incil.com Ver4.0
Hoşgeldiniz!! Hristiyan Topluluğuna

Ad Başlık İçerik  

Hoş geldiniz! Ana Sayfa  ::  İnternet Kilisesi  ::  Yerel Kiliseler  ::  Soru Tahtası
:: Ana Menü ::

Ana Sayfa

İnternet Kilisesi

İncil Okuma

Gündelik Ekmeğimiz

Mesaj Panosu

:: Modüller ::

· Kütüphane
· Vaazlar
· İsa Filmi
· İlahiler
· Linkler
· Soru Tahtası
· Kısa Rehberler
· Bu Siteyi Tavsiye et
· İncil Okuma Tavimi
· Download


:: Etkinlikler ::


Sipariş Formu
Görüşleriniz

  İmanınızı daha geliştirmek için Etkinliklerindeki Formlarını doldurup bize göndereceksiniz. Bizden çok rahatça 'İncil', 'İSA VCD' ve ilgili kitapları alabilirsiniz.

  Sipariş Formunun aracığıyla Mektuplaşma Kursu'na katılıp İSA'nın, İncil'in ve Hristiyanlığın gerçeklerine sahip olabilirsiniz.


:: Java Makinesi ::

Sitemizde arkadaşlarla Chat yapmak için bigisayarınıza Java Makinesi yüklemek zorundasınız.

Hala Chat Odası aktif değilse aşayıdaki linki tuşlayıp Java Makinesini indireceksiniz.

Ve, bilgisayarınıza Java Makinesini yükleyeceksiniz.

Güle güle kulanın!


Java Makinesi

 
  Tarihsel Gerçeklere Dayanan Mesih İnancı Tablosu
  Neye, ya da Kime inanıyorsun? Neden? Hiç inancını yakından incelediğin oldu mu? İnancın acaba sağlam bir temel üzerinde mi yükseliyor? Nelere inandıkları da, nedenleri de netleşmiş değildir.
  Hamdolsun ki, sitemize İngiltere kraliçesinin ruhsal konulardaki özel danışmanı olan John Stott, Mesih İnancı'nın temel taşlarını Yeni Yaşam Yayınların izni ile sunuyoruz. İsa Mesih'in benzersiz kişiliğini ve sağladığı kurtuluşu, ve bütün bu gerçekler ışığında insana düşen seçimi ayrıntılarıyla açıklıyor.
  * Bu yazıların bütün hakları Yeni Yaşam Yayınları'na aittir ve internet yayınlarının hakkı www.incil.com'a verilmiştir.  

 Toplam 12artikeller, 1inci sayfadır / 1sayfalar
artikel     
başlık   2. Büyük İddialar - İsa Mesih'in Gerçek Kimliği ve Kişiliği
ad   musa 
-2-

  BÜYÜK İDDİALAR

Önceki bölümde bulmak isteyenin araması gerektiğini gördük. Ama aramaya nereden
  başlamalıyız? İncil'in bu soruya verdiği yanıt şöyledir: Tek başlangıç noktası,
  Nasıralı İsa'nın tarihsel kimliği ve kişiliğidir. Tanrı konuşmuş ve harekete
  geçmişse, bunu en yetkin şekliyle İsa Mesih'te gerçekleştirmiştir. Can alıcı
  soru ise şudur: Nasıralı marangoz, Tanrı özünden, Tanrı'nın Oğlu muydu?

  Ancak şunu önemle belirtmemiz gerekir: İncil'de Tanrı'nın Oğlu deyimi kullanıldığı
  zaman, bundan herhangi fiziksel bir ilişki anlaşılmamalıdır. Bazen Hıristiyanlar,
  Tanrı'nın Meryem ile ilişki kurup bir oğul meydana getirdiğine inanmakla suçlanmaktadırlar.
  Kuşkusuz böyle bir iddia düpedüz bir küfür olurdu ve hiçbir Mesih İnanlısı böyle
  bir şeye inanmaz. Tanrı'nın Oğlu deyimi benzetmeli bir anlatım olup, İsa Mesih
  ile göksel Babası arasındaki ilişkinin yakınlığını, aynı özden olduklarını belirtmektedir.
  Herhangi fiziksel bir ilişki kesinlikle düşünülemez. İleride İsa Mesih'in kendi
  sözlerini incelerken bu konuyu da aydınlığa kavuşturmaya çalışacağız.

  İncil inancı konusunda yaptığımız bir incelemenin, Mesih'in kimliği ve kişiliği
  noktasından başlamasının iki ana nedeni var. Birincisi, İncil inancı özde İsa
  Mesih'in kendisidir. Mesih'in kimliği, kişiliği ve görevi, İncil inancının üzerinde
  kurulduğu kayadır. İsa Mesih'in kendi kimliğiyle ilgili söyledikleri doğru değilse
  ve yapacağını söylediği görevini yapmamışsa, İncil inancının temeli şimdiden
  çürütülmüş, yapı da tümüyle yıkılacak demektir. Mesih inancından Mesih'i çıkartırsan,
  geriye hiçbir şey kalmaz. İsa Mesih, İncil inancının merkezidir; diğer her şey
  O'nun çevresinde döner. Bizi ilgilendiren, İsa'nın felsefesi ya da dünya görüşü
  değildir. Temelde O'nun kimliği ve kişiliğiyle ilgileniyoruz. İsa Mesih kimdir?

  İkinci olarak, İsa Mesih'in özde Tanrı olduğu kanıtlanabilirse, diğer birçok
  sorun da kendiliğinden çözülmüş olur. Öncelikle Tanrı'nın varlığı kanıtlanmış
  ve karakteri de açıklanmış olur. İnsanın görevi nedir, gelecekte onu ne beklemektedir,
  ölümden sonra yaşam var mıdır, Kutsal Kitap (Tevrat, Zebur, İncil) gerçekten
  de Tanrı'nın Sözü müdür, İsa Mesih neden öldü? Bu soruların yanıtları bu şekilde
  ortaya çıkar. İsa bu konuların hepsine ilişkin öğretiş verdi; Kendisi Tanrı
  ise öğrettikleri de kuşkusuz gerçektir.

  Böylelikle yapacağımız araştırmanın İsa Mesih'in kendisiyle başlaması gerek.
  O'nunla ilgili bilgi almak için de İncil'e başvurmalıyız. Şimdilik İncil'deki
  yazılan tarihsel belgeler olarak kabul etmemiz yeter. Tanrı'dan mıdır, değil
  midir sorusuyla şu anda ilgilenmiyoruz.1
  Yalnız şu gerçekleri göz önünde tutalım: İncil yazıları imanlı kişilerce yazıldı,
  imanlılar da dürüst kişilerdir. Kaleme aldıkları olayları görgü tanıkları olarak
  yansızlıkla kaydettiler. Şimdilik söz konusu yazıların, bize İsa'nın yaşamını
  ve öğretişini güvenilir bir biçimde ileten kaynaklar olduğunu kabul etmekle
  yetineceğiz. Konumuzu İncil'den incelerken gelişigüzel seçilmiş, birbirleriyle
  bağlantılı olmayan birtakım kopuk yazılara dayanmayacağız. Kitabı bir bütün
  olarak ele alıp açıkça öğretilenlerin üzerinde duracağız.

  Bu bölümdeki amacımız, İsa Mesih'in özde Tanrı olduğunu kanıtlayan delilleri
  ortaya koymaktır. İsa'nın belirsiz bir biçimde tanrısal özellikler taşıdığını
  göstermekle yetinemeyiz; O'nun, insan doğasını almış Tanrı'nın Kendisi olduğunu
  kanıtlamayı amaçlıyoruz. İsa Mesih'in, tüm diğer insanlardan farklı olarak Tanrı
  ile öncesizlikte ve özde bir olduğuna inanıyoruz. O'nu sadece insan bedenine
  bürünmüş Tanrı olarak ya da bazı tanrısal özellikleri taşıyan üstün bir insan
  olarak görmüyoruz. İsa Mesih'in, eşi emsali olmayan Tanrı-insan olduğuna inanıyoruz.
  İsa'nın, Tanrılık ve insanlık olmak üzere birbirine karıştırılmayacak iki yetkin
  tabiata sahip olan tarihsel bir kişi olduğu inancındayız. Bu durum, şimdi ve
  sonsuzluğa dek, tek olarak İsa Mesih'e özgüdür. İsa yalnız hayranlığımıza değil,
  tapınmamıza da lâyıktır.

  İsa Mesih'in Tanrılığı konusundaki kanıtlar üç yönlüdür. Önce İsa'nın kendisiyle
  ilgili söylediği sözler, sonra eşsiz karakteri, yani günahsızlığı, son olarak
  da ölümden dirilişi yönünden inceleme yapacağız. Bunlar ayrı ayrı ele alındığında
  kesin bir kanıt sayılmayabilir. Oysa üçü bir araya gelince, bizi kesin sonuca
  götürdükleri belli olacak.

  Öyleyse birinci tanıklık, Mesih'in kendisi için ileri sürmüş olduğu iddialardır.
  Kuşkusuz bir kişinin kendisi için söyledikleri kesin kanıt sayılmaz. Ne var
  ki, önümüzde açıklama gerektiren olağanüstü bir durum var. Bu duruma biraz açıklık
  kazandırmak amacıyla söz konusu iddiaları dört bölüme ayıracağız.




  İsa'nın Kendisine Yönelik Öğretişi


İsa Mesih'in birçok konuda verdiği öğretişten en çok gözümüze çarpan özellik,
  sürekli olarak kendisiyle ilgili konuşmasıdır. Tanrı'nın "Baba"lığı
  ve "Tanrısal Egemenlik" konularını sık sık işlediği doğrudur. Bununla
  beraber kendini Baba'nın Oğlu olarak tanıttı, 'Kendisinin de Tanrı'nın Egemenliği'ni
  kurmak için geldiğini ileri sürdü. Kişinin Tanrı'nın Egemenliği'ne girebilmesinin,
  İsa Mesih'e karşı takındığı tutuma bağlı olduğunu söyledi. Tanrı'nın Egemenliği'nden,
  "benim egemenliğim" şeklinde söz etmekten çekinmedi.

  İsa'nın öğretişinin hep kendisine yönelik olması, O'nu dünyaya gelmiş geçmiş
  bütün peygamberlerden ve büyük din adamlarından ayırmaktadır. Onlar kendilerini
  pek göstermediler. O ise hep kendini öne sürdü. Onlar, insanları kendilerinin
  dışındaki bir gerçeğe yönelterek "Benim anladığım kadarıyla gerçek orada,
  onun ardınca git" dediler. İsa Mesih ise, "Gerçek Ben'im" dedi,
  "Benim ardımca gel." İsa'nın sözlerini okuduğumuz zaman hep kendinden
  söz etmesi göze batıyor.

  Örneğin:

  "Yaşam ekmeği Ben'im. Bana gelen asla acıkmaz, bana iman eden hiçbir zaman
  susamaz" (Yuhanna 6:35).

  "Ben dünyanın ışığıyım. Benim ardımdan gelen, asla karanlıkta yürümez,
  yaşam ışığına sahip olur" (Yuhanna 8:12).

  "Diriliş ve yaşam Ben'im. Bana iman eden kişi ölse de yaşayacaktır. Yaşayan
  ve bana iman eden asla ölmeyecek" (Yuhanna 11:25, 26)

  İsa, "Yol, gerçek ve yaşam Ben'im" dedi. "Benim aracılığım olmadan
  Baba'ya kimse gelemez" (Yuhanna 14:6).

  "Ey bütün yorgunlar ve yükü ağır olanlar! Bana gelin, ben size rahat veririm...
  Boyunduruğumu yüklenin, benden öğrenin"(Matta 11:28, 29).


İsa Mesih'in öğretişinin ilk yılları şu soruyu sormasıyla noktalandı: "Ben
  kimim dersin?" İbrahim'in O'nun gününü göreceği umuduyla sevindiğini, Musa'nın
  O'nun hakkında yazdığını, Kutsal Yazılar'ın O'na tanıklık ettiğini söyledi.
  Hatta Tevrat, Zebur ve peygamberlerin yazılarında hep kendisi hakkında yazıldığını
  iddia etti (Markos 8:29; Yuhanna 8:56, 5:39; Luka 24:27, 44).

  Luka, İsa'nın çocukluğunu geçirdiği kasaba olan Nasıra'daki havraya yaptığı
  ziyareti ayrıntılı bir şekilde anlatmaktadır. O'na peygamber Yeşaya'nın kitabını
  verdiler. O da ayağa kalktı ve okumaya başladı. Okuduğu yer Yeşaya 61:1, 2 ayetleriydi:


"Rab'bin Ruhu üzerimdedir. Çünkü O beni, yoksullara Müjde'yi iletmek
  için meshetti.

  Tutsaklara serbest bırakılacaklarını, Körlere gözlerinin açılacağını duyurmak
  için,

  Ezilenleri özgürlüğe kavuşturmak Ve Rab'bin lütuf yılını ilan etmek için Beni
  gönderdi" (Luka 4:18, 19).


Bütün gözler kendisine dikilmiş beklerken, İsa kitabı kapattı, havra görevlisine
  geri verip oturdu. Sonra ortalığı kaplayan sessizliği şu şaşılacak sözlerle
  yardı: "Dinlediğiniz bu Yazı bugün yerine gelmiştir." Başka bir deyişle,
  "Peygamber bunları benimle ilgili olarak yazdı."

  Kendisiyle ilgili böylesi büyük düşünceler taşıyan bir kişinin insanları kendisine
  çağırması kimseyi şaşırtmamalı. Nitekim İsa Mesih, çağrıda bulunmakla kalmadı;
  buyruk verdi.

  "Bana gelin, benim ardımca gelin" diyordu. Kendisine gelenlerin tüm
  gereksinimlerini karşılayacağına söz verdi. Yorgunların yüklerini kaldıracağını,
  acıkmış olanları doyuracağını, susamış olanların susuzluğunu gidereceğini söyledi.
  Ayrıca, O'nun öğretişini benimseyen öğrencilerinin kendisine itaat etmelerini,
  O'na bağlı olduklarını herkese belli etmelerini buyurdu. İsa'nın öğrencileri,
  O'nun kesin iddialarda bulunmakta haklı olduğunu yavaş yavaş anladılar: Pavlus,
  Petrus, Yakup ve Yahuda yazdıkları mektuplarda kendilerini İsa Mesih'in "kölesi"
  olarak tanıtmaktan hoşlanırlar.

  Bu konuda da ileri giden İsa, insanların iman ve sevgilerini kendisine yöneltmelerini
  istedi. İnsana, Tanrı'ya iman etmek yakışır. Oysa İsa Mesih, insanları Kendisine
  iman etmeye çağırdı. İsa, "Tanrı'nın işi O'nun gönderdiği kişiye iman etmenizdir"
  demiştir (Yuhanna 6:29). "Oğul'a iman edenin sonsuz yaşamı vardır"
  (Yuhanna 3:36). İsa Mesih'e iman etmek insanın başlıca ödevi ise, O'na iman
  etmemek insanın işleyebileceği en korkunç suçtur (Yuhanna 8:24,16:8,9).

  İnsanın, Tanrı'yı bütün yüreğiyle, bütün canıyla, bütün aklıyla, bütün gücüyle
  sevmesi buyrulmuştur. Ne var ki İsa Mesih, sevgi konusunda ilk yerin kendisine
  ayrılmasını istedi. Babasını, annesini, karısını, çocuklarını İsa'dan daha çok
  seven kişinin kendisine lâyık olmadığını belirtti (Matta 10:37). İbrani dilinde
  karşılaştırmayı vurgulamak için kullanılan karşıtlık anlatımına başvurarak şöyle
  dedi: "Biri bana gelip de babasını, annesini, karısını, çocuklarını, kardeşlerini,
  hatta kendi canını bile gözden çıkarmazsa, öğrencim olamaz" (Luka 14:26).
  Kuşkusuz İsa, bütün yakınlarımıza karşı nefret duygusuyla dolmamızı önermiyordu.
  Ancak İsa'ya olan sevgimiz öylesine sıcak, öylesine derin olmalı ki, bunun yanında
  kendimize ya da yakınlarımıza olan sevgimiz çok zayıf, çok sönük görünmeli.

  İsa Mesih, Tanrı'nın işinde kendisinin merkezî yeri aldığını çok iyi anlıyordu.
  Öyle ki, kendisi dünyadan ayrılıp göğe dönünce yerini dolduracak birini göndereceğine
  dair söz verdi. O'nun yerini alan, Tanrı'nın Kutsal Ruhu'dur. İsa'nın Kutsal
  Ruh'tan söz ederken en çok "Yardımcı" (Grekçe parakletos) sözünü kullandığını
  görüyoruz. Hukukta kullanılan bu sözcük, savunma avukatı anlamına gelir. Kutsal
  Ruh'un işi, insanlar önünde İsa Mesih'in davasını yürütmek olacaktı. İsa, "O
  bana tanıklık edecek" dedi. "O beni yüceltecek. Çünkü benim olandan
  alıp size bildirecek" (Yuhanna 15:26; 16:14). Böylece Kutsal Ruh'un hem
  dünyanın önünde yapacağı tanıklık, hem de imanlılara vereceği açıklayış İsa
  Mesih ile ilgili olacaktı.

  Yine başka bir yerde İsa şu şaşırtıcı sözleri söyledi: "Ben yerden yukarı
  kaldırıldığım zaman bütün insanları kendime çekeceğim" (Yuhanna 12:32).
  Çarmıhtaki ölümünün, insanları da bir mıknatıs gibi çekeceğini biliyordu. Oysa
  insanların, ilk planda ne Tanrı'ya ne de inanca, ne gerçeğe ne de doğruluğa,
  ancak İsa Mesih'in kendisine doğru çekileceğini de eklemiştir. Ancak İsa'ya
  çekilen kişi bunlara da ulaşmış olacaktır.

  Bütün bu büyük sözler ve iddiaların, başkaları için alçakgönüllülüğü şart koşan
  biri tarafından söylenmesi gözden kaçmamaktadır. İsa, kendi çıkarlarını arayan
  öğrencilerini azarladı. Onların arasında gördüğü büyüklük kuruntularına üzüldü.
  Peki, İsa Mesih, başkalarına öğrettiğini kendisi uygulamıyor muydu? Yanına küçük
  bir çocuk alıp, "Hepiniz bu çocuk gibi olmalısınız" demişti. Kendisi
  ise başka bir kurala mı ayak uyduruyordu?




  Dolaysız İddialar


İsa'nın, kendisinin Kutsal Yazılar'da geleceği bildirilen Kurtarıcı (Mesih)
  olduğuna inandığı bellidir. Yüzyıllardan beri peygamberlerce duyurulan Tanrı'nın
  Egemenliği'ni kurmaya gelmişti.

  Otuz yaşına gelince halk arasında açıkça öğretişini yaymaya başlayan İsa'nın
  ilk sözünün "tamamlandı" olması dikkate değer. "Zaman doldu"
  diyordu, "Tanrı'nın Egemenliği yaklaştı" (Markos 1:15). İsa Mesih,

  peygamber Daniel'in gelecek olan Kurtarıcı için kullandığı "İnsanoğlu"
  unvanını kendine mal etti (Daniel 7:13). Yahudiler'in din önderleri önünde sorguya
  çekildiğinde, Başkâhin Kayafa'nın kullandığı "Tanrı'nın Oğlu" deyimini
  hiç çekinmeden benimsedi (Markos 14:61, 62). Bu unvan da Mezmur 2:7'de, gelecek
  olan Kurtarıcı Mesih için kullanılmıştı. Yine peygamber Yeşaya, kendi adını
  taşıyan kitabın sonlarında Tanrı'nın elem çeken kulundan söz etmektedir. İsa
  Mesih, bu benzetmeyi de üstlenerek çarmıh üzerindeki ölümünü bu önbildirilerin
  ışığında yorumladı.

  İsa Mesih'in, on iki öğrencisiyle yaptığı eğitimin ilk evresi Simun Petrus'un
  kesin iman açıklamasıyla sonuçlandı. Petrus, İsa'nın gerçekten Kutsal Yazılar'la
  geleceği belirtilen Mesih olduğu kanısına varmıştı. Başkaları belki İsa'yı sadece
  yeni bir peygamber olarak görüyorlardı. Petrus ise O'nu peygamberlerin işaret
  ettiği Kurtarıcı olarak tanıdı. O, izlenmesi gereken yolu gösteren yeni bir
  levha değildi; O, bütün levhaların gösterdiği yolun ve hedefin kendisiydi.

  İsa Mesih, her şeyin kendisinde tamamlandığını gayet iyi biliyordu. Bir kez
  kendi öğrencileri arasındayken şunları söylemişti: "Sizin gördüklerinizi
  gören gözlere ne mutlu! Size şunu söyleyeyim, nice peygamberler, nice krallar
  sizin gördüklerinizi görmek istediler, ama göremediler. Sizin işittiklerinizi
  işitmek istediler, ama işitemediler" (Luka 10:23, 24).

  Ne var ki şimdi incelemek istediğimiz dolaysız iddialar, İsa'yı bize "Kurtarıcı
  Mesih" olarak tanıtmakla kalmıyor, doğrudan doğruya O'nun Tanrı ile ezelden
  beri ve özde bulunduğu özel ilişkiyi de dile getiriyor. Bu büyük iddialarına
  ilişkin şu üç örnek dikkat çekicidir.

  İlk olarak, İsa Mesih'in sürekli olarak Tanrı'dan "Babam" diye söz
  etmesi bu yakın ilişkiyi gösterir. On iki yaşında bir çocukken bile Göksel Babası'nın
  işi için gösterdiği gayret ailesini şaşırtmıştı (Luka 2:41-52). Sonra şu iddialarda
  bulundu:


"Babam hâlâ çalışmaktadır, ben de çalışıyorum" (Yuhanna 5:17).

  "Ben ve Baba biriz" (Yuhanna 10:30).

  "Ben Baha'dayım, Baba da bendedir" (Yuhanna 14:10, 11).


İsa Mesih'in, öğrencilerine de Tanrı'yı "Baba" diye çağırmalarını
  öğrettiği gerçektir. Oysa Mesih'in "Oğulluğu" ile biz imanlıların
  oğulluğu arasında dağlar kadar fark vardır. Öyle ki, İsa iki oğulluk ilişkisi
  arasında ayrım yapmak zorundaydı. Buna göre ölümden dirilen İsa, Mecdelli Meryem'e,
  "Benim Babam'ın ve sizin Babanız'ın yanına çıkıyorum" dedi (Yuhanna
  20:17). "Bizim Babamız'ın yanına çıkıyorum" diyemezdi.

  Yukarıdaki alıntıların hepsi Yuhanna'nın yazılarından aktarılmıştır. Ne var
  ki, Matta da İsa'nın Tanrı ile olan özel ilişkisini belirtiyor.


"Babam her şeyi bana emanet etti. Oğul'u, Babadan başka kimse tanımaz.

  Oğul'dan ve Oğul'un Baba'yı tanıtmayı dilediği kişilerden başkası da Baba'yi
  tanımaz" (Matta 11:27).


İsa'nın, bütün insanlardan farklı olarak Tanrı ile özel bir ilişkide olma
  iddiasında bulunduğu, dindar Yahudiler'in tepkilerinden de belli oluyor. "Kendisinin
  Tanrı Oğlu olduğunu ileri sürüyor" diyerek O'nu suçladılar (Yuhanna 19:7).
  İsa, Tanrı ile öyle bir birlik içindeydi ki, kendisine bakan Tanrı'yı görmüş
  olacaktı. Şöyle ki,


O'nu tanımak Tanrı'yı tanımaktır;

  O'nu görmek Tanrı'yı görmektir;

  O'na inanmak Tanrı'ya inanmaktır;

  O'nu benimsemek Tanrı'yı benimsemektir;

  O'ndan nefret etmek, Tanrı'dan nefret etmektir;

  O'na saygı göstermek, Tanrı'ya saygı göstermektir.2


Bunlar, İsa Mesih'in Tanrı ile olan özel ilişkisini belirtmek için ortaya
  atılmış olan genel iddialardan yalnızca birkaçıdır. Bunların dışında İsa'nın
  iki kesin iddiası daha dikkate değer. Birincisi, Yuhanna 8. bölümünün sonlarına
  doğru anlatılır. Yahudiler'le tartışan İsa, "Size doğrusunu söyleyeyim,
  bir kimse sözüme uyarsa, ölümü asla görmeyecektir" dedi.

  Bu sözü duyanlar dayanamadılar. "İbrahim öldü, peygamberler de öldü"
  diye karşı çıktılar. "Sen kendini kim sanıyorsun?"

  İsa şöyle karşılık verdi: "Babanız İbrahim günümü göreceği için sevinçle
  coşmuştu."

  Yahudiler iyice şaşırmışlardı. "Sen daha elli yaşında bile değilsin, İbrahim'i
  de mi gördün?" dediler.

  İsa, buna ortalığı karıştıran büyük bir iddiayla yanıt verdi. "Size doğrusunu
  söylüyorum, İbrahim doğmadan önce ben varım" dedi. Bunun üzerine İsa'yı
  taşlamak üzere yerden taşlar aldılar.

  Musa'nın aracılığıyla verilen Kutsal Yasa'ya göre, Tanrı'ya küfreden kişinin
  taşlanarak öldürülmesi gerekiyordu. İlk bakışta bu sözün neresinde küfür var
  diye sorabiliriz. Evet, İbrahim'den önce yaşamış olduğunu ileri sürmüştü. Ama
  "gökten indiğini," "Baba'dan gönderildiğini" açıklayan İsa,
  buna benzer sözleri sık sık söylüyordu. Oysa Yahudiler, İsa'nın bu iddialarına
  fazla tepki göstermemişlerdi. Buradaki sorunu açığa çıkarmak için daha derinlere
  inmemiz gerekir.

  Görüyoruz ki İsa, "İbrahim'den önce ben vardım" demedi; "ben
  varım" dedi. İbrahim'den önce, başlangıcı olmayan bir yaşama sahip olduğunu
  söylüyordu. Oysa İsa'nın, "ben varım" sözünde öncesizlik iddiasından
  daha da önemli bir nokta var. İsa Mesih, doğrudan doğruya Tanrılığını iddia
  ediyordu. "Ben varım" deyimi, Tanrı'nın kendini Musa'ya tanıtırken
  kullandığı isimdir. "Ben Ben'im" dedi, "İsrailliler'e de ki:
  'Beni size Ben Ben'im diyen gönderdi'"(Çık.3:14). Bu sözle Tanrı kendini,
  öncesiz ve sonsuz, kendiliğinden var olan, tek Tanrı olarak tanıttı. İsa Mesih
  de, tek Tanrı'nın bu özel adını kendine mal etti. Yahudiler, Tanrı'ya küfür
  olarak yorumladıkları bu sözden dolayı İsa'yı taşlamak istediler.

  İsa Mesih'in kesinlik bakımından buna benzer bir başka iddiası da, ölümden dirilişinden
  sonra oldu (Şimdilik İsa'nın dirilişini bir varsayım olarak kabul edelim; bu
  konuyu ilerleyen bölümlerde ayrıntılarıyla inceleyeceğiz). Olayı anlatan yine
  Yuhanna'dır (Yuhanna 20:16-29). İsa'nın dirilişinden bir hafta sonra kuşkucu
  Tomas ve diğer öğrenciler kapalı kapılar ardında toplanmışlardı. O anda İsa
  aralarında görünüverdi. İsa'nın gerçekten dirildiğine inanmayan Tomas'a elini
  uzatıp yaralarını incelemesini buyurdu. Tomas şaşkınlık içinde İsa'ya bakarak,
  "Rabbim ve Tanrım!" dedi. İsa ise bu hitabı benimsedi. Tomas'ı, o
  güne kadar olan imansızlığından ötürü azarladıysa da, kendisine "Tanrı"
  diye tapınmasına karşı çıkmadı.




  Dolaylı İddialar


Mesih'in Tanrılık iddiası, dolaysız sözlerle olduğu gibi, dolaylı yollardan
  da ileri sürüldü. Halk arasında yarattığı şaşılacak işler, tanrısal kişiliğiyle
  ilgili sözleri kadar güçlü tanıklardır. Birçok olayda salt Tanrı'ya özgü olan
  bazı işler yaptı. Bunlardan dört tanesine değinmek istiyoruz.

  İsa Mesih, iki ayrı olayda günahları bağışlama yetkisine sahip olduğunu söyledi
  (Markos 2:1-12; Luka 7:36-50). Olayların birincisinde felçli bir adam, arkadaşları
  tarafından damdan aşağıya İsa'nın önüne indirildi. Hastanın asıl ihtiyacının
  ruhsal olduğunu anlayan İsa, orada bulunan din adamlarını şu sözlerle şaşırttı:
  "Oğlum, günahların bağışlandı."

  İkinci olay, adı kötüye çıkmış bir kadınla ilgilidir. İsa, dindarlığıyla tanınan
  birinin evinde yemeğe çağrılmıştı. Onlar sofrada otururlarken arkadan yaklaşan
  kadın göz yaşlarıyla İsa'nın ayaklarını yıkayıp saçlarıyla kurulamaya başladı.
  Ayaklarını durmadan öpüyor, güzel kokulu yağı ayaklarına sürüyordu. İsa ona
  da, "Günahların bağışlandı" dedi.

  Her iki olayda da İsa'nın sözlerini duyanlar şaşırdılar. Kendi kendilerine,
  "Bu adam kim?" diye sordular. "Ne biçim küfür bu? Tanrı'dan başka
  kim günahları bağışlayabilir?" Bu soruları sormakla bir bakıma çok haklıydılar.
  Biz, bize karşı yapılan haksızlığı bağışlayabiliriz. Ama Tanrı'ya karşı işlenen
  suçu yalnız Tanrı'nın kendisi bağışlayabilir.

  İkinci olarak İsa Mesih, yaşam verme yetkisine sahip olduğunu söyledi. İnsanlara
  kendini "Yaşam," "yaşam ekmeği," "diriliş ve yaşam"
  gibi adlarla tanıttı. İzleyicilerinin kendisine olan bağlılıklarını, çubuğun
  asmaya olan bağlılığına benzetti. Samiriyeli kadına "diri su" verdi;
  kendisinin ardınca gelenlere sonsuz yaşam vaat etti. Kendini hem koyunlar için
  canını veren, hem de onlara yaşam veren İyi Çoban olarak tanıttı. Kendisine,
  bütün insanlar üzerinde yetki verildiğini bildirdi. Tanrı'nın kendisine vereceği
  kişilere sonsuz yaşam bağışlayacağına söz verdi. "Oğul, istediği kişilere
  yaşam verir" dedi.3

  İsa'nın bu iddiası apaçıktı. Bu gerçeği benimseyen öğrencileri ise O'ndan ayrılamayacaklarını
  anladılar. "Rab, biz kime gidelim?" diye sordu Petrus. "Sonsuz
  yaşamın sözleri sendedir" (Yuhanna 6:68).

  Yaşam gerçekten bir bilmecedir. Fiziksel yaşam olsun, ruhsal yaşam olsun, nereden
  geldiği de, nasıl bir şey olduğu da derin bir sırdır. Bu sorulara tümüyle aydınlatıcı,
  doyurucu yanıtlar veremiyoruz. Yalnız yaşamın Tanrı'dan gelen bir armağan olduğunu
  söyleyebiliriz. Ne var ki, İsa Mesih bu armağanı kendisinin vereceğini iddia
  etti.

  Üçüncü olarak İsa, gerçeğe sahip olduğunu, gerçeği öğrettiğini söyledi. En çok
  göze çarpan özellik, yalnız İsa'nın öğrettiği gerçek değil, öğretişindeki açıklık
  ve kesinliktir. Çağdaşları bilgeliğinden derin bir şekilde etkilendiler.


"Bu adam bunları nereden öğrendi?... Kendisine verilen bu bilgelik nedir?

  Nasıl böyle mucizeler yapabiliyor? Meryem'in oğlu, Yakup, Yose,

  Yahuda ve Simun'un kardeşi olan marangoz değil mi bu?" (Markos 6:2, 3).


"Bu adam hiç öğrenim görmediği halde, nasıl bu kadar bilgili olabilir?"
  (Yuhanna 7:15)


Ne var ki insanlar, İsa'nın bilgeliğinden çok, yetkili tutumundan etkilendiler.


"Hiç kimse, hiçbir zaman bu adamın konuştuğu gibi konuşmamıştır"
  (Yuhanna 7:46).

  "Yetkiyle konuştuğu için O'nun öğretişine şaşıp kaldılar" (Luka 4:32).

  "İsa konuşmasını bitirince, halk O'nun öğretişine şaşıp kaldı. Çünkü onlara
  kendi din bilginleri gibi değil, yetkili biri gibi ders veriyordu" (Matta
  7:28, 29).


İsa'nın yetkisi din öğretmenlerinin yetkisinden üstünse, peygamberlerinkinden
  de üstün olurdu. Din öğreticileri başkalarının, peygamberlerse Tanrı'nın yetkisine
  dayanarak konuştular. Ama İsa, kendine özgü bir yetkiye sahip olduğunu iddia
  etti. Konuşmalarına "Rab şöyle diyor" şeklinde değil, "Ben size
  gerçeği söylüyorum" sözüyle başlardı. Gerçi İsa, öğretişinin kendisinden
  değil, kendisini gönderen Baba'dan kaynaklandığını söyledi. Bununla birlikte
  kendisinin, tanrısal açıklayışı insanlara ileten aracı olduğunu biliyordu. Tanrı
  bildirisi, tam anlamıyla yalnız ve yalnız kendisinde açıklanıyordu. Bu yüzden
  de İsa tam bir güvenle konuşabiliyordu. Duraksamadan, kimseden özür dilemeden
  gerçeği söylüyordu. İsa, ağzından çıkan hiçbir sözü düzeltmek, geri almak ya
  da değiştirmek zorunda kalmadı. Tanrı'nın tartışma götürmez sözlerini insanlara
  iletti: "Tanrı'nın gönderdiği Kişi, Tanrı'nın sözlerini söylüyor."

  İsa Mesih, kendinden emin bir şekilde gelecek zamanlara ilişkin önbildirilerde
  bulundu. "Düşmanlarınızı sevin," "yarın için kaygı çekmeyin,"
  "yargılanmayasınız diye yargılamayın" gibi sözlerle ahlaksal konularda
  kesin buyruklar verdi. Çeşitli konularda söz verdiği zaman, sözlerinin yerine
  geleceğinden hiç kuşkusu yoktu. "Dileyin, size verilecektir" dedi.
  Kendi sözlerinin Kutsal Yasa gibi sonsuzlara dek kalacağını, hiçbir zaman geçerliliğini
  yitirmeyeceğini söyledi. Eski zamanlarda Tanrı'nın halkının geleceği, O'nun
  sözüne verdikleri karşılığa bağlıydı. Aynı şekilde İsa Mesih, kendisini dinleyenlerin
  sonsuz geleceğinin, O'nun sözünü benimseyip benimsememelerine bağlı olduğunu
  belirtti.

  Dördüncü olarak İsa, dünyayı yargılayacağını söyledi. Belki de bütün iddialarının
  en şaşırtıcısı budur. Buna benzer şekilde anlattığı öykülerin birçoğunda, kendisinin
  dünyanın sonunda yeryüzüne döneceğini, insanların Tanrı ile son hesaplaşmasının
  O'nun ikinci gelişine dek erteleneceğini bildirdi. İsa Mesih o zaman ölüleri
  dirilterek bütün insanları önüne toplayacak. Yücelik tahtına oturarak Baba'dan
  aldığı yargıyı uygulayacak. Çobanın koyunlarıyla keçileri birbirinden ayırması
  gibi, İsa Mesih de insanları kendisine olan tutumlarına göre iki sınıfa ayıracak.
  Bazılarını, dünyanın yaradılışından beri kendileri için hazırlanmış egemenliği
  miras alsınlar diye çağıracak. Diğerleri ise şu korkunç sözleri duyacaklar:
  "Ey lanetliler, çekilin önümden! İblis'le melekleri için hazırlanmış sönmez
  ateşe gidin!" (Matta 25:21-46).

  İsa Mesih dünyayı yargılayacaktır. Yargılamanın ölçütü ise, insanların kendisine
  ve izleyicilerine karşı takındıkları tutum olacak. O'nu insanlar önünde benimseyenleri,
  kendisinin Baba Tanrı'nın önünde benimseyeceğini söyledi. O'nu yadsıyanları
  ise O da yadsıyacak. O son günde kişinin cennetin dışında bırakılması için İsa'nın,
  "Ben sizi hiç tanımadım" demesi yeterli olacak (Yuhanna 12:47,48;
  Matta 10:32, 33; 7:23).

  Böyle bir iddianın önemi, kolay kolay abartılmayacak ölçüde büyüktür. Günümüzde
  herhangi bir din önderinin böyle sözler söyleyebileceğini pek düşünmeyiz. "Sözlerime
  kulak verin. Sonsuz geleceğiniz buna bağlıdır. Dünyanın sonunda sizi yargılamak
  üzere yeryüzüne döneceğim. Sözlerimi dinleyip dinlememenize göre yargı vereceğim."
  Böyle sözler söylemeye kalkışan bir din adamı, kısa zamanda ya polislerin ya
  da ruh doktorlarının önüne çıkarılır!




  İsa'nın Yarattığı Doğaüstü İşler


Son olarak İsa'nın "eylemli iddialar" diye yorumlayabileceğimiz
  mucizelerini ele almamız uygun olur. Bu kitapta, mucizelerin olasılığı ve amacı
  konusunda ayrıntılı bir tartışmaya giremeyiz. Şunu belirtmekle yetinelim: İsa
  Mesih'in yarattığı mucizeler doğaüstü işler oldukları kadar, ruhsal anlam taşımaları
  açısından da önemlidirler. Mucizeler, "şaşılacak işler" olduğu gibi,
  birer "belirti" niteliğindeydi. İsa hiçbir zaman bencilce ya da anlamsız
  bir mucize gerçekleştirmedi. Mucizelerin amacı gösteriş yapmak ya da inanmak
  isteyenlere zorla boyun eğdirmek değildi. Mucizeler, fiziksel güç gösterisinden
  çok, ruhsal yetki gösterisi niteliğindeydi. Bu doğaüstü işler, İsa'nın eyleme
  dönüştürülen sözleri, iddialarının gözler önüne serilmesiydi. İşleri sözlerini
  doğruluyor, destekliyordu.

  Yuhanna bu durumu iyi anlamıştı. Kaleme aldığı ve kendi adını taşıyan bölümde,
  özel olarak seçtiği altı, yedi tane "belirti"den söz edip bunları
  da İsa'nın kendi kişiliğine ilişkin yaptığı açıklamalara bağlamıştır (bkz. Yuhanna
  20:30, 31). Ele aldığı ilk belirti, Kana Köyü'ndeki düğünde suyun şaraba dönüştürülmesi
  olayıdır. Pek öğretici bir olay gibi görünmüyor, ama mucizenin asıl önemi daha
  derinlerde yatıyor. Yuhanna, bize, taştan su küplerinin "Yahudiler'in kutsal
  yıkanma töreni için" düğün yerinde hazır durduğunu bildiriyor. İşte aradığımız
  ipucu burada. Olaydaki su, eski din düzenini gösteriyor. Şarap ise İsa Mesih'in
  getirdiği yeni düzeni, yeni yaşamı simgeliyor. Su nasıl şarapla değiştirildiyse,
  İsa'nın getirdiği "İyi Haber" eski Kutsal Yasa'nın yerine geçecekti.
  Yaratılan mucize, İsa'nın yeni düzeni kurmaya yetkisi olduğuna dair iddiasını
  pekiştirmekteydi. Beklenilen Kurtarıcı O'ydu. Samiriyeli kadına şöyle söylemişti:
  "Ben O'yum" (Yuhanna 2:1-11; 4:26).

  Aynı şekilde İsa'nın beş bin kişiyi doyurması, insan yüreğinin ruhsal açlığını
  doyurabilme iddiasını destekliyordu. "Yaşam ekmeği Ben'im" demişti.
  Bu olaydan biraz sonra, "Dünyanın ışığı Ben'im" diyen İsa, doğuştan
  kör olan birinin gözlerini açtı. Körün gözlerini açabilen, kuşkusuz Tanrı'yı
  tanıyabilmesi için insanın ruhsal gözlerini de açabilecekti. Son olarak İsa,
  "Diriliş ve yaşam Ben'im" diyerek dört gündür ölü olan Lazar'ı ölümden
  diriltti. Bir ölüye yeniden yaşam verdi. Bu da bir belirtiydi. İsa Mesih, kendisine
  inanan kişinin ölümden önce yaşamı, ölümden sonra da dirilişi olacaktı. Bütün
  bu mucizeler, birer ders niteliğindeydi. Şöyle ki, insanlar ruhsal anlamda aç,
  kör ve ölü durumdalar; onların açlığını doyurabilen, gözlerini açabilen, onları
  yeniden yaşama kavuşturabilen yalnız İsa Mesih'tir (Yuhanna 6:35; 8:12; 11-25).




  Sonuç


Nasıralı marangozun öğretilerinden bu iddiaları çıkarıp atmak ya da yok saymak
  olanaksızdır. Bunların, İncil yazarları tarafından uydurulduğu ya da bilinçsizce
  abartıldığı da söylenemez. Söz konusu iddialar, İncil'in her bölümünde yer almaktadır.
  Çizilen portre, insan uydurması olamayacak ölçüde dengeli ve tutarlıdır.

  İddialar ortada. Bunlar yalnız başlarına Tanrılık konusunda kesin kanıt değildir.
  İddialar yanlış olabilir. Ne var ki, yapılan iddialar için doyurucu bir açıklama
  bulmak zorundayız. Eğer İsa Mesih, öğretişinin başlıca sonuçlarından birinde,
  yani kendi kişiliği konusunda büsbütün yanılmış olsaydı, O'na "büyük bir
  öğretici," "iyi bir peygamber" gözüyle bakamazdık. İsa'nın öğretişlerini
  incelemiş olan birçok kişi, O'na rahatsız edici "büyüklük kuruntusu"na
  kapılmış bir kişi gözüyle bakmıştır.


"Böyle iddialarda bulunan bir kişi yalnızca insan olsa, bu kendini beğenmişlik,

  ancak bir imparatora yaraşır bir megalomani sayılabilirdi."4

  "İsa'nın bir yandan ahlaksal öğretişlerindeki derinlik ve akıllılık, öbür
  yandan da,

  eğer kendisi gerçekten Tanrı değilse, ruhsal öğretişlerinde görülen aşırı megalomani
  arasındaki çelişki için,

  şimdiye dek doyurucu bir açıklama önerilmemiştir."5


Öyleyse İsa insanları bilerek aldatıyor muydu? Sahip olmadığı halde tanrısal
  yetki taslayarak insanları kendine bağlamaya mı çalışıyordu? Böyle bir şeye
  inanmak çok güç. İsa'nın tüm davranışlarında bir dürüstlük sezilir. Başkalarının
  ikiyüzlülüğünden tiksiniyor, kendisi de saydam bir cam gibi içtenlikle hareket
  ediyordu.

  Öyleyse İsa yanılmış mıydı? Sabit bir büyüklük kuruntusunun etkisi altında mıydı?
  Bu düşünceyi ileri sürenler var; ama öyle bir çıkmaza giriyorlar ki, kendi kendini
  aldatan İsa değil, bunu ileri sürenler oluyor. Kendini böylesine aldatmış olan
  kişide beklenilen anormallik izleri İsa'da yoktur. Karakteri iddialarını desteklemektedir.
  Araştırmamızı bu yönde sürdüreceğiz.




  ---------------------------------------------------------------------------------------

  1. İncil'in güvenilirliği konusunda daha ayrıntılı bilgi almak için
  Türkçe olarak bulunabilen şu kaynaklara başvurabilirsiniz:

  Benson, R. İncil-i Barnaba: Bilimsel Bir Araştırma

  Bruce, F.F. Elimizdeki İncil Sağlamdır!; İncil Bilim Serisi: İncil'in Mesajı

  Cedid, İskender. Tevrat ve İncil'in Değişmezliği

  Gilchrist, J. ve Lütfi Ekinci. Evet, Kitabı Mukaddes Tanrı Sözü'dür!

  Gilchrist, J. Kur'an ile İncil Yan Yana!

  Karataş, İsa. Gerçekleri Saptıranlar

  Moran, M.A. Hakikat ve Dalalet

  Pfander, C.G. Tevrat ve İncil'de Tahrif Yoktur

  Rhoton, Dale. İnanç ve Kanıt

  Sproul, R.C. İncil Bilim Serisi: Yorum Bilimi

  Yazman, Yakup. İznik Konseyi'nde Ne Oldu

  2. Yuhanna 8:19; 14:7; 12:45; 14:9; 12:44; 14; Markos 9:37; Yuhanna 15:23; 5:23.

  3. Yuhanna 6:35; 14:6; 11:25; 15:4;5;4:10-15; Markos 10:17,21; Yuhanna 10:28;
  17:2;5:21.

  4. P.T. Forsyth, Bu Yaşam ve Bundan Sonraki, Independent Press, 1947

  5. C.S. Lewis, Mucizeler, Bles, 1947.






no
başlık
tavsiye
tarih
okunmuş
12    1. Doğru Yaklaşım [17] 899 17/11/2003  8819
   2. Büyük İddialar - İsa Mesih'in Gerçek Kimliği ve Kişiliği [8] 850 17/11/2003  7988
10    3. Eşsiz Bir Karakter - İsa Mesih'in Gerçek Kimliği ve Kişiliği [21] 900 17/11/2003  7687
9    4. İsa Mesih'in Ölümü - İsa Mesih'in Gerçek Kimliği ve Kişiliği [2722] 926 17/11/2003  8544
8    5. İsa Mesih'in Ölümden Dirilişi - İsa Mesih'in Gerçek Kimliği ve Kişiliği [10] 930 17/11/2003  6052
7    6. Günah Sorunu - İnsanın Gereksinmesi [8] 996 17/11/2003  7176
6    7. Günahın Sonuçları - İnsanın Gereksinmesi [23] 959 15/11/2003  7263
5    8. Isa Mesih'in Çarmıhı - Başarılı Kurtuluş [13] 962 15/11/2003  6512
4    9. Kurtuluş Armağanı - Başarılı Kurtuluş [5] 911 15/11/2003  6690
3    10. Yapılacak Hesaplar - Kişinin Vereceği Karar [3] 947 15/11/2003  6631
2    11. Karar Verirken - Kişinin Vereceği Karar [15] 916 15/11/2003  8134
1    12. İman Yaşamı - Kişinin Vereceği Karar [3] 913 14/11/2003  6871
1

:: Kütüphane ::

· Hıristiyanlığın Temelleri
· Hıristiyan olmak için ne yapmalısınız?
· Tanrı Çizgisi
· Tanrı'nın Sözünden Cevaplar
· Nihai Sorular
· İsa Kimdir?
· Neden Kurban?
· Bana Tanrı'yı Anlat
· Bilimsel Makale
· Marangozdan da öte
· Tarihsel Kanıt
· Boş Mezar
· İznik Konseyi hakkında
· Yehova Şahitleri
· Kur'an, İsa'yı nasıl anlatıyor?
· Son zaman azizleri(mormonlar)


:: Okuma Takvimi ::


· Ocak Okuma Planı

· Şubat Okuma Planı

· Mart Okuma Planı

· Nisan Okuma Planı

· Mayıs Okuma Planı

· Haziran Okuma Planı

· Temmuz Okuma Planı

· Ağustos Okuma Planı

· Eylül Okuma Planı

· Ekim Okuma Planı

· Kasım Okuma Planı

· Aralık Okuma Planı


İsa'nın Yuhanna'ya verdiği Vahiy söyle diyor.
"Bu peygamberliğin sözlerini okuyana, burada yazılanları dinleyip yerine getirene ne mutlu! Çünkü beklenen zaman yakındır."(Vahiy 1:3)
Diliyoruz ki, Tanrı'nın vermiş olduğu sonsuz yaşamı ve gerçek yolunu bu sitenin aracıliği ile bulmanızı arzu ederiz.
Her mesaj panosundaki içeriklerin yasal sorumlulukları yazarlara aittir ve içerikler incil.com'nun ilkeleri ile bağdaşmayabilir.
© 1998~2014, www.incil.com