondan kaçtığı giriş paragrafına dönecek olursak, bu
19. yüzyıl senaryosu, şu anda West End Müzikalinde çalan günümüz
gitaristlerinden Karl tarafından, çok canlı ve duygu yoğunluğu
içinde bir geçmiş yaşam terapisi seansında deneyimlenmiş ti. Aşırı
sayıda teli ve enstrümanı yanında yedek bulundurma şeklindeki
şiddetli obsesyonunu çözümlemek çabasıyla geçmiş yaşam terapisine
başlamıştı. Bir gevşeme durumunda bu soruna odaklanmasıyla birlikte,
kendisini otomatik olarak sahnedeki panik görüntüsünün içinde buldu.
Olaylar güçlü ve tatsızdı ancak Karl için şaşırtıcı olan, bu konuda
kendisini artık mecbur hissetmediğini fark etmesiydi. Şuurdışı bir
seviyedeyken bir telkini kabul etmiş, bir şeyler serbest bırakılmış
ve Karl iyileşmişti.
Kaynak: Avrupa İpnoterapi Kolejinin internetteki sayfalarından
alınmıştır.
Geçmiş Hayata Ait Bir Anı
Tony Eimen
15 yaşımdayken annemle babam boşandı. Annem, iki erkek kardeşim ve
ben Milwaukee’den Stevens Point’e taşındık. Bu bizim için çok zor
bir dönemdi ve yeteri kadar paramız da yoktu. O yüzden annem bizi
hafta sonunda bir arkadaşına ait olan ve içinde hiç kimsenin
oturmadığı, eski bir çiftlik evine götürdü. İşte anlatacağım hikaye
de burada başladı.
Çiftlik evine vardığımız zaman yaptığımız ilk şey, bu arazi
üzerindeki terk edilmiş binaları keşfetmekti. Dikkatimizi çeken
garip bir şey vardı: Hiç ama hiçbir şey oradan dışarı taşınmamıştı.
Eski çiftliğin paslanmış araç gereçleri hala ambara dayalı
duruyordu; eski aletler yere yayılmıştı ve yerde yıllar önce
çivilenmiş ve çok aşınmış bir rakun postu vardı. (Bütün bunların
gerçekten meydana geldiğine dair bir kanıt olan bu post, erkek
kardeşimde duruyor.) Orada, yıllar önce her kim yaşadıysa, çok acele
ayrılmış ve yanına pek az şey almıştı anlaşılan.
Eve girer girmez eski mobilyaların üzerindeki tozları silmeye
başladım ve anladım ki, mantığa ters olsa da ben bu yeri çok iyi
tanıyordum. Anneme daha önce ne zaman buraya geldiğimizi
sorunca, “hiçbir zaman” diyerek benimle tartıştı. Cesaretim
kırılmaksızın oturma odasında ve mutfakta dolaşırken, hatırıma
burada yaşadığım birsürü olay geldi. Mutfağa girmeden önce, erkek
kardeşimle birlikte mutfaktaki odunlukta oynadığımızı, atlayıp
zıplarken annemin bize avazı çıktığı kadar bağırdığını tüm
ayrıntılarıyla hatırladım ve anneme anlattım. “Hangi odunluk?” diye
sorunca gidip bulunduğu yeri gösterdim ve o anda ne kadar eski ve
çürümüş olduğunu fark ettim. Anneme, kendisi ile büyükannemin odunla
çalışan fırını nasıl ateşlediğini anlattım. Lavaboya gidip birinin
kuyudan su çekmekte kullanılan el pompasını çıkarttığını söyledim.
Lavabonun kenarında, bir zamanlar pekala bir el pompasının monte
edilmiş olabileceği yerde bir delik vardı.
Annemi evin içinde sanki bir tur rehberiymişim gibi gezdirip evi ona
tanıtmaya devam ettim. Ancak annem onu korkuttuğumu söyleyerek
ağlamaya başladı ve susmamı istedi; daha önce burada bulunmamış
olduğumuzdan kesinlikle emindi. Derken her şey gerçekten ürkütücü
bir hal almaya başladı çünkü daha birçok şeyi hatırlamaya
başlamıştım. Ona döndüm ve bu hatıra seline kendimi iyice kaptırmış
bir halde, askere gönderildiğim zamanı hatırlamıyor musun, diye
sordum. Çocukluk aşkımdan gözü yaşlı ayrılışımı, acemi deniz eri
kampına gitmek üzere yola çıkışımı ve gemiyle Avrupa’ya
gönderilmeden önce geri dönüşümü anlattım. Yatak odamın penceresinin
pervazlarını çiğ mavi ve beyaz boyayla çizgi çizgi boyadığımı;
savaştan sonra geri dönüp eski haline getirmeye söz verdiğimi çünkü
pervazın bu haliyle çok berbat göründüğünü söylediğimi net olarak
hatırladığımı anlatırken annem hayretten donakalmıştı. Annem bunlara
inanmadı, ancak henüz fırsat bulup da dolaşamadığımız yatak odasını
kendi gözleriye görürse tüm bu anlattıklarıma inanabileceğini
söyledi. Ben ise kendimi anılara kaptırmıştım; burasının evim
olduğunu ve bunca zaman sonra evime geri döndüğümü tekrarlamayı
sürdürdüm.
Yatak odasına gittiğimizde eskiliğinden dolayı berbat şekilde
çatlamış ve dökülmüş olan pencere pervazının çiğ mavi ve beyaz
boyayla yol yol boyanmış olduğunu gören annem şaşkınlıktan sapsarı
kesildi. Ben de sapsarı olmuştum, çünkü artık son anılarımı da
hatırlamaya başlamıştım:
“İkinci Dünya Savaşı zamanıydı, anneciğim. Ve sen, o zaman annem
değildin. Kahverengi-yeş il renkli, yünlü bir üniforma ile uzun,
kahverengi botlar ve servis tabağı şeklinde bir miğfer giymiştim.
Avrupa’da bir yerde, siperin içinde, rutubetli ve gri bir günde
öldüğümü hatırlıyorum.. . Galiba, ben bu eve hiçbir zaman geri
dönmedim…”
O zamana kadar asla tekrardoğuşa inanmamıştım. Sanırım en iyisi
Stevens Point Halk Kütüphanesine gitmek ve o tarihlerde kim
olduğumu, en azından adımın ne olduğunu bulmak olacak.
Internetteki sayfalardan çeviren: Hamide Gökpınar
Doğuma Doğru Yolculuk
Nuray İsrael



YENİDEN DOĞMAYI SEÇTİM ÇÜNK܅
“Doğmaya karar verebilmem kolay olmadı, sanıyorum. Kendisine saygı
ve itaat duyduğum bilge bir varlıktan yardım aldım. Yumuşak ve
kibardı, ama çok kararlıydı. Tekrar doğmaktan korkuyordum, fakat
vazifemin yardım etmek olduğunu biliyordum. Kendileriyle olmak
istediğim, ama benim cinsiyetimden olmayan kimselerle birarada olmak
için 20. yüzyılı seçtim. Annemi daha önceden tanımış dahi olsam,
onun bende canlı bir hatırası yok. Aksine babamı biliyorum,
birbirimize çok yakındık ve vaktiyle çocuklarımdan biriydi. Annem
beş ya da altı aylık hamile iken cenin’le birleştim, öyle sanıyorum.
Doğumdan dolayı olacak şeyler için sinirliydi ve ben de onun için
üzülüyordum. Doğum sırasında yüz ve kollarımın ezildiğini hissettim.
Hemen sonra, üşümüştüm. Annemden uzaklaşmak, soğuk ve ışıkla
karşılaşmak beni ürkütmüştü. Odada olup bitenleri görüyor ve babamın
kaygılarını hissediyordum. Annem her zaman sinirliydi ve çok
konuşuyordu, sonra uyuyakaldı.”
YENİDEN DOĞMAYI SEÇMEDİM AMA…
“Doğmayı tercih etmiyorum gerçekten, henüz değil! diye düşünüyordum.
Burada çok iyiydim. Seçim yapmama yardım edildi. Gelecekteki annemin
benden ne beklediğini iki danışman varlık bana gösterdiler; beni
gerçekten istediğini görebildim. Aklı fikri benimleydi ve çok
seviyordu beni, biliyordum bunu. Bu durum bana güven veriyordu.
Gerçekten, bir önceki hayatta yeterince yaşamış olduğum duygusuyla
doluydum, bu sebepten biraz dinlenmek istiyordum. Nedendir bilmem,
hayata dönüş sarsıcıydı. Çok geç değil mi? Amacım etrafımdaki
insanları mutlu etmekti. Dinsel bir şey değildi söz konusu olan,
çevremdeki insanları mutluluğa yöneltmek istiyordum. Bu devrenin
oldukça karışık olacağını biliyordum ve bu yüzden çekiniyordum.
Kadın olarak doğmayı tercih ettim, başkalarına bu cinsiyetle daha
iyi yardım edebilecektim. ”
” Ceninin içinde ve dışında bulunabiliyordum. Annemin içindeyken
onunla oynamak ihtiyacı hissediyordum. Tamamıyla duygusal bir planda
haberleşiyorduk. Tam doğumdan evvel, sevgi doluydu. Doğum sırasında
bütün imkanını kullanıyordu ama kendini tek başına ve korku içinde
hissediyordu. ”
Amerikalı Klinik Psikolog Dr. Helen Wambach’ın yüzlerce süje
üzerinde ipnotik telkin yoluyla uyguladığı araştırma sonuçları
oldukça ilginçtir. Geçmiş hayat devrelerine geçişte uyguladığı
ipnotik telkin olgusu çok gelişmiş bir tekniği içermektedir ve çok
yönlü çalışma imkanı sağlamaktadır. Spiritik bulgu ve bilgileri
deneysel olarak kanıtlamaktadı r. Neden dünyaya doğmayı seçtik?
sorusunun yanıtını Doğmadan Önceki Hayatımız adlı kitapta toplanmış
araştırmalar yolu ile belki bulabiliriz.
Klinik Psikolog olan Dr. Helen Wambach’ın ise bu çalışmalar boyunca
görüş açısında meydana gelen değişiklikler kendi ifadesi ile şöyle
gerçekleşmiş:
” Hastalarımla psikolojik tedavi çalışmalarına başlarken, insan
varlığının kendi sorunu karşısında tepki gösterdiği olağan üstü
vasıtalardan dolayı giderek hayretler içinde kaldım. Bu faaliyete,
esas olarak, “doktor-hasta” şemasıyla başladım, hemen şunu anladım
ki, burada, ne toplumsal anlaşmanın ve ne de probleminin
çözümleneceği ümidiyle beni görmeğe gelen hastayla muayene odasında
kurduğum ilişkinin söz konusu olmadığını anladım. Yirmi yıllık
psikolojik tedavi alıştırmalarımda birbirine benzeyen iki insana
kesinlikle rastlamadım. Bir vak’adan daha fazlasına uygulanabilen
bir açıklamayı hiç bulamadım. Her insanın olağanüstü tekilliği ve
belli bir çevreye bakmak için harekete geçirilen vasıtaların
karmaşıklığı beni büyülemişti. Sürekli ve giderek bu durum
artıyordu. Daha ötelere gitmek ve bana göre, insanın ruhani boyutunu
bilmek hususunda önemi olan bu kişilik görünüşünü araştırmak
istiyordum.
İlgim sadece mesleki değildi: Ben de bir insandım ve elli üç seneden
beri şu çok engebeli 20. yüzyılda yaşıyordum. Yurtdaşlarımla
çağımıza özgü bütün akımları paylaştım: uluslararası sıralanmadaki
kaypak zeminler, Amerikan kültürünün kaprisleri, tamamıyla
teknolojik uygarlığa dayalı bir topluma intibak etmek girişimleri.. .
Hayat sadece `hastalarım’ için değil benim için de sürüyordu. Bu
yüzyılın aktör ve tanığı olarak, kültürümüzle ilgili akımları
izledikçe, kendimde bazı soruların ortaya çıktığını gördüm: Neden
dünyadaydık? Bunca heyecan, kavga ve sıkıntı nedendi?
Bir gün, o zamanlar seksen yaşında olan annemin, benden yardım
istemek için dalgın halinden çıkarak, gözleri korku dolu: `Öleceğim,
değil mi? Yardım et bana!’ dediğini hatırlıyorum. Ben de sizler
gibi, geçen zaman ve aziz varlıkların ölümüyle yüz yüze gelmek
zorundaydım.”
Dr. Wambach’ın uzun yıllar süren bu deneysel araştırmaları doğum
öncesi hayat, ceninin anne karnındayken algıları, cenine ne zaman
bağlandığı, kadın ya da erkek olmayı neden seçtiği, ceninin hangi
anda şuura sahip olduğu, yeni bir hayat için bu yüzyılı tercih
etmenin nedenleri ve geçmiş hayatlardaki karmik bağlar gibi sorulara
ışık tutabilecek niteliktedir. Deneylerdeki süjelerin verdiği
yanıtlar yaşadığımız hayatın ötesindeki “hayat”ın diğer boyutlarını
görmemize yardım edebilir.
Tüm bu deneysel bulguların spiritik bulgu ve bilgiler ile uyum
göstermesi insan varlığının aşkın yönünü bir kez daha ortaya
koymaktadır.
Bizler, ihtiyacımız olan tecrübeleri yapmak için enkarne olurken,
ruh varlıkları olarak yaşayacağımız zaman, mekan, aile şartlarını,
kendi gelişimimize en uygun hayat planını yaparak dünyaya geliyoruz.
Seçimlerimizi kendimizin yaptığı fikri bizde, özellikle bedensel
bakımdan sağlıklı olmayan ya da kötü hayat koşullarında yaşayan
ailelere enkarne olmayı kim ister gibi bir çelişki yaratabilir. Bu
tamamen varlığın özgür seçimidir. Varlığın o aile ya da beden
şartlarında o tecrübeleri yapmaya ihtiyacı vardır. Sevginin,
sevgisizliğin, merhametin, merhametsizliğ in, yardımlaşma duygusunun
paylaşılması ve daha birçok tecrübelerin yapılması için ruh varlığı
özellikle o koşulları kendisi seçer, çünki o alanda eksik kalmış
tecrübeleri vardır, onları tamamlaması da ancak böyle bir hayat
planı ile gerçekleşebilmektedir .
Dünya üzerinde hayat planımıza uygun yaşadığımız müddetçe daha az
ıstırap çekeriz ve yapmamız gerekenleri yerine getirdiğimiz için bir
sonraki enkarnasyonumuz için tamamlanmamış, yarım bir şeyler
bırakmadan daha üst bir realiteye geçme zeminini kendimize yaratmış
oluruz.
Kaynak: Doğmadan Önceki Hayatımız,
Helen Wambach, Ruh ve Madde Yayınları
Yeni Bakış Açılarıyla Tekrardoğuş
Tekrardoğuş olgusu, ilk ortaya çıktığından bu yana oldukça karmaşık
hale gelmesine, bu öğretinin ayrıntılarında farklılıklar olmasına
rağmen, en genel varsayım, bu gezegenin bize öğreteceği her şeyi
tecrübe etmek amacıyla defalarca dünyaya gelmekte olduğumuzdur.
Dünyaya ait bilgilerde mükemmelliğe ulaşana kadar da, bedenlenme
ihtiyacından kurtulamayız.
VARLIK GELİŞTİKÇE SEÇME ÖZGÜRLÜĞÜ ARTAR
Yeryüzündeki devrimiz ilk başladığında, enkarne olmamızın uygun
olacağı zaman ve mekan şartları oluşuncaya kadar beklemek
durumundayızdı r. Bu anaokulu seviyesindeki görevimiz sadece, bizlere
verilmiş malzemeden en iyi şekilde yararlanmaktı r. Farklı dünya
yaşamları olmadan, hiçbir mantıklı ve aklı başında seçimler
yapılamaz. Ancak yavaş yavaş, doğum ile ölüm arasında
karşılaştığımız ruhsal rehberlerden yardım geldikçe, bir sonraki
bedenlenmemizi, gelişimimiz maksimum düzeyde olacak şekilde kendimiz
düzenleriz.
Şuurumuz ilerledikçe, toplam tekamülümüzün bir parçası olarak her
hayatımızı aştıkça, seçimlerimizin artmasına ve zenginleşmesine izin
verilir. İşte bu bizim gerçek özgürlüğümüzdür. Bize hiçbir şey
empoze edilmemiştir. Ancak hayatımızın ıstırap dolu ya da zor
geçmesini bizler gerekli görmüşüzdür. Ve dünya üzerinde sahip
olduğumuz anlayıştan çok daha geniş bir anlayış içindeyken, o
tecrübeleri belli dönemler yaşamayı kabullenmişizdir.
Dünya üzerindeki eğitimimizi tamamladığımızda buraya bedenlenme
ihtiyacı kalkmış olur. Yine de eğer iyi bir sebebimiz varsa, buraya
bedenlenmeyi de seçebiliriz. Özel bir öneme sahip bir vazifeyi
yerine getirmek bu iyi sebepler arasında sayılır. Artık kişisel bir
hedef değil, insanları eğitmek ve onlara tekamül yolculuğunda yardım
etmek gibi bir hedef söz konusudur.
RUHSAL PLANLARIN UZANTISIYIZ
Tekrardoğuş süreci hayat ile “ölüm” arasında basit bir değişim gibi
algılanabilir. Ki bu süre içinde varlık iki yaşam arasında
dinleniyormuş gibi görünebilir. Ancak konunun derinlerine
inildiikçe, çok daha karmaşık ve süptil bir yapıya sahip olduğu
görülecektir. Mesela plan ruhları konusu bize, hayatlarımızın belli
insanlarla çok yakından bağlantılı olduğu fikrini sunmaktadır.
Bizler ruhsal yönden bir birey olarak çalışmamıza rağmen, en yoğun
bilgilerimizi, bu planın diğer varlıklarıyla beraber geçirdiğimiz
tecrübelerden elde ederiz. Bu demek değildir ki, o planın tümü aynı
yere aynı anda bedenlenir. Belirli hayatlarda ancak bir ya da iki
üyesine bile rastlayabiliriz. Bir denge oluşturmak, üyelerinin
geçici olarak unuttuğu ya da tamamen bir kenara ittiği bir bilgiyi
şuurlarına dahil etmek amacıyla, “diğer tarafta” daima belirli
sayıda üyelere sahip bir plana (üye sayısı tekamüle ve yapılmakta
olan vazifeye bağlıdır) ihtiyaç duyulur.
Zamanımızın kritik yapısı nedeniyle ruhsal yönden uyanık planlar
dünya üzerinde çok büyük ölçüde rol almış durumdadır, ki onların
fiziksel varlıkları hayati bir önem taşır. Bu planların dezenkarne
olmuş (bedenini terk etmiş) üyelerinin, daha yüksek varlıklardan
gittikçe artan bir şekilde yardım almasıyla, fizik dünyada olmak ile
olmamak arasındaki dengesizlik giderilmeye çalışılıyor. Bu durum,
plan üyeleri arasında var olan güçlü psişik bağlantılar nedeniyle
yeryüzüne tebliğ vermeye kadar gidiyor.
Ruhsal dünya ile bedenlenmiş planlar arasında kurulan iletişimle
yürüyen işlemleri imajine etmek açısından, bir elektrik hattını
gözümüzün önüne getirmek yararlı olacaktır. Tanrıdan yayılan ruhsal
kudret, bir dizi “dönüştürücüden”, yani ruhsal varlıklardan geçerek
düşürülür. Bu sayede o kudret, hem en gelişmiş insanlara, hem en
yeni plan ruhlarına, hem de bu ikisi arasında olanlara en iyi
şekilde aktarılmaktadı r. Tekamül ettirici bedenlenmeler
aracılığıyla, daha yüksek bilgiler alabilecek duruma gelmek için
kendi ruhsal şuurumuzun düzeyini yükseltmeye çalışıyoruz.
GRUP HALİNDE BEDENLENMELER
Bir insanın, tek bir ruhsal plandan daha fazla plana ait olması ya
da olmaması, öğretilerin farklı şeyler söylediği bir konudur. Bu
daha çok, varlığın tekamül yolunun karmaşıklığına bağlı gibidir.
Eğer bir varlık değişik temel konular üzerinde çalışıyorsa, bunun
için birkaç plana ihtiyacı olabilecektir. Bu gruplardan bazılarıyla
belirli bedenlenmeler sırasında hiç temas kurulmazken, bazıları da
aynı zamanlara rastlayabilir. Bu planların yapısı ve büyüklüğü
elbette farklı zamanlarda değişecektir. Ancak onlardan birine
bağlanır bağlanmaz, ister bedenlenin ister bedenlenmeyin, dünyadaki
eğitim devresi boyunca onun bir elemanı olursunuz. Hatta bu
birleşmeler o zaman sürecinin ötesinde de devam edebilir. Öyle ki,
bir varlık diğer gezegenler ya da diğer planlar üzerinde daha
ilerideki tecrübe sikluslarına doğru ilerlediği zaman, yeniden,
dünyadayken en samimi olduğu varlıklarla birlikte olmayı seçecektir.
Bu olgunun nasıl işlediğini tam olarak anlamak şu algılayış
düzeyimizle çok zor görünmesine rağmen, bu planların esrarengiz bir
biçimde birbirleriyle bağlantılı olduğunu anlamak mümkün olabilir.
Bu planların şuurluluğu arttıkça ve koninin en başındaki varlığa
yaklaştıkça, birbirlerinin içine girer ve her biri bir diğerinin
gücünü sağlamlaştırır.
Ruhsal bir planın üyeleri, diğer tüm üyelerinin öğrendiklerini
paylaşabilir. Bu, bir ahtapotun görüntüsüne benzetilebilir.
Ahtapotun vücudu üzerinde her üyenin ta ilk bedenlenmeden beri
tecrübe ettiği her şey bulunmaktadır. Her kol ise herbir plan
üyesini temsil etmektedir. Birçok kolu olan ahtapot, kollarından
birini ya da birkaçını yeryüzüne gönderdiği zaman, dünya yaşamı
sırasında bir kolun başına gelen her şey, beden aracılığıyla o plana
iletilecektir. Bu yüzden, ister bedenli haldeyken isterse bedenini
terk etmiş haldeyken, bütün üyelerin öğrendiği şeyler gittikçe
çoğalacaktır. Bu ortak tecrübe paketini paylaştıkça da, plan üyeleri
arasındaki anlayış ve telepati de çok büyük ölçüde artacak ve
güçlenecektir. Bu ise kendi aralarında sevgi ve güvenin artışını
sağlayacaktır.
RUHSAL TASARRUF (EKONOMİ) YASASI
Bir insanın, bağlı olduğu planı için belli bir yaşamı tecrübe
edebildiği gerçeği bizim öğrenme hızımızı büyük ölçüde artırır. Bu
yüzden bu durum, hem zamanın hem de fırsatların boşa gitmesini daima
önlemeye çalışan ruhsal tasarruf (ekonomi) yasasına uygundur. Bu
anlaşılana kadar da bu fenomen pek kolay kavranılamayacaktı r.
Örneğin, farklı insanlar başkasının yaşamış olduğu bir hayatı sanki
kendi hayatıymış gibi hatırlarsa, kendi kendilerine hayal
kurmayacak; paylaşılan bu tecrübe havuzuyla bağlantı içinde
olabilecektir.
En çok tartışılan konulardan biri de, yeryüzündeki devirlerini
tamamlamak için, varlıkların kaç kez ve hangi sürelerle
bedenlendiğidir. Bazı varlıkların, bu dünyayı çok sevdikleri için
mümkün mertebe burada olmak istedikleri düşünülebilir; çok sık
ıstırap çekseler bile. Bazılarınınsa maddeye bağlı bir yaşam
tecrübesinden nefret ettiği ve bu yüzden buraya istemeye istemeye
geldikleri ifade edilebilir.
Enkarnasyon örneklerimizdeki aile ilişkilerinin devreye girmesi,
diğer bir ilginç konudur. İlk çağlardan bu yana yaşamımıza çok
önemli ölçüde şekil verdikleri için, ailelerimiz genelde bizim en
iyi öğretmenlerimizdir. (Aile bireyleri halinde birlikte
bedenlendiğimiz insanların, bizim ruhsal planımızın üyeleri
olabileceği de unutulmamalıdı r. Hatta bu insanlar, bize, çok çabuk
bir şekilde zor bir dersi öğrenmemize yardım etmek amacıyla, dış
görünüş itibarıyla negatif bir rolü de üstlenmeyi kabul etmiş
olabilirler. ) Sahiplenmeme duygusu, eldeki kudretin sorumlu bir
şekilde kullanılması, bulunduğu yeri başkalarına devretmek, sadakat
ve yardımlaşma gibi şeyler; yoğun ve çok sıkı bir aile yaşamı içinde
hızlı bir biçimde öğrenilebilecek birçok sınavdan birkaçıdır.
Bütün ruhsal olaylar gibi, geçmiş yaşamlardan gelen arkadaşlarla
bağların yeniden kurulması, tasarruf yasasıyla yönetilir. Bu yasa,
bizlerin ruhsal yönden en yakın olduğumuz varlıklarla yeniden
buluşmamızı sağlayacak şekilde yaşamımızı planlamamıza yardım
etmektedir. Özellikle çağımız gibi çok zor bir geçiş süreci
sırasında, bir varlıkla birlikte başarılı bir şekilde yaşamayı ve
vazife yapmayı öğrendiğimiz birçok yaşamı heba etmek akılsızca bir
şey olacaktır. Sevgi dolu ve yaratıcı bütün ilişkiler artık
günümüzde hayati bir öneme sahiptir. Kötü bir geçmişe sahip olanlar
bile yeniden aktif hale getirilmelidir. Bu sayede gerekli
düzeltmeler yapılabilecek ve o yaratıcı ilişkiye girmek için ışığın
önü açılabilecektir. Bu nedenle, günümüzde benzeri görülmemiş bir
sayıda varlık enkarne olmasına rağmen, önceden bilinen insanlarla
yeniden birleşmekte olduğumuzu öne sürmek pek fantezi olmayacaktır;
tam aksine, mantıklı bir varsayımdır. Tekamül yolumuzu ne kadar
şuurlu izlersek, en iyi şekilde yardım edebileceğimiz ve yardım
görebileceğimiz varlıklarla çalışmaya o kadar emin adımlarla
başlayacağız demektir.
GEÇMİŞ YAŞAMLAR HATIRLANMAMALI
Birçok ezoterik okul, önceki yaşamlarımızı hatırlamayışımızın
nedenine bu bilginin bizim varlığımız için zararlı oluşunu
gösterirler. Geçmişte yaptığımız hatalar ve yanlışlıklar şu anki
enerjimizi boşu boşuna harcamamıza sebep olabilir. Bu yüzden
bizlerde bir suçluluk kompleksi yaratmamalıdır.
Onlara göre, hatırlayabileceğ imiz pozitif ve mutlu şeyler, meydana
getireceğimiz zor ve moral bozucu anıları dengelemeyecektir. Yine bu
ezoterik okullara göre, geçmiş hayatlara ait hatırlama çabaları hem
hatalı hem de tehlikelidir.
Bu unutma olayının, daha yüksek varlıklar tarafından sağlanan
koruyucu bir mekanizma olduğuna ve bizim bu unutma olayını bize
tehlike getirecek derecede kurcaladığımıza inanıyorlar. Onlara göre
sadece bir anlık hatırlamalar bizim için güvenli durumdadır. O
anlarda da o kişinin psişesi ve rehberleri, bu anı malzemelerinin
yüzeye çıkmasına izin vermiştir, o kişi, o anılarla başa çıkmaya
hazır durumdadır.
Kendi geçmişimizle ilgili daha fazla şey öğrenmeye çalıştığımızda
kuşkusuz birçok tuzağa düşebiliyoruz. Gerçi birçok operatör,
kendilerine başvuran insanlara, geçmişe ait bilgileriyle kendilerini
daha fazla tanımalarına yardımcı oluyorsa da, regresyonlar konusunda
paranın tatlı parıltısı ve duygular da devreye girmektedir. Herkes
her şeyi kendine yontmakta, safça davranışlar desteklenmektedir.
Geçmiş yüzyıllarda tekrardoğuş inancı hemen hemen sadece Doğu
dinlerinde bulunmaktaydı . Ama şimdi artık Batı’da da geniş ölçüde
yaygınlaşmış halde. İmparator Jüstinyen 553 yılında İstanbul’da
Beşinci Birleşik Kiliseler Konseyi’ni topladığında, “aforoz kurumuna
inanmayı” zorunlu hale getirmişti. tekrardoğuş, Hristiyanlığın
başlangıcında temel bir inançtı ve onun yaygınlaşmasını önlemek
ihtiyacı duyulmuştu.
Günümüzde Hristiyan ülkelerinde enkarne olmuş çok sayıda insan,
tekrardoğuşun hiçbir zaman araştırılmadığı hayatlar geçirdiler. Ama
artık onların bu bilmeceye eğilmeleri hem kolaydır hem de doğal bir
olgudur. bu insanların anlayışları genişlemiş, derinleşmiştir.
Tesadüfi bir ziyaretçi olmaktan ziyade, bu gezegenin bütünleyici bir
parçası olduğumuz fikrine yeniden bağlandığımız zaman, uzun süreden
beri hep sevdiğimiz bir yuvayı baştan başa saran felaketi sessizce
seyredip durmayacağız artık. Onun kaderiyle derin bir şekilde
ilgilenip, Tanrının damlaları olarak rollerimizi gerçekleştirmeye
başlayacağız.



Efsane (09-01-2017 05:30:25)
TEKRAR DOĞUŞ...insan bu dünyanın bir takım acılarından kurtulmak için gerekli olan tek şey tekrar doğuştur.AŞK ACISI ÇEKENLER SAKATLAR yani özürlü insanlar HASTALAR şehitler kazaya kurban gidenler intiharlar ve cinayetler birde çirkin olmak son olarak fakirlik ve duygusallık yok olma korkusu veya cehennemde sonsuza kadar kalma korkusu bunların hepsinin ortak acısı aynı halbuki TANRI HİÇ BİR KULU NUN sonsuza kadar acı çekmesini istemez o yüzden dirki onu bir sonraki yaşamda daha mutlu olmasını ister....devamı gelicek...saygı ve sevgiler le kalın...


duyuru   Sahte Mesihçiler (Hristiyanlar) Ve Gerçek Mesihçiler (Hristiyanlar) [172]  TANRI SEVGİDİR!  28/10/2011 15741 411
duyuru   Dizginlenmeyen Dil! [10]  TANRI SEVGİDİR!  16/09/2011 28413 593
2074   Eski ve yeni ahit mp3  Ali gürez 15/06/2017 567 46
  Tekrar doğuş inancına ortak olmak istermisiniz?İşte gerçek YOL dosdoğru yol budur TEKRAR DOĞIUŞ [1]  Efsane 09/01/2017 1601 126
2072    499 nolu mya cevap  tuncay gümüş 19/12/2016 1733 145
2071   Barnabas İncili, Tayyip Erdoğan, Muhsin Bey'in ölümü ve gizli kardinal FETÖ! [4]  ahmet konuk 09/11/2016 1260 144
2070   Hıristiyanlık nedir? İsa neden TANRI dır.İman Kurtuluştur.Sevgi ve emir yasaklar nelerdir?  Yusuf 02/10/2016 1770 183
2069   ..bir uyarı yapılmaksızın silindi  iSLAM 28/09/2016 76395 130
2068   , OTOSTOP ,  tuncay gümüş 11/09/2016 1464 137
2067   Zerdüştlük tek Tanrılı dinleri nasıl etkilemiştir?  Zerdüşt 06/09/2016 1877 228
2066   Bahilik nedir nasil ortaya cikmistir neden inanirlar..hadi bakalim...  Bahilik 01/09/2016 1736 137
2065   Tanrı nın gerçek dini Satanizm....7 den 77 de ye davetlisiniz...Amin..(Alıntıdır petrus)RABİSA AŞKINA....Yusuf  Sataniz 29/08/2016 1461 135
2064   Hıristiyanlık mı yoksa Mormonlar mı?İşte son Zaman Azizleri...Mutlaka okuyun..Yusuf ve Petrus Sevgiler [1]  Mormonlar 28/08/2016 1370 152
2063   Tanri yezid ligimi bizlere sundu?canim dostum petrus oku...lutfen..tesekur ederim [3]  Yezidlik 23/08/2016 1740 152
2062   Jayniz m gercek mi yoksa batil din mi?petrus ne dersin? [3]  Jaynizm 16/08/2016 1688 168
2061   Konfuçyus Bilge mı Peygamber mı Tanrı mı?petrus sen ne düşünürsün sence kım Konfuçyus ? [2]  Konfuçyus 15/08/2016 1467 124
2060   Taoizm gercek cennetin anahtari.,petrus buna ne dersin dostum,. [1]  taoizm 11/08/2016 1899 131
2059   İkinci bir hediyem değerli dostuma:)  Petrus 10/08/2016 1603 157
2058   Shizim mutlak ve gercek tek tanrılı dindir.petrus buda benden sana hediye [2]  shizim 10/08/2016 1572 130
2057   Cennete giden yol!Özellikle bu yazımı bana yazan arkadaşıma,dostuma hediye ediyorum!  Petrus 07/08/2016 1594 114

1 [2][3][4][5][6][7][8][9][10]..[104] [sonraki 10]
 



:: Kütüphane ::

· Hıristiyanlığın Temelleri
· Hıristiyan olmak için ne yapmalısınız?
· Tanrı Çizgisi
· Tanrı'nın Sözünden Cevaplar
· Nihai Sorular
· İsa Kimdir?
· Neden Kurban?
· Bana Tanrı'yı Anlat
· Bilimsel Makale
· Marangozdan da öte
· Tarihsel Kanıt
· Boş Mezar
· İznik Konseyi hakkında
· Yehova Şahitleri
· Kur'an, İsa'yı nasıl anlatıyor?
· Son zaman azizleri(mormonlar)


:: Okuma Takvimi ::


· Ocak Okuma Planı

· Şubat Okuma Planı

· Mart Okuma Planı

· Nisan Okuma Planı

· Mayıs Okuma Planı

· Haziran Okuma Planı

· Temmuz Okuma Planı

· Ağustos Okuma Planı

· Eylül Okuma Planı

· Ekim Okuma Planı

· Kasım Okuma Planı

· Aralık Okuma Planı


İsa'nın Yuhanna'ya verdiği Vahiy söyle diyor.
"Bu peygamberliğin sözlerini okuyana, burada yazılanları dinleyip yerine getirene ne mutlu! Çünkü beklenen zaman yakındır."(Vahiy 1:3)
Diliyoruz ki, Tanrı'nın vermiş olduğu sonsuz yaşamı ve gerçek yolunu bu sitenin aracıliği ile bulmanızı arzu ederiz.
Her mesaj panosundaki içeriklerin yasal sorumlulukları yazarlara aittir ve içerikler incil.com'nun ilkeleri ile bağdaşmayabilir.
© 1998~2014, www.incil.com