incil.com Ver4.0
Hoşgeldiniz!! Hristiyan Topluluğuna

Ad Başlık İçerik  

Hoş geldiniz! Ana Sayfa  ::  İnternet Kilisesi  ::  Yerel Kiliseler  ::  Soru Tahtası
:: Ana Menü ::

Ana Sayfa

İnternet Kilisesi

İncil Okuma

Gündelik Ekmeğimiz

Mesaj Panosu

:: Modüller ::

· Kütüphane
· Vaazlar
· İsa Filmi
· İlahiler
· Linkler
· Soru Tahtası
· Kısa Rehberler
· Bu Siteyi Tavsiye et
· İncil Okuma Tavimi
· Download


:: Etkinlikler ::


Sipariş Formu
Görüşleriniz

  İmanınızı daha geliştirmek için Etkinliklerindeki Formlarını doldurup bize göndereceksiniz. Bizden çok rahatça 'İncil', 'İSA VCD' ve ilgili kitapları alabilirsiniz.

  Sipariş Formunun aracığıyla Mektuplaşma Kursu'na katılıp İSA'nın, İncil'in ve Hristiyanlığın gerçeklerine sahip olabilirsiniz.


:: Java Makinesi ::

Sitemizde arkadaşlarla Chat yapmak için bigisayarınıza Java Makinesi yüklemek zorundasınız.

Hala Chat Odası aktif değilse aşayıdaki linki tuşlayıp Java Makinesini indireceksiniz.

Ve, bilgisayarınıza Java Makinesini yükleyeceksiniz.

Güle güle kulanın!


Java Makinesi

 
  Tarihsel Gerçeklere Dayanan Mesih İnancı Tablosu
  Neye, ya da Kime inanıyorsun? Neden? Hiç inancını yakından incelediğin oldu mu? İnancın acaba sağlam bir temel üzerinde mi yükseliyor? Nelere inandıkları da, nedenleri de netleşmiş değildir.
  Hamdolsun ki, sitemize İngiltere kraliçesinin ruhsal konulardaki özel danışmanı olan John Stott, Mesih İnancı'nın temel taşlarını Yeni Yaşam Yayınların izni ile sunuyoruz. İsa Mesih'in benzersiz kişiliğini ve sağladığı kurtuluşu, ve bütün bu gerçekler ışığında insana düşen seçimi ayrıntılarıyla açıklıyor.
  * Bu yazıların bütün hakları Yeni Yaşam Yayınları'na aittir ve internet yayınlarının hakkı www.incil.com'a verilmiştir.  

 Toplam 12artikeller, 1inci sayfadır / 1sayfalar
artikel     
başlık   12. İman Yaşamı - Kişinin Vereceği Karar
ad   musa 
-12-

İMAN YAŞAMI

Kitabımızın bu son bölümü, yaşam kapılarını İsa Mesih'e açmış olanlar için
  yazılmıştır. Bunlar, kendilerini İsa'ya teslim ederek iman yaşamına başlamış
  bulunuyorlar. Oysa iman kararını vermek başka, iman yaşamını sürdürmek başkadır.
  Şimdi iman yaşamının neler içerdiğini gözden geçirmemiz gerek.

  Bir adım attın; İsa Mesih'i Rab ve Kurtarıcın olarak kabul ettin. O anda gerçek
  bir mucize oldu. Tanrı'nın lütfuyla günahlarından dönüp İsa'ya iman ettiğin
  gibi, Tanrı da sana yeni bir yaşam verdi. Sen yeniden doğdun. Tanrı'nın çocuğu
  olup O'nun ailesine katıldın. Yeni doğan bir bebek gibi, olup bitenlerin tam
  olarak farkında değildin. İnsan ancak büyüdükçe kim olduğunun farkına varır.
  Bununla birlikte, fiziksel doğuşla dünyaya yeni, bağımsız bir kişilik olarak
  geldiğin gibi, yeniden doğduğun zaman da ruhsal olarak İsa Mesih'te yeni bir
  yaratık oldun.

  Ama diyorsun, Tanrı tüm insanların Babası değil midir? Herkes O'nun çocuğu değil
  mi? Hem evet hem de hayır. Tüm insanları yaratan Tanrı olduğuna göre hepimiz,
  varlığımızı O'ndan almaktayız (Bkz. Elçilerin İşleri 17:28). Ne var ki Kutsal
  Kitap, bu konuda iki durum arasında kesin bir ayrım yapıyor. Yaratık olarak
  tüm insanların Yaratıcı ile genel bir ilişkide bulunmasına karşılık, İsa Mesih
  aracılığıyla yeniden doğanlar Tanrı ile özel bir Baba-çocuk ilişkisine girmektedirler.
  Yuhanna bu durumu şöyle açıklar:


"[İsa Mesih] kendi yurduna geldi, ama kendi halkı O'nu
  kabul etmedi.

  Ancak, kendisini kabul edip adına iman edenlerin hepsine

  Tanrı'nın çocukları olma hakkını verdi.
  Onlar...

  Tanrı'dan doğdular" (Yuhanna 1:11-13).


Tanrı'nın çocukları, O'ndan doğanlardır. O'ndan doğanlar ise İsa Mesih'i yaşamlarına
  kabul edip O'na inanmış olanlardır.

  Tanrı'nın çocuğu olmak ne demektir? Kuşkusuz herhangi bir ailenin bireyleri
  gibi, Tanrı'nın ailesinde olan kişinin gördüğü bazı ayrıcalıklar ve taşıdığı
  bazı sorumluluklar vardır. Şimdi bunları inceleyelim.


İmanlının Elde Ettiği Ayrıcalıklar


Tanrı'nın ailesine katılan kişinin elde ettiği başlıca ayrıcalık, Tanrı ile
  özel bir ilişkiye girmiş olmasıdır. Bu ilişkinin bazı özelliklerini gözden geçirelim.


Yakın Bir İlişki:


Bundan önceki bölümlerde, günahlarımızın bizi Tanrı'dan ayırdığını görmüştük.
  Günahlarımız bizimle Tanrı arasında bir duvar gibi duruyordu. Başka bir deyişle,
  tüm evrenin Yargıcı olan Tanrı'nın haklı yargısını giymiştik. Ne var ki şimdi,
  bizim cezamızı çeken İsa Mesih aracılığıyla, Tanrı'nın gözünde "doğru sayılmış"
  oluyoruz. İsa'ya güvenmemizin sonucu olarak Tanrı, O'nun doğruluğunu bize saydı;
  bizi suçu kalmamış doğru kişiler olarak görüyor. Yargıcımız, Babamız olmuştur.

  Yuhanna bu gerçeği şöyle dile getiriyor: "Bakın, Baba bizi o kadar çok
  seviyor ki, bize 'Tanrı'nın çocukları' deniyor! Gerçekten de öyleyiz."(1.Yuhanna
  3:1). "Baba" ve "Oğul" sözcükleri, İsa'nın özel olarak Tanrı
  ve kendi için kullandığı adlardır. Şimdi bizim de bu adları kullanmamıza izin
  veriyor! İsa Mesih'e bağlandığımız için, O'nun Baba Tanrı ile olan özel ilişkisini
  biz de bir ölçüde paylaşmış oluyoruz. İ.S. 3. yüzyılın ortalarında Kartaca'daki
  imanlıların ruhsal önderi olan Kyprian, İsa'nın örnek olarak öğrencilerine öğrettiği
  "Rab'bin Duası" üzerine yazdığı yorumlamada bu ayrıcalığımızı şöyle
  tanımlıyor:


"Rabbimiz'in hoşgörüsü ne denli büyüktür! Kendini alçaltarak bize gösterdiği
  iyiliklerin bolluğu ne denli taşkındır!

  Tanrı'yı Baba diye çağırarak dua etmemizi buyurmuştur. Dahası, Mesih'in kendisi
  Tanrı'nın Oğlu olduğu gibi,

  bizim de kendimize Tanrı'nın çocukları dememizi istiyor. Tanrı'nın kendisi böyle
  buyurmasaydı, hiç birimiz bu

  adları kullanmaya kalkışamazdık."


İsa Mesih'i yaşamımıza alarak Tanrı'nın ailesine katıldıysak, artık Rab'bin
  Duası'nı içtenlikle söyleyebiliriz (Matta 6:9-13). Tanrı gerçekten "gökte
  olan Babamız" olmuştur. Biz istemeden bile, O ihtiyacımızı bilir ve çocuklarından
  hiçbir iyiliğini esirgemez (Matta 6:25-34; 7:7-12).

  Ara sıra Tanrı'nın bizi terbiye etmesi gerekebilir; "Çünkü O, sevdiğini
  terbiye eder, oğulluğa kabul ettiği herkesi cezalandırır" (Ibraniler 12:6).
  Tanrı böyle yapmakla, çocuklarına sevgisini kanıtlamaktadır. Uygulanan disiplin
  bizim iyiliğimiz içindir. Böyle sevgi dolu, bilge ve güçlü bir Babamız olduğunu
  bilerek hiçbir şeyden korkmamamız gerekir.


Güven Dolu Bir İlişki:


Tanrı ile Mesih İnanlısı arasındaki ilişki çok yakın olduğu gibi, güven dolu
  ve kesindir de. Birçokları, "hayırlısı olsun" deyip işlerin iyi bir
  sona ulaşacağını umar. Oysa Tanrı'nın bizler için amaçladığı bu özel ilişkiye
  kesinlikle güvenebiliriz.

  Tanrı, bizim güven duymamızı istiyor. Yalnız kendi iç huzurumuz ve başkalarına
  yardımcı olabilmemiz için değil, Tanrı'nın isteği öyle olduğu için O'nunla girdiğimiz
  bu özel ruhsal ilişkiye güven duyabiliriz. Yuhanna, birinci mektubunu yazma
  amacının bu olduğunu belirtiyor: "Tanrı Oğlu'nun adına iman eden sizlere,
  sonsuz yaşama sahip olduğunuzu bilesiniz diye bunları yazdım" (1. Yuhanna
  5:13).

  Ne var ki, güven duymanın yolu duygularımıza bağlı değildir. İmanlı yaşamına
  yeni yeni giren birçokları bu hataya düşer. Yüzeysel ve değişken duygularına
  dayanırlar. Bir gün kendilerini Tanrı'ya çok yakın, öbür gün ise uzak hissederler.
  Duygularının, gerçek ruhsal durumlarının doğru bir ölçüsü olacağını umdukları
  için kuşku tuzağına düşerler. İman yaşamları böylelikle tehlikeli bir dönemece
  girmiş olur. Bir an sevincin doruklarında uçtukları gibi, birdenbire pat diye
  umutsuzluk bataklığına batarlar.

  Tanrı, çocuklarının böyle bir tuzağa düşmelerini istemez. Duygularımız çok değişkendir;
  onlara güvenmemeyi öğrenmeliyiz. Duygularımız, değişen çevremiz ve sağlık durumumuza
  göre, hatta havalara göre değişir. Biz değişken yaratıklanz ve değişen duygularımızın
  çoğu zaman ruhsal gelişmemizle hiçbir bağlantısı yoktur.

  Tanrı'yla aramızda özel bir ilişki olduğunu duygularımızla değil, Tanrı sözünün
  bu gerçeğe işaret etmiş olmasından öğreniyoruz. Kendi içimize değil, dışımızdaki
  Tanrı'nın sağlam, değişmeyen sözüne bakmalıyız. Sürekli olarak kendi kendimizi
  inceleyip ruhsal yaşamın belirtilerini araştırmaktansa, gözümüzü yukarıya, Tanrı'ya
  ve O'nun sözüne çevirmeliyiz. Ama Tanrı'nın çocukları olduğumuza dair bize güvence
  veren bu sözü nerede bulacağız?

  İlk olarak Tanrı, yazılı sözü olan Kutsal Kitap'ta İsa Mesih'i kabul edenlere
  sonsuz yaşam vereceği vaadinde bulunuyor. "Tanıklık da şudur: Tanrı bize
  sonsuz yaşam verdi, bu yaşam O'nun Oğlu'ndadır. Kendisinde Tanrı Oğlu bulunanda
  yaşam vardır. Kendisinde Tanrı Oğlu bulunmayanda yaşam yoktur" (l.Yuhanna
  5:11, 12). Öyleyse sonsuz yaşamı elde ettiğimize inanmak küstahlık değildir.
  Tam tersine, Tanrı'nın sözüne güvenmek gurur değil, alçakgönüllülüktür; küstahlık
  değil, gerçek bilgeliktir. O'nun sözünden kuşku duymak ise akılsızlık ve günahtır.
  "Tanrı'nın Oğlu'na inanan, yüreğinde Tanrı'nın tanıklığına sahiptir. Tanrı'ya
  inanmayansa O'nu yalancı durumuna düşürmüş olur. Çünkü Tanrı'nın Oğlu'yla ilgili
  tanıklığına inanmamıştır" (l.Yuhanna 5:10).

  Kutsal Kitap, Tanrı'nın vaatleriyle doludur. Akıllı bir Mesih İnanlısı bunları
  ilk fırsatta belleğinde saklamaya başlar. Kuşku ve umutsuzluk çukuruna düştüğünde,
  Tanrı'nın sözüne tutunarak kendini çukurdan çekip çıkartabilir. Ezberlemek için
  birkaç ayet önereyim. Bunların her birinde, Tanrı'nın kendi çocuklanna verdiği
  kesin bir söz vardır:


"Bana geleni asla kovmam" (Yuhanna 6:37).

  "Onları hiç kimse elimden kapamaz" (Yuhanna 10:28).

  İsa bizden hiç ayrılmaz (Matta 28:20; İbraniler 13:5, 6).

  "Gücünüzü aşan biçimde denenmenize izin vermez" (l.Korintliler 10:13).

  Günahlarımızı itiraf edersek, güvenilir ve adil olan Tanrı günahlarımızı bağışlayıp

  bizi her kötülükten arındıracaktır (l.Yuhanna 1:9).

  O'ndan istersek bize bilgelik verir (Yakup l :5).


İkinci olarak, Tanrı yüreğimize sesleniyor. İncil'in şu sözlerine kulak ver:
  "...Kutsal Ruh aracılığıyla Tanrı'nın sevgisi yüreklerimize dökülmüştür."
  "'Abba, Baba!' diye sesleniriz. Ruh'un kendisi, bizim ruhumuzla birlikte,
  Tanrı'nın çocukları olduğumuza tanıklık eder" (Romalılar 5:5; 8:15, 16).
  Her imanlı bunun ne demek olduğunu anlar. Kutsal Kitap'ın dışarıdan gelen tanıklığı,
  Kutsal Ruh'un yüreğimizdeki iç tanıklığıyla desteklenmekte, doğrulanmaktadır.
  Yüzeysel ve değişken duygulara güvenmiyoruz. Ama Kutsal Ruh, yüreğimize Tanrı
  Sözü'nün gerçek olduğuna ilişkin giderek derinleşmekte olan bir güvence veriyor.
  Tanrı'nın bize olan sevgisine bizleri inandırıyor. Biz dua ederek Tanrı'yı ararken,
  O'nu "Baba" diye çağırmamız için içimizde istek uyandırıyor.

  Üçüncü olarak, Kutsal Kitap'ta ve kişisel görgümüzde bize Tanrı'nın çocukları
  olduğumuza tanıklık eden Kutsal Ruh, yaşantımızda da bu tanıklığını tamamlamaktadır.
  Yeni doğuşla Tanrı'nın ailesine katıldıysak, Tanrı'nın Ruhu içimize yerleşmiştir.
  Kuşkusuz Kutsal Ruh'un içimizde yaşaması, Tanrı çocuğu olarak bize verilen en
  büyük ayrıcalıklardan biridir. Tanrı'nın çocuğu olanları, olmayanlardan kesin
  olarak ayıran budur: "Tanrı'nın Ruhu'yla yönetilenlerin hepsi Tanrı'nın
  oğullarıdır." "İçinde Mesih'in Ruhu olmayan kişi Mesih'in değildir"
  (Romalılar 8:9). Kutsal Ruh içimize yerleşir yerleşmez, yaşantımızı değiştirme,
  düzenleme işine başlar. Birinci mektubunda Yuhanna, bu gerçeğin üzerinde önemle
  durmaktadır. Bir kişi, eğer Tanrı'nın buyruklarına karşı gelmekte ve soydaşlarına
  karşı görevlerini yerine getirmemekte direnirse, ne söylerse söylesin, ne işle
  meşgul olursa olsun, asla gerçek anlamda İsa'nın izleyicisi değildir. Doğruluk
  ve herkese, ama özellikle imanlı kardeşlere yönelik sevgi dolu bir yaşam, her
  Tanrı çocuğunun yaşam ölçütü olmalıdır.


Sarsılmaz Bir İlişki:


Tanrı ile çok yakın bir ilişkiye girmiş bulunuyoruz. Tanrı'nın kendi sözüne
  bakarak bundan yüzde yüz emin olabiliyoruz. Acaba girdiğimiz bu özel ilişki
  sağlam mıdır? Yoksa bir gün Tanrı'nın ailesine doğup, öbür gün aileden kovulabilir
  miyiz? Kutsal Kitap, bunun sarsılmaz bir ilişki olduğunu belirtmektedir. "Eğer
  Tanrı'nın çocuklarıysak, aynı zamanda mirasçıyız" diyor Pavlus. "Mesih'le
  birlikte... Tanrı'nın miras çılarıyız" (Romalılar 8:17). Aynı bölümün sonlarında
  Pavlus, Tanrı'nın çocuklarının sonsuza dek güvenlikte olacaklarını, hiçbir gücün
  onları Tanrı'nın sevgisinden ayıramayacağını bildiriyor.

  "Ama günaha düşersem ne olacak?" diye sorabilirsin. "O zaman
  Tanrı'nın çocuğu olma hakkını yitirir miyim? Tanrı beni evlatlıktan reddeder
  mi?" Hayır, reddetmez. Normal bir ailenin durumunu düşün. Çocuğun biri,
  anne-babasına karşı büyük bir saygısızlıkta bulunur. Evin üzerine bir gerginlik
  bulutu çöker. Baba ile oğul birbirleriyle konuşmaz olurlar. Ne oldu? Oğul, oğulluktan
  kovuldu mu? Hayır. Temel ilişkilerde bir değişiklik olmamıştır. Çocuk yine babasının
  oğludur. Ama ikisi arasındaki paylaşma bağlantısı bozulmuştur. İlişki doğuma
  dayanır; paylaşma ise davranışa bağlıdır. Saygısızlıkta bulunmuş olan oğul babasından
  özür diler dilemez, suçu bağışlanır; ve suçun ba ğışlanmasıyla birlikte aradaki
  kopukluk onarılır. Temel ilişkide ise herhangi bir değişiklik olmamıştır. Çocuk,
  bir süre için söz dinlemez ve babasına baş kaldıran bir oğul olduysa da, oğulluktan
  çıkmadı.

  Tanrı'nın çocuklarında da aynen böyle olur. Suç işlersek, onu itiraf edip suçumuzdan
  dönünceye dek Tanrı ile paylaşma bağlantımız bozulur. Oysa bizi Tanrı'nın çocuğu
  yapan yeni doğuş iptal edilemez. "Günahlarımızı itiraf edersek, güvenilir
  ve adil olan Tanrı, günahlarımızı bağışlayıp bizi her kötülükten arındıracaktır...
  Ama birimiz günah işlerse, adil olan İsa Mesih bizi Baba'nın önünde savunur.
  Kendisi günahlarımızı... bağışlatan kurbandır" (1.Yuhanna 1:9; 2:1, 2).
  Suçunu Tanrı'ya itiraf etmek için hafta sonunu bekleme; hatta akşama bile kalmasın.
  Tanrı'nın gözünde hoş olmayan bir şey yaptığında hemen o anda diz çökerek olanları
  itiraf edip bunun için O'ndan bağışlanmayı dile. Vicdanın her zaman temiz, lekesiz
  olsun.

  Bu gerçeği başka bir deyişle şöyle açıklayabiliriz: Tanrı katında bir kez doğru
  sayılıyoruz; ama her gün bağışlanmamız gerek. Öğrencilerinin ayaklarını yıkayan
  İsa, bu gerçeği simgesel bir davranışla açıkladı. Önce karşı koyan Petrus, daha
  sonra İsa'dan ayaklarıyla birlikte ellerini ve başını da yıkamasını istedi.
  İsa ise şöyle karşılık verdi: "Yıkanmış olan tamamen temizdir; ayaklarının
  yıkanmasından başka şeye ihtiyacı yoktur" (Yuhanna 13:10). Eskiden Filistin'de
  yemeğe çağrılan bir konuk, yola çıkmadan önce banyo yapardı. Çağrıldığı eve
  varınca yeniden banyoya girmezdi. Evin bir kölesi, konuğu kapıda karşılar ve
  onun yolda tozlanan ayaklarını yıkardı. Böylelikle biz, suçlarımızdan dönerek
  imanla İsa Mesih'e geldiğimiz zaman, Mesih'in kanıyla gerçekleştirilen, dışta
  ise su vaftiziyle simgelenen bir "banyo" işleminden geçiyoruz. Bu
  bir kez yapılır, yinelenmez. Ne var ki biz, dünyanın tozlu çamurlu sokaklarında
  gezindikçe, her gün "ayaklarımızın yıkanması"na ihtiyacımız olacaktır.
  Bu da günlük suçların bağışlanmasıdır.


İmanlının Yüklendiği Sorumluluklar


Tanrı'nın çocuğu olmak çok değerli bir ayrıcalıktır. Ama aynı zamanda bir
  takım sorumlulukları da vardır. Petrus, bu durumu şu sözlerle özetliyor: "Yeni
  doğmuş bebekler gibi, hilesiz sütü andıran Tanrı sözünü özleyin ki, bununla
  beslenip büyüyerek kurtuluşa erişesiniz" (Petrus 2:2).

  Tanrı çocuğunun elde ettiği en büyük ayrıcalık, Tanrı ile kurmuş olduğu ilişkidir;
  yüklendiği en büyük sorumluluk ise büyüme sorumluluğudur. Herkes küçük çocukları
  sever; ama aklı başında olan hiç kimse, bebeğin hep bebek durumunda kalmasını
  istemez. Ne yazık ki, İsa Mesih'te yeniden doğan birçok imanlı, hiçbir zaman
  tam bir olgunluğa erişemez. Hatta bazılarında gerileme belirtileri bile görülür.
  Oysa göksel Babamızın isteği, Mesih'te olan bebeklerin, Mesih'te olgun birer
  yetişkin durumuna gelmeleridir. Tanrı'nın önünde doğru sayılmamızın ardından,
  kutsallıkta da büyümemiz gerekiyor. Petrus bu süreci "Kurtuluş için büyümek"
  diye tanımlar.

  İmanlının büyümesini gerektiren başlıca iki yön vardır: Anlayış ve kutsallık.
  İman yaşamına yeni başladığımızda bilgilerimiz büyük olasılıkla sınırlıdır.
  Tanrı'yı yeni tanımaya başlamışızdır. Şimdi Tanrı'yı ve Kurtarıcımız İsa Mesih'i
  tanımakta gelişmeliyiz. Bu tanıma, bir ölçüde zihinsel, bir ölçüde de kişiseldir.
  Zihinsel bilgini artırmak için hem Kutsal Kitap'ı doğrudan doğruya incelemeni,
  hem de İncil'le ilgili başka kitaplar okumanı öğütlerim. Tanrı Sözü'nü anlama
  konusunda büyümeyen bir kişi tehlikeli bir durumdadır.

  Aynı zamanda, günlük yaşantımız açısından da kutsallıkta büyümemiz gerek. İncil
  yazarları bizi Tanrı'ya imanda, soydaşlarımıza karşı sevgide ve İsa Mesih'e
  benzerlikte sürekli olarak gelişmeye çağırmaktadırlar. Tanrı'nın her çocuğunun,
  karakter ve yaşayış bakımından gün geçtikçe, daha çok gerçek Tanrı Oğlu'na benzemesi
  isteniliyor. Tanrı'nın buyruklarını tutmaya, O'nun isteğini yapmaya yönelmeliyiz.
  Kutsal Ruh'un içimize yerleşmesinin nedenlerinden biri budur. Bedenimiz Kutsal
  Ruh'un tapınağı olmuştur. Biz O'nun yönetimine ve yol göstericiliğine boyun
  eğdikçe, Kutsal Ruh içimizdeki kötü istekleri ortadan kaldırarak kendi meyvesini
  yetiştirecektir. O'nun meyvesi de "Sevgi, sevinç, esenlik, sabır, şefkat,
  iyilik, bağlılık, yumuşak huyluluk ve özdenetimdir" (Galatyalılar 5:22,
  23).

  Ama nasıl büyüyeceğiz? Ruhsal gelişmenin başlıca üç yönü vardır. Bunlar, Tanrı
  çocuğunun önde gelen sorumluluklarıdır.


Tanrı'ya Karşı Görevimiz


Göksel Babamız'la ilişkimiz sağlamdır, ama durağan değildir. Tanrı, çocuklarının
  Kendisini gittikçe daha yakından tanımasını istiyor. Çağlar boyunca imanlı kişiler,
  Tanrı'yı daha iyi tanımanın başlıca yolunu anlamışlardır. Her gün dua etmek
  ve Tanrı Sözü'nü okumak için özel bir vakit ayırmalıyız. Bu günlerde hepimizin
  bir sürü işi gücü var. Ancak, Tanrı'ya vakit ayırmayı ön plana almalıyız. Bunu
  yapmak için kendimizi sıkı bir disiplin altına sokmamız gerekiyor. Ama rahatlıkla
  okuyabileceğimiz bir Kutsal Kitap ve sabahlan erken kalkmamıza yardımcı olacak
  bir çalar saat, bizi zafer yoluna yönlendirebilir.

  İncil'i okumayla dua arasında bir denge kurmamız da çok önemli. Kutsal Kitap
  aracılığıyla Tanrı bize seslenir; duayla ise biz O'na bir şeyler söyleriz. Ayrıca
  Kutsal Kitap'ı düzenli bir şekilde okumaya dikkat etmeliyiz. Okumaya başlamadan
  önce kısa bir dua et, Kutsal Ruh'un senin gözlerini açıp zihnini aydınlatmasını
  dile. Sonra yavaş yavaş, Tanrı'nın sözlerini derin derin düşünerek oku. Yazılanların
  anlamını iyice kavrayıncaya dek tekrar tekrar oku. Ondan sonra, okuduğun sözleri
  kendi yaşamına nasıl uygulayacağını anlamaya çalış. Tanrı'nın sana vermek istediği
  buyrukları araştır. İzleyeceğin örneklere, sakınacağın günahlara dikkat et.
  Bir defter tutup, öğrendiklerini kağıda geçirmen de çok yararlı olabilir. Kutsal
  Kitap'ın ana konusu İsa Mesih'in Kendisidir; her şeyden önce O'nu ara. İncil'in
  sayfalarında İsa hakkında yalnızca bilgi edinmiş olmakla kalmıyor, O'nunla kişisel
  düzeyde tanışma fırsatı da elde ediyoruz.

  Tanrı Sözü'nü okumanın ardından doğal olarak dua gelir. Tanrı, Kendi sözünden
  sana hangi konuyu açtıysa, duanda o konu üzerinde dur. Konuyu değiştirme! Sana
  Kendi yüceliğini açıklamışsa, O'na tapın. Sana günahlarını göstermişse, tövbe
  et ve Tanrı'dan özür dile. Okuduğun sözler seni yüreklendirmiş ve sevindirmişse,
  O'na teşekkür et. Sen ve arkadaşların Kutsal Kitap'ta açıklanan dersleri iyice
  öğrenebilesiniz diye Tanrı'nın yardımını iste.

  Kutsal Kitap'tan okuduğun konuyu Tanrı ile görüştükten sonra başka konulara
  da geçmek isteyeceksin. Sabahleyin, günün tüm işlerini Tanrı'nın ellerine bırak.
  Akşam ise yine o günün olaylarını gözden geçir. İşlediğin bir suç varsa, Tanrı'nın
  bağışlamasını iste; aldığın nimetler için O'na teşekkür et; karşılaştığın kişilerin
  iyiliği için dua et.

  Tanrı senin Göksel Baban'dır. O'na cesaretle ve içtenlikle yaklaş. O, yaşamının
  tüm ayrıntılarıyla ilgilenmektedir. Dua sorumluluğu duyduğun akraba ve arkadaşlarını
  unutmamak için dua konularının bir listesini tutman gerekli olacaktır. Bu, gerektiğinde
  eski isimlerin çıkartılıp yeni isimlerin eklenebileceği esnek bir liste olsun.


İmanlılar Topluluğuna Karşı Görevimiz


İman yaşamını tek başımıza yaşamıyoruz. Tanrı'nın ailesine doğduysak, O bizim
  Babamız olduğu gibi, dünyada bulunan diğer bütün imanlılar da bizim kardeşlerimizdir.
  Kişinin ırkı, ulusu ya da özel durumu ne olursa olsun, hepimiz aynı ailedeyiz.
  İncil'de Mesih İnanlıları için en çok kullanılan adlardan biri "kardeşler"dir.
  Yüce bir gerçektir bu. Ama İsa Mesih'in "evrensel topluluğu"na üye
  olmakla tüm görevlerimizi yerine getirdiğimizi sanmayalım. Yerel bir topluluğa
  da katılmalıyız. Her imanlının yeri yerel kilisededir ve kardeşlerin tapınmasına,
  paylaşmasına ve tanrısal müjdeyi yayma uğraşlarına katılmalıdır.

  Şunu kesinlikle belirtelim ki, İncil'de geçen "kilise" sözcüğünün
  bir binayla hiçbir ilgisi yoktur. İncil'deki anlamıyla kilise, İsa Mesih'i Rab
  ve Kurtarıcı olarak benimseyenlerin topluluğudur. Bunlar bir evde, bir salonda
  ya da özel bir binada toplanabilirler. Tanrı'nın önünde önemli olan, toplantının
  yapıldığı yer değil, topluluğu oluşturan kişilerdir.

  Su vaftizi, iman eden kişinin gözle görülür şekilde yerel bir imanlılar topluluğuna
  katılmasının yoludur. Vaftizin, daha önce de gördü ğümüz gibi, başka anlamları
  da vardır. Ama sen daha su vaftizi olmadıysan, birlikte toplandığın topluluğun
  seni vaftize hazırlamasını istemelisin. O zaman iman paylaşımının içine girebilirsin.
  İlk başta kendini biraz yabancı hissedebilirsin, ama çekinme. Pazar günleri
  kardeşlerle birlikte toplanmak imanlı kişinin belirli görevlerinden biridir.
  Bütün toplantıların doruk noktası ise "Rab'bin Sofrası"dır. Bununla,
  İsa Mesih'in buyruğu üzerine O'nun ölümünü ve dirilişini hep birlikte anıyoruz.

  İmanlılar arasındaki paylaşımın yalnız pazar günlerine özgü bir şey olduğu izlenimini
  vermek istemem. İsa'yı seven kardeşlerimize karşı yeni, derin bir sevgiyle dolmamız
  Kutsal Ruh'un meyvesidir. Irk, ulus, kültür, yaş farklarını gözetmeksizin arkadaşlığın
  ve karşılıklı ruhsal paylaşımın yeni boyutlarını keşfedeceğiz. İmanlı kişinin
  en yakın arkadaşları, aynı imanı paylaşanlar olacak. Kuşkusuz hayat arkadaşı
  olarak birlikte olacağı eşinin de imanlı olması zorunludur (2.KorintIiler6:l4).


Dünyaya Karşı Görevimiz:


İman ailesinde bireyler hem birbirleriyle, hem de Baba ile karşılıklı paylaşımdan
  sevinç duymaktadırlar. Oysa Mesih İnanlısı, sorumluluklarının bu kadarla kaldığını
  bir an için bile düşünmesin. İmanlılar topluluğu, bir sürü kendini beğenmiş,
  bencil, yalnız kendileriyle ilgilenen kişilerin gizli bir kulübü değildir. Tam
  tersine, her İsa izleyicisi büyük bir içtenlikle öbür insanların iyiliğiyle
  de ilgilenmeli, kendini onlara candan hizmete adamalıdır.

  Gerçek imanlılar topluluğunun tarihi, dünyanın muhtaç, unutulmuş insanlarına
  hizmet için büyük özveri örnekleriyle doludur. Yoksul, aç ve hasta olanlara,
  baskı ve eşitsizlik altında ezilenlere, kölelere, tutsaklara, öksüz çocuklara,
  mültecilere, toplumun hor gördüklerine gerçek imanlılar sevgi kollarını açmıştır.
  Bugün de dünyanın her tarafından İsa Mesih'in izleyicileri, O'nun adıyla insanların
  sıkıntılarını ve baskılarını hafifletebilmek için uğraşmaktadırlar. Bununla
  birlikte, yapılacak daha çok iş vardır. Utanarak şunu kabul etmemiz, gerekir
  ki, bazen İsa Mesih'i tanımayanlar, O'nu tanıdığını söyleyen bizlerden daha
  çok sevgi göstermektedirler.

  Mesih İnanlıları'nın çok önemli bir görevi daha var. Kutsal Kitap'ta "dünya"
  sözcüğü, İsa Mesih'i kişisel düzeyde tanımayan ve Tanrı'nın ailesinin dışında
  olanlar için kullanılmaktadır. Tanrı bizi, İncil'in iyi haberini bunlara yaymakla
  görevlendirmiştir. İsa Mesih'in sunduğu kurtuluş armağanından habersiz olan
  daha milyonlarca insan vardır. Yalnız Asya, Afrika ve Latin Amerika'da değil,
  İncil'in temellerinden çoktan uzaklaşmış olan Batı dünyasında da nice kişilerin
  gerçek müjdeden haberleri yoktur. Yüzyıllardır Mesih İnanlıları, sanki yan uykudaymış
  gibi davranıyorlar. Acaba inanlılar bizim kuşakta uyanıp dünyayı Mesih'e kazanacaklar
  mı? Belki de Tanrı sana özel bir görev verecek. Sen öğrenci ya da bir meslek
  sahibiysen, yönünü hemen değiştirmen akılsızlık olur. Öncelikle Tanrı'nın senin
  için tasarladığı özel isteğin ne olabileceğini araştır; O'nun isteğini öğrendiğin
  zaman ise O'nun sözünü dinle.

  Tanrı, her inanlının İsa Mesih'in tanıklığını yapmasını istiyor. İmanlının evde,
  arkadaşlar arasında, okulda ya da iş yerinde, İsa'nın benzerliğinde bir yaşam
  sürmesi gerekir. Ayrıca sevgi dolu, dürüst, alçakgönüllü bir yaşamla başkalarını
  da İsa'ya kazanmaya çalışmalı, ama bunu düşünceli, dikkatli ve kararlı bir şekilde
  yapmalıdır.

  İmanlı, her şeye duayla başlamalıdır. Tanrı'dan, arkadaşlarının bir iki tanesi
  için sende özel bir ilgi uyandırmasını iste. Genel bir kural olarak aynı cinsten
  ve aynı yaşlarda olan kişilerle ilgilenmen iyidir. Bu arkadaşlarının İsa Mesih'e
  gelmesi için kararlı ve sürekli olarak dua et. Onlarla arkadaşlığını pekiştir;
  onlarla daha çok vakit geçir, içtenlikle ilgilen, gerçekten sevgi göster. Çok
  beklemeden, arkadaşlarına İsa Mesih'in iyi haberini açıklayan bir kitap vermek
  için ya da onları bir toplantıya davet etmek için bir fırsat çıkacaktır. Kuşkusuz
  en önemlisi, senin kendi ağzınla İsa'ya nasıl geldiğini, O'nun senin için neler
  yaptığını anlatmandır. Şüphesiz ki, yaşayışımız bunları desteklemiyorsa, en
  güzel sözlerimiz bile etkisiz kalmaya mahkûmdur. İsa Mesih için en etkili tanıklık,
  O'nun değiştirdiği kutsal bir yaşamdır.

  Tanrı çocuğunun elde ettiği ayrıcalıklar ve yüklendiği sorumluluklar işte böyledir.
  Tanrı'nın ailesinde doğmuş, göksel Babasıyla özel bir ilişkiye girmiş olan Mesih
  İnanlısı, O'nda sağlam, sarsılmaz bir güvenceye kavuşmuştur. Buna dayanarak
  her gün dua etmek ve Kutsal Kitap'ı okumak için özel olarak vakit ayıracak,
  imanlılar topluluğuna yapışacak, İsa Mesih'in hizmetinde gayretle çalışacaktır.

  İman yaşamını sürdürmek isteyen her İsa izleyicisi, bir gerilim içinde bulunmaktadır.
  Kısacası biz, biri yeryüzünde, biri gökte olmak üzere, iki egemenliğin halkıyız.
  Her iki yurttaşlık da, kaçamayacağımız bazı sorumlulukları üzerimize yüklemektedir.

  İncil yazarları bir yandan devlete, işverene, ailemize ve genel olarak topluma
  karşı sorumluluklarımız üzerinde önemle durmaktadırlar. Kutsal Kitap, münzevi
  bir yaşama kapanmamıza ya da bir manastıra çekilerek bu sorumluluklardan kaçmamıza
  izin vermiyor. Dünyadan elini eteğini çekmiş bir yere ya da topluluk içine saklanmaya
  hakkımız yoktur.

  Öbür yandan İncil yazarları, bize yeryüzünde "yabancılar ve misafirler"
  olarak yaşadığımızı hatırlatmaktadırlar. Asıl yerimiz göktedir, sonsuz yurdumuza
  doğru yolculuk yapmaktayız (2.Petrus 2:11; Filipililer 3:20; 2.Korintliler 4:16-18).
  Buna göre, yeryüzünde servet peşinde koşmamaya, bu günahlı dünyanın ölçülerini
  özümsememeye dikkat etmeli, şimdi yaşamımızın kaygılan altında ezilmemeliyiz.

  Söz konusu gerilimi hafifletmek bir bakıma kolaydır. Ya bu dünya yokmuş gibi
  sanal bir dünyaya çekilebiliriz; ya da İsa Mesih'i unutup dünyaya dalabiliriz.
  Oysa bunlardan hiç biri Tanrı'nın öngördüğü çözüm değildir. Her iki kaçamak
  yol da imanlı kişi için gerçek sorumluluklarının bir yönünü aksatmak anlamına
  gelmektedir. Yaşamın yol göstericisi olarak Tanrı'nın sözünü benimseyen dengeli
  inanlı, hem İsa Mesih'te, hem de dünyada yaşayacak ve her iki yöndeki sorumluluklarını
  da yerine getirerek Tanrı'yı hoşnut etmeye çalışacaktır.

  İsa Mesih, kendisini izlemek isteyenleri böyle bir yaşama çağırıyor. O bize
  yepyeni bir yaşam vermek üzere öldü ve ölümden dirildi. Yeryüzünde Tanrı'nın
  istediği yaşamı sürebilmemiz için bize Kendi Ruhu'nu verdi.

  İsa Mesih bizi, hiçbir şey esirgemeden Kendisini izlemeye, kendimizi de tümüyle
  O'na adamaya çağırmaktadır.





no
başlık
tavsiye
tarih
okunmuş
12    1. Doğru Yaklaşım [17] 899 17/11/2003  8819
11    2. Büyük İddialar - İsa Mesih'in Gerçek Kimliği ve Kişiliği [8] 850 17/11/2003  7988
10    3. Eşsiz Bir Karakter - İsa Mesih'in Gerçek Kimliği ve Kişiliği [21] 900 17/11/2003  7687
9    4. İsa Mesih'in Ölümü - İsa Mesih'in Gerçek Kimliği ve Kişiliği [2722] 926 17/11/2003  8544
8    5. İsa Mesih'in Ölümden Dirilişi - İsa Mesih'in Gerçek Kimliği ve Kişiliği [10] 930 17/11/2003  6052
7    6. Günah Sorunu - İnsanın Gereksinmesi [8] 996 17/11/2003  7176
6    7. Günahın Sonuçları - İnsanın Gereksinmesi [23] 959 15/11/2003  7263
5    8. Isa Mesih'in Çarmıhı - Başarılı Kurtuluş [13] 962 15/11/2003  6512
4    9. Kurtuluş Armağanı - Başarılı Kurtuluş [5] 911 15/11/2003  6690
3    10. Yapılacak Hesaplar - Kişinin Vereceği Karar [3] 947 15/11/2003  6631
2    11. Karar Verirken - Kişinin Vereceği Karar [15] 916 15/11/2003  8134
   12. İman Yaşamı - Kişinin Vereceği Karar [3] 913 14/11/2003  6870
1

:: Kütüphane ::

· Hıristiyanlığın Temelleri
· Hıristiyan olmak için ne yapmalısınız?
· Tanrı Çizgisi
· Tanrı'nın Sözünden Cevaplar
· Nihai Sorular
· İsa Kimdir?
· Neden Kurban?
· Bana Tanrı'yı Anlat
· Bilimsel Makale
· Marangozdan da öte
· Tarihsel Kanıt
· Boş Mezar
· İznik Konseyi hakkında
· Yehova Şahitleri
· Kur'an, İsa'yı nasıl anlatıyor?
· Son zaman azizleri(mormonlar)


:: Okuma Takvimi ::


· Ocak Okuma Planı

· Şubat Okuma Planı

· Mart Okuma Planı

· Nisan Okuma Planı

· Mayıs Okuma Planı

· Haziran Okuma Planı

· Temmuz Okuma Planı

· Ağustos Okuma Planı

· Eylül Okuma Planı

· Ekim Okuma Planı

· Kasım Okuma Planı

· Aralık Okuma Planı


İsa'nın Yuhanna'ya verdiği Vahiy söyle diyor.
"Bu peygamberliğin sözlerini okuyana, burada yazılanları dinleyip yerine getirene ne mutlu! Çünkü beklenen zaman yakındır."(Vahiy 1:3)
Diliyoruz ki, Tanrı'nın vermiş olduğu sonsuz yaşamı ve gerçek yolunu bu sitenin aracıliği ile bulmanızı arzu ederiz.
Her mesaj panosundaki içeriklerin yasal sorumlulukları yazarlara aittir ve içerikler incil.com'nun ilkeleri ile bağdaşmayabilir.
© 1998~2014, www.incil.com