incil.com Ver4.0
Hoşgeldiniz!! Hristiyan Topluluğuna

Ad Başlık İçerik  

Hoş geldiniz! Ana Sayfa  ::  İnternet Kilisesi  ::  Yerel Kiliseler  ::  Soru Tahtası
:: Ana Menü ::

Ana Sayfa

İnternet Kilisesi

İncil Okuma

Gündelik Ekmeğimiz

Mesaj Panosu

:: Modüller ::

· Kütüphane
· Vaazlar
· İsa Filmi
· İlahiler
· Linkler
· Soru Tahtası
· Kısa Rehberler
· Bu Siteyi Tavsiye et
· İncil Okuma Tavimi
· Download


:: Etkinlikler ::


Sipariş Formu
Görüşleriniz

  İmanınızı daha geliştirmek için Etkinliklerindeki Formlarını doldurup bize göndereceksiniz. Bizden çok rahatça 'İncil', 'İSA VCD' ve ilgili kitapları alabilirsiniz.

  Sipariş Formunun aracığıyla Mektuplaşma Kursu'na katılıp İSA'nın, İncil'in ve Hristiyanlığın gerçeklerine sahip olabilirsiniz.


:: Java Makinesi ::

Sitemizde arkadaşlarla Chat yapmak için bigisayarınıza Java Makinesi yüklemek zorundasınız.

Hala Chat Odası aktif değilse aşayıdaki linki tuşlayıp Java Makinesini indireceksiniz.

Ve, bilgisayarınıza Java Makinesini yükleyeceksiniz.

Güle güle kulanın!


Java Makinesi

MARANGOZDAN DA ÖTE(More Than a Carpenter)

· İSA MESİH zamanımızdan hemen hemen 2000 yıl kadar önce, insanlık dünyasına küçük bir Yahudi toplumu içinde katıldı. Hem yoksul bir aileye, hem de azınlıkta olan bir topluma üyeydi ve dünyanın en küçük ülkelerinden birinde yaşıyordu. Toplam 33 yıllık ömrünün yalnızca son üç yılında dünyada bulunuş nedeni olan görevini yerine getirdi.
· Bu nedenle kısa süren Ruhsal görevine karşın, İsa Mesih, bugün dünyanın her yerinde tanınmaktadır. Zaten günlük gazetelerimizin tarihi bile İsa Mesih’in gelmiş geçmiş en büyük kişi olduğuna tanıklık etmeye yetmektedir.
· Dalında ün kazanmış tarihçilerden biri olan H.G. Wells’e tarihte en kalıcı izi bırakan kişinin kim olduğu sorulduğunda; "Kişinin büyüklüğü tarihsel ölçülere göre ölçüldüğünde ilk sıranın İsa Mesih’e verileceği” yanıtını vermiştir.
· Başka bir tarihçi ise, “Çağlar geçtikçe, kanıtlar şunu göstermektedir ki; Tarihi etkilemesi açısından, bu gezegen üzerinde yaşamış en etkili kişi İsa Mesih’tir ve bu etki günbegün dağ gibi büyümektedir” demektedir.
· Kısacası İsa’ya bakan birçok kişinin edindiği izlenim şudur; İsa Mesih tarih içinde yaşamış en yüce İnanç Dehası’dır. Güzelliği sonsuzdur ve egemenliği sonsuza dek sürecektir. İsa Mesih her yönden eşsizdir ve hiçbir şey O’nun ile kıyaslanamaz. Her şeyden önemlisi İsa Mesih olmadan Tarih anlaşılamaz.

JOSH McDOWELL / Çeviren: Levent Kınran



 Toplam 11artikeller, 1inci sayfadır / 1sayfalar
artikel göster     
ad   musa
başlık   İSA’YI BU DENLİ FARKLI KILAN NEDİR?

MARANGOZDAN DA ÖTE

Bölüm

1

İSA’YI BU DENLİ FARKLI KILAN NEDİR?



Yakın zamanda, Los Angeles’te bazı kişilerle konuşuyordum. Onlara, “Sizce, İsa Mesih kimdir?” diye sordum. İsa’nın büyük bir din önderi olduğu yanıtını verdiler. Bu konuda onlarla aynı fikirdeydim. İsa Mesih büyük bir din önderiydi. Ama yalnızca bu kadarla kalmıyordu.

İnsanlar çağlar boyunca “İsa kimdir?” sorusu üzerinde ayrılıklara düşmüşlerdir. Oysa bir kişi hakkında bu kadar çelişkiye ne gerek vardır? Neden “İsa” ismi diğer tüm din önderlerinin isimlerinden daha fazla rahatsızlık yaratır? Neden insanlarla Tanrı hakkında sakin sakin konuşursunuz da söz İsa’ya gelince sohbet bitiverir? Nedir insanları bu denli rahatsız eden? Londra’daki bir taksiciye İsa’dan söz etmiştim. Adam hemen sözümü kesip şöyle dedi: “Din konusunda, özellikle İsa hakkında tartışmaktan hoşlanmam.”

İsa’nın diğer din önderlerinden farkı nedir? Buda’nın, Konfiçyus’un isimleri neden insanları rahatsız etmez? Çünkü bu kişiler Tanrı olduklarını iddia etmemişlerdir. Oysa İsa, kendisinin Tanrı olduğunu öne sürmüştür. İsa’yı diğer önderlerden farklı kılan işte budur. İsa’yı tanıyan insanların, O’nun ne büyük iddialarda bulunduğunu fark etmeleri uzun sürmez. İsa kendisinin bir peygamberden ya da öğretmenden daha büyük olduğunu iddia etmiştir. Açık bir şekilde Tanrı olduğunu öne sürmüştür. Kendisini Tanrı’yla tek aracı, günahların bağışlanması için tek kaynak, kurtuluşun tek yolu olarak göstermiştir.

Bazı insanlara göre inanç çok dar ve özel bir kavramdır. Ama ne düşündüğümüz ya da neye inandığımız önemli değildir. Önemli olan konu İsa’nın gerçek kimliğidir.

Yeni Antlaşma metinleri (İncil) bu konuda neler söylemektedir? Sık sık “Mesih’in tanrılığı” deyişini duymaktayız. Bu deyiş, İsa Mesih’in Tanrı olduğu anlamına gelir.

Bir İncil yorumcusu Sistematik Din bilimi adlı çalışmasında Tanrı’yı “varolan her şeyin kaynağının, desteğinin ve sonunun bulunduğu sonsuz ve mükemmel olan Ruh” olarak tanımlar. Müslümanları ve Yahudileri de içine almak üzere tüm din bilimcileri bu tanımı benimser. Din bilimi, Tanrı’nın kişisel olduğunu, evrenin O’nun tarafından tasarlanıp yaratıldığını öne sürer. Varolan her şeyi destekleyen ve yönlendiren Tanrı’dır. Bu tanıma Mesih inancının eklediği tek nokta, “aynı Tanrı’nın Nasıralı İsa olarak insan bedeni aldığıdır."

Aslına bakılırsa, İsa Mesih bir isim ya da unvandır. İsa ismi “Kurtarıcı-Rab” ya da “Rab kurtarır” anlamına gelen Yesu sözcüğünün Grekçe şeklinden türemiştir. Mesih unvanı ise “meshedilmiş olan” anlamına gelen Grekçe (ya da İbranice Mesiyah - Daniel 9:26) sözcükten türemiştir. “Mesih” unvanı krallar ve kâhinler için kullanılırdı. Bu unvan, İsa’nın Eski Antlaşma’da (Tevrat) vaat edilen kahin ve kral olduğunu onaylıyordu. İsa ve Mesih inancı konusunda doğru bir anlayışa sahip olmak için bu onaya gereksinimimiz olacaktır.

İncil, Mesih’i açık bir şekilde Tanrı olarak tanıtır. İncil’de Mesih’e verilen isimler yalnızca Tanrı’ya atfedilecek türdendir. Örneğin şu ayette, İsa’ya Tanrı denilmektedir: “Bu arada mübarek ümidimizin gerçekleşmesini, ulu Tanrı ve Kurtarıcımız İsa Mesih’in yücelik içinde gelmesini bekliyoruz (İncil;Titus 2:13; ayrıca bkz. Yuhanna 1:1; İbraniler 1:8; Romalılar 9:5; 1.Yuhanna 5:20). Kutsal Yazılar İsa’ya, yalnızca Tanrı’ya verilebilecek sıfatlar vermektedir. İsa İncil’de kendi başına varolan (İncil;Yuhanna 1:4; 14:6); her yerde bulunan (Matta 18:20; 28:20); her şeyi bilen (İncil; Matta 17:22-27; Yuhanna 4:16; 6:64); her şeye gücü yeten (İncil;Matta 8:26-27; Luka 4:39-44; 7:24; 15; Esinleme 1:8) ve sonsuz yaşama sahip olan (İncil;Yuhanna 1:4; 1.Yuhanna 5:11,12,20) gibi sıfatlarla tanıtılmaktadır.

İsa, yalnızca Tanrı’ya verilmesi gereken onuru ve tapınmayı kabul etmiştir. Şeytan’la karşı karşıya geldiğinde şöyle demiştir: “Tanrın olan Rab’be tap, yalnız O’na kulluk et.” (İncil;Matta 4:10). Bununla birlikte İsa, kendisine Tanrı gibi tapınılmasına sesini çıkarmamıştır (Matta 14:33, 28:9). Üstelik bazen insanlardan kendisine tapınmalarını bizzat istemiştir (İncil;Yuhanna 5:23; İbraniler 1:6; Esinleme 5:8-14’le karşılaştırın).

İsa’nın izleyicilerinin çoğunluğu tek Tanrı’ya inanan dindar Yahudilerdi. Tümüyle tek Tanrı inancı taşımalarına karşın İsa’yı Tanrı’nın beden almış hali olarak kabul ettiler.

Hele güçlü bir Tevrat eğitimi görmüş olan Pavlus’un, İsa’nın Tanrı olduğunu onaylaması, Nasıra’dan çıkan bir adama tapınması ve Rab diye çağırması mümkün değildi. Ama Pavlus aynen böyle yaptı. Aşağıdaki sözleri söylerken İsa’nın Tanrı olduğunu dile getiriyordu: “Kendinize ve Kutsal Ruh’un sizi gözetmen olarak görevlendirdiği tüm sürüye göz kulak olun. Rab’bin kendi kanı pahasına sahip olduğu inanlılar topluluğunu gütmek üzere atandınız” (İncil; Elçilerin İşleri 20:28).

Mesih, öğrencilerine, “Ben kimim dersiniz?” diye sorduğunda, Petrus şöyle yanıt verdi: “Sen, yaşayan Tanrı’nın Oğlu Mesih’sin" (İncil;Matta 16:16). İsa, Petrus’un yanıtını düzeltmeye kalkışmadı. Tam tersi doğruluğunu ve sözlerinin kaynağını onayladı: “Ne mutlu sana, Yunus oğlu Simun!” dedi. “Bu sırrı sana açan insan değil, göklerdeki Babamdır” (İncil;Matta 16:17).

Yine İsa’nın yakın arkadaşlarından biri olan Marta, O’na şöyle demiştir: “Senin, dünyaya gelecek olan Tanrı’nın Oğlu Mesih olduğuna iman ettim.” (İncil;Yuhanna 11:27) Bir de Nasıra’dan iyi bir şey çıkmayacağına inanan Natanyel vardır. Daha sonra İsa’ya “Sen Tanrı’nın Oğlusun, sen İsrail’in Kralısın!” (İncil;Yuhanna 1:49) diye iman etmiştir.

İstefan taşlanırken, “Rab İsa, ruhumu al!” diye bağırmıştır (İncil;Elçilerin İşleri 7:59). Yine İncil’deki İbraniler’in yazarı Mesih’ten Tanrı diye söz eder: “Ama Oğul için şöyle diyor: ‘Ey Tanrı, tahtın sonsuzluk boyunca kalıcıdır.’” (İncil;İbraniler 1:8). Vaftizci Yahya, İsa’nın gelişini şöyle tanımlamaktadır: “... gök açıldı ve Kutsal Ruh, bedensel bir görünüm alarak güvercin biçiminde O’nun üzerine indi. Gökten gelen ses de, ‘Sen benim sevgili Oğlumsun, senden hoşnudum’ dedi” (İncil;Luka 3:22).

Ve elbette bir de “Kuşkucu” sıfatıyla tanınan Tomas’ın sözleri vardır. Ben Tomas’ı kendime benzetiyorum. Ben de eskiden O’nun kadar kuşkucuydum. Tomas şöyle demişti: “O’nun ellerinde çivilerin izini görmedikçe, çivilerin izine parmağımla dokunmadıkça ve elimi böğrüne sokmadıkça inanmam.” O da benim gibi, “Bakın, insanlar ölümden falan dirilmezler ya da akılları başlarındaysa Tanrı olduklarını iddia etmezler. Bana kanıt lâzım” demek istemişti. Tomas İsa’ya ilişkin kuşkularını dile getirdikten sekiz gün sonra İsa’nın öğrencileri yine evdeydiler. Tomas da onlarla birlikteydi. Kapılar kapalıyken İsa gelip ortalarında durup “Size esenlik olsun!” dedi. Sonra Tomas’a, “Parmağını uzat” dedi, “ellerime bak, elini uzat, böğrüme koy. İmansız olma, imanlı ol!” Tomas O’na, “Rabbim ve Tanrım!” diye cevap verdi. İsa ona, “Beni gördüğün için mi iman ettin?” dedi. “Görmeden iman edenlere ne mutlu!" (İncil; Yuhanna 5:16-18). İsa, Tomas’ın kendisini Tanrı olarak dile getiren sözlerini kabul etmişti. Tomas’ı tapınışı için değil, imansızlığı yüzünden azarladı.

Bu noktada bazı kişiler, Mesih hakkındaki bütün bu sözleri Mesih’in kendisinin değil, başkalarının söylediğini öne sürebilirler. Çünkü okullarda öğretilenler, o zamanki kişilerin, bugün bizim yaptığımız gibi Mesih’i yanlış anlamış olduklarıdır. Başka bir deyişle İsa Mesih, Tanrı olduğunu iddia etmemiştir.

Bence Mesih bunu gerçekten de iddia etti. İncil metinleri Mesih’in Tanrılığını doğrulamakta ve onaylamaktadır. Birçok referans vardır ve bunların anlamları son derece açıktır. Mesih’in Tanrılık iddiasının doğru olup olmadığına bakmak için İncil’i inceleyen bir iş adamı şöyle demiştir. "İncil’i okuyup da İsa’nın Tanrı olduğu iddiasında bulunmadığını söyleyen bir kişi, gün ışığında durup da güneşi göremediğini söyleyen biri kadar kördür.”

İncil’in Yuhanna bölümünde İsa ile bazı Yahudiler arasında geçen bir tartışma görüyoruz. Bu tartışma, İsa’nın Sept gününde sakat bir adamı iyileştirmesinden kaynaklanmıştı. “Sept günü böyle şeyler yaptığı için Yahudiler İsa’ya zulmetmeye başladılar. Ama İsa onlara şu karşılığı verdi: “Babam hâlâ çalışmaktadır, ben de çalışıyorum.” İşte bu nedenle Yahudiler O’nu öldürmek için daha çok gayret ettiler. Çünkü yalnızca Sept gününü bozmakla kalmamış, aynı zamanda Tanrı’nın kendi Babası olduğunu söyleyerek kendisini Tanrı’ya eşit kılmıştı (İncil; Yuhanna 5:16-18). Yahudiler neden böyle sert bir tepki göstermişlerdi?

Çünkü İsa, “Babamız” değil, “Babam” demiş, ardından da, “hâlâ çalışmaktadır, ben de çalışıyorum” diye eklemişti. İsa’nın bu iki deyişi kullanması kendisini Tanrı’yla ve Tanrı’nın etkinliğiyle eşit kıldığını gösteriyordu. Yahudiler Tanrı’ya “Babamız” demezlerdi. Bunu yapsalar bile “Babamız” sözcüğünün başına “göklerdeki” sözcüğünü eklerlerdi. Oysa İsa, böyle yapmadı. Tanrı’ya “Babam” derken, Yahudiler’in başka türlü yorumlayamayacakları bir iddiada bulunuyordu. İsa, Tanrı çalışırken kendisinin, yani Oğul’un da çalıştığını söylüyordu. Yahudiler O’nun Tanrı’nın Oğlu olduğu iddiasını anladılar. Bu durum sonucunda, Yahudiler’in öfkesi büyüdü. İsa’ya yalnızca zulüm etmeyi tasarladılarsa da sonunda O’nu öldürmek istediler.

İsa kendisini Tanrı’yla eşit kılmasının yanı sıra, bir de Baba’yla bir olduğunu iddia etmişti. Kudüs’teki anma bayramı sırasında, bazı Yahudi önderleri yanına gelerek O’na, Mesih olmasına ilişkin sorular sordular. İsa sözlerine, “Ben ve Baba biriz” diyerek son verdi (İncil;Yuhanna 10:30). "Yahudiler O’nu taşlamak için yerden yine taş aldılar. İsa onlara, ‘Size Baba’dan kaynaklanan birçok iyi işler gösterdim’ dedi. ‘Bu işlerden hangisi için beni taşlıyorsunuz?’ Yahudiler şöyle cevap verdiler: ‘Seni iyi işlerden ötürü değil, küfür ettiğin için taşlıyoruz. İnsan olduğun halde Tanrı olduğunu ileri sürüyorsun’” (İncil; Yuhanna 10:31-33).

İsa’nın Baba’yla bir olduğunu söylemesinin neden bu kadar tepki çektiğini merak edebilirsiniz. Bu deyişin ilginç bir özelliği Grekçesi incelendiği zaman ortaya çıkıyor. Grekçe uzmanı A.T. Robertson burada kullanılan “bir” sözcüğünün eril takısı taşımadığını, yansız olduğunu, bu yüzden de düşünce ya da amaç birliğini değil, “özde birlik” anlamı verdiğini ortaya koymuştur. Sözlerine şunları eklemiştir: “Bu metnin ana tümcesi Mesih’in kendisiyle Babası arasındaki ilişkiyi açıkladığı son tümcedir. Bu yüzden Ferisiler son derece öfkelenmişlerdir.”

O halde bu tümceyi duyanların kafasında, İsa’nın Tanrı olduğunu iddia ettiğine ilişkin kuşku kalmamıştır. İsa’nın sözleri Yahudiler için küfürdü, bu yüzden kendi elleriyle İsa’yı cezalandırmaya kalktılar. Çünkü Yasa’ya göre küfürün cezası taşlayarak öldürmekti (Tevrat: Levililer 24:16). Ancak bu kişiler yasalara uymuyorlardı. Suç duyurusu yapıp infazı yetkililere bırakmalıydılar. Aşırı öfke gözlerini döndürmüştü.

İsa “küfür” nedeniyle taşlanmakla tehdit ediliyordu. Yahudiler O’nun öğretisini kesinlikle anlamışlardı, ama acaba bu iddiaların doğru olup olmadığını hiç düşündüler mi? İsa kendisini Tanrı’yla “doğada” ve “özde” sürekli eşit koşuyordu. Cesur bir tavırla şöyle iddialarda bulunabiliyordu: “Beni tanısaydınız, Babamı da tanırdınız” (İncil; Yuhanna 8:19). "Beni gören, beni göndereni de görür" (İncil; Yuhanna 12:45). "Benden nefret eden, Babamdan da nefret eder" (Yuhanna 15:23). "Öyle ki, herkes Baba’yı onurlandırdığı gibi Oğul’u da onurlandırsın. Oğul’u onurlandırmayan, O’nu gönderen Baba’yı da onurlandırmaz (İncil; Yuhanna 5:23). Bu alıntılar İsa’nın kendisini yalnızca bir insan olarak değil, Tanrı’yla eş olarak gördüğünü ortaya koyuyor. İsa’yı, Tanrı’ya yalnızca bizden daha yakın biri olarak görenler şu tümce üzerinde düşünmelidirler: “Baba’yı onurlandırdığınız gibi, Beni de onurlandırmazsanız, ikimizi de aşağılamış olursunuz.”

Üniversitede edebiyat dersleri verirken, bir profesör yanıma geldi ve İsa’nın Tanrı olduğunu iddia eden ayetlerin yalnızca İncil’in Yuhanna bölümünde bulunduğunu, bunun da yazılan en son müjde olduğunu söyledi. Sonra da en erken yazılan müjdenin, yani Markos’un, İsa’nın Tanrı olduğuna ilişkin en ufak bir iddiada bulunmadığını öne sürdü. Bu kişi Markos’u ya hiç okumamış ya da okurken fazla dikkat etmemişti.

Söylediklerine karşılık olarak, İncil’in Markos bölümünü açtım. İsa Mesih’in günahları bağışlama yetkisine sahip olduğunu açıkladığı yeri buldum. “Onların imanını gören İsa felçliye, ‘Oğlum, günahların bağışlandı’ dedi” (Markos 2:5; Luka 7:48-50). Yahudi yasasına göre bu yalnızca Tanrı’nın yapabileceği bir şeydi. Tevrat; İşaya 43:25 bu ayrıcalığa yalnızca Tanrı’nın sahip olduğunu gösteriyor. İsa’nın bu iddiasına karşılık orada bulunan bazı din bilginleri şöyle düşündüler: “Bu adam neden böyle konuşuyor? Tanrı’ya küfrediyor! Tek Tanrı’dan başka kim günahları bağışlayabilir?” Daha sonra İsa şöyle sordu: “Hangisi daha kolay, felçliye, ‘Günahların bağışlandı’ demek mi, yoksa ‘Kalk, döşeğini topla ve yürü’ demek mi?” (İncil; Markos 2:6-9).

Aslında bu iki tümceyi söylemek eşit derecede kolaydır, ama ikisini de yapmak tanrısal bir güç gerektirir. Elbette bir sahtekârın kalkıp birinci iddiada bulunması son derecede kolaydır. Ancak İsa yalnızca konuşmakla kalmadı, hastalığı da iyileştirdi. Böylece insanlar ilk iddiasının doğru olduğunu görebildiler. Bütün bunların üzerine İsa din önderleri tarafından küfür etmekle suçlandı. Dünya üzerinde yaşayan hiç kimsenin günahları bağışlama yetkisi olamazdı. Günah Tanrı’ya karşı işlenir ve hepsini yalnızca Tanrı bağışlayabilir. Mesih günahları bağışlayabildiğine göre Tanrı olduğunu iddia ediyordu.

Bu bağışlama kavramı beni uzun bir süre rahatsız etmişti. Çünkü ne demek olduğunu anlayamamıştım. Bir gün felsefe dersinde Mesih’in kim olduğuna ilişkin bir soruyu yanıtlarken, İncil’deki ayetleri okudum. Bir okutman benim yorumuma karşı çıkarak İsa’nın günahları bağışlamasının O’nun Tanrılığına kanıt sayılamayacağını öne sürdü. Bir kişinin başkasını bağışlayabileceğini, ama bunun o kişinin Tanrı olduğu anlamına gelmeyeceğini söyledi. Okutmanın söylediklerini düşünürken, din önderlerinin Mesih’e neden tepki gösterdikleri aklıma geldi. Evet, bir kişi, “Seni bağışlıyorum” diyebilir, ancak bu yalnızca suçun işlendiği kişi tarafından yapılabilirdi. Başka bir deyişle bana karşı günah işlediğinizde ben, “Sizi bağışlıyorum” diyebilirim. Ama Mesih’in yaptığı bu değildi. Felçli, Baba Tanrı’ya karşı günah işlemiş, İsa da kendi yetkisiyle “Günahların bağışlandı” demişti. Evet, kendimize karşı işlenen suçları bağışlayabiliriz, ama Tanrı’ya karşı işlenen suçları Tanrı’dan başkası bağışlayamaz. İsa’nın yaptığı işte buydu.

Nasıralı bir marangozun böylesine cesur bir iddiada bulunmasına Yahudiler bu yüzden sert bir tepki göstermişlerdi. İsa’nın günahları bağışlama gücü yalnızca Tanrı’ya özgü olan bir ayrıcalıktı.

İncil’in Markos bölümünde ise İsa’nın yargılanışını görüyoruz (14:60-64). Bu dava, İsa’nın Tanrı olduğu iddialarına en açık örneklerden biridir. “Sonra başkâhin topluluğun ortasında ayağa kalkarak İsa’ya ‘Hiç cevap vermeyecek misin? Nedir bunların sana karşı ettiği bu tanıklıklar?’ diye sordu. Ne var ki, İsa susmaya devam etti, hiç cevap vermedi. Başkâhin O’na yeniden, ‘Yüce Olan’ın Oğlu Mesih sen misin?’ diye sordu. İsa, ‘Ben’im’ dedi. ‘Ve sizler İnsanoğlu’nun kudretli Olan’ın sağında oturduğunu ve göğün bulutlarıyla geldiğini göreceksiniz.”

İsa ilk önce yanıt vermedi, bu yüzden başkâhin sorusunu daha belirgin bir şekilde yineledi. İsa, “Yüce Olan’ın Oğlu Mesih sen misin?” sorusuna, bu kez “Ben’im” diye yanıt verdi.

Mesih’in tanıklığı, O’nun (1) Yüce Olan’ın (Tanrı’nın) Oğlu olduğu; (2) Kudretli Olan’ın sağında oturduğu ve (3) Göğün bulutlarıyla geleceği iddiasında bulunduğunu ortaya koyuyor. Bu iddiaların her biri açık bir şekilde Mesih’e ait peygamberliklerle bağlantılıdır. Üçünün de etkisi büyüktür. Yahudi mahkemesi Sanhedrin, üç iddianın ne anlama geldiğini anlamıştır. Başkâhin bunların üzerine giysilerini yırtarak, “Artık tanıklara ne ihtiyacımız var?” demiştir. Din bilginleri, İsa hakkındaki iddiaları kendi ağzından duymuşlardır. İsa kendi sözleriyle yargılanacaktır.

Düşmanca tavır takınmış olan tanıklardan daha sağlam bir kanıt olamaz. İsa’nın Tanrı olduğu iddiasında bulunması düşmanlarının nefretiyle de desteklenmiştir. Bu arada Yahudilerin cahil vahşiler olmadığını unutmamalıyız. Son derece kültürlü ve dindar kişilerdi. Bu yüzden hepsi fikir birliği içinde İsa’nın çarmıha gerilmesine karar verdiler. Karar en üst düzeyde din önderlerinden oluşan, Tarsuslu Saul’un öğretmeni olan Gamaliyel gibi büyük din bilginlerini içeren yüce ulusal konseyden, Sanhedrin’den çıkmıştı. O halde İsa’nın kendisiyle ilgili tanıklığın ne olduğunu tam olarak görebiliriz. Yahudiler de İsa’nın Tanrı olduğu iddiasında bulunduğunu anlamışlardı. O halde önümüzde iki seçenek kalıyor. İsa’nın iddiaları ya küfürdü ya da kendisi gerçekten Tanrı’ydı. İsa’yı yargılayanlar bu iki seçeneği son derece net bir şekilde görmüşlerdi. Bu yüzden O’nu çarmıha gerdiler, sonra da şöyle alay ettiler: “Tanrı’ya güveniyordu... Çünkü, Tanrı’nın Oğluyum demişti” (İncil; Matta 27:43).

Başkâhinin kendi giysisini yırtmasının anlamı ise şuydu: “Yasa Başkâhinin giysisini kişisel durumlarda yırtmasını yasaklamıştı (Tevrat: Levililer10:6; 21:10). Ama yargıç olarak hizmet ederken, huzurunda edilen bir küfüre karşılık duyduğu tepkiyi göstermek için geleneklere göre giysisini yırtmalıydı. Bu durumda da Başkâhin duyduğu üzüntüyü bu şekilde dile getirdi. Böylece İsa sözleriyle kendi kendini yargılamış oluyordu.

Ünlü bir yargıcın dile getirdiği gibi İsa’nın yargılanması olağan bir dava değildi: “Zanlının eylemlerinin değil, ama kimliğinin yargılandığı başka bir dava olmamıştır. Mesih’e yüklenen suçlama, mahkeme önündeki sözleri ve tanıklığı, Romalı valinin sorgulaması, Çarmıhına asılan yafta, yalnızca tek bir soruyla, Mesih’in gerçek kimliğiyle ilgiliydi. "Mesih kim?” dersiniz, “O kimin oğludur?”

New York barosunun başarılı hukuk yazarı Yargıç Gaynor, İsa’nın yargılanmasıyla ilgili olarak Sanhedrin huzurundaki tek suçunun küfür olduğuna dikkat çeker: “Bütün İncil metinlerinde İsa’ya yöneltilen suçlamanın küfür olduğu görülmektedir. İsa bir insanda bulunamayacak doğaüstü güce sahip olduğunu iddia ediyordu. Küfür işte buydu.

Davaların çoğunda, insanlar işledikleri suçlar nedeniyle yargılanırlar, ama İsa’nın davasında böyle olmamıştı. İsa yaptıklarından değil, kimliğinden dolayı yargılanıyordu (İncil;Yuhanna 10:33)

İsa’nın yargılanışı kendisinin Tanrı olduğu iddiasında bulunduğunu net bir şekilde ortaya koyar. Yargıçlar da buna tanıklık etmişlerdir. Ama ayrıca, çarmıha gerildiği gün İsa’nın düşmanları da O’nun böyle bir iddiada bulunduğunu doğruladılar: “Başkâhinler, din bilginleri ve ihtiyarlar da aynı şekilde O’nunla alay ederek, ‘Başkalarını kurtardı, kendini kurtaramıyor’ diyorlardı. ‘İsrail’in Kralı imiş! Şimdi çarmıhtan aşağı insin de, O’na iman edelim. Tanrı’ya güveniyordu; Tanrı O’nu seviyorsa, kurtarsın bakalım! Çünkü, ‘Ben Tanrı’nın Oğluyum’ demişti” (İncil; Matta 27:41-43).


 sonraki    İSA RAB Mİ, YALANCI MI, YOKSA DELİ Mİ?
musa
  08/07/2002 




:: Kütüphane ::

· Hıristiyanlığın Temelleri
· Hıristiyan olmak için ne yapmalısınız?
· Tanrı Çizgisi
· Tanrı'nın Sözünden Cevaplar
· Nihai Sorular
· İsa Kimdir?
· Neden Kurban?
· Bana Tanrı'yı Anlat
· Bilimsel Makale
· Marangozdan da öte
· Tarihsel Kanıt
· Boş Mezar
· İznik Konseyi hakkında
· Yehova Şahitleri
· Kur'an, İsa'yı nasıl anlatıyor?
· Son zaman azizleri(mormonlar)


:: Okuma Takvimi ::


· Ocak Okuma Planı

· Şubat Okuma Planı

· Mart Okuma Planı

· Nisan Okuma Planı

· Mayıs Okuma Planı

· Haziran Okuma Planı

· Temmuz Okuma Planı

· Ağustos Okuma Planı

· Eylül Okuma Planı

· Ekim Okuma Planı

· Kasım Okuma Planı

· Aralık Okuma Planı


İsa'nın Yuhanna'ya verdiği Vahiy söyle diyor.
"Bu peygamberliğin sözlerini okuyana, burada yazılanları dinleyip yerine getirene ne mutlu! Çünkü beklenen zaman yakındır."(Vahiy 1:3)
Diliyoruz ki, Tanrı'nın vermiş olduğu sonsuz yaşamı ve gerçek yolunu bu sitenin aracıliği ile bulmanızı arzu ederiz.
Her mesaj panosundaki içeriklerin yasal sorumlulukları yazarlara aittir ve içerikler incil.com'nun ilkeleri ile bağdaşmayabilir.
© 1998~2014, www.incil.com