incil.com Ver4.0
Hoşgeldiniz!! Hristiyan Topluluğuna

Ad Başlık İçerik  

Hoş geldiniz! Ana Sayfa  ::  İnternet Kilisesi  ::  Yerel Kiliseler  ::  Soru Tahtası
:: Ana Menü ::

Ana Sayfa

İnternet Kilisesi

İncil Okuma

Gündelik Ekmeğimiz

Mesaj Panosu

:: Modüller ::

· Kütüphane
· Vaazlar
· İsa Filmi
· İlahiler
· Linkler
· Soru Tahtası
· Kısa Rehberler
· Bu Siteyi Tavsiye et
· İncil Okuma Tavimi
· Download


:: Etkinlikler ::


Sipariş Formu
Görüşleriniz

  İmanınızı daha geliştirmek için Etkinliklerindeki Formlarını doldurup bize göndereceksiniz. Bizden çok rahatça 'İncil', 'İSA VCD' ve ilgili kitapları alabilirsiniz.

  Sipariş Formunun aracığıyla Mektuplaşma Kursu'na katılıp İSA'nın, İncil'in ve Hristiyanlığın gerçeklerine sahip olabilirsiniz.


:: Java Makinesi ::

Sitemizde arkadaşlarla Chat yapmak için bigisayarınıza Java Makinesi yüklemek zorundasınız.

Hala Chat Odası aktif değilse aşayıdaki linki tuşlayıp Java Makinesini indireceksiniz.

Ve, bilgisayarınıza Java Makinesini yükleyeceksiniz.

Güle güle kulanın!


Java Makinesi

 
  Tarihsel Gerçeklere Dayanan Mesih İnancı Tablosu
  Neye, ya da Kime inanıyorsun? Neden? Hiç inancını yakından incelediğin oldu mu? İnancın acaba sağlam bir temel üzerinde mi yükseliyor? Nelere inandıkları da, nedenleri de netleşmiş değildir.
  Hamdolsun ki, sitemize İngiltere kraliçesinin ruhsal konulardaki özel danışmanı olan John Stott, Mesih İnancı'nın temel taşlarını Yeni Yaşam Yayınların izni ile sunuyoruz. İsa Mesih'in benzersiz kişiliğini ve sağladığı kurtuluşu, ve bütün bu gerçekler ışığında insana düşen seçimi ayrıntılarıyla açıklıyor.
  * Bu yazıların bütün hakları Yeni Yaşam Yayınları'na aittir ve internet yayınlarının hakkı www.incil.com'a verilmiştir.  

 Toplam 12artikeller, 1inci sayfadır / 1sayfalar
artikel     
başlık   9. Kurtuluş Armağanı - Başarılı Kurtuluş
ad   musa 
-9-

KURTULUŞ ARMAĞANI

"Kurtuluş" İncil'deki anlamıyla çok geniş kapsamlı bir kavramdır.
  Sözcüğün, sadece günahların bağışlanmasını içerdiğini düşünmek hata olur. Tanrı
  geçmişimizle olduğu kadar, şimdiki durumumuzla ve geleceğimizle de ilgilenmektedir.
  Bizi ilk önce kendisiyle barıştırmayı tasarladığı gibi, bundan sonra da bizi
  günden güne bencillikten kurtarmayı ve diğer insanlarla uyumlu bir ilişki ortamına
  ulaştırmayı amaçlıyor. Suçlarımızın bağışlanması ve Tanrı ile barıştırılmamız,
  İsa Mesih'in çarmıhtaki ölümüne dayanmaktadır. Ne var ki Tanrı, bizi benliğin
  köleliğinden kurtarmak ve İmanlılar Topluluğu'nda bizleri sevgi bağıyla birleştirmek
  işini Kutsal Ruhu aracılığıyla gerçekleştirmektedir. Şimdi İsa Mesih'in bize
  sunduğu kurtuluş armağanının bu iki yönünü ayrı ayrı inceleyelim.


Mesih'in Ruhu


Bundan önceki bölümlerde gördüğümüz gibi, günahlarımız birbirine bağlı olmayan
  bir dizi davranıştan ibaret değildir; bunlar, ruhumuzu kemiren ahlaksal hastalığın
  birer belirtisidir. Bu durumu açıklamak için İsa, birkaç kez ağaçla meyvesi
  benzetmesini kullandı. Meyvenin iyi ya da kötü olması, yetiştiği ağacın niteliğine
  bağlıdır. "Her iyi ağaç iyi meyve verir, kötü ağaç ise kötü meyve verir.
  İyi ağaç kötü meyve veremez. Kötü ağaç da iyi meyve veremez" (Matta 7:17-18).

  İşlediğimiz günahların kaynağı, günahlı tabiatımız; doğuştan aldığımız kötü
  ve kendine dönük öz doğamızdır. İsa'nın belirttiği gibi, günah içimizden, "yüreğimizden"
  gelir. Buna göre insanın davranışlarının düzeltilmesi, öz doğasının değiştirilmesine
  bağlıdır. İsa şöyle der: "Her iyi ağaç iyi meyve verir, kötü ağaç ise kötü
  meyve verir."

  Ama insan doğası değiştirilebilir mi? Ekşiyi tatlıya dönüştürmek mümkün müdür?
  Gururlu kişiyi alçakgönüllü yapmak, bencil kişiyi kendi çıkarını düşünmeyen
  biri durumuna getirmek mümkün olur mu? Kutsal Kitap, böyle mucizelerin kesinlikle
  gerçekleşebileceğini bildiriyor. İşte "iyi haber"in güzel yönlerinden
  biri de budur. İsa Mesih, yalnız Tanrı önündeki yasal durumumuzu değil, öz doğamızı
  bile değiştirmeyi öneriyor. İsa Nikodim'le konuşurken, "yeni doğuş"un
  gerekliliği üzerinde durdu. Şu sözler bizim için de geçerlidir: "Sana doğrusunu
  söyleyeyim, bir kimse yeniden doğmadıkça Tanrı'nın Egemenliği'ni göremez...
  Sana, 'Yeniden doğmalısınız' dediğime şaşma" (Yuhanna 3:3-7).

  Pavlus da göze çarpıcı bir anlatımla bu konuya değinmektedir: "Eğer bir
  kimse Mesih'teyse, yeni yaratıktır" (2.Korintliler 5:17). İncil'in duyurduğu
  iyi haber şudur: Tanrı bize yeni yürek, yeni tabiat, yeni doğuş vermek, bizi
  yeni yaratıklar yapmak istiyor.

  Bu şaşılacak iç değişiklik Kutsal Ruh'un işidir. Yeni doğuş, "yukarıdan"
  gelen bir doğuştur. Yeniden doğmak demek, Tanrı'nın Ruhu'ndan doğmak demektir.
  Burada, derin bir sır olan Tanrı'nın "üçlü birliği" öğretisini derinlemesine
  incelemeyeceğiz. İsa Mesih'in elçilerinin Kutsal Ruh hakkında yazdıklarına bakmamız,
  öğretişlerini yaşamlarıyla doğruladıklarından, şimdilik yeterlidir.

  Kutsal Ruh'un, İsa'nın dirilişinden elli gün sonra, Pentikost Günü'nde Mesih
  İnanlıları'nın üzerine dökülmesi olayı Elçilerin İşleri 2. bölümde anlatılmaktadır.
  Oysa Kutsal Ruh'un ilk kez o gün ortaya çıkmadığını, Pentikost Günü'nde işe
  başlamadığını anlamamız gerek. Kutsal Ruh Tanrı'dır. Buna göre her zaman var
  olmuştur, evrenin yaratılışından beri etkinliğini sürdürmektedir. Eski Antlaşma'nın
  birçok yerinde Kutsal Ruh'tan söz edilir. Peygamberler, O'nun insanlar arasındaki
  çalışmalarının artacağı ve yayılacağı zamanı dört gözle beklemekteydiler. O
  zaman Tanrı'nın Kendine ait olanların içine Ruh'unu koyup Kutsal Yasa'yı tutmalarına
  olanak sağlayacağını biliyorlardı.

  İsa Mesih, eski peygamberlerin uzaktan gördükleri bu olayın hemen gerçekleşeceğini
  bildirdi. Ölümünden birkaç saat önce, öğrencileriyle birlikte yukarı odada bulunan
  İsa, O'nun yerini alacak "Yardımcı"dan, "Gerçeğin Ruhu"ndan
  söz etmeye başladı. Nitekim İsa, Kutsal Ruh'un gelmesinin, izleyicileri açısından
  Kendisinin yanlarında kalmasından daha yararlı olacağını söyledi. "Benim
  gidişim sizin yararınızadır. Gitmezsem, Yardımcı size gelmez. Ama gidersem,
  O'nu size gönderirim" dedi (Yuhanna 16:7). İsa Mesih, izleyicilerinin yanlarında
  bulunuyordu. Kutsal Ruh ise içlerinde olacaktı (Yuhanna 14:7).

  İsa Mesih'in öğrencilerine verdiği eğitimin bir bakıma başarısızlığa uğradığı
  düşünülebilir. İsa birkaç kez onlara, kendilerini çocuk gibi alçaltmalarını
  söylemişti; ama Simun Petrus, sona dek gururlu, kendine güvenen biriydi. İsa
  sürekli olarak öğrencilerine, birbirlerini sevmelerini öğretmişti; oysa Yuhanna
  bile, sona dek "gökgürültüsü oğlu" lakabını hak ettiğini gösterdi.
  Bununla birlikte, Petrus'un birinci mektubunu okursak, onun alçakgönüllülük
  konusundaki öğretişi hemen göze çarpar. Yuhanna'nın mektuplarından ise sevgi
  akıyor. Ne oldu? Onları kim değiştirdi? Kutsal Ruh'un işidir bu. İsa öğrencilerine,
  alçakgönüllük ve sevgiyi öğretti. Ama Kutsal Ruh, öz benliklerine girip onları
  içten içe değiştirinceye dek, her iki özellikten de yoksun kaldılar.

  Pentikost Günü'nde İsa Mesih'in izleyicileri "Kutsal Ruhla doldular (Elçilerin
  İşleri 2:4). Bunun yalnızca ileri gelen Tanrı adamlarına özgü bir deneyim olduğunu
  sanmayalım. "Ruhla dolu olun" buyruğu, tüm Mesih İnanlıları'na verilmiştir
  (Efesliler 5:18). Tanrı'nın Ruhu, yeniden doğan her inanlının içine yerleşir,
  öz benliğinde yaşar. Kutsal Ruh kişinin yüreğine gelmemişse, o kişi gerçek bir
  Mesih İnanlısı değildir. Pavlus şöyle yazıyor: "İçinde Mesih'in Ruhu olmayan
  kişi Mesih'in değildir" (Romalılar 8:9).

  İsa Mesih'e iman ettiğimiz zaman, kendimizi O'nun yönetimine bıraktığımız anda
  Tanrı'nın Ruhu içimize yerleşir. Tanrı O'nu yüreğimize gönderir (Galatyalılar
  4:6). Bedenimiz, Kutsal Ruh'un tapınağı olur (l.Korintliler 6:19).

  Bu demek değildir ki bundan böyle günah işleme olanağı bütünüyle ortadan kalkmıştır.
  Tersine, ruhsal savaş daha da şiddetlenmiş olur. Oysa bize günahı yenme yolu
  açılmıştır. Pavlus Galatyalılar'a yazdığı mektupta, söz konusu savaşı canlı
  bir anlatımla betimlemektedir. Bir yandan "beden" diye adlandırılan
  doğuştan aldığımız bencil tabiatımız, öbür yandan da "Ruh" kıyasıya
  çekişiyorlar. "Benlik Ruh'a, Ruh da benliğe aykırı olanı arzular... Bunlar
  birbirine karşıttır" (Galatyalılar 5:17).

  Bu sözler, öyle kuru bir varsayım değildir. Pavlus'un burada anlattığı durum,
  her imanlının her günkü kişisel deneyimidir. Bizi alt etmeye uğraşan kötü arzular
  sürekli olarak bastırmaktadır. Ne var ki, aynı zamanda bizi yukarıya, kutsallığa
  doğru çeken bir karşıt gücün de bilincindeyiz. "Beden" diye adlandırılan
  günahlı tabiata her istediğini yapma olanağı tanınsa, bizi yazarın sıraladığı
  kötülükler bataklığına sürüklerdi. Öte yandan, Kutsal Ruh'un bizi yönetmesine
  izin verirsek, sonuç olarak yaşamımızda, "Sevgi, sevinç, esenlik, sabır,
  şefkat, iyilik, bağlılık, yumuşak huyluluk ve özdenetim" oluşur (Galatyalılar
  5:19-23). Herkese hoş görünen bu erdemlere Pavlus, "Ruh'un meyvesi"
  diyor. İmanlı kişinin karakteri, Kutsal Ruh'un güzel meyveler yetiştirmek için
  uğraş verdiği bir meyve bahçesine benzetiliyor. İyi ağaç iyi meyve verir.

  Öyleyse, Ruh'un meyvesinin yetişmesi ve olgunlaşması için günahlı benliğimiz
  nasıl bastırılabilir? Bu sorunun çözümü, her ikisine karşı takındığımız tutuma
  bağlıdır. "Mesih İsa'ya ait olanlar, doğal benliği, tutku ve arzularıyla
  birlikte çarmıha germişlerdir." "Kutsal Ruh'un yönetiminde yaşayın.
  O zaman benliğin tutkularını asla yerine getirmezsiniz" (Galatyalılar 5:16,
  24). Günaha eğilimli öz benliğimize karşı kesinlikle direnmeliyiz. Bu öylesine
  sert bir tutum gerektiriyor ki, "çarmıhımızı yüklenme" şeklinde anlatılmaktadır.
  Diğer yandan, içimize yerleşmiş olan Kutsal Ruh'a kayıtsız şartsız yaşamımızın
  yönetimini teslim etmeliyiz. Günahlı benliğe karşı koyup Ruh'un sözünü dinleme
  alışkanlığını ne denli geliştirebilirsek, günahlı tabiatın çirkin işleri de
  o ölçüde ortadan kaybolur, bunların yerini Kutsal Ruh'un tatlı meyvesi alır.

  Pavlus, aynı gerçeği şöyle dile getirmektedir: "Biz hepimiz peçesiz yüzle
  Rab'bin yüceliğini görerek yücelik üstüne yücelikle O'na benzer olmak üzere
  değiştiriliyoruz. Bu da Ruh olan Rab sayesinde oluyor" (2.Korintliler 3:18).
  Gözümüzü İsa Mesih'ten ayırmadıkça, O'nun Ruhu aracılığıyla günden güne Mesih'in
  benzerliğine değiştiriliriz. Kuşkusuz bize düşen görevler var: Kesin bir kararlılıkla
  günahlarımıza sırt çevirmek, İsa'ya güvenmek, kendimizi O'nun yönetimine bırakmak
  sorumluluğu bizimdir. Oysa kutsallık, temelde Kutsal Ruh'un işidir.

  Tanınmış bir Tanrı adamı bu durumu şöyle açıklardı. "Önüme Hamlet ya da
  Romeo ve Juliet gibi bir piyes koyup benim de öyle bir yapıt çıkartmamı isteseler
  boşuna olur. Bunu Shakespeare yapabildi, ben yapamam. Aynı şekilde, bana İsa'nın
  yaşamını gösterip benim de öyle bir yaşam sürmemi istemek saçmalıktır. İsa bunu
  yapabildi, ben yapamam. Ne var ki, Shakespeare'deki üstün yetenekli ruh gelip
  benim içimde yaşayabilse, o zaman ben de üstün yapıtlar çıkartırım. Aynı şekilde,
  İsa'nın Ruh'u gelip benim içimde yaşarsa, O'nunkine benzer bir yaşam sürebilirim.
  İsa Mesih'te çağrıldığımız kutsallığın sırrı budur. İsa'nın yaşamını taklit
  etmek için çırpınıp çabalamak yerine, O'nun kendi Ruhu'yla bizi doldurmasını
  istemeliyiz. O'nu örnek almamız yeterli değildir; O'nu Kurtarıcımız ve Rab olarak
  da benimsememiz gerekiyor."

  Böylelikle İsa Mesih'in günahları kaldıran ölümü sonucunda suçlarımız bağışlanabilir
  ve içimize yerleşen Mesih'in Ruh'u aracılığıyla günahın gücü kırılabilir.


Mesih İnanlıları Topluluğu


Günahın kötü etkisi her zaman dışa vurur ve bunun sonucu olarak da çevremizdekilerle
  uyumumuzu bozar. Yaratıcımızla ilişkilerimizi altüst ettiği gibi, soydaşlarımızla
  da aramızı açar. Kendi deneylerimizden, okuldaki bir sınıf, fabrikada çalışan
  işçiler ya da bir iş ortaklığı olsun, herhangi bir topluluğun nasıl kıskançlık
  ve düşmanlık yuvasına dönüşebildiğini biliyoruz. İnsanların uyum içinde yaşaması
  çok güçtür.

  Ne var ki Tanrı bizi Kendisiyle barıştırdığı gibi, birbirimizle barıştırmayı
  da amaçlamıştır. Tanrı, bireyleri birbirlerinden bağımsız ve bağlantısız olarak
  kurtarmıyor; Kendisine ait bir topluluk olmasını istiyor.

  Kutsal Kitap'ın ilk sayfalarında bu ilke belli olmaktadır. İbrahim'e Mezopotamya'daki
  evinden ve akrabalarından ayrılmasını buyuran Tanrı, ona miras olarak hem toprak
  vermiş, hem de soyunu sayılan gökteki yıldızlar ve denizdeki kum taneleri kadar
  çoğaltacağını söylemişti. Tanrı, İbrahim'in soyunu çoğaltıp onların aracılığıyla
  bütün uluslara iyiliğini göstermeyi tasarlamıştı. Bu sözünü, İbrahim'in oğlu
  İshak ve torunu Yakup'a yineledi.

  Yakup Mısır'da yurdundan uzakta öldü. Onun on iki oğlu ise Tanrı'nın Yakup'a
  vermiş olduğu "İsrail" adını alan on iki oymağın ataları oldular.
  Bundan yıllar sonra Tanrı, bu "İsrail oğulları"nı Mısır'ın köleliğinden
  kurtararak atalarına vermiş olduğu sözü yineledi.

  Ama Tanrı, bunların aracılığıyla tüm dünya uluslarına nasıl iyiliğini gösterecekti?
  Yüzyıllar geldi geçti. İsrail'in tarihi gelişti, yine bu ulus dünyanın gözünde
  bereketten çok bir lanet gibi gözüküyordu. Çevrelerinde aşılmaz duvarlar diken
  Tanrı'nın halkı, hor gördükleri diğer ulusların kötü etkisinden korunmaya çalıştılar.
  Dünyanın "velinimeti" olarak tümüyle başarısızlığa uğramış görünüyorlardı.
  Tanrı'nın İbrahim'e verdiği söz boşa mı çıkacaktı? Kuşkusuz hayır. Peygamberlerin
  birçoklarının belirtmiş olduğu gibi, Tanrı'nın atadığı Hükümdar, kurtarıcı Mesih
  gelince, dünyanın dört bucağından insanlar Tanrı'nın Egemenliği'ne girmek için
  O'na akın edeceklerdi.

  En sonunda beklenilen Mesih geldi. Nasıralı İsa, yüzyıllardan beri özlenen egemenliğin
  kurulmak üzere olduğunu duyurdu. Kuzeyden, güneyden, doğudan, batıdan çok sayıda
  insanın gelip Göklerin Egemenliği'nde İbrahim, İshak ve Yakup'la birlikte sofraya
  oturacağını bildirdi. Tanrı'nın halkı, artık kendi kabuğuna çekilmiş bir halk
  olmayacaktı. Tersine, üyeleri dünyanın her ırkından, her ulusundan, her dilinden
  gelen bir topluluk olacaktı. Ölümden dirilişinden sonra İsa, öğrencilerine şöyle
  buyurdu. "Gidin, bütün ulusları öğrencilerim olarak yetiştirin" (Matta
  28:19). İsa Mesih bu öğrencileri "benim topluluğum (kilisem)" diye
  adlandırdı (Matta 16:18).

  Böylelikle Tanrı'nın defalarca İbrahim ve torunlarına yinelediği söz, bugün
  Mesih İnanlıları topluluğunun gelişmesiyle yerine gelmektedir. Pavlus şöyle
  yazıyor: "Eğer Mesih'e aitseniz, o zaman İbrahim'in soyundansınız, vaade
  göre de mirasçısınız" (Galatyalılar 3:29).

  İsa Mesih'e iman edenlerin birliğini tanımlamak için Pavlus, insan bedeni benzetmesini
  kullanarak, 'İnanlılar topluluğu Mesih'in bedenidir' diyor. Her imanlı, o bedenin
  bir üyesidir; bedenin hareketlerini yöneten Baş ise İsa Mesih'in kendisidir.
  Bedendeki her üyenin işlevi kuşkusuz aynı değildir. Oysa bedenin sağlıklı olarak
  yaşaması ve gerektiği gibi iş görebilmesi için üyelerin her birine gereksinim
  vardır.

  Bedenin tümü de yaşamını ortak bir kaynaktan almaktadır. O da Kutsal Ruh'tur.
  Bedeni birleştiren O'dur. İnanlılar topluluğunun uyumlu birliği O'na bağlıdır.
  Pavlus, "Bir beden ve bir Ruh vardır" diyerek bu önemli gerçeği vurgulamaktadır
  (Efesliler 4:3, 4). İnanlılar arasında dış görünüşte bazı ayrılıklar ve bölünmeler
  oluyor. Bunlar her ne kadar üzüntü verici durumlar olursa olsun, yine de topluluğun
  içte ve özde olan ruhsal birliği bozulamaz. Bu birlik çökertilemez; çünkü "Ruh'un
  birliği," "Ruh'un paylaşımıdır" (Filipililer 2:1, 2; 2.Korintliler
  13:14).

  Bütün dünyayı kapsayan ve hem evrensel hem de ruhsal olan inanlılar topluluğu
  bir gerçektir. Ne var ki evrensel topluluğun üyesi olduğunu iddia edip de bu
  topluluğun yerel uygulamalarının birine bağlanmamak tam bir çelişkidir. Yerel
  bir topluluğun üyeleri olarak, birlikte Tanrı'ya tapınmak, birbirimizle ruhsal
  alışverişte bulunmak ve daha geniş çapta Tanrı'ya hizmet etmek fırsatına kavuşuruz.

  Şunu anlamamız gerekir ki, yerel bir topluluğa katılan ve toplantılara gelen
  herkes, İsa Mesih'in gerçek "bedeni"ne ait olmayabilir. Kilise defterine
  adını yazdırıp üye olmuş herkesin, İsa'nın deyişiyle, "adı gökte yazılmamıştır."
  Bu gerçek, Kutsal Kitap'ta birçok kez belirtilmişse de, yine de hüküm vermek
  bize düşmez. "Rab kendine ait olanları bilir" (2.Timoteos 2:19). Kişi,
  İsa Mesih'e iman ettiğini söyleyerek yerel kilise topluluğuna katılır. Oysa
  gerçek anlamda kimin inandığını, kimin ruhsal açıdan yeniden doğduğunu yalnızca
  Tanrı bilir. İnsanın özünü yalnız O görür. Tanrı'nın tanıdığı gerçek inanlılar
  topluluğuyla yeryüzünde iman etmiş görünenler topluluğu arasında farklılıklar
  olabilir.

  Kutsal Ruh, imanlılar topluluğunun ortak yaşam kaynağı olduğu gibi, onun ortaklaşa
  sahip olduğu sevginin de yaratıcısıdır. Kutsal Ruh'un ilk meyvesi sevgidir.
  Kendi özü zaten sevgidir ve içinde yaşadığı kişiye de bu sevgiyi verir. İsa'nın
  izleyicileri olan bizler, hiç tanımadı ğımız ve belki de geçmişi bizimkinden
  çok farklı olan diğer inanlılarla nasıl bir kaynaşma sağlandığına, insanüstü
  bir bağlanmanın nasıl hemen kurulduğuna çoğu kez tanık olmuşuzdur. Tanrı'nın
  çocukları arasında var olan ve gelişen bu yakınlık, kan bağı olan akrabalar
  arasındaki ilişkiden bile derin ve tatlı olur. Tanrı'nın ailesinde hepimiz akrabayız.
  Yuhanna'nın belirttiği gibi, "Biz kardeşleri sevdiğimiz için ölümden yaşama
  geçtiğimizi biliyoruz" (l.Yuhanna 3:14). Bu sevgi yalnız duygusal bir bağlılık
  değildir. Bu sevginin özü fedakarlıktır. Bu sevgi, imanlı kişinin kardeşlerine
  hizmet ve yardım etmesinde, onları zenginleştirmek istemesinde görülür. Günahın
  dışa vuran kötü etkisi, Kutsal Ruh'un yüreğimize döktüğü sevgiyle etkisizleşir.
  Günah böler, sevgi ise birleştirir. Günah düşmanlık getirir, sevgi ise ba rıştırır.

  Ne yazık ki kilise tarihi birçok akılsızlık ve bencillikle, hatta kimi zaman
  doğrudan doğruya İsa Mesih'in öğretişine aykırı olan davranışlarla lekelenmiştir.
  Bugün de imanlı diye geçinen bazı toplulukların, yeni yaşamın canlılığını gösterecekleri
  yerde, ya ölmüş ya da can çekişmekte oldukları görülmektedir. Diğerleri ise
  ayrılıklarla bölünmüş, sevgisizlikle yıpranmıştır. Şurası da bir gerçek ki,
  İsa Mesih'e iman ettiğini, O'nun yolunda olduğunu söyleyen birçok kişi, İsa'nın
  ne sevgisini ne de yaşamını sergilemektedir.

  Bununla birlikte, yerel inanlılar topluluğu her ne kadar kusursuz değilse de,
  imanlı kişinin yeri kardeşlerinin arasındadır. Her bir Mesih İnanlısı orada,
  Tanrı'nın çocuklarına verdiği sevgi paylaşımına katılmalı, topluluğun tapınmalarına
  ve Müjde'yi yayma çalışmalarına katkıda bulunmalıdır.





no
başlık
tavsiye
tarih
okunmuş
12    1. Doğru Yaklaşım [17] 899 17/11/2003  8819
11    2. Büyük İddialar - İsa Mesih'in Gerçek Kimliği ve Kişiliği [8] 850 17/11/2003  7990
10    3. Eşsiz Bir Karakter - İsa Mesih'in Gerçek Kimliği ve Kişiliği [21] 900 17/11/2003  7687
9    4. İsa Mesih'in Ölümü - İsa Mesih'in Gerçek Kimliği ve Kişiliği [2722] 926 17/11/2003  8544
8    5. İsa Mesih'in Ölümden Dirilişi - İsa Mesih'in Gerçek Kimliği ve Kişiliği [10] 930 17/11/2003  6052
7    6. Günah Sorunu - İnsanın Gereksinmesi [8] 996 17/11/2003  7176
6    7. Günahın Sonuçları - İnsanın Gereksinmesi [23] 959 15/11/2003  7263
5    8. Isa Mesih'in Çarmıhı - Başarılı Kurtuluş [13] 962 15/11/2003  6512
   9. Kurtuluş Armağanı - Başarılı Kurtuluş [5] 911 15/11/2003  6690
3    10. Yapılacak Hesaplar - Kişinin Vereceği Karar [3] 947 15/11/2003  6632
2    11. Karar Verirken - Kişinin Vereceği Karar [15] 916 15/11/2003  8135
1    12. İman Yaşamı - Kişinin Vereceği Karar [3] 913 14/11/2003  6871
1

:: Kütüphane ::

· Hıristiyanlığın Temelleri
· Hıristiyan olmak için ne yapmalısınız?
· Tanrı Çizgisi
· Tanrı'nın Sözünden Cevaplar
· Nihai Sorular
· İsa Kimdir?
· Neden Kurban?
· Bana Tanrı'yı Anlat
· Bilimsel Makale
· Marangozdan da öte
· Tarihsel Kanıt
· Boş Mezar
· İznik Konseyi hakkında
· Yehova Şahitleri
· Kur'an, İsa'yı nasıl anlatıyor?
· Son zaman azizleri(mormonlar)


:: Okuma Takvimi ::


· Ocak Okuma Planı

· Şubat Okuma Planı

· Mart Okuma Planı

· Nisan Okuma Planı

· Mayıs Okuma Planı

· Haziran Okuma Planı

· Temmuz Okuma Planı

· Ağustos Okuma Planı

· Eylül Okuma Planı

· Ekim Okuma Planı

· Kasım Okuma Planı

· Aralık Okuma Planı


İsa'nın Yuhanna'ya verdiği Vahiy söyle diyor.
"Bu peygamberliğin sözlerini okuyana, burada yazılanları dinleyip yerine getirene ne mutlu! Çünkü beklenen zaman yakındır."(Vahiy 1:3)
Diliyoruz ki, Tanrı'nın vermiş olduğu sonsuz yaşamı ve gerçek yolunu bu sitenin aracıliği ile bulmanızı arzu ederiz.
Her mesaj panosundaki içeriklerin yasal sorumlulukları yazarlara aittir ve içerikler incil.com'nun ilkeleri ile bağdaşmayabilir.
© 1998~2014, www.incil.com