incil.com Ver4.0
Hoşgeldiniz!! Hristiyan Topluluğuna

Ad Başlık İçerik  

Hoş geldiniz! Ana Sayfa  ::  İnternet Kilisesi  ::  Yerel Kiliseler  ::  Soru Tahtası
:: Ana Menü ::

Ana Sayfa

İnternet Kilisesi

İncil Okuma

Gündelik Ekmeğimiz

Mesaj Panosu

:: Modüller ::

· Kütüphane
· Vaazlar
· İsa Filmi
· İlahiler
· Linkler
· Soru Tahtası
· Kısa Rehberler
· Bu Siteyi Tavsiye et
· İncil Okuma Tavimi
· Download


:: Etkinlikler ::


Sipariş Formu
Görüşleriniz

  İmanınızı daha geliştirmek için Etkinliklerindeki Formlarını doldurup bize göndereceksiniz. Bizden çok rahatça 'İncil', 'İSA VCD' ve ilgili kitapları alabilirsiniz.

  Sipariş Formunun aracığıyla Mektuplaşma Kursu'na katılıp İSA'nın, İncil'in ve Hristiyanlığın gerçeklerine sahip olabilirsiniz.


:: Java Makinesi ::

Sitemizde arkadaşlarla Chat yapmak için bigisayarınıza Java Makinesi yüklemek zorundasınız.

Hala Chat Odası aktif değilse aşayıdaki linki tuşlayıp Java Makinesini indireceksiniz.

Ve, bilgisayarınıza Java Makinesini yükleyeceksiniz.

Güle güle kulanın!


Java Makinesi

 
  Tarihsel Gerçeklere Dayanan Mesih İnancı Tablosu
  Neye, ya da Kime inanıyorsun? Neden? Hiç inancını yakından incelediğin oldu mu? İnancın acaba sağlam bir temel üzerinde mi yükseliyor? Nelere inandıkları da, nedenleri de netleşmiş değildir.
  Hamdolsun ki, sitemize İngiltere kraliçesinin ruhsal konulardaki özel danışmanı olan John Stott, Mesih İnancı'nın temel taşlarını Yeni Yaşam Yayınların izni ile sunuyoruz. İsa Mesih'in benzersiz kişiliğini ve sağladığı kurtuluşu, ve bütün bu gerçekler ışığında insana düşen seçimi ayrıntılarıyla açıklıyor.
  * Bu yazıların bütün hakları Yeni Yaşam Yayınları'na aittir ve internet yayınlarının hakkı www.incil.com'a verilmiştir.  

 Toplam 12artikeller, 1inci sayfadır / 1sayfalar
artikel     
başlık   8. Isa Mesih'in Çarmıhı - Başarılı Kurtuluş
ad   musa 
-8-

İSA MESİH'İN ÇARMIHI

Mesih İnancı bir "kurtuluş inancı"dır. İncil Tanrı'nın bizleri suçlarımızdan
  kurtarmak amacıyla İsa Mesih'te girişimde bulunduğunu bildiriyor. Kutsal Kitap'ın
  ana konusu budur.

  "Adını İsa koyacaksın. Çünkü halkını günahlarından O kurtaracak" (Matta
  1:21).

  "İnsanoğlu, kaybolanı arayıp kurtarmak için geldi" (Luka 19:10).

  '"Mesih İsa günahkârları kurtarmak için dünyaya geldi' sözü, güvenilir
  ve her bakımdan

  kabule layık bir sözdür" (l.Timoteos 1:15).

  "Baba'nın Oğlu'nu dünyanın Kurtarıcısı olarak gönderdiğini gördük, şimdi
  buna tanıklık ediyoruz" (l.Yuhanna 4:14).


Günahın yarattığı kötü sonuçlar, gördüğümüz gibi başlıca üç yönlü olduğuna
  göre, kurtuluşun da bu üç yönü içermesi gerekmektedir. Şöyle ki insan, kurtarıcı
  İsa Mesih aracılığıyla Tanrı ile barışıp sürgünden dönebilir, "yeniden
  doğarak," yeni bir tabiat alıp öz benliğinin köleliğinden özgürlüğe kavuşabilir;
  ve eski uyuşmazlıkların, çekişmelerin yerine soydaşlarıyla karşılıklı sevgiye
  dayanan yeni ilişkilere girebilir. Kurtuluş öncelikle İsa Mesih'in bizim günahlarımız
  için ölmesiyle gerçekleşti. Sonra Mesih'e inananlara Kutsal Ruh'un verilmesiyle,
  en son ise inanlılar topluluğu olan "Kilise"nin kurulmasıyla gerçekleştirildi.
  Bu bölümde, kurtuluş işinin ilk yönü üzerinde durmak istiyoruz. Diğer iki konuyu
  da sonraki bölümde inceleyeceğiz.

  Pavlus, kendisine verilen görevi "barıştırma hizmeti" olarak, İncil'in
  müjdesini de "barıştırma bildirisi" olarak tanımladı. Söz konusu barıştırmanın
  nereden kaynaklandığını açıkça belirtti. Barışmayı sağlayan Tanrı'nın Kendisidir
  ve İsa Mesih de aracıdır. "Hepsi Tanrı'dandır. Tanrı, Mesih'in aracılığıyla
  bizi kendisiyle barıştırdı... Şöyle ki Tanrı... dünyayı Mesih'te kendisiyle
  ba rıştırdı" (I.Korintliler 5:18, 19). İsa Mesih'in çarmıh üzerindeki ölümüyle
  gerçekleşen kurtuluş, başlangıcı olmayan Tanrı'nın yüreğinden kaynaklanmaktadır.
  Mesih'in ölümü ya da insanın kurtuluşu konusu üzerinde yapılacak herhangi bir
  yorumlama, bu gerçekten hareket etmelidir; yoksa Kutsal Kitap'ın öğretişine
  uygun olmaz.


"Tanrı dünyayı o kadar çok sevdi ki, biricik Oğlu'nu verdi. Öyle ki,
  O'na iman edenlerin hiçbiri mahvolmasın,

  hepsi sonsuz yaşama kavuşsun" (Yuhanna 3:16).

  "Tanrı, bütün doluluğunun O'nda bulunmasını uygun gördü. Mesih'in çarmıhta
  akıtılan kanı aracılığıyla esenliği sağlamış olarak yerdeki ve gökteki her şeyi
  O'nun aracılığıyla kendisiyle barıştırmaya razı oldu" (Koloseliler 1:19,
  20).


Ama İncil'de açıklanan bu barışmanın anlamı nedir? Sözlükteki tanımıyla barışma,
  "iki taraf arasındaki savaşın ya da dargınlığın kaldırılması" demektir.
  Pavlus, Rab'bimiz ve Kurtarıcımız İsa Mesih aracılığıyla Tanrı ile barıştığımızı
  bildiriyor (Romalılar 5:11). Bunu kendi çabalarımızla elde etmedik; Tanrı'nın
  bir armağanıdır. Günah düşmanlık yarattı; Mesih'in ölümü barışı sağladı. Günah,
  Tanrı ile insan arasında aşılmaz bir uçurum açtı; Mesih'in ölümüyle, uçurumu
  geçecek bir köprü kuruldu. Günah yüzünden Tanrı ile bağlantımız kopmuştu; Mesih'in
  ölümüyle bu bağlantı yeniden kuruldu. Roma'daki imanlılara yazdığı mektupta
  Pavlus, aynı gerçeği şöyle açıklıyor: "...günahın ücreti ölüm, Tanrı'nın
  armağanı ise Rabbimiz Mesih İsa'da sonsuz yaşamdır" (Romalılar 6:23).

  Oysa İsa Mesih'in ölümü bizim kurtuluşumuz için neden gerekli görüldü? Bu öğretiş,
  Mesih İnancı için gerçekten şart mı? O'nun ölümü bize neler sağladı? Şimdi İsa
  Mesih'in çarmıhının İncil'deki merkezi yerini ve gerçek anlamını incelememiz
  gerekir.


Çarmıhın İncil'deki Merkezi Yeri


İsa Mesih'in günahlara karşılık bir kurban olarak ölmesinin Kutsal Kıtap'taki
  merkezi yerini anlayabilmemiz için öncelikle Eski Antlaşma'ya dönmemiz gerek.
  Tevrat'ın, ilk sayfalarından başlayarak Tanrı'ya sunulan kurbanların önemini
  görmekteyiz. Sürüsünden ilk doğan kuzuyu Tanrı'ya sunarak O'nu hoşnut eden Habil
  gibi, Tanrı'ya tapınanlar canlı kurbanlar getiriyorlardı. Musa'nın aracılığıyla
  verilen Kutsal Yasa'dan yüzyıllar önce sunaklar yapılıyor, hayvanlar kesiliyor,
  kurban kanı dökülüyordu. Oysa Musa'nın zamanında, Sina Dağı'nda Tanrı ile halkı
  arasında yapılan anlaşmanın onaylanmasından sonra, kurban sunma geleneği Tanrı'nın
  buyruğuyla belirli bir düzene sokuldu.

  İ.Ö. 8. ve 7. yüzyılda görev yapan peygamberler, tapınanların içine düştükleri
  şekilciliğe ve ahlaksızlığa karşı sert protestolarda bulundular. Bununla birlikte,
  Kutsal Yasa'da belirlenen kurban sunma düzeni İ.S. 70 yılında Kudüs'teki tapınağın
  yıkılmasına değin aralıksız sürdürüldü. Her Yahudi, sunulara ve Tanrı'ya yapılacak
  diğer adaklara ilişkin töreleri iyi biliyordu. Bunların her birinin sunulacağı
  gün, hafta, ay, yıl ve özel durumlar herkesçe biliniyordu. O çağın hiç bir Yahudi
  çocuğunun, bütün bu kurbanların öğrettiği temel dersleri öğrenmeden büyümüş
  olabileceği düşünülemez. "Canlılara yaşam veren kandır" (Levililer
  17:11); ve "kan dökülmeden bağışlama olmaz" (İbraniler 9:22).

  Eski zamanlarda sunulan kurbanlar, gözle görülür örneklerle İsa Mesih'in kurban
  oluşunu simgelemekteydi. Mezmur yazarları ve peygamberler aynı gerçeği önbildirilerle
  açıkladılar. Mezmur'ların bazılarında karşılaştığımız, suçsuz, ama baskı altında
  ezilen "Tanrı kulu" bize İsa Mesih'i tanıtıyor. Peygamber Zekeriya'nın
  "vurulan ve koyunları dağılan çoban"la ilgili yazılarında, Daniel'in
  de "meshedilen" ve "kesilen" hükümdara ilişkin sözlerinde
  yine Mesih'le karşılaşıyoruz (Zekeriya 13:7; Markos 14:27; Daniel 9:25, 26).
  En çok göze çarpan anlatım ise peygamber Yeşaya'nın kitabının sonlarındadır.
  Yeşaya'nın bize tanıttığı Tanrı'nın "hizmetkârı" halkça hor görülen,
  korkunç acılar çeken biridir. Bu "elemler adamı," başkalarının suçları
  uğruna vuruluyor, ama boğazlanmaya götürülen kuzu gibi ağzını açmıyor. Birçoklarının
  suçlarını O taşıyor. Bütün bu sözlerin, "birçoklarının yerine acı çekecek
  Mesih" ile ilgili olarak yazıldığı bellidir (Yeşaya 53; Luka 24:46).

  İsa Mesih dünyaya geldiği zaman, Kutsal Yazılar'da kendisiyle ilgili yazılanların
  farkındaydı. Peygamberlerin yapmış olduğu önbildirilerin kendisinde yerine gelmesi
  gerektiğini biliyordu. Bunu, özellikle İsa'nın çekeceği acılar konusunda açıkça
  görmekteyiz. Filipus Sezariyesi bölgesinde olup bitenler, İsa'nın beklenilen
  Kurtarıcı olduğunu açıkça ortaya koydu. Bunun hemen ardından İsa, "İnsanoğlunun
  çok acı çekmesi ve öldürülmesi gerektiğini öğretmeye başladı" (Matta 16:13-21).

  Kutsal Yazılar'da açıklanan ve Baba'nın isteğini yansıtan bu "gereklilik"
  anlayışı, İsa'nın öğretişlerinde sürekli olarak yinelenmektedir. İsa, görevlendirilmiş
  olduğu işi yerine getirinceye dek kendini bir çeşit sorumluluk altında hissediyordu.
  "Benim saatim" diye tanımladığı doruk noktasına doğru kararlı adımlarla
  ilerlemekteydi. İncil'de, birkaç kez bu saatin daha gelmediği belirtiliyor.
  Sonunda, tutuklanmasından az önce ileride kendisini bekleyen çarmıhı görebilen
  İsa'nın, "Baba, saat geldi" diye dua ettiğini görüyoruz (Yuhanna 17:1).

  İsa, giymesi gereken ateşten gömleği düşündükçe yüreği sıkılıyordu. Şöyle dua
  etti: "'Baba, beni bu saatten kurtar' mı diyeyim? Ama ben bu amaç için
  bu saate geldim. Baba, adını yücelt" (Yuhanna 12:17, 28). Tutuklandığı
  sırada İsa, kendisini korumak isteyen Petrus'u azarlayarak, "Kılıcını kınına
  koy! Baba'nın bana verdiği kâseden içmeyeyim mi?" dedi (Yuhanna 18:11).
  Matta da İsa'nın şu sözlerini ekliyor: "Babamdan yardım isteyemez miyim
  sanıyorsun? İstesem, hemen şu an bana on iki tümenden fazla melek gönderir.
  Ama böyle olması gerektiğini bildiren Kutsal Yazılar o zaman nasıl yerine gelir?"
  (Matta 26:53, 54).

  Eski Antlaşma yazarlarının önceden bildirdiği ve İsa Mesih'in açıkça öğrettiği
  çarmıhtaki ölümünün temel önemini, İncil yazarları da berrak bir şekilde kavramışlardı.
  İsa'nın yaşamını kaleme alanlar, ilk yıllarına oranla yaşamının son haftasına
  ve özellikle ölümündeki olaylara çok geniş bir yer ayırdılar. Yazılanların %
  40'ı gibi büyük bir bölümünde, İsa'nın son kez Kudüs kentine girmesinden yeniden
  göğe çıkışına kadar gerçekleşen olaylara yer verilmiştir. Bu durum, özellikle
  Yuhanna'nın yazdığı bölümde göze çarpmaktadır. Bölümün ilk yarısı İsa Mesih'in
  gerçekleştirdiği tanrısal "belirtiler"i anlattığı gibi, ikinci yarısı
  da tümüyle doğrudan doğruya O'nun ölümüyle ilgilidir.

  Çarmıhın Mesih İnancı'ndaki temel yeri, İncil'de yer alan mektuplarda açıkça
  öğretilmektedir. Özellikle Pavlus, okuyucularına İsa Mesih'in ölümünün önemini
  hatırlatmaktan bıkmıyor. Pavlus, kendisi uğruna ölen Kurtarıcıya olan borcunun
  bilincindeydi. "Şimdi bedende sürdürdüğüm yaşamı, beni seven ve uğruma
  kendini feda eden Tanrı Oğlu'na imanla sürdürüyorum" (Galatyalılar 2:20).
  "Rabbimiz İsa Mesih'in Çarmıhından başka bir şeyle asla övünmem" (Galatyalılar
  6:14).

  Grek felsefesinin inceliklerinde imandan uzaklaşma tehlikesinde olan Korintli
  imanlılara Pavlus şunları yazdı.


"Yahudiler doğaüstü belirtiler ister, Grekler'se bilgelik arar. Ama biz,
  çarmıha gerilmiş Mesih'i duyuruyoruz.

  Yahudiler bunu yüzkarası, öteki uluslar da saçmalık sayarlar. Oysa Mesih, çağrılmış
  olanlar için, -ister Yahudi

  ister Grek olsun- Tanrı'nın gücü ve Tanrı'nın bilgeliğidir" (l.Korintliler
  1:22-24).


Nitekim Atina'dan Korint'e ilk geldiğinde Pavlus, bu temel gerçeğin üzerinde
  durmuştu:


"Aranızdayken, İsa Mesih'ten ve O'nun çarmıha gerilişinden başka bir
  şey bilmemeye kararlıydım" (7. Korintliler2:2).

  "Aldığım bilgiyi size öncelikle ilettim. Kutsal Yazılar uyarınca Mesih,
  günahlarımıza karşılık öldü" (1.Korintliler 15:3).


İsa Mesih'in ölümünün önemi, İncil'in geri kalan bölümlerinde de aynı şekilde
  vurgulanmaktadır. Petrus'un yazdıklarını sonraki sayfalarda inceleyeceğiz. İbraniler'e
  yazılan mektupta şunu okumaktayız: "Mesih, kendisini bir kez kurban ederek
  günahı ortadan kaldırmak için çağların sonunda ortaya çıkmıştır" (İbraniler
  9:26). Vahiy kısmının gizemli anlatımlarına gelince, yüceltilmiş olarak göğe
  dönmüş olan İsa'yı görmekteyiz. O karşımıza, yalnızca "Yahuda Aslanı"
  olarak değil, aynı zamanda "Boğazlanmış Kuzu" olarak çıkıyor. Çevresinde
  duran çok sayıda imanlı ve melek, ruhsal ezgilerle O'nu övmektedirler: "Boğazlanmış
  Kuzu gücü, zenginliği, bilgeliği, kudreti, saygıyı, yüceliği ve övgüyü almaya
  layıktır" (Vahiy 5:12).

  Böylelikle Tevrat'ın Yaratılış kısmının başlarından Vahiy kısmının son bölümlerine
  dek bazılarının "kırmızı iplik" diye nitelendirdikleri bir bağlantıyı
  görmekteyiz. Biz Kutsal Yazılar'ın sayfalarından geçerken bu iplik, yolu şaşırmamamızı
  sağlıyor. İlk yüzyıllardan beri Mesih inanlıları, çarmıhın Kutsal Kitap'taki
  merkezi yerini kavramışlardır. İsa'nın çarmıhı, inancımızın simgesidir. İncil
  inancı, çarmıha gerilmiş Mesih İnancı'dır. O'nun çarmıhtaki ölümü dışında zafer
  yoktur. Hatta çarmıhın dışında Mesih İnancı yoktur. Ama neden? Çarmıhın anlamı
  nedir?


Çarmıhın Anlamı


İsa Mesih'in ölümünün derin anlamını açıklamaya kalkmadan önce, bunun birçok
  yönlerinin benim için hâlâ sır olduğunu itiraf etmem gerekiyor. Mesih İnanlıları,
  çarmıhın dünya tarihinin dönüm noktası olduğuna inanmaktadırlar. Yetersiz akıllarımızın
  bu gerçeği gerektiği gibi kavrayamaması hiç de şaşılacak bir şey değildir! Oysa
  bir gün perde tümüyle kaldırılacak, bütün bilmeceler çözülecek. İsa Mesih'i
  olduğu gibi göreceğiz ve bize sağladığı büyük kurtuluştan ötürü O'na sonsuza
  dek tapınacağız. "Şimdi her şeyi aynada silik bir görüntü gibi görüyoruz,
  ama o zaman yüz yüze görüşeceğiz. Şimdi bilgim sınırlıdır, ama o zaman, bilindiğim
  gibi tam bileceğim" (l.Korintliler 13:12). Çok okumuş, Tanrı'dan bir sürü
  özel açıklama almış olan Pavlus böyle konuşuyor. Kuşkusuz Pavlus'un bu sözleri
  bizler için daha da geçerlidir.

  İsa Mesih'in çarmıhının anlamını incelerken, Simun Petrus'un birinci mektubunda
  bu konuda yazdıkları üzerinde duracağım. Petrus'un yazılarını seçmemin üç nedeni
  vardır. Birincisi, Petrus İsa'ya en yakın olan üç öğrenciden biriydi. Petrus,
  Yuhanna ve Yakup, diğer öğrencilere oranla İsa ile daha samimi olan üçlü bir
  grup oluşturuyorlardı. Bu yüzden Petrus, İsa'nın kendi ölümü konusunda dü şündüklerini
  ve öğrettiklerini iyi kavramış olmalıydı. Nitekim, Petrus'un birinci mektubunda,
  doğrudan doğruya Efendisinin ağzından çıkmış birçok anlatımlarla karşılaşmaktayız.

  İkinci olarak, kendisi ilk başta İsa'nın ölümünün gerekliliğini tanımak istemediği
  için Petrus'a güvenle başvurabiliyorum. İsa Mesih'in eşsiz kişiliğini, Tanrılığını
  ilk benimseyen Petrus olduysa da, O'nun ölümünün gerekliliğine ilk karşı çıkan
  da oydu. Büyük güvenle, "Sen Mesih'sin" diyen Petrus, İsa kendi ölümünden
  söz etmeye başladığı zaman, "Olmaz" diye bağırdı. İsa'nın son günlerine
  dek Petrus, Efendisinin ölmesi gerektiği öğretişine kesinlikle karşı durdu.
  Getsemani Bahçesi'nde, İsa Mesih tutuklandığı sırada Petrus, O'nu kaba kuvvetle
  savunmak istedi. İsa duruşmaya götürülürken de Petrus uzaktan izledi. Bütün
  kuruntuları başına yıkılmış bir durumda bile üç kez İsa'yı tanıdığını yadsıdı.
  Bu olaydan sonra Petrus, pişmanlık duygusu içinde, hayal kırıklığına uğramış
  olduğu için acı acı ağladı.

  Ancak İsa Mesih'in ölümden dirilmesinden sonra Petrus, yavaş yavaş anlamaya
  ve inanmaya başladı. İsa, yine Kutsal Yazılar'dan "Mesih'in bu acılan çekmesi
  ve yüceliğine kavuşması gerekli değil miydi?" diye öğretiyordu (Luka 24:26).
  Diriliş olayından sonra birkaç hafta içinde Petrus bu gerçeğe öylesine sıkı
  bir şekilde sarılmıştı ki, tapmağın önünde toplanan halka şu sözleri duyurdu:
  "Bütün peygamberlerin ağzından Mesihi'nin acı çekeceğini önceden bildiren
  Tanrı, sözünü bu şekilde yerine getirmiştir" (Elçilerin İşleri 3:18). Birinci
  mektubunun birkaç yerinde de Petrus, "Mesih'in acı çekmesi ve yüceltilmesi"nden
  söz ediyor. Biz de ilk başta İsa Mesih'in ölümünün gerekliliğini görmeyebilir,
  anlamını kavramayabiliriz. Ne var ki, bizi inandırabilecek bir kişi varsa, o
  da Simun Petrus'tur.

  Üçüncü olarak, Petrus'un birinci mektubundaki Mesih'in çarmıhına değinen sözleri
  birtakım yan açıklamalar niteliğindedir. Petrus, İsa'nın ölümünün zorunluluğunu
  kanıtlamak için bir kampanya açmış ya da bu konuda herhangi bir tutkuya kapılmış
  da değildir. Konuya, öğretiş vermekten çok, önümüze örnek koymak amacıyla değinmektedir.
  Okuyucularını, iman yaşamlarını tam bir bağlılıkla sürdürebilmeleri, karşılarına
  çıkan sıkıntı ve acılara imanla dayanabilmeleri için yüreklendirmeyi amaçlamıştır.
  Petrus imanda sağlam durabilmeleri için esin kaynağı olarak İsa Mesih'in ölümünü
  öne sürüyor.


İsa Bizim Örneğimiz Olarak Öldü


Petrus'un mektup yazdığı Mesih İnanlıları ağır bir baskı altında ezilmekteydiler.
  Mesih İnancı'na karşı düşman kesilen Roma İmparatoru Neron birçoklarının gözünü
  korkutmuştu. Bu yeni yolun izleyicilerine karşı yer yer şiddet eylemleri başlamıştı.
  Büyük ihtimalle daha da kötüsü geleceğe benziyordu.

  Petrus'un bu durumda verdiği öğüt açıktır. İmanlı bir işçi imansız patronundan
  kötü muamele görüyorsa, ilk önce cezayı hak etmediğinden emin olması gerekir.
  Suçun karşılığı olarak dayak yemek övünülecek bir şey değildir. Buna karşılık,
  imanlılar iyilik uğruna acı çeksinler, Mesih'in adı uğruna kötü muameleyi hoş
  karşılasınlar. Kötülüğe karşılık kötülük yapmamalı, hatta karşı bile koymamaları
  gerekir. Haksız yere çektirilen acıya sabırla dayanmak Tanrı'nın isteğine, karakterine
  uygundur. Bu konuyu açıklarken Petrus'un dü şünceleri birden İsa Mesih'in ölümüne
  çevriliyor. Haksız yere acı çekmek, imanlı kişinin Tanrı'dan aldığı çağrının
  bir parçasıdır. "Mesih, kendi izinden gidesiniz diye uğrunuza acı çekerek
  size örnek oldu." İsa Mesih günahsız, suçsuz, hilesizdi. Ne var ki O'na
  hakaret edildiğinde İsa karşılık vermedi; acı çektiğinde öç almaya kalkışmadı.
  Kötülüğe kötülükle karşılık vermektense, "davasını adaletle yargılayan
  Tanrı'ya bıraktı" (1.Petrus 2:18-25).

  İsa Mesih bize bir "örnek" bıraktı. Petrus'un burada kullandığı sözcük
  İncil'in başka yerinde geçmiyor. Yunanca sözcük, "öğretmenin yazı yazmasını
  öğretmek için kullandığı model" anlamına gelmektedir. Alfabeyi öğrenen
  öğrencinin, kendi yazısını öğretmeninin kusursuz örneğine uydurması gerekir.
  Böylelikle biz de Mesih sevgisinin alfabesini iyi öğrenmek istiyorsak, yaşamımızı
  İsa'nın bıraktığı örneğe göre düzenlememiz gerekir. O'nun izinde yürümeliyiz.
  Petrus'un kaleminden gelen bu anlatım çok etkileyicidir. İsa Mesih'le birlikte
  hapse, hatta ölüme kadar gideceğim diye övünen Petrus, zamanı geldiğinde İsa'yı
  ancak uzaktan izlemiş, sonra O'nu büsbütün inkâr etmişti. Ne var ki İsa, ölümden
  dirildikten sonra Celile Gölü'nün kıyısında Petrus'la bir kez daha baş başa
  konuşabildikleri zaman, ona çağrısını yineledi. Ona üç kez, "Benim ardımca
  gel" dedi. Şimdi Efendisinin ayak izlerinde daha büyük bir söz dinleme
  ve bağlılıkla yürümeye kararlı olan Petrus, kendisine katılmaları için okuyucularına
  çağrı yapıyor.

  İsa Mesih'in çarmıhı, birinci yüzyılda olduğu kadar, 21'inci yüzyılda da rahatsız
  edicidir; birinci yüzyılda anlamı ne ise bugün de bizler için anlamı aynıdır.
  Haksızlığa karşı koymamamızı buyuran bu sözler, doğal içgüdülerimize ters geliyor.
  Haksız yere atılan dayağı kabul etmemiz, kötülüğü iyilikle yenmemiz isteniliyor.
  İsa Mesih'in çarmıh üzerinde verdiği örnek, bizim de acıya dayanmamız, düşmanımızı
  sevmemiz ve sonucu Tanrı'ya bırakmamız için yol gösteriyor.

  Bununla birlikte İsa Mesih'in ölümü, esin verici bir örnek olmaktan daha öteye
  gider. Öyle olmasa, İncil'de anlatılanların büyük bölümü anlaşılmaz durumda
  olurdu. İsa'nın ağzından çıkan bilmece gibi birçok söz, ölümüyle ilgiliydi.
  Örneğin kendisinin, "canını birçokları için fidye olarak vereceğini",
  "antlaşma kanını günahların bağışlanması için dökeceğini" söylüyordu
  (Markos 10:45; Matta 26:28). Yalnız iyi bir örnek kurtuluşu gerçekleştiremez
  ve günahın bağışlanmasını sağlayamaz.

  Ölüme yaklaştıkça İsa Mesih neden öylesine ağır bir yürek sıkıntısıyla ezilmekteydi?
  Getsemani Bahçesi'nde dua ederken döktüğü gözyaşlarını ve kanla karışık terleri
  nasıl açıklayacağız? "Baba" dedi, "mümkünse bu kâse benden uzaklaştırılsın.
  Yine de benim değil, senin istediğin olsun" (Matta 26:39, 42). İsa Mesih'in
  içmekten çekindiği bu "kâse" neydi? Çarmıha gerilerek öldürülmekten
  mi çekiniyordu? Acıdan, ölümden mi korkuyordu? İsa bize iyi bir sabır ve boyun
  eğme örneğini bırakmış olabilir. Ama ölümden korkuyorsa, O'nunki pek yüreklilik
  örneği sayılmaz. Eflâtun'un anlattığına göre Sokrates, Atina'daki hücresinde
  zehirli içkisini duraksamadan, sevinçle içti. Sokrates'in cesareti, İsa'nınkinden
  daha mı büyüktü? Yoksa İsa'nın içmesi gereken zehir başka türden miydi? Kesinlikle
  öyle. Ayrıca, İsa Mesih'in idamı sırasında yeryüzüne çöken karanlığın ve İsa'nın,
  "Tanrım, Tanrım, beni neden terk ettin?" şeklindeki haykırışının anlamı
  neydi? Tapınakta, En Kutsal Yer denen bölmenin önündeki perdenin gözle görülmeyen
  ellerle boydan boya yırtılması nasıl bir anlam ta şıyabilir? (Matta 27:45-51)
  İsa sadece iyi bir örnek olarak öldüyse, bu olayların açıklanması mümkün değildir.

  İsa Mesih'in ölümü yalnız iyi bir örnek olmakla kalsa, İncil'de anlatılan birçok
  şey birer sır olarak kalacağı gibi, insanın en temel gereksinimi de karşılanmamış
  olurdu. İyi bir örnekten çok, bir Kurtarıcıya ihtiyacımız var. İyi bir örnek
  bize esin verebilir, bizi yüreklendirebilir, kararlılığımızı güçlendirebilir.
  Ne var ki, suçlarımızı bağışlayamaz, çektiğimiz vicdan azabını azaltamaz ve
  bizi Tanrı ile banştıramaz.

  İncil yazarları, hiç bir kuşkuya yer bırakmayacak biçimde İsa Mesih'in ölüm
  nedenini açıklamaktadırlar. Mesih'in dünyaya gelmesi ve çarmıhta ölmesi konusunu
  bizim günahlarımıza bağlıyorlar.


"Kutsal Yazılar uyarınca Mesih, günahlarımıza karşılık öldü, gömüldü
  ve ...üçüncü gün ölümden dirildi" (l.Korintliler 15:3).

  "Nitekim Mesih de bizleri Tanrı'ya ulaştırmak amacıyla doğru kişi olarak
  doğru olmayanlar için günah sunusu olarak ilk ve

  son kez öldü" (l.Petrus 3:18).

  "Mesih'in, günahları kaldırmak için ortaya çıktığını ve kendisinde günah
  olmadığını bilirsiniz" (l.Yuhanna3:5).


İşte Pavlus, Petrus ve Yuhanna, oybirliğiyle çarmıhın nedeni olarak insanların
  günahlarını gösteriyorlar.


İsa Bizim Suçlarımızı Taşıyarak Öldü


İsa Mesih'in ölümüyle bizim suçlarımız arasındaki bağlantıyı açıklamak için
  Petrus şöyle yazar: "...günahlarımızı çarmıhta kendi bedeninde yüklendi"
  (l.Petrus 2:24). "Günah yüklenmek" deyimi bize yabancı gelebilir;
  bu kavramı anlayabilmek için Eski Antlaşma'ya dönmemiz gerekir. Bu deyim, Levililer
  ve Çölde Sayım kısmında birçok kez geçmektedir. Tanrı'nın yasalarından birine
  karşı gelen kişi için "günahını taşıyacak" ya da "suçunu yüklenecek"
  diye yazılıyor. Örneğin: "Eğer biri günah işler, RAB'bin buyruklarından
  birinde yasak olanı yaparsa... suç işlemiş olur; suçunun cezasını çekecektir"
  (Levililer 5:17). Burada kullanılan deyimin anlamı açıktır. Suç yüklemek ya
  da taşımak demek, o suçun getirdiği sonuçlara uğramak, cezasını çekmek demektir.

  Bununla birlikte bazı yerlerde, günahlı kişinin sorumluluğunu başkasının yüklenebileceğini
  belirtiyor. Çölde Sayım kısmının 30'uncu bölümü, içilen bir andın bağlayıcılığını
  konu etmektedir. Burada peygamber Musa, bir erkeğin ya da dul kadının içtiği
  andın kesinlikle yerine getirilmesi gerektiğini bildiriyor. Ne var ki evlenmemiş
  bir kızın ya da evli bir kadının ettiği yemin, babası ya da kocası tarafından
  onaylanmalıdır. Sorumluluk üstlenen baba ya da koca, içilen anttan haber aldığı
  gün onu geçersiz kılarsa, kadının sorumluluğu kalkar. Bu durumda kadının yerine
  karar veren erkek sorumluluğu kendi üzerine alır; "o [erkek] kadının suçundan
  kocası sorumlu olacaktır" (Çölde Sayım 30:15).

  Başka bir örnek de, Ağıtlar kısmının sonlarında karşımıza çıkar. Kudüs kentinin
  yakılıp yıkılmasından sonra İsrail halkı şöyle diyor: "Atalarımız günah
  işledi, ama artık onlar yok; suçlarının cezasını biz yüklendik" (Ağıtlar
  5:7).

  Bir başkasının bizim günahlarımızın sorumluluğunu yüklenip cezamızı çekebileceği
  düşüncesi, Yine Kutsal Yasa'da sunulması ön görülen kurbanlarda açığa çıkıyor.
  Çeşitli durumlara göre sunulacak sunulardan biri "günah sunusu" idi.
  Bunun, "Toplumun suçunu üstlenmek, RAB'bin önünde onlar için günahlarını
  bağışlatmak için verildiği" yazılıyor (Levililer 10:17). Buna benzer bir
  anlamla, her yıl kutlanan Günahları Bağışlatma Günü'nde özel bir tören yapılmaktaydı.
  Başkâhin bütün ulus adına suçlarını itiraf ederek simgesel olarak suçlarını
  keçinin üzerine yüklerdi. Sonunda keçi, kayboluncaya dek çöle kovalanırdı. Bu
  olayla ilgili olarak şunları okuyoruz: "Teke İsrail halkının bütün suçlarını
  yüklenerek ıssız bir ülkeye taşıyacak" (Levililer 16:22). Böylece başkasının
  "günahını taşımak" deyiminin, onun yerine geçerek onun suçunun cezasını
  çekmek anlamına geldiği bellidir.

  Ne var ki, suçların kaldırılması için geçici olarak verilen bu çözüm de yetersizdi.
  İbraniler'e yazılan mektupta belirtildiği gibi, "Boğaların ve tekelerin
  kanı günahları kaldıramaz" (îbraniler 10:4). Buna göre, peygamber Yeşaya'nın
  yazılarında İsa Mesih'i simgeleyen "suçsuz elemler adamı", kurban
  işlemiyle ilgili terimlerle tanımlanmaktadır (Yeşaya 53). "Kesime götürülen
  kuzu gibi, kırkıcıların önünde sessizce duran koyun gibi açmadı ağzını... Tanrı
  hepimizin kötülüğünü O'nun üzerine koydu... O'nun canı günah sunusu edildi."
  Biz insanlar, "hepimiz koyunlar gibi yolu şaşırdık, her birimiz kendi yoluna
  döndü." Oysa, "Suçlarımız yüzünden o (İsa) eziyet çekti, esenliğimiz
  için gerekli olan ceza ona verildi; bizler onun yaralarıyla şifa bulduk."

  "Halkımın isyanı ve hak ettiği ceza yüzünden yaşayanlar diyarından atıldı"
  sözleriyle devam eden bu bölüm, açık bir şekilde Mesih'in günahlı insanların
  yerine geçmesini, bizlerin uğruna ölmesini dile getirmektedir. Peygamber Yeşaya'nın
  burada öğrettiği kavram, Levililer kısmından tanıdığımız şu iki deyimle özetleniyor:
  "Onların suçlarını o üstlenecek" ve "kendisini kabul eden birçoklarını
  aklayacak."

  Yüzyıllar süren hazırlık döneminden sonra İsa Mesih'in kendisi ortaya çıktığında,
  Vaftizci Yahya O'nu şu şaşılacak sözlerle karşıladı: "İşte, dünyanın günahını
  ortadan kaldıran Tanrı Kuzusu!" (Yuhanna 1:29). Aynı şekilde İncil yazarları
  da, İsa Mesih'in ölümünü, Eski Antlaşma'da, kesilen tüm kurbanları tamamlayan
  son kurban olarak tanımakta duraksamıyorlar. İbraniler'e yazılan mektupta bu
  gerçeğin üzerinde önemle durulur. Eskiden boğalar ve koyunlar sunulmaktaydı;
  Mesih kendini sundu. Eski kurbanlar sürekli olarak yinelenmekteydi; Mesih bir
  kez ve tüm insanlar için öldü. "Mesih de birçoklarının günahlarını yüklenmek
  için bir kez kurban edildi" (İbraniler 9:28).

  Bu sözler, bizi yeniden Petrus'un mektubuna getiriyor: O, "Günahlarımızı
  çarmıhta kendi bedeninde yüklendi" (l.Petrus 2:24). Tanrı Oğlu, insanların
  suçlarını kendi üzerine aldı. İnsan tabiatını almakla yetinmedi; aynı zamanda
  günahlarımızı da yüklendi. Meryem'in rahminde insan olmakla kalmadı; Golgota
  tepesine dikilen çarmıh üzerinde bizim için "günah oldu."

  Kutsal Kitap'ın kurtuluş konusundaki öğretisinde bu sözler önemli bir yer tutar.
  2.Korintliler bölümünde Pavlus, Tanrı'nın suçlarımızı saymadığını bildiriyor.
  Tanrı, İsa Mesih'e iman eden bizlere karşı taşıdığı büyük sevgiden ötürü, bizden
  günahlarımızın hesabını sormayacak. Eski Antlaşma'nın birçok yerinde de yazıldığı
  gibi, "suçlarını yüklenecekler" sözünü bize uygulamayacak. O halde
  Tanrı ne yaptı? "Tanrı, Mesih sayesinde kendisinin doğruluğu olalım diye,
  günahı bilmeyen Mesih'i bizim için günah yaptı" (2.Korintliler 5:21). İsa
  Mesih'in hiç günahı yoktu; ama çarmıhta, bizim günahlarımızı yüklenerek "günah
  oldu".

  İsa'nın çarmıha gerilmesi olayını inceledikçe bu sözlerin korkunç anlamını kavramaya
  başlıyoruz. Tam öğlen vakti "bütün yeryüzüne karanlık çöktü." Bu durum,
  tam üç saat, İsa Mesih ruhunu teslim edinceye dek sürdü. Karanlığı sessizlik
  izledi. Suçsuz, kusursuz Tanrı Kuzusu'nun çektiği yürek acısını hiçbir göz görmeyecek,
  hiçbir dil söyleyemeyecekti. İnsanlık tarihinin yüzyıllar boyunca birikmiş tüm
  günahları O'nun üzerine konuldu. Gönüllü olarak bizim suçlarımızı kendi bedeninde
  taşıdı. Kendi suçlarıymış gibi saydı. Bütün sorumluluğu O yüklendi.

  Bu durumda, ruhta yapayalnız bırakılmış olan İsa'nın ağzından şu sözler çıktı:
  "Tanrım, Tanrım, beni neden terk ettin?" (Matta 27:46). İsa'nın bu
  sözü, 22. Mezmur'un ilk ayetinde karşımıza çıkar. Kuşkusuz İsa, o korkunç acıları
  çekerken, Mezmur'da tanımlanan Mesih'in sıkıntıları ve yüceliği üzerinde derin
  derin düşünmekteydi. Acaba neden o ayeti seçmişti? Neden Mezmur'un sonlarındaki
  zafer duyuran sözlerden birini söylemedi de ilk ayetini söyledi? "Ey sizler,
  Rab'den korkanlar, O'na hamt edin" ya da "Rab Egemendir" gibi
  olumlu, umut verici bir ayet seçseydi... Yoksa İsa Mesih'in ağzından çıkanlar,
  insansal zayıflığın ve umutsuzluğun belirtilmesi miydi? Ya da Tanrı Oğlu, bir
  takım olumsuz kuruntulara mı kapılmıştı?

  Kesinlikle hayır! İsa'nın bu sözünü gerçek anlamıyla almamız gerek. Kutsal Yazılar'dan
  aktarmış olduğu diğer birçok söz gibi bunu da, kendisinin bu sözü yerine getirdiğine
  inandığı için söyledi. İsa Mesih bizim suçlarımızı yüklenmişti. "Kötülüğü
  görmekten gözleri temiz olan, sapıklığa bakamayan" Tanrı ise, O'ndan yüzünü
  çevirmek zorunda kaldı. Bizim günahlarımız, Baba ile Oğul Tanrı'nın arasına
  girdi. Tanrı'dan kopmuş bir canın çektiği işkenceyi O da çekti. Bizim suçlarımızı
  taşıyarak bizim yerimize öldü. Suçlarımızdan dolayı layık olduğumuz Tanrı'dan
  ayrılma cezasını İsa Mesih bizim yerimize çekti.

  Birdenbire o korkunç dış karanlıktan çıkan İsa, bir zafer nidası ile, "Tamamlandı!"
  diye bağırdı ve "Baba, ruhumu senin ellerine bırakıyorum" diyerek
  öldü. Gerçekleştirmeye geldiği işi başarmıştı. Kazanmaya geldiği kurtuluşu tamamlamıştı.
  Dünyanın günahlarını kaldırmıştı. O'nu kendi Kurtarıcısı ve Rab'bi olarak benimseyecek
  olan herkese Tanrı ile barışmanın yolu açılmıştı. Bu gerçeği açıkça göstermek
  üzere, Tanrı'nın görülmeyen eli tapınaktaki En Kutsal Yer'i gizleyen kalın perdeyi
  baştan aşağı yırttı. Perdeye artık ihtiyaç kalmamıştı. Tanrı'nın kutsal katına
  girişi engelleyen günah sorunu artık çözümlenmişti. Mesih, iman eden herkese
  cennetin kapısını açtı. Üstelik bu olaydan sonra üçüncü gün yeniden yaşama dönen
  İsa Mesih, ölümünün boşuna olmadığını kanıtladı.

  Bugün nedense birçokları, Tanrı Oğlu'nun biz insanların suçlarını yüklendiği
  müjdesini yadırgamaktadır. Mesih'in bizim günahlarımızı ta şıdığı, bizim cezamızı
  çektiği düşüncesini ahlâka, adalete aykırı bulanlar var. Kuşkusuz İncil'in bu
  müjdesi bazı çevrelerde yanlış yorumlanmaktadır. Bizim yapacağımız hiçbir şey
  kalmadı demek istemiyorum. Yine Petrus'un yazdığı gibi, "Canlarınızın Çobanına
  ve Gözetmenine döndünüz," günaha sırt çevirip doğruluk yolunda yaşamamız
  gerekiyor (l.Petrus 2:25). Her şeyden önce bu kurtuluş müj

  desinin tümüyle Tanrı'dan olduğunu, O'nun akla sığmayan büyük sevgisinden kaynaklandığını
  unutmamalıyız. İsa Mesih'in, bizim kurtulmamızı istemeyen bir Tanrı'dan kurtuluşu
  zorla kopardığını düşünmeyelim. Kurtuluş girişimi kesinlikle Tanrı'dan geldi.
  "Tanrı, insanların suçlarını saymayarak dünyayı Mesih'te kendisiyle barıştırdı"
  (2.Korintliler 5:19).

  İsa Mesih'i bizim uğrumuza günah yaparken Tanrı'nın nasıl Mesih'te olduğunu
  tam olarak açıklayamam. Oysa Pavlus, her iki gerçeği aynı satırlarda duyurmaktadır.
  Mantığa belki aykırı görünen bu öğretiyi, İsa Mesih'in kişiliğindeki paradoksu
  benimsediğimiz gibi benimsemeliyiz. Nasıralı İsa, Tek kişi olarak hem insan,
  hem Tanrı'dır. İsa'nın kişiliğinde böyle bir sır bulunduğuna göre, çarmıhta
  başardığı işin içinde de buna benzer bir sırla karşılaştığımızda şaşırmamalıyız.

  Tanrı bildirisinde karşılaştığımız bu derin sırları kavramakta güçlük çekiyorsak
  da, İsa Mesih'in ve O'nun elçilerinin açık sözlerine inanmamız gerek. O bizim
  günahlarımızı yüklendi; yani deyimin İncil'deki anlatımıyla, bizim yerimize
  bizim suçlarımızın cezasını çekti.

  Petrus'un, deyimi bu anlamda kullandığı şu üç noktadan anlaşılıyor. İlk önce,
  Mesih'in suçlarımızı "ağaç üzerinde" taşıdığını bildiriyor. Petrus'un
  burada ağaç sözcüğünü bilinçli olarak kullandığından kuşkumuz olmasın. Nitekim
  Elçilerin İşleri bölümünde kaydedilen bir konuşmasında Petrus aynı deyimi şöyle
  kullanmaktadır: "Atalarımızın Tanrısı, sizin çarmıha gererek öldürdüğünüz
  İsa'yı diriltti." (Elçilerin İşleri 5:30). Petrus'un konuşmasını dinleyen
  ya da mektubunu okuyan Yahudiler kuşkusuz Tevrat'tan yapılan aktarmayı hemen
  kavrayacaklardı. Yasa'nın Tekrarı 21:23 ayetinde şöyle yazılmıştır: "Asılan
  kişi Tanrı tarafından lanetlenmiştir." Yahudiler'in anlayışına göre çarmıha
  gerilen İsa Mesih, Tanrı'nın lanetine uğramış bir kişinin yerindeydi. O, Tanrı'nın
  laneti altındaydı.

  İsa Mesih'in elçileri, bu düşünceye karşı çıkacakları yerde, Mesih'in gerçekten
  lanete uğradığını doğrulamaktadırlar. Pavlus, durumu aydınlığa kavuşturmak için
  Yasa'nın Tekrarı bölümünde yer alan şu sözlere dikkat çekiyor: "Yasa kitabında
  yazılı olan her şeyi sürekli yerine getirmeyen her insan lanetlidir" (Galatyalılar
  3:10-14). Bu sözlerin anlamı açıktır. Kutsal Yasa'yı bozanların üzerine gelmesi
  gereken lanet, çarmıhta İsa'nın üzerine indi. Ölümüyle Tanrı'nın lanetini kendi
  üzerine alarak insanları bu lanetten kurtardı.

  İkinci olarak, Petrus'un birinci mektubunda incelediğimiz bölümde, Yeşaya 53.
  bölümden en az beş aktarma yapılıyor:


1.Petrus 2:

  O, günah işlemedi; O'nun ağzından hileli söz çıkmadı. O'na hakaret edildi.

  Günahlarımızı bedeninde yüklendi. O'nun yaralarıyla şifa buldunuz, Yolunu

  şaşırmış koyunlar gibiydiniz.


Yeşaya 53:

  Haksızlık etmedi ve ağzında hile bulunmadı.
  Hor görüldü ve O'na değer verilmedi.

  Acılarımızı O yüklendi. O'nun yaralarıyla
  şifa bulduk. Yolunu şaşırmış koyunlar
  gibiydik.

  

  Daha önce de gördüğümüz gibi, peygamber Yeşaya'nın
  bu yazdıklarında, başkalarının suçları
  için vurulan, suçsuz olduğu halde acı çeken
  biri konu edilmektedir. Şüphesiz ki İsa'nın yeryüzündeki
  görevini ve ölümünü bu yazıların ışığında
  yorumladı. İzleyicileri de aynı gö rüşteydiler.
  Sözgelimi, Yeşaya kitabını okuyan Etiyopyalı
  hadım, Filipus'a, "Peygamber kimden söz ediyor?" diye
  sordu. Filipus da, "bu bölümden başlayarak ona İsa'yla
  ilgili müjdeyi bildirdi" (Elçilerin İşleri 8:34,
  35).

  Üçüncü olarak Petrus, mektubunun başka yerlerinde
  de İsa Mesih'in ölümüne değinerek yukarıda
  yaptığımız yorumu doğrulamaktadır. Okuyucularını
  "İsa Mesih'in kanının serpilmesi için seçilmiş
  kişiler" olarak tanımlıyor. Onlara, "Kusursuz
  ve lekesiz kuzuyu andıran Mesih'in değerli kanının
  fidyesiyle kurtuldunuz" diyor (l.Petrus 1:2, 19). Bu anlatımların
  her ikisi de, ilk Fısıh Bayramı'nda kesilen kurbanla ilgilidir.
  Mısır'dan göç etmeye hazırlanan İsrail
  halkı arasında her aile, Tanrı'nın buyruğuna
  uyarak kusursuz, lekesiz bir kuzu kesti. Sonra kuzunun kanını,
  evinin üst ve yan kapı sövelerine serptiler. Yalnız
  bu şekilde Tanrı'nın yargısından korunup Mısır'ın
  köleliğinden kurtulabildiler. Petrus, bu simgesel olayı doğrudan
  doğruya İsa Mesih'in ölümüne bağlıyor.
  O'nun kanı, bizi Tanrı'nın yargısından ve
  günahın köleliğinden kurtarmak için döküldü.
  O'nun kurbanından yararlanmak istiyorsak, o kanın bizim de yüreğimize
  serpilmesi gerekir. Şöyle ki kurban kanı, her birimize kişisel
  olarak uygulanmalıdır.

  Petrus'un, İsa Mesih'in ölümüne değinen bir başka
  sözü de şöyle: "Nitekim Mesih de bizleri Tanrı'ya
  ulaştırmak amacıyla doğru kişi olarak doğru
  olmayanlar için, günah sunusu olarak ilk ve son kez öldü"
  (l.Petrus 3:18). Günah bizi Tanrı'dan ayırmıştı.
  Ama Mesih bizi yeniden Tanrı'ya yaklaştırmak istedi. Bu
  amaçla bizim suçlarımızın cezasını
  çekti, suçlu insanlar için suçsuz bir Kurtarıcı
  olarak öldü. Kurtuluşu da kesin bir biçimde başardı.
  O'nun sunduğu kurban yinelenemez, ona herhangi bir şey eklenemez,
  ondan daha iyisi sunulamaz.

  Bu gerçeğin önemini iyice anlamalıyız. Bu demektir
  ki, dinsel göreneklerimizle ya da iyi işlerimizle hiçbir zaman
  günahlarımızın ba ğışlanmasını
  sağlayamayız. Ne yazık ki birçokları bunu anlamıyor.
  İncil'in "iyi haberi" ile dünyadaki herhangi bir din arasında
  esaslı bir fark göremiyorlar. Bu insanlar, inancı yine insanın
  kişisel çabasına dayandırmak isterler. Tanrı'ya
  yaklaşabilmek için insanın çabalayıp çırpınması,
  belirli birtakım sevaplar işlemesinin gerekli olduğuna inanıyorlar.
  Oysa ki böyle bir düşünceyi İsa Mesih'in ölümüyle
  bağdaştırma olanağı yoktur. Bizler kendi suçlarımızın
  cezasından kendi gayretimizle kurtulamayacağımız için
  İsa Mesih bizim suçlarımızı yüklenerek
  çarmıhta öldü. Kendi kendimizi kurtarabilseydik, O'nun
  ölümü anlamsız olurdu. Nitekim, Tanrı'nın
  beğenisini kendi çabalarıyla kazanabileceğini düşünen
  kişi de İsa Mesih'e hakaret etmiş olurdu. Sanki O'nun yardımı
  olmadan pekala kendi işimizi halledebilecekmişiz gibi; sanki O ölmeseydi
  de olurdu gibi. Halbuki, Pavlus şöyle yazıyor: "Aklanma
  Yasa aracılığıyla sağlanabilseydi, o zaman Mesih
  boş yere ölmüş olurdu" (Galatyalılar 2:21).

  Pavlus'un zamanında olduğu gibi bugün de İsa Mesih'in
  çarmıhı, kendini bilge sanan kişilere akılsızlıkmış
  gibi gelir, kendilerini iyi sananları ise tökezletir. Ne var ki
  bu Müjde nice kişilere esenlik getirmiştir. Tanınmış
  İngiliz vaiz Richard Hooker, 1585 yılında şu satırları
  yazmıştır:


"Başkaları akılsızlık desinler, delilik, sapıklık desinler. Bu öğreti
  bizim bilgeliğimiz, bizim cesaret kaynağımızdır. Dünyanın başka hiçbir bilgisi
  bizi çekmez; yeter ki insanın günah işlediğini, Tanrı'nın özünden olan İsa Mesih'in
  ise o günah için öldüğünü bilelim. Tanrı insanların suçlarını yüklendi, insanlara
  da Tanrı'nın doğruluğunu yüklüyor."


Mesih'e inanan her kişi bu sözleri doğrulayabilir. O'nun yaraları bize şifa,
  O'nun ölümü bize yaşam, O'nun acıları bize suçlarımızın ba ğışlanması, O'nun
  elemleri bize kurtuluş olmuştur.





no
başlık
tavsiye
tarih
okunmuş
12    1. Doğru Yaklaşım [17] 898 17/11/2003  8812
11    2. Büyük İddialar - İsa Mesih'in Gerçek Kimliği ve Kişiliği [8] 850 17/11/2003  7982
10    3. Eşsiz Bir Karakter - İsa Mesih'in Gerçek Kimliği ve Kişiliği [21] 900 17/11/2003  7679
9    4. İsa Mesih'in Ölümü - İsa Mesih'in Gerçek Kimliği ve Kişiliği [2722] 926 17/11/2003  8536
8    5. İsa Mesih'in Ölümden Dirilişi - İsa Mesih'in Gerçek Kimliği ve Kişiliği [10] 929 17/11/2003  6045
7    6. Günah Sorunu - İnsanın Gereksinmesi [8] 994 17/11/2003  7167
6    7. Günahın Sonuçları - İnsanın Gereksinmesi [23] 959 15/11/2003  7258
   8. Isa Mesih'in Çarmıhı - Başarılı Kurtuluş [13] 962 15/11/2003  6505
4    9. Kurtuluş Armağanı - Başarılı Kurtuluş [5] 910 15/11/2003  6684
3    10. Yapılacak Hesaplar - Kişinin Vereceği Karar [3] 946 15/11/2003  6624
2    11. Karar Verirken - Kişinin Vereceği Karar [15] 915 15/11/2003  8129
1    12. İman Yaşamı - Kişinin Vereceği Karar [3] 912 14/11/2003  6862
1

:: Kütüphane ::

· Hıristiyanlığın Temelleri
· Hıristiyan olmak için ne yapmalısınız?
· Tanrı Çizgisi
· Tanrı'nın Sözünden Cevaplar
· Nihai Sorular
· İsa Kimdir?
· Neden Kurban?
· Bana Tanrı'yı Anlat
· Bilimsel Makale
· Marangozdan da öte
· Tarihsel Kanıt
· Boş Mezar
· İznik Konseyi hakkında
· Yehova Şahitleri
· Kur'an, İsa'yı nasıl anlatıyor?
· Son zaman azizleri(mormonlar)


:: Okuma Takvimi ::


· Ocak Okuma Planı

· Şubat Okuma Planı

· Mart Okuma Planı

· Nisan Okuma Planı

· Mayıs Okuma Planı

· Haziran Okuma Planı

· Temmuz Okuma Planı

· Ağustos Okuma Planı

· Eylül Okuma Planı

· Ekim Okuma Planı

· Kasım Okuma Planı

· Aralık Okuma Planı


İsa'nın Yuhanna'ya verdiği Vahiy söyle diyor.
"Bu peygamberliğin sözlerini okuyana, burada yazılanları dinleyip yerine getirene ne mutlu! Çünkü beklenen zaman yakındır."(Vahiy 1:3)
Diliyoruz ki, Tanrı'nın vermiş olduğu sonsuz yaşamı ve gerçek yolunu bu sitenin aracıliği ile bulmanızı arzu ederiz.
Her mesaj panosundaki içeriklerin yasal sorumlulukları yazarlara aittir ve içerikler incil.com'nun ilkeleri ile bağdaşmayabilir.
© 1998~2014, www.incil.com