incil.com Ver4.0
Hoşgeldiniz!! Hristiyan Topluluğuna

Ad Başlık İçerik  

Hoş geldiniz! Ana Sayfa  ::  İnternet Kilisesi  ::  Yerel Kiliseler  ::  Soru Tahtası
:: Ana Menü ::

Ana Sayfa

İnternet Kilisesi

İncil Okuma

Gündelik Ekmeğimiz

Mesaj Panosu

:: Modüller ::

· Kütüphane
· Vaazlar
· İsa Filmi
· İlahiler
· Linkler
· Soru Tahtası
· Kısa Rehberler
· Bu Siteyi Tavsiye et
· İncil Okuma Tavimi
· Download


:: Etkinlikler ::


Sipariş Formu
Görüşleriniz

  İmanınızı daha geliştirmek için Etkinliklerindeki Formlarını doldurup bize göndereceksiniz. Bizden çok rahatça 'İncil', 'İSA VCD' ve ilgili kitapları alabilirsiniz.

  Sipariş Formunun aracığıyla Mektuplaşma Kursu'na katılıp İSA'nın, İncil'in ve Hristiyanlığın gerçeklerine sahip olabilirsiniz.


:: Java Makinesi ::

Sitemizde arkadaşlarla Chat yapmak için bigisayarınıza Java Makinesi yüklemek zorundasınız.

Hala Chat Odası aktif değilse aşayıdaki linki tuşlayıp Java Makinesini indireceksiniz.

Ve, bilgisayarınıza Java Makinesini yükleyeceksiniz.

Güle güle kulanın!


Java Makinesi

 
  Tarihsel Gerçeklere Dayanan Mesih İnancı Tablosu
  Neye, ya da Kime inanıyorsun? Neden? Hiç inancını yakından incelediğin oldu mu? İnancın acaba sağlam bir temel üzerinde mi yükseliyor? Nelere inandıkları da, nedenleri de netleşmiş değildir.
  Hamdolsun ki, sitemize İngiltere kraliçesinin ruhsal konulardaki özel danışmanı olan John Stott, Mesih İnancı'nın temel taşlarını Yeni Yaşam Yayınların izni ile sunuyoruz. İsa Mesih'in benzersiz kişiliğini ve sağladığı kurtuluşu, ve bütün bu gerçekler ışığında insana düşen seçimi ayrıntılarıyla açıklıyor.
  * Bu yazıların bütün hakları Yeni Yaşam Yayınları'na aittir ve internet yayınlarının hakkı www.incil.com'a verilmiştir.  

 Toplam 12artikeller, 1inci sayfadır / 1sayfalar
artikel     
başlık   3. Eşsiz Bir Karakter - İsa Mesih'in Gerçek Kimliği ve Kişiliği
ad   musa 
-3-

EŞSİZ BiR KARAKTER

Bundan birkaç yıl önce pek fazla tanımadığım bir gençten bir mektup aldım.
  "Büyük bir gerçeği keşfettim" diyordu. "Yüce Tanrı'nın iki tane
  Oğlu vardır. Birincisi İsa Mesih, ikincisi de benim." Mektubun üst tarafındaki
  adrese bir göz attım. Tanınmış bir akıl hastanesinden gönderilmişti.

  Büyüklük, hatta Tanrılık kuruntusunu taşıyan sayısız kişi gelmiş geçmiştir.
  Akıl hastaneleri, kendilerini Sezar, Napolyon, Atatürk, ya da İsa Mesih sanan
  delilerle doludur. Oysa bunların iddialarına inanan yok. Kendilerinden başka
  hiç kimseyi aldatamadılar. Tek tük hastane arkadaşları dışında izleyicileri
  yok. İddia ettikleri kişiye hiç de benzemedikleri için kimseyi kandıramıyorlar.
  Karakterleri, iddialarını desteklemiyor.

  Ne var ki Mesih İnanlısı'nın inancı bu yönden büyük bir destek görüyor. Şöyle
  ki, İsa'nın karakteri, iddialarını pekiştiriyor. Sözleriyle davranışları arasında
  herhangi bir çelişki yok. Kuşkusuz böylesine aşırı iddialar, gerçekten de üstün
  bir karakteri gerektirir. Biz de İsa Mesih'in, bu aranılan eşsiz karakteri göstermiş
  olduğuna inanıyoruz. İsa'nın yaşayışı, sözlerinin doğruluğunun kesin bir kanıtı
  değilse de, onları büyük ölçüde sağlamlaştırmaktadır. İddiaları da karakteri
  de O'nun her bakımdan bir benzeri daha olmayan bir kişi olduğunu gösteriyor.
  Bir yazar durumu şöyle dile getirmiştir.


"Eşsiz bir kişidir O; kendisinden önce yaşamış olan kişilerden ne denli
  farklıysa,  kendisinden sonra gelenlerden de o denli farklıdır."1


Bir diğeri ise şunları yazar:


"İçimizden gelen bir sezgiyle O'nu başkalarıyla aynı kefeye koyamıyoruz.
  O'nun adını Konfüçyüs'le başlayıp Goethe ile biten bir listede okuduğumuz zaman
  irkiliyoruz; sanki inanca karşı değil de, namusa karşı bir haksızlık işlenmiştir.
  İsa, dünyanın "büyükleri"nden değildir. İstersen Büyük İskender, Büyük
  Şarl, Büyük Napolyon'dan söz edebilirsin. Ama İsa, Büyük İsa değildir; İsa tektir.
  İsa'dır. O'na bir şey eklemek olanaksızdır. O, bizim incelememize konu olamayacak
  kadar yücedir. İnsan doğası gereği olan tüm kurallarımızın altını üstüne getirir.
  Eleştirimizi tersyüz eder, ruhumuzu hayranlık içinde bırakır. Charles Lamb şöyle
  demiştir: 'Eğer Shakespeare bu odaya girecek olsa, hepimiz onu karşılamak için
  ayağa kalkarız. Ama İsa içeri girse, hepimiz yere yıkılır giysisinin eteğini
  öpmeye çalışırdık. "'2


Biz, İsa Mesih'in karakter bakımından tek olduğunu göstermek istiyoruz. O'nu
  gelmiş geçmiş insanların en büyüğü olarak benimsemek bizim için hiç de yeterli
  değildir. İsa'dan başkalarıyla karşılaştırma yaparak söz edemeyiz. Bu bir karşılaştırma
  sorunu değil, bir denkleştirme sorunudur. Sonsuz yaşamı arayan zengin gence
  İsa, "Bana neden iyi diyorsun?" dedi. "İyi olan yalnız biri var,
  O da Tanrı'dır." Biz orada olsaydık, "İşte, tam onu demek istedik"
  derdik. "Sen sadece başka insanlardan üstün olduğun için iyi değilsin.
  Tüm insanların en iyisisin! SEN GERÇEKTEN İYİSİN. Tanrı'ya özgü salt iyilikle
  iyisin."

  Bu noktanın önemini atlamayalım. İnsanlar arasında günah, doğuştan tutulduğumuz
  bir hastalıktır. Doğduğumuzda günah hastalığı benliğimize zaten yayılmıştı.
  Üstelik dünyaya gelen herkes aynı hastalığa yakalanmıştır. Öyleyse Nasıralı
  İsa günahsızsa, bizim bildiğimiz insanlardan değildi. Kusursuz bir yaşam sürdüyse,
  bizden kesinlikle farklıydı. O, insanüstü, doğaüstü bir varlıktı.


"İsa'nın karakteri, en şaşılacak mucizesinden daha da yüceydi."3

  "İsa'nın günahlı insanlardan farklılığı küçük bir şey değil, son derece
  şaşırtıcı bir gerçektir. Bize kurtuluş sağlayabilmesinin ön koşuludur. Mesih'in
  bizim Kurtarıcımız olabilmesinin kaynağı, O'nun günahsızlığıdır. Günahsız olmasaydı,
  O'nun da bizim gibi günahtan kurtulması gerekirdi."4

  

  İsa Mesih'in günahsızlığıyla ilgili kanıtları dört başlık altında özetlememiz
  herhalde yararlı olacaktır.


İsa Mesih'in Kendisi İçin Tanıklığı


Bir iki olayda İsa Mesih, kendisinin hiç günahı olmadığını doğrudan doğruya
  açıkladı. Zina ederken suçüstü yakalanan bir kadın kendisine getirildiğinde
  İsa, kadını suçlayanlara şöyle meydan okudu: "Aranızda günahsız olan, ona
  ilk taşı atsın" (Yuhanna 8:7). Kadının suçlayıcıları hiçbir söz söyleyemeden,
  birer birer uzaklaştılar. Bu olaydan az sonra İsa, bu kez kendisini eleştirenlere
  yine meydan okudu: "Hanginiz bana günahlı olduğumu kanıtlayabilir?"
  (Yuhanna 8:46). Yanıt veren olmadı. İsa onların suçunu ortaya çıkardığı zaman
  kaçtılar. Ama onları kendisini suçlamaya çağırınca İsa, kendinden emin bir şekilde
  eleştirilerini bekledi. Onların hepsi günahlı, O ise günahsızdı. İsa, Babası'nın
  isteğine en ince ayrıntısına kadar uyarak yaşadı. "Her zaman O'nu hoşnut
  edeni yapıyorum" dedi. İsa'nın bu sözlerinde böbürlenme yoktu. Gösteriş
  yapmaksızın, kendisinde olmayan bir erdemi takınmadan, gerçeği olduğu gibi söylüyordu.

  Aynı şekilde İsa Mesih, verdiği öğretişlerle kendini tüm insanlardan ayrı bir
  sınıfa koyuyordu. Kuşkusuz, tapınakta dua eden dindar da bunu yapmak istemişti:
  "Tanrım, öbür insanlara benzemediğim için sana şükrederim" demişti
  (Luka 18:11). Kendini beğenmiş dindar yüzeysel doğruluğuyla övünüyordu. Oysa
  İsa, kendi eşsizliğine rağmen gösteriş yapmadı. Buna dikkat çekmeye gerek yoktu.
  O'nun eşsizliği, suçsuz karakteri ortada, apaçık bir gerçekti. Öyle ki, İsa
  bu konunun üzerinde durmaya bile gerek görmedi. Bütün insanlar kaybolmuş koyunlar
  durumundaydı; İsa ise iyi Çoban olarak onları aramaya ve kurtarmaya gelmişti.
  Tüm insanlar günah hastalığına tutulmuşlardı; O ise hastaları iyileştirmeye
  gelen göksel doktordu. Bütün insanlar, günah ve bilgisizliğin getirdiği ruhsal
  karanlığa gömülmüş haldeydi; O ise onların Kurtarıcısı olarak dünyaya gelmiş,
  suçların bağışlanmasını sağlamak için kendini eşsiz bir kurban olarak sunacaktı.
  Tüm insanlar aç kalmışlardı; O ise yaşam ekmeğiydi. Bütün insanlar suçları içinde
  ölmüşlerdi; O ise Kendisine inananlara yaşam ve diriliş olacaktı. Bütün bu benzetmeli
  anlatımlar, İsa Mesih'in karakter yönünden eşsizliğini vurgulamaktadır.

  İncil'de İsa'nın Şeytan tarafından denendiğini okuyorsak da, günah işlediğini
  görmüyoruz. Öğrencilerine, suçlarını itiraf etmelerini buyurduğu halde, kendisi
  hiç suç itirafında bulunmuyor. O'nda herhangi bir suçluluk bilinci, Tanrı'dan
  kopma duygusu sezilmiyor. Halk arasındaki çalışmalarına yeni başladığı zaman
  Yahya'nın duyurmakta olduğu "tövbeyi gösteren vaftizi"ne uyduğunu
  görüyoruz. Oysa Yahya, İsa'yı vaftiz etmeye çekinmişti. İsa ise tövbeye gereksinmesi
  olduğu için değil, "tüm doğruluğu yerine getirmek için" vaftiz olmayı
  uygun gördü. İleride tüm insanlığın suçlarını üzerine alacak olan İsa, daha
  başlangıçtan kendini suçlu insanların yerine koyuyordu. Ne var ki, kendisiyle
  gökteki Babası arasındaki ilişkide bir kopma hiçbir zaman söz konusu olmamıştır.

  İsa'nın kendi içinde herhangi bir eksiklik duymaması ve Tanrı ile kesintisiz
  bir paydaşlık sürdürebilmesi, özellikle iki nedenle dikkate değer. İlk olarak
  İsa, ahlaksal konularda keskin bir sezgiye sahipti. "İnsanın içinden geçenleri
  biliyordu" (Yuhanna 2:25). İncil'in birçok yerinde İsa'nın, insanların
  iç çekişmelerini, dile getirilmeyen sorularını okuyabildiğini görüyoruz. Durumu
  yanılmaz bir açıklıkla yorumlayabildiği için din adamlarının ikiyüzlülüklerine
  de kesinlikle karşı çıkıyordu. Onların özü sözü bir olmayan hallerinden tiksiniyordu.
  Eski zamanların peygamberleri gibi, böylelerinin başlarına gelecek olan yıkımları
  bildiriyordu. Gösteriş ve düzenbazlık, İsa'nın gözünde iğrenç şeylerdi. Ne var
  ki, her durumu algılayan gözü, kendinde hiç suç görmüyordu.

  İsa Mesih'in kendini günahtan tümüyle uzak, temiz ve suçsuz görmesi, ikinci
  bir nedenle de şaşırtıcıdır. Bu durum, bütün Tanrı adamlarının kişisel deneyimlerine
  ters düşmektedir. Gerçek Mesih İnanlısı, Tanrı'ya yaklaştıkça kendi günahlılığını
  daha net görebilir. Bu biraz da bilim adamının durumuna benzer. Bilim adamı
  her ne kadar yeni bir buluş yapsa da, kendisini daha nice sırların beklediğinin
  bilincindedir. Aynı şekilde, Mesih'e yaklaşan imanlı, karakter yönünden kendisiyle
  Mesih arasındaki uçurumun ne denli büyük olduğunu daha iyi anlar.

  Okuyucumuzun kişisel deneyimi bu gerçeği doğrulamak için herhalde yeter. Bu
  da yetmezse, herhangi bir Tanrı adamının yaşam öyküsüne bir göz atmasını öneririz.
  Bir örnek verelim. 19. yüzyılın başlarında David Brainerd, Amerika'nın Delaware
  bölgesindeki Kızılderililer arasında Tanrı'nın müjdesini yaymak için olağanüstü
  bir çaba harcıyordu. O yıllardan kalan mektupları ve anı defterleri, Brainerd'in
  İsa Mesih'e olan bağlılığını gösteriyor. Daha 29 yaşındayken ölümüne yol açacak
  olan korkunç ağrılar ve zayıflığa karşın, kendini tümüyle Mesih'in işine verdi.
  Ormanların içinde at üzerinde yolculuk ediyor, dinlenme fırsatı bulamadan konuşmalar
  yapıyor, açık havada yatıyordu. Mazbut bir aile yaşamından yoksun olmasından
  yakınmıyordu. Anı defterleri, hep Kurtarıcısına övgüler ve Kızılderili kardeşlerini
  ne kadar sevdiğini belirten sözlerle doludur.

  David Brainerd, birinci sınıf bir aziz olmalıydı diye düşünebiliriz. Yaşamı
  herhangi bir günahla lekelenmemiştir. Ne var ki, Brainerd'in yazılarını okuduğumuzda,
  iç benliğinin "çürüklüğü"ne ne denli üzüldüğünü de görmekteyiz. Mesih'e
  olan sevgisinin ve dua yaşamının eksikliğinden yakınmaktadır. Kendisinden, "zavallı
  bir kurt" ve "dille anlatılamayacak kadar da değersiz bir alçak"
  gibi benzetmelerle söz ediyor. Brainerd'in bunları söylemesi, bir aşağılık kompleksinden
  ileri gelmiyor. Ama o denli Mesih'e yaklaşmıştı ki, kendi günahlılığını, eksikliğini
  olanca açıklığıyla görebilirdi. Buna karşılık Tanrı'ya çok yakın yaşayan İsa
  Mesih'te hiçbir suçluluk bilinci yoktu.




  Dostlarının Tanıklığı


Kendini beklenilen Kurtarıcı ve Tanrı'nın Oğlu olarak gören İsa Mesih'in kendi
  suçsuzluğuna inandığı bellidir. Oysa bu konuda da yanılmış olamaz mıydı? Acaba
  İsa'nın öğrencileri ne düşünüyorlardı? O'nun karakteri konusunda aynı görüşte
  miydiler?

  İsa'nın öğrencilerinin tanıklığının geçerli sayılamayacağı düşünülebilir. Tarafsız
  olmadıkları, her zaman O'nu olduğundan daha iyi, daha parlak gösterdikleri ileri
  sürülmüştür. Oysa öğrencilerin tanıklığını böyle geçiştirmek haksızlıktır. Bu
  adamların anlattıklarım hesaba katmak zorundayız. Üstelik tanıklıklarına güvenmemiz
  için birkaç neden vardır.

  İlk olarak, bu adamlar üç yıl boyunca İsa ile birlikte oturup kalktılar. İçtikleri
  su bile ayrı gitmiyordu. Küçücük bir kayıkla sıkışık vaziyette yolculuk bile
  yapmışlardı. Hatta paralan bile ortaktı. (Böyle bir durumun ne tür çekişmelere
  yol açabileceği bellidir!) Öğrenciler bazen birbirlerini çekemiyor, kavga ediyorlardı.
  Ne var ki, kendilerinde buldukları suçları hiçbir zaman İsa'da bulamadılar.
  Böyle bir ortamda kişinin kendi kusurlarını gizlemesi neredeyse olanaksızdır.
  Oysa İsa Mesih'in günahsızlığına dair en etkili tanıklığı yapan Petrus ve Yuhanna,
  O'na en yakın olanlar arasındaydılar. İsa, bunlara bazı ayrıcalıklar vermiş,
  kendini daha belirgin bir şekilde tanıtmıştı.

  İsa'nın öğrencilerinin tanıklığına güvenmemiz için ikinci bir neden daha var.
  Bunlar, çocukluk yıllarından beri Kutsal Yazılar'ın öğretişiyle yetişmiş olan
  kişilerdi. Tevrat, Zebur ve peygamberlerin kitapları, tüm insanların günahlılığını
  öğretmektedir:

  

  "Hepsi saptı,

  Sanki yozlaştı,

  İyilik eden yok,

  Bir kişi bile!" (Mezmur 14:3; 53:3)

  "Hepimiz koyun gibi yoldan sapmıştık, her birimiz

  kendi yoluna döndü" (Yeşaya 53:6).


Böyle kesin öğretişle yetişmiş olan öğrenciler, herhangi birinin günahsız
  olduğunu kolay kolay ileri sürmezlerdi.


  Üçüncü olarak, İsa'nın öğrencilerinin tanıklığının dolaylı olması, söylediklerini
  daha da güvenilir ve inandırıcı kılıyor. İsa Mesih'in günahsız olduğunu kanıtlamak
  için kampanya açmıyorlar. Bu konuda söyledikleri, bir çeşit "yan öğretiş"
  oluyor. Başka konulan işlerken İsa'nın günahsızlığına, herkesçe bilinen bir
  gerçekmiş gibi yalnızca şöyle bir değinirler.

  Petrus İsa'yı, "kusursuz ve lekesiz bir kuzu" olarak betimliyor; sonra
  da O'nu hiç "günah işlemedi, ağzından hileli bir söz çıkmadı" sözleriyle
  tanımlıyor (1.Petrus 1:19; 2:22). Yuhanna ise, tüm insanların günahlı olduğunu
  kesin olarak bildiriyor. Günahı olmadığını ve suç işlemediğini ileri süren kişi,
  hem yalancı durumuna düşmüş, hem de Tanrı'yı yalancı yerine koymuş olur. Bununla
  birlikte Yuhanna, suçlarımızı ortadan kaldırmak için dünyaya gelen İsa Mesih'te
  hiç "günah bulunmadığını" bildiriyor (1. Yuhanna 1:8-10; 3:5).

  Petrus ve Yuhanna'nın tanıklıklarına, Pavlus'un ve İbraniler mektubunun yazarının
  ifadelerini de ekleyebiliriz. Bunlar İsa'yı, "hiç günah bilmeyen,"
  tersine "kutsal, suçsuz, lekesiz, günahlılardan ayrı" biri olarak
  tanıtırlar. Nitekim "her alanda bizim gibi denenmiş, ama günah işlememiştir"
  (2.Korintliler 5:2l;İbranilere 7:26;4:l5).




  Düşmanlarının Tanıklığı


İsa'nın düşmanlarının bu konuda ne düşündüklerine gelelim. Kuşkusuz bu kişiler
  için taraf tutmak söz konusu olamaz. İncil'de, İsa'nın düşmanlarının O'nu sürekli
  gözetlediklerini, sözlerinde tuzağa düşürmek için uğraşıp durduklarını okuyoruz.
  Tartışmayı mantıklı düşüncelerle kazanamayan kişinin, çoğu zaman rakibini kötüleme
  yoluna başvurduğunu biliyoruz. İnandırıcı kanıtlar ortada yoksa, çamur atmak
  yeterlidir. İşte, İsa'nın düşmanları, bu tür kötülemelerden hiç çekinmediler.

  Markos, İsa'ya karşı yöneltilen dört eleştiriyi anlatır (Markos 2:1; 3:6). Yapılan
  ilk suçlama "küfür" konusundaydı. İsa, bir kişinin günahlarını bağışlamıştı.
  Düşmanlarının anlayışına göre böyle bir söz, küfür niteliğinde bir böbürlenmeydi.
  İsa, Tanrı'nın özel yetkisini ele geçirmeye kalkışmıştı. Ne var ki, İsa'yı eleştirenler,
  temelde yatan sorundan kaçıyorlardı. O, gerçekten Tanrı ise, suçları bağışlamak
  da O'nun hakkıydı.

  İsa'nın düşmanları, O'nu, adı kötüye çıkmış kişilerle oturup kalkmakla da suçladılar.
  Günahkârlarla dost oluyor, üç kağıtçılarla yemek yiyordu. Hatta kötü kadınların
  kendisine yaklaşmasına bile izin veriyordu. İsa'nın çağdaşı olan hiçbir din
  adamı, böyle davranışlarda bulunmazdı. Onlar böyle aşağı sınıflardan elden geldiğince
  uzak kalmaya dikkat eder, istemeyerek bunlardan biriyle karşılaştıklarında ise
  irkilirlerdi. Üstelik böyle yapmakla kendilerinin daha iyi olacaklarını sanırlardı.
  İsa'yı eleştirenler, O'ndaki yumuşaklık ve alçakgönüllülüğün değerini anlayamazdı.

  Üçüncü olarak, İsa'nın müjdesinin "hafif" olmasından yakınıyorlardı.
  İsa, dindarlıklarıyla tanınan Ferisiler ya da Yahya'nın öğrencileri gibi oruç
  tutmuyordu. O'nu, "yiyip içen, obur ve ayyaş" biri diye eleştirdiler
  (Matta 11:19). Böyle bir suçlama ise ciddi bir yanıta değmez. İsa'nın coşkun
  bir sevince sahip olduğu doğrudur; ama inancı ciddiye aldığından da kuşku duyulamaz.

  Dördüncü olarak, İsa'nın kutsal sayılan Şabat Günü'nü "bozması" düşmanlarını
  küplere bindiriyordu. İsa, Şabat Günü'nde hastaları iyileştiriyor, tarladan
  geçen öğrencileri başaklan koparıp yiyorlardı. Ferisiler'in gözünde ürün biçmekle
  eşdeğerde olan bu davranış, Şabat Günü'nde çalışmama yasasına aykırıydı. Bununla
  birlikte İsa'nın, Tanrı'nın yasasına uymadığı söylenemez. Kendisi hem Kutsal
  Yasa'ya boyun eğdi, hem de muhalifleriyle yaptığı tartışmalarda Yasa'nın hakemliğine
  başvurdu. Tanrı'nın, Şabat Günü'nü insanların iyiliği için yarattığını bildirdi.
  Ama kendisi, "Şabat Gününün de Efendisi" olarak, insanların boş geleneklerini
  bir yana atıp Yasa'yı gerektiği şekilde yorumlama ve uygulama yetkisini kullandı.

  Bütün bu suçlamalar, ya önemsiz ayrıntılarla ilgilidir ya da sorunun temel gerçeğinden
  uzaktır. Öyle ki, İsa Mesih idam isteğiyle yargılanacağı zaman, düşmanları yalancı
  tanıklar bulmak zorunda kaldılar. Hatta O'na karşı uydurabildikleri tek suç
  ahlaksal değil, siyasal nitelikteydi. Tutuklu olarak yargıç önüne çıkarıldığında,
  suçsuzluğu tekrar tekrar anlaşıldı. Romalı vali Pilatus, birkaç kez kaçamak
  yoldan durumu idare etmeye çalıştıktan sonra, halkın önünde ellerini yıkayarak,
  "Bu adamın kanından sorumlu olmadığını" bildirdi (Matta 27:14). Kral
  Hirodes de İsa'da hiçbir suç bulamadı. Hain Yahuda bile, İsa'yı ele vermek için
  başkâhinlerden aldığı parayı derin bir vicdan azabıyla iade ederek, "Suçsuz
  birini ele vermekle günah işledim" dedi (Matta 27:3, 4). Sonra İsa'nın
  yanında çarmıha gerilen haydutlardan biri, İsa'ya söven arkadaşına karşı çıkarak,
  "Bu adam hiçbir kötülük yapmamıştır" dedi (Luka 23:41). Son olarak,
  İsa'nın acılar içinde ölümünü seyreden Romalı yüzbaşı, "Bu adam gerçekten
  doğru biriydi" diyerek hayranlığını belirtti (bkz. Luka 23:47).




  Kendini Veren Sevgi


İsa Mesih'in karakterini değerlendirirken tümüyle başkalarının tanıklıklarına
  dayanmak zorunlu değildir; biz de kendi yorumumuzu yapabiliriz. İsa'nın kendisi
  için iddia ettiği, arkadaşlarının güvenle bildirdiği, düşmanlarının istemeyerek
  de olsa tanıdığı ahlaksal yetkinliği, kusursuzluğu İncil'in her tarafında gözler
  önüne serilmektedir.

  Bu konuda karara varabilmemiz için bize yeterince bilgi verilmiştir. İncil yazılarının
  İsa için çizdikleri portre geniş kapsamlıdır. Yazılanların büyük bölümü, İsa'nın
  halk arasındaki üç yıllık hizmetiyle ilgilidir. Bununla birlikte, çocukluk dönemine
  de kısaca göz atmamıza olanak verilmiştir. Nasıra Kenti'nde geçen ve İsa'dan
  fazlaca söz edilmeyen yıllara değinen Luka ise iki ayrı yerde, O'nun normal
  bir şekilde beden, akıl ve ruh yönünden geliştiğini, hem Tanrı'nın hem de insanların
  beğenisini kazandığını belirtmektedir.

  İsa'yı, bir yandan kendi öğrencileriyle baş başa iken, bir yandan da gürültülü
  kalabalıkların içinde sürüklenirken görüyoruz. Celile bölgesindeki çalışmaları
  sırasında, O'nu zorla kral yapmak isteyen bir halk kalabalığının kahramanı olarak
  karşımıza çıkıyor. Daha sonra ise Kudüs'teki tapınakta Ferisiler ve Sadukiler
  tarafından sorguya çekilmesine tanık oluyoruz. Ne var ki İsa, başarıdan başarıya
  koşarken de, yalnız başına terk edilmişken de, hep aynı İsa'dır. Kendi İçinde
  tutarlıdır. Değişken huyları yoktur.

  Çizilen portre, her zamanki gibi dengelidir. İsa, akılca dengesiz birine hiç
  de benzemiyor. Öğrettiği gerçeklere bütün varlığıyla inanmasına rağmen fanatik
  değildir. Öğretişi bazılarının hoşuna gitmiyor; ama kendisinde herhangi bir
  anormallik sezilmiyor. Tanrılığı kadar, insanlığı da açıkça görülüyor. O da
  tüm insanlar gibi yoruluyor, acıkıyor, susuyor. Bütün insanlarda bulunan sevgi
  ve Öfke, sevinç ve üzüntü duygularını duyuyor. Tam bir insandır. Ama yalnızca
  insan değildir.

  Her şeyden önce, İsa'da hiçbir bencillik izi yoktur. Bu özellik, karakterinin
  diğer bütün yönlerinden daha fazla gözümüze çarpar. İsa Mesih, kendisinin yüce
  Tanrı olduğuna inandığı halde, alçakgönüllü davranışlar sergiliyor. İsa'da herhangi
  bir kendini beğenmişlik belirtisi yoktur.

  Birbirine aykırı görünen bu iki gerçeğin bir arada olması bizi şaşırtıyor. İsa'nın
  öğretişi tümüyle kendine yönelik olduğu halde, davranışlarında bir bencillik
  yoktu. Bütün evrenin Efendisi olduğunu bildiği halde, herkesin hizmetkârı oldu.
  Dünyayı yargılayacağını söyledi, ama öğrencilerinin ayaklarını yıkadı.

  Hiç kimse İsa'nın gösterdiği özveriyi gösterememiştir. Cennetin sevincini, dünyanın
  üzüntüleriyle değiştirdi. Günah sorununda sonsuz bir dokunulmazlığı vardı; ama
  cennetin görkemini bile bile bırakarak bu dünyanın kötülüğünü yakından tanıyıp
  acı çekti. Bir köylü kadından, önemsiz Beytlehem köyünde dünyaya geldi. Daha
  bebekken Mısır'da sürgün gibi yaşadı. Hiçbir özelliği olmayan Nasıra Kenti'nde
  büyüdü, annesini ve evdeki diğer çocukları geçindirmek için marangoz tezgahında
  çalıştı. Otuz yaşına gelince evi barkı, malı mülkü olmayan gezici bir vaiz olarak
  asıl görevine başladı. Basit balıkçılarla ve adı kötüye çıkmış vergi görevlileriyle
  arkadaşlık kurdu. Cüzamlı hastalara dokunduğu gibi, fahişelerin kendisine dokunmasına
  da izin verdi. Hastaları iyileştirerek, güç durumda olanlara yardım ederek,
  öğretiş vererek kendini başkaları uğruna verdi; hiçbir şeyini esirgemedi.

  O'nu yanlış anladılar, yanlış yorumladılar. İsa, kendi çıkarlarını arayanların
  ve birtakım önyargılara saplanmış olanların saldırılarına uğradı. Kendi halkından
  birçokları O'nu hor gördü, O'nun vaatlerini aldırmadı, arkadaşları bile O'nu
  yüzüstü bıraktı. Sırtını kırbaçladılar, yüzüne tükürdüler, başına dikenli bir
  taç geçirdiler. Ellerini ve ayaklarını çarmıha çivileyerek idam ettiler. Korkunç
  acı veren çiviler çakılırken İsa Mesih, kendisine işkence yapanlar için dua
  ediyordu: "Baba, onları bağışla. Çünkü ne yaptıklarını bilmiyorlar"
  (Luka 23:34).

  Böyle bir Kişi bizim kavrama gücümüzü aşmaktadır. Bizim sürekli başarısızlığa
  uğradığımız alanda O başarıya ulaştı. Tam anlamıyla kendini tutmasını biliyordu.
  Hiçbir zaman kötülüğe karşı kötülükle karşılık vermedi. Gücenmedi, sinirlenmedi.
  Kendini tutmayı öylesine başarıyordu ki, insanlar ne düşünseler, ne söyleseler,
  ne yapsalar, kendi çıkarına aldırmıyor, kendini Tanrı'nın isteğine ve insanların
  iyiliğine adıyordu. "Kendi isteğimi değil, beni gönderenin isteğini yerine
  getirmek için gökten indim" demişti. Yine Pavlus'un yazdığı gibi, "Mesih
  bile kendini hoşnut etmeye çalışmadı."

  Kişinin kendini düşünmemesi, kendini Tanrı'ya ve insanlara hizmet uğruna adaması
  İncil'deki anlamıyla sevgidir. Sevgi kendi çıkarını aramaz. Sevginin özü, özveridir.
  İnsanların en kötüsü bile zaman zaman böyle bir soyluluk parıltısıyla süslenir.
  Oysa İsa Mesih'in yaşamı, hiç sönmeyen bir sevgi ateşiyle parıldıyordu.

  İsa, kendi çıkarını aramadığı için günahsız ve kusursuzdu. Gerçek sevgi işte
  budur. Tanrı sevgidir.




  ----------------------------------------------------------------

  1. John Stuart Mill'den aktarma; W.H.Griffith Thomas, Mesih inancı Mesih'tir,
  1948, s. 15.

  2. P.Carnegie Simpson, Mesih Gerçeği, 1952, s. 19-22.

  3. A.L. Tennyson'dan aktarma; a.g.e., s. 62.

  4. James Denney, Tanrıbilim Üzerinde Çalışmalar, Hodder and Stoughton,
  1906,s.41.





no
başlık
tavsiye
tarih
okunmuş
12    1. Doğru Yaklaşım [17] 898 17/11/2003  8812
11    2. Büyük İddialar - İsa Mesih'in Gerçek Kimliği ve Kişiliği [8] 850 17/11/2003  7982
   3. Eşsiz Bir Karakter - İsa Mesih'in Gerçek Kimliği ve Kişiliği [21] 900 17/11/2003  7679
9    4. İsa Mesih'in Ölümü - İsa Mesih'in Gerçek Kimliği ve Kişiliği [2722] 926 17/11/2003  8536
8    5. İsa Mesih'in Ölümden Dirilişi - İsa Mesih'in Gerçek Kimliği ve Kişiliği [10] 929 17/11/2003  6045
7    6. Günah Sorunu - İnsanın Gereksinmesi [8] 994 17/11/2003  7167
6    7. Günahın Sonuçları - İnsanın Gereksinmesi [23] 959 15/11/2003  7258
5    8. Isa Mesih'in Çarmıhı - Başarılı Kurtuluş [13] 962 15/11/2003  6506
4    9. Kurtuluş Armağanı - Başarılı Kurtuluş [5] 910 15/11/2003  6684
3    10. Yapılacak Hesaplar - Kişinin Vereceği Karar [3] 946 15/11/2003  6624
2    11. Karar Verirken - Kişinin Vereceği Karar [15] 915 15/11/2003  8129
1    12. İman Yaşamı - Kişinin Vereceği Karar [3] 912 14/11/2003  6862
1

:: Kütüphane ::

· Hıristiyanlığın Temelleri
· Hıristiyan olmak için ne yapmalısınız?
· Tanrı Çizgisi
· Tanrı'nın Sözünden Cevaplar
· Nihai Sorular
· İsa Kimdir?
· Neden Kurban?
· Bana Tanrı'yı Anlat
· Bilimsel Makale
· Marangozdan da öte
· Tarihsel Kanıt
· Boş Mezar
· İznik Konseyi hakkında
· Yehova Şahitleri
· Kur'an, İsa'yı nasıl anlatıyor?
· Son zaman azizleri(mormonlar)


:: Okuma Takvimi ::


· Ocak Okuma Planı

· Şubat Okuma Planı

· Mart Okuma Planı

· Nisan Okuma Planı

· Mayıs Okuma Planı

· Haziran Okuma Planı

· Temmuz Okuma Planı

· Ağustos Okuma Planı

· Eylül Okuma Planı

· Ekim Okuma Planı

· Kasım Okuma Planı

· Aralık Okuma Planı


İsa'nın Yuhanna'ya verdiği Vahiy söyle diyor.
"Bu peygamberliğin sözlerini okuyana, burada yazılanları dinleyip yerine getirene ne mutlu! Çünkü beklenen zaman yakındır."(Vahiy 1:3)
Diliyoruz ki, Tanrı'nın vermiş olduğu sonsuz yaşamı ve gerçek yolunu bu sitenin aracıliği ile bulmanızı arzu ederiz.
Her mesaj panosundaki içeriklerin yasal sorumlulukları yazarlara aittir ve içerikler incil.com'nun ilkeleri ile bağdaşmayabilir.
© 1998~2014, www.incil.com