incil.com Ver4.0
Hoşgeldiniz!! Hristiyan Topluluğuna

Ad Başlık İçerik  

Hoş geldiniz! Ana Sayfa  ::  İnternet Kilisesi  ::  Yerel Kiliseler  ::  Soru Tahtası
:: Ana Menü ::

Ana Sayfa

İnternet Kilisesi

İncil Okuma

Gündelik Ekmeğimiz

Mesaj Panosu

:: Modüller ::

· Kütüphane
· Vaazlar
· İsa Filmi
· İlahiler
· Linkler
· Soru Tahtası
· Kısa Rehberler
· Bu Siteyi Tavsiye et
· İncil Okuma Tavimi
· Download


:: Etkinlikler ::


Sipariş Formu
Görüşleriniz

  İmanınızı daha geliştirmek için Etkinliklerindeki Formlarını doldurup bize göndereceksiniz. Bizden çok rahatça 'İncil', 'İSA VCD' ve ilgili kitapları alabilirsiniz.

  Sipariş Formunun aracığıyla Mektuplaşma Kursu'na katılıp İSA'nın, İncil'in ve Hristiyanlığın gerçeklerine sahip olabilirsiniz.


:: Java Makinesi ::

Sitemizde arkadaşlarla Chat yapmak için bigisayarınıza Java Makinesi yüklemek zorundasınız.

Hala Chat Odası aktif değilse aşayıdaki linki tuşlayıp Java Makinesini indireceksiniz.

Ve, bilgisayarınıza Java Makinesini yükleyeceksiniz.

Güle güle kulanın!


Java Makinesi

 
  Tarihsel Gerçeklere Dayanan Mesih İnancı Tablosu
  Neye, ya da Kime inanıyorsun? Neden? Hiç inancını yakından incelediğin oldu mu? İnancın acaba sağlam bir temel üzerinde mi yükseliyor? Nelere inandıkları da, nedenleri de netleşmiş değildir.
  Hamdolsun ki, sitemize İngiltere kraliçesinin ruhsal konulardaki özel danışmanı olan John Stott, Mesih İnancı'nın temel taşlarını Yeni Yaşam Yayınların izni ile sunuyoruz. İsa Mesih'in benzersiz kişiliğini ve sağladığı kurtuluşu, ve bütün bu gerçekler ışığında insana düşen seçimi ayrıntılarıyla açıklıyor.
  * Bu yazıların bütün hakları Yeni Yaşam Yayınları'na aittir ve internet yayınlarının hakkı www.incil.com'a verilmiştir.  

 Toplam 12artikeller, 1inci sayfadır / 1sayfalar
artikel     
başlık   1. Doğru Yaklaşım
ad   musa 

-1-

  DOĞRU YAKLAŞIM




  "Başlangıçta Tanrı..." Kutsal Kitap'ın bu ilk sözü yalnızca yaradılış
  olayına bir giriş değildir. Bu iki sözcük, Kutsal Kitap'ı bir bütün olarak anlamamıza
  olanak tanıyan bir anahtardır. Bize, Kutsal Kitap inancının, Tanrı'nın kişisel
  girişiminden kaynaklanan bir inanç olduğunu anlatmaktadır. İlk adımı Tanrı'nın
  Kendisi atmıştır.

  Hiç kimse Tanrı'dan önce davranamaz. İlk adımı her zaman O atar. Her olayda,
  "başlangıçta" O hazır bulunur. Daha insan yokken, Tanrı harekete geçti.
  İnsan Tanrı'yı aramadan önce, Tanrı insanı aramıştır. Kutsal Kitap'ta Tanrı'yı
  arayan insanı değil, insana elini uzatan Tanrı'yı görüyoruz.

  Birçokları Tanrı'yı, çok uzaklarda bir taht üzerinde oturan, yaklaşılmaz, ölümlü
  insanların sorunlarıyla ilgilenmeyen bir varlık olarak görmektedir. İnsanın
  ancak çok yalvarıp yakarması üzerine Tanrı'nın harekete geçtiğine inanırlar.
  Böyle bir Tanrı görüşü tümüyle yanlıştır. Kutsal Kitap bize, insan henüz Tanrı'ya
  yönelmeyi aklından bile geçirmemişken harekete geçmiş olan bir Tanrı'yı tanıtmaktadır.
  İnsan karanlıkta kaybolmuş, günah bataklığına batmışken Tanrı tahtından kalkar,
  tanrısal yüceliğini bir yana bırakır ve Kendini alçaltarak insanı kurtarıncaya
  dek uğraşır.

  Tanrı'nın bu ileriyi gören, egemen girişimi birçok konuda gözümüze çarpar. Evreni
  ve onun içindeki her şeyi yaratarak ilk girişimde O bulundu: "Başlangıçta
  Tanrı yeri ve göğü yarattı" (Yaratılış 1:1). Aynı şekilde Tanrı, Kendini
  açıklama konusunda da ilk adımı atmıştır: "Tanrı eski zamanlarda peygamberler
  aracılığıyla birçok kez çeşitli yollardan atalarımıza seslendi" (İbraniler
  1:1). Bu son çağda da kendi özünden olan İsa Mesih1
  
aracılığıyla bize seslenmiştir. İnsanları suçlarından kurtarıp
  özgürlüğe kavuşturma girişimi de yine Tanrı'dan gelmiştir: Tanrı, "halkının
  yardımına gelip onları fidyeyle kurtardı" (Luka 1:68).

  Tanrı yarattı. Tanrı konuştu. Tanrı eyleme geçti. Kutsal Kitap'ın öğretişi,
  Tanrı'nın bu üç yönde bulunduğu girişimlerde özetlenebilir. Bu kitapta, bu üç
  konunun son ikisiyle ilgileneceğiz. Mesih İnancı, İsa Mesih'in tarihsel kişiliğiyle
  başlar. Eğer Tanrı konuştuysa, dünyaya olan son ve en önemli sözü İsa Mesih'in
  kendisidir. Eğer Tanrı eyleme geçtiyse, en yüce eylemi, İsa Mesih aracılığıyla
  insanları suçlarından kurtarmasıdır.

  Tanrı, İsa Mesih'te hem konuşmuş, hem girişimde bulunmuştur. Bir söz söyledi,
  bir iş yaptı. Demek ki Mesih İnancı, yalnız birtakım dindar sözlerden ibaret
  değildir. Bir yığın dinsel düşüncenin derlenişi, kuralların bir araya toplanması
  demek değildir. Mesih İnancı, İncil sözcüğünün Grekçe'deki gerçek anlamıyla
  "iyi haber-Müjde" demektir. Tanrı'nın, "Kendi Oğlu, Rabbimiz
  İsa Mesih ile ilgili müjdesidir" (Romalılar 1:1-4). Mesih İnancı temelde,
  insana "bir şeyler yapsın" diye bir çağrı da değildir; her şeyden
  önce, Tanrı'nın bizim gibi sıradan insanlar için yapmış olduklarının bir duyurusudur.


Tanrı Konuştu


İnsan, doymak bilmeyen bir merakla yaratılmıştır. Aklı dinlenmek nedir bilmez
  ve sürekli olarak bilinmeyeni araştırmakla meşguldür. Sonsuz bir enerjiyle bilginin
  peşinde koşar. İnsanın yaşamı bir keşif seferidir. İnceliyor, araştırıyor, ama
  bir çocuğun sürekli olarak sorduğu "neden?" sorusundan hiç kurtulamıyor.

  Ne var ki, insanın aklı Tanrı ile ilgilenmeye başlayınca şaşırır kalır. Adeta,
  karanlık bir boşluğa atlamış gibi olur. Derin sularda çaresiz çırpınır durur.
  Buna da şaşmamak gerek. Tanrı sınırsız bir Varlık, bizlerse sınırlı yaratıklarız.
  Tanrısal Varlık bizim kavrama yeteneğimizi aşıyor. İnsan beyni her ne kadar
  deneye dayanan bilimler için çok yararlı bir işlev görüyorsa da, bu konuda yetersiz
  kalır. Sınırlı aklımız, Tanrı'nın sınırsız aklına asla erişemez. Bizi O'na eriştirecek
  bir merdivenimiz yok; aramızda geniş ve ölçülmez bir uçurum duruyor. Eyüp'e
  şöyle soruldu: "Tanrı'nın derin sırlarını araştırabilir misin?" Hayır,
  bu olanaksızdır.

  Tanrı bu durumu düzeltmek için bir girişimde bulunmasaydı, biz tamamen çaresizlik
  içinde kalırdık. İnsan, sonsuza dek Tanrı'yı tanıyamayacaktı. İsa Mesih'i yargılayan
  Pontius Pilatus gibi, "Gerçek nedir?" diye soran, ama yanıtını beklemeyen,
  hatta bir yanıt alacağını bile ummayan acınacak durumda bir varlık olacaktı.
  Doğal yapısına uygun olarak insan yine de tapınacaktı. Ama sunaklarının hepsinde,
  Pavlus'un Atina'da gördüğü sunaktaki gibi, "bilinmeyen tanrıya" diye
  yazılmış olacaktı (Elçilerin İşleri 17:23).

  Oysa Tanrı konuştu. Kendini açıklamak için girişimde bu lundu. İnsan aklının
  erişemeyeceği sırları Tanrı'nın Kendisi açıklamıştır. Tanrı'nın bu açıklaması,
  bir ölçüde doğada gerçekleşmiştir:


"Gökler Tanrı'nın görkemini açıklamakta, Gökkubbe ellerinin eserini duyurmakta."

  (Mezmur 19:1)


"Tanrı'ya ilişkin bilinen ne varsa, gözlerinin önündedir. Tanrı hepsini
  gözlerinin önüne sermiştir. Tanrı'nın görünmeyen nitelikleri -sonsuz gücü ve
  Tanrılığı- dünya yaratılalı beri O'nun yaptıklarıyla anlaşılmakta, açıkça görülmektedir"
  (Romalılar 1:19-20).


Buna Tanrı'nın "genel" ya da "doğal" açıklayışı denilir.
  Şöyle ki, doğa yoluyla her yerde herkese yapılan bir açıklamadır. Ne var ki,
  bu kadarı yeterli olmuyor. Kuşkusuz Tanrı'nın varlığı, bir ölçüde de tanrısal
  gücü ve yüceliği bu yolla belirleniyor. Oysa insanın, Tanrı'yı kişisel düzeyde
  tanıyabilmesi ve suçlarının bağışlanıp Tanrı ile canlı bir ilişkiye girebilmesi
  için daha geniş ve daha etkin bir açıklanış gereklidir. Tanrı'nın Kendini kutsallığıyla,
  sevgisiyle, insanı suçlarından kurtarabilen gücüyle tanıtması gerekirdi. Nitekim
  Tanrı bunu da yapmıştır. Tanrı, özel habercileri olan peygamberler ve elçiler
  aracılığıyla Kendi bildirisini insanlığa iletmiştir. Buna "özel" açıklayış
  diyoruz.

  Bu aynı zamanda "doğaüstü" bir açıklayıştır. Şöyle ki bu özel bildiri
  vahiy yoluyla verildi, İsa'nın kişiliğinde ve O'nun başardığı kurtuluş işinde
  sonuca ulaştı.

  Kutsal Kitap, bu özel açıklayışı "Tanrı konuştu, Tanrı söyledi" sözleriyle
  belirtmektedir. İnsanlar olarak bizler, birbirimizle en rahat şekilde konuşma
  yoluyla haberleşiriz. Aklımızdaki düşünceyi sözlerimizle açığa vururuz. Bu durum,
  kendi sınırsız aklını bizim sınırlı aklımıza açmayı uygun gören Tanrı için daha
  da geçerlidir. Peygamber Yeşaya'nın belirttiği gibi, "Gökler nasıl yeryüzünden
  yüksekse, yollarım da sizin yollarınızdan, düşüncelerim düşüncelerinizden yüksektir"
  (Yeşaya 55:9). Tanrı, düşüncelerini bizim anlayabileceğimiz sözlerle açığa vurmadıkça,
  onları anlamamız mümkün değildir. Böylelikle Tanrı'nın sözü peygamberler aracılığıyla
  insanlara açıklandı. Son olarak da İsa Mesih'in yeryüzüne gelmesiyle "Söz
  insan olup aramızda yaşadı" (Yuhanna 1:14).

  Korint'teki imanlılar topluluğuna yazan Pavlus, bu gerçeği şöyle açıklamıştır:
  "Mademki dünya Tanrı'nın bilgeliği uyarınca Tanrı'yı kendi bilgeliğiyle
  tanımadı, Tanrı, iman edenleri saçma sayılan bildiriyle kurtarmaya razı oldu"
  (l.Korintliler 1:21). İnsan, Tanrı'yı kendi bilgeliğiyle değil, Tanrı'nın Sözü
  aracılığıyla tanıyabilir; kafasında kurduğu düşüncelerle değil, tanrısal açıklayışla
  gerçeğe erişebilir. Tanrı Kendini, bizlere İsa Mesih'te açıklamıştır. Bu yüzden
  Mesih İnanlısı, inanmayanlara, boş inanca saplanmış olanlara kesin açıklamada
  bulunabilir. Pavlus'un Atinalılar'a duyurduğu gibi, "Sizin bilmeden tapındığınız
  bu Tanrı'yı ben size tanıtayım" diyebilir (Elçilerin İşleri 17:23).

  Bilim ile inanç arasında süregelen çekişme büyük ölçüde bu noktanın değerlendirilmesinden
  ileri gelmektedir. Deney yöntemi inanç konusunda pek geçerli olmuyor. Bilim
  gözlem ve deney sonucu ilerler; fiziksel duyuların verdiği bilgilere dayanır.
  Oysa fiziksel yasalarla bağlanmayan inanç konusuna gelince iş değişir. Tanrı'ya
  dokunamayız. O'nu görmeyiz, duyamayız. Ne var ki gün geldi, Tanrı konuştu; görülebilen,
  dokunulabilen bir insan bedenine büründü. Yuhanna, birinci mektubuna şöyle başlar:
  "Yaşam Sözü'yle ilgili olarak başlangıçtan beri var olanı, işittiğimizi,
  gözlerimizle gördü ğümüzü, ellerimizle dokunduğumuzu duyuruyoruz" (1. Yuhanna
  1:1-3).


Tanrı Eyleme Geçti


İncil'in iyi haberi, "Tanrı konuştu" bildirisiyle bitmiyor. Aynı
  zamanda Tanrı'nın harekete geçtiğini bildiriyor.

  İnsanın kişisel gereksinimi böyle olduğundan, Tanrı bu iki yönde de girişimde
  bulundu. İnsan hem bilgisizdir, hem de suçludur. Bu yüzden Tanrı'nın Kendisini
  açıklayıp yalnızca bilgisizliğimizi gidermesi yeterli olamazdı. Bizi suçlarımızdan
  kurtarmak için de bir çözüm yolu sağlaması gerekiyordu. Tanrı eski zamanlardan
  itibaren bu durumun çözümünü hazırlamaya başladı. Mezopotamya'nın Ur kentinde
  İbrahim'i çağırdı, onun soyundan kendine özel bir ulus seçti. Bu ulusu Mısır'da
  kölelikten kurtararak Sina Dağı'nda kendileriyle bir antlaşma yaptı. Onları
  çölden geçirerek vaat ettiği topraklara götürdü, kendi halkı olarak yönetti
  ve eğitti. Bütün bu olaylar Kutsal Kitap'ın Eski Antlaşma kısmında anlatılmaktadır.

  Ne var ki, bütün bunlar Tanrı'nın İsa Mesih'te gerçekleştireceği kurtuluş için
  birer hazırlık niteliğindeydi. İnsanların, yalnız Mısır'daki kölelikten ya da
  Babil'deki sürgünlükten değil, günahın getirdiği ruhsal kölelikten ve sürgünlükten
  de kurtulması gerekiyordu. İsa Mesih'in dünyaya gelmesinin asıl nedeni buydu.
  O, Kurtarıcı olarak geldi.


"Adını İsa koyacaksın. Çünkü halkını günahlarından O kurtaracak."(Matta
  1:21).


"'Mesih İsa günahkârları kurtarmak için dünyaya geldi' sözü, güvenilir
  ve her bakımdan kabule layık bir sözdür" (l.Timoteos 1:15).


"Nitekim İnsanoğlu, kaybolanı arayıp kurtarmak için geldi" (Luka
  19:10).


İsa Mesih, sürüden tek bir koyunun uzaklaştığını fark edince, onu buluncaya
  dek arayıp duran çobana benzetildi (Luka 15:3-7).

  Mesih İnancı, kurtuluş inancıdır. Yeryüzündeki dinlerin hiçbirinde, Tanrı'nın
  kaybolmuş günahlı kişileri sevip onları kurtarmak için uğraştığı, onların uğruna
  ölüme bile gittiği bildirisiyle denkleştirilebilen başka bir bildiri yoktur.




  İnsana Düşen Karar


Tanrı konuştu, Tanrı eyleme geçti. Tanrı'nın bu söz ve eylemleri Kutsal Kitap'ta
  yazılmış bulunuyor. Birçokları için iş bununla bitiyor. Tanrı geçmişte ne söylediyse
  ve ne yaptıysa tarihe karışmıştır; onların umurunda değil. Yüce Tanrı'nın söyledikleri
  ve yaptıkları, tarihten kişisel deneyime, Kutsal Kitap sayfalarından gerçek
  yaşam düzeyine geçmesi gerekirken, geçmemiştir. Tanrı konuştu; biz O'nun sözünü
  dinledik mi? Tanrı harekete geçti; biz O'nun gerçekleştirdiği kurtarıştan yararlandık
  mı?

  Bizden beklenen karşılık bundan sonraki bölümlerde anlatılacak. Şimdilik bir
  noktanın üzerinde durmakla yetineceğiz: Tanrı'yı aramamız gerekiyor. Tanrı kaybolmuş
  koyunu arayan çoban gibi bizi aradı. Şimdi de aramaktadır. Biz de O'nu aramalıyız.
  Nitekim Tanrı, insanların Kendisini aramamalarından yakınıyor:


"RAB göklerden bakar oldu insanlara,

  Akıllı, Tann'yı arayan biri var mı diye.

  Hepsi saptı, tümü yozlaştı İyilik eden yok,

  bir kişi bile!" (Mezmur 14:2, 3).


Bununla birlikte İsa, "Arayın, bulacaksınız" dedi. Aramadıkça bulamayacağız.
  Çoban, kaybolmuş koyunu buluncaya dek aradı. Biz daha mı az gayret göstereceğiz?
  Tanrı, Kendisinin arayanlar tarafından bulunulmasını istiyor.

  Tanrı'yı var gücümüzle aramamız gerek. İnsan, doğal yapısıyla
  tembeldir. Oysa bu öylesine ciddi bir konu ki, doğal tembelliğimizi ve umursamazlığımızı
  yenip kendimizi tümüyle O'nu aramaya vermeliyiz. Ciddi olmayanlara karşı Tanrı'nın
  sabrı tükenir, ama "kendisini arayanları ödüllendirir" (İbraniler
  11:6).

  Alçakgönüllülükle aramalıyız. Bazıları için tembellik, bazıları
  içinse gurur bir engeldir! Tanrı Kendini bize açıklamadıkça, sınırlı aklımızla,
  kendi çabalarımızla O'nu hiçbir zaman bulamayacağımızı kabul etmemiz gerekir.
  Aklımızı kullanmaktan vazgeçelim demiyorum. Tersine, Mezmur yazarı, katır gibi
  anlayışsız olmamamızı söylüyor. Aklımızı çalıştırmalıyız. Ama aklımızın sınırlı
  olduğunu unutmamalıyız. İsa şöyle der:


"Baba, yerin ve göğün Rabbi!

  Bu gerçekleri bilge ve akıllı kişilerden

  gizleyip küçük çocuklara açtığın için

  sana şükrederim" (Matta 11:25).


İsa'nın çocukları çok sevmesinin nedenlerinden biri işte budur. Çocuklar öğretiş
  almaya hazırdırlar. Gururlu, kendini beğenmiş, eleştirici değildirler. Bizim
  de küçük bir çocuğun açık, alçakgönüllü, öğretiş almaya hazır olan tutumuna
  ihtiyacımız var.

  İçtenlikle aramalıyız. Kutsal Kitap, Tanrı'nın Sözü olma iddiasını
  taşımaktadır. Bu kitabın sayfalarında Tanrı Kendini açıklamaktadır. Bu bildiriye
  önyargı taşımadan yaklaşmamız gerekiyor. Her araştırmacı, konusuna birtakım
  önyargılarla yaklaşmanın ne denli tehlikeli olduğunu bilir. Ne var ki, birçok
  kişi İncil'e kararlarını önceden vermiş olarak yaklaşır. Oysa Tanrı'nın Sözü,
  içtenlikle arayana yöneltilir: "Beni arayacaksınız, bütün yüreğinizle arayınca
  beni bulacaksınız" (Yeremya 29:13). Böylece önyargılarımızı bir yana bırakıp
  Kutsal Kitap'ın bildirisinin gerçek olabileceği düşüncesine yüreğimizi açmalıyız.

  Tanrı'nın sözünü dinleyerek aramalıyız. En ağır koşul da budur.
  Tanrı'yı arayacaksak, yalnız düşüncelerimizin değil, tüm yaşamımızın değiştirilmesini
  göze almalıyız. İncil'in bildirisi yaşamımızın her yönünü ilgilendiren bazı
  koşullar içermektedir. Bildiri, gerçekten Tanrı'nın Sözü ise, bu koşulları da
  benimsemek zorundayız. Tanrı'yı herhangi bir şeyi inceler gibi inceleyemeyiz.
  O'nu bir mikroskobun altına ya da bir dürbünün ucuna koyup "ne ilginç!"
  diyemeyiz. Tanrı ilginç değildir. Tanrı insanı altüst eder! İsa Mesih de öyle!


Tanrı'yı aklımızla inceleyelim derken, Kendisinin bizi ruhta incelediğini
  anladık... Aristo'yu okuruz ve akıl yönünden olgunluk kazanırız. İsa'yı inceleriz
  ve ruhumuzda en derin anlamıyla rahatsız oluruz... Yüreğimizde ve istemimizde,
  İsa ile ilgili belirli bir tutum takınmak zorunda kalırız... İnsan, İsa'yı akıl
  yönünden tarafsızlıkla inceleyebilir; ama ahlâk yönünden tarafsız olamaz...
  Bir seçim yapmak zorundayız. İsa ile dolaysız olarak kurduğumuz ilişki bizi
  bu noktaya getirmiştir. Bu araştırmaya çalışma odamızın rahatlığı içinde başladık.
  Şimdi ise, kişisel bir karar vermeye zorlanıyoruz."2
  


Kendisini benimsemeyen bazı kişilerle konuşan İsa şöyle demiştir: "Eğer
  bir kimse Tanrı'nın isteğini yerine getirmek istiyorsa, bu öğretinin Tanrı'dan
  mı olduğunu, yoksa kendiliğimden mi konuştuğumu bilecektir" (Yuhanna 7:17).
  Söz açıktır: İsa Mesih'in gerçek mi yoksa bir yalancı mı, öğretişinin insandan
  mı yoksa Tanrı'dan mı olduğunu bilebiliriz. Ama Tanrı Sözü, ahlaksal bir koşula
  dayanmaktadır. Yalnız inanmaya değil, Tanrı'nın Sözü'nü dinlemeye de hazır olmalıyız.
  Tanrı isteğini bize açıklayınca, ona uyma niyetinde olmamız gerekmektedir.

  Okuldan ayrılmış, Londra'da işe yeni girmiş olan bir genci anımsıyorum. İkiyüzlü
  olmak istemediği için kiliseye gitmekten vazgeçtiğini söylüyordu. Artık inancının
  temellerine inanmıyordu. Genç bütün açıklamalarını bitirdikten sonra kendisine
  şu soruyu sordum: "Senin tüm sorularına akıl yönünden doyurucu yanıtlar
  verecek olsam, yaşayışını değiştirmeye razı olur muydun?" Hafifçe gülümsedi,
  yüzü kızardı. Gerçek engel akli değil, ahlâkiydi.

  Arayışımızın işte bu tutumla sürdürülmesi gerekiyor. Tembelliği, gururu, önyargıları
  ve günahı bir yana atıp ne pahasına olursa olsun Tanrı'yı aramaya koyulmalıyız.
  Arayışımızı engelleyebilecek tüm etkenlerden bu son ikisi, akıldaki önyargılar
  ve ahlaksal boyun eğmezlik, en zor aşılan engellerdir. Her ikisi de korkudan
  ileri gelir: Korku ise gerçeğin en büyük düşmanıdır. Korku, arayışımızı felce
  uğratır. Tanrı'yı bulmak ve İsa Mesih'i benimsemekle, benliğimizi rahatsız edici
  bazı sonuçlar doğacağını biliyoruz. Yaşam görüşümüzü tümüyle yenilemek, yaşayışımızı
  kesin bir biçimde değiştirmek zorunda kalabiliriz. Bu iki yönden duyduğumuz
  korkaklık yüzünden gerçek arayıştan çekiniyoruz. Aramadığımız için de bulamıyoruz.
  Bulmak istemediğimiz için aramıyoruz. Çünkü aramadıkça, bulamayacağımızı biliyoruz.

  Yanılmış olabileceğini bir an için kabul et. Mesih İsa belki de gerçektir. Sen
  de Tanrı'yı alçakgönüllülükle, içtenlikle ve itaatle arayan bir kişi olmak istersen,
  O'nun özel açıklayışı olma iddiasındaki Kutsal Kitap'a yaklaş. Özellikle İncil'in,
  İsa Mesih'in yaşamını anlatan bölümlerine yanaş. Tanrı'ya Kendisini sana kanıtlama
  ve gösterme fırsatını ver. Tanrı'nın seni ikna etmesi halinde inanmaya ve O'nun
  Sözü'nü dinlemeye hazır olarak gel. İncil'i okumaya Markos ya da Yuhanna kısmından
  başlasan iyi olur. Bir bütün olarak etkisini hissetmek için bir oturuşta baştan
  sona dek okuyabilirsin. Sonra yavaş yavaş her gün bir parça okuyarak derinlemesine
  incelersin. Okumadan önce de Tanrı'nın yardımını dile. Şöyle dua edebilirsin:


"Tanrı, eğer varsan (emin değilim) ve benim duamı duyabiliyorsan (bundan
  da emin değilim), gerçeği içtenlikle aradığımı belirtmek istiyorum. İsa Mesih
  gerçekten dünyanın Kurtarıcısı mıdır, bana göster. Beni ikna edersen, O'na Kurtarıcım
  olarak inanacağıma, Efendim olarak izleyeceğime söz veriyorum."


İçtenlikle böyle bir istekte bulunan hiç kimse hayal kırıklığına uğramaz.
  Tanrı hiçbir insana borçlu kalmaz. İçtenlikle yapılan arayışa saygı gösterir.
  Dürüstlükle arayan herkesi ödüllendirir. İsa Mesih'in sözü açıktır: "Arayın,
  bulacaksınız."




  ---------------------------------------------------------

  1. Aslında "Kendi Oğlu." Kutsal Kitap'ta sık sık geçen bu
  deyimin ruhsal anla mı kitabın 2. bölümünde açıklanmaktadır.

  2. P. Carnegle Simpson, The Fact of Christ, 1952, s. 23,24.





no
başlık
tavsiye
tarih
okunmuş
   1. Doğru Yaklaşım [17] 898 17/11/2003  8812
11    2. Büyük İddialar - İsa Mesih'in Gerçek Kimliği ve Kişiliği [8] 850 17/11/2003  7982
10    3. Eşsiz Bir Karakter - İsa Mesih'in Gerçek Kimliği ve Kişiliği [21] 900 17/11/2003  7680
9    4. İsa Mesih'in Ölümü - İsa Mesih'in Gerçek Kimliği ve Kişiliği [2722] 926 17/11/2003  8537
8    5. İsa Mesih'in Ölümden Dirilişi - İsa Mesih'in Gerçek Kimliği ve Kişiliği [10] 929 17/11/2003  6045
7    6. Günah Sorunu - İnsanın Gereksinmesi [8] 994 17/11/2003  7167
6    7. Günahın Sonuçları - İnsanın Gereksinmesi [23] 959 15/11/2003  7259
5    8. Isa Mesih'in Çarmıhı - Başarılı Kurtuluş [13] 962 15/11/2003  6506
4    9. Kurtuluş Armağanı - Başarılı Kurtuluş [5] 910 15/11/2003  6684
3    10. Yapılacak Hesaplar - Kişinin Vereceği Karar [3] 946 15/11/2003  6624
2    11. Karar Verirken - Kişinin Vereceği Karar [15] 915 15/11/2003  8129
1    12. İman Yaşamı - Kişinin Vereceği Karar [3] 912 14/11/2003  6862
1

:: Kütüphane ::

· Hıristiyanlığın Temelleri
· Hıristiyan olmak için ne yapmalısınız?
· Tanrı Çizgisi
· Tanrı'nın Sözünden Cevaplar
· Nihai Sorular
· İsa Kimdir?
· Neden Kurban?
· Bana Tanrı'yı Anlat
· Bilimsel Makale
· Marangozdan da öte
· Tarihsel Kanıt
· Boş Mezar
· İznik Konseyi hakkında
· Yehova Şahitleri
· Kur'an, İsa'yı nasıl anlatıyor?
· Son zaman azizleri(mormonlar)


:: Okuma Takvimi ::


· Ocak Okuma Planı

· Şubat Okuma Planı

· Mart Okuma Planı

· Nisan Okuma Planı

· Mayıs Okuma Planı

· Haziran Okuma Planı

· Temmuz Okuma Planı

· Ağustos Okuma Planı

· Eylül Okuma Planı

· Ekim Okuma Planı

· Kasım Okuma Planı

· Aralık Okuma Planı


İsa'nın Yuhanna'ya verdiği Vahiy söyle diyor.
"Bu peygamberliğin sözlerini okuyana, burada yazılanları dinleyip yerine getirene ne mutlu! Çünkü beklenen zaman yakındır."(Vahiy 1:3)
Diliyoruz ki, Tanrı'nın vermiş olduğu sonsuz yaşamı ve gerçek yolunu bu sitenin aracıliği ile bulmanızı arzu ederiz.
Her mesaj panosundaki içeriklerin yasal sorumlulukları yazarlara aittir ve içerikler incil.com'nun ilkeleri ile bağdaşmayabilir.
© 1998~2014, www.incil.com