incil.com Ver4.0
Hoşgeldiniz!! Hristiyan Topluluğuna

Ad Başlık İçerik  

Hoş geldiniz! Ana Sayfa  ::  İnternet Kilisesi  ::  Yerel Kiliseler  ::  Soru Tahtası
:: Ana Menü ::

Ana Sayfa

İnternet Kilisesi

İncil Okuma

Gündelik Ekmeğimiz

Mesaj Panosu

:: Modüller ::

· Kütüphane
· Vaazlar
· İsa Filmi
· İlahiler
· Linkler
· Soru Tahtası
· Kısa Rehberler
· Bu Siteyi Tavsiye et
· İncil Okuma Tavimi
· Download


:: Etkinlikler ::


Sipariş Formu
Görüşleriniz

  İmanınızı daha geliştirmek için Etkinliklerindeki Formlarını doldurup bize göndereceksiniz. Bizden çok rahatça 'İncil', 'İSA VCD' ve ilgili kitapları alabilirsiniz.

  Sipariş Formunun aracığıyla Mektuplaşma Kursu'na katılıp İSA'nın, İncil'in ve Hristiyanlığın gerçeklerine sahip olabilirsiniz.


:: Java Makinesi ::

Sitemizde arkadaşlarla Chat yapmak için bigisayarınıza Java Makinesi yüklemek zorundasınız.

Hala Chat Odası aktif değilse aşayıdaki linki tuşlayıp Java Makinesini indireceksiniz.

Ve, bilgisayarınıza Java Makinesini yükleyeceksiniz.

Güle güle kulanın!


Java Makinesi

Bu bölümü okumak isteyen ziyaretçi Rabbimizin bizden istediklerini öğrenmeyede hazır olmalı.
Rabbin biz daha yokken bu evreni yarattığı gerçeği ile yüzleşmeye ve bizde olanı değil bizi istediği gerçeği ile yüzleşmeye hazırsanız,başlayın okumaya ve yüzleşin O'nun bereket ve hikmetleriyle.


 Toplam 11artikeller, 1inci sayfadır / 1sayfalar
artikel göster     
ad   musa
başlık   KENDİ DOĞRUMUZU ANLATIRKEN

KENDİ DOĞRUMUZU ANLATIRKEN

          "Bütün insanlara saygı gösterin" (İnci1-i Şerif / I.Petrus I6-l7)

          Dünyada insanlar çoğu kez birbirleriyle konuşmak, insan olarak birbirlerine saygı ve sevgi sınırlarında yaklaşarak düşüncelerini anlamak yerine birbirlerine saldırmayı tercih etmişlerdir. Bu adeta yaradılışımızdan gelen ben bilirimciliğin açıkça ilan edilişidir. Oysa "insanlar konuşa konuşa anlaşır'' sözü birçok dilde yaygın bir sözdür. Bügün birbirimizi ziyaret ederken bile bazen birbirimizi dinlemek yerine hep bir ağızdan konuşmaya kalkarız ve sonuçta evlerimize döndüğümüzde kafamızın şiştiğinden şikayet eder dururuz. Çünkü hepimiz aynı anda konuşmaya kalkmışızdır. Evet bir arada samimi bir yaşam sürmek elbette hoş bir şeydir; Samimiyetin artması, insanların birbirleri ile yardımlaşması, gönüldaşlık, kardeşlik etmesi güzel bir yaşam biçimidir. Ama bu güzel ilişkiler normal bir aile, konu komşu yaşamında bile karşılıklı iletişimin anlaşılır düzeyde sürmesine bağlıdır. Aksi takdirde insanlar kırıcı olmaya birbirlerini itip kakmaya hatta daha ileriye bile giderler. Demek en güzeli birisinin sözü bittikten sonra bir diğerinin konuşması, yine o kişinin sözü bittikten sonra karşısındaki kişinin konuşmasıdır. Böylelikle iki taraf da birbirini çok net ve iyi bir şekilde anlayabilir. Aynı görüşte olmasalar bile en azından insan olarak birbirlerine saygı ve sevgide ortak bir payda üzerinde yaşamlarını sürdürmeye ve toplumlarına yararlı bir ferd olarak genel toplum yaşamına katılımda bulunmaya devam ederler. Bu normal yaşam üzerine verdiğimiz örnek bütün fıkirlerin aktarımı için kullanılabilir. Bu siyasal düşünceler için de böyledir, dinsel inanışların anlatımı için de. Hatta iyi bir evliliğin sürekliliği için de.
          Haklı olarak ülkemizde İncil ya da Hristiyanlık sözcüğü duyulduğunda bir takım önyargı bulutları zihinleri bulandırmakta ve bu nedenle de gerçek anlamda İncil'i izlemeye çalışan insanlara bile kuşkulu gözlerle bakılmaktadır. Oysa bu noktada diyaloğun önemi ortaya çıkmaktadır. Çünkü Tanrı'nın Kutsal Kitabını yaşayan samimi, yürekten inanmış bir Hristiyan kitlesi vardır. Bu kitle dünyada ismen Hristiyan olarak gösterilen nüfus içinde oldukça küçük bir sayıyı oluştursa da vardır. Bunlar Tanrı kurtarışının yalnız Mesih İsa'nın kendileri için döktüğü kana inanmakla olduğuna inanan hakiki imanlılardır. Bu kişiler belki Ortodoks, belki Katolik. belki Gregoryan, belki Süryani Kadim, belki Protestan kiliselerine ait imanlılardır. Ama hepsi Mesih İsa'ya imanla sonsuz yaşama kavuşacaklarına iman etmiş ve gerçekten Mesih İsa'ya benzemeye çalışanlar yani Hristiyanlardır. Bu insanların politikayla, aşırı ırkçılık gibi akımlarla, hele hele savaşla, sömürü düzenleriyle alakaları dahi olamaz. Bu insanlar İncil'in buyrukları doğrultusunda Tanrı'da iyiyi ve iyiliği yaşayan insanlardır. Tanrı'nın sevgisini Tanrı'dan alıp halka sunmakla memurdurlar. Altında bulundukları hükümetlere herkesden daha ziyadesiyle hürmetle bağlıdırlar. Bütün insanlara saygı duymak gibi bir buyruk altındadırlar. İnsanlarla birlikte onların yaşayış tarzlarına, inançlarına da saygı duyarlar. Yalnız kendilerinden olanlara selam vermezler. Bütün insanlara selam vermekle, barış içinde geçinmekle mükelleftirler. İşte bizim Mesih'e inanmış kişiler olarak bahsettiğimiz, inancımız içinde kardeşlerimiz dediğimiz ve sizlere burada bir özet halinde anlatmaya çalıştığımız İncil inancını yaşayanlar bu kişilerdir. Bu çerçevenin dışında olan her kim olursa olsun Hristiyanlığı kendi şahsi çıkarlarına ya da politikalarına alet eden, bu inancı kullanmaya kalkışan kişilerdir. Böyle kişiler her inançta her zaman olmuşlardır ve her zaman da olacaklardır. İşte samimiyetle inançlarına sahip çıkanların diyalogları, çelişkili durumda olan bu tür kişilerin aradan çıkarılmasına neden olacaktır.
          Tarihte hemen bütün inançlarda olduğu gibi, İncil ve Hristiyanlık adına büyük yanlışlar yapılmış, din siyasete alet edilerek gerçek İncil inancının karşısına adeta İncil'den uzak yeni bir İncil anlayışı ortaya çıkarılmıştır. Örneğin; İncil inancı savaşla inancın yayılması konusunda hiçbir buyruk taşımamasına karşın haçlı zihniyeti dediğimiz bir zihniyet ortaya çıkmış ve sanki savaşı İncil'in buyruğuymuş gibi göstermeye kalkmıştır. Yukarıda değindiğimiz üzere esastan sapmaları gerçekmişçesine göstermek ve esasın özünü ortadan kaldırmak yalnızca İncil inancı için söz konusu değildir. Ne yazık ki, insanoğlu bir çok inancı kendi çıkarları doğrultusunda yönlendirmeye kalkmış ve sonunda da karmakarışık bir dünyanın ortaya çıkmasına neden olmuştur. Bütün bu esası saptırarak gerek siyasal, gerek şahsi çıkarlara uyarlamaya çalışma devam ederken olan doğaldır ki, yalnızca temiz bir imanla Tanrı'ya yaklaşmaya çalışan halka olmaktadır. Bütün bu yanlışlar sürüp giderken halk sürekli olarak olayları izlemekte ve sonucunda da esastan uzak anlatımların doğal olarak etkisi altında kalarak bir takım önyargılarla kala kalmaktadır. Bu önyargılar da bir nesilden diğer nesle aktarılarak sürer gider. Temel artık onlar için hiç te ulaşılabilecek birşey değildir. Hatta ele bile almaya değmez niteliktedir. Ama Hz. Ali'nin güzel bir sözü vardır: "Kişi bilmediğinin düşmanıdır." Bu gerçekten de çok doğru bir sözdür. İnsanlar bazen tam anlamadıklarının, tam bilmediklerinin ya da haklı nedenlerle edindikleri önyargıların esiri olarak bir takım şeylere düşünce boyutunda düşman olup çıkmıştır. Bu ön yargılar sonucunda örneğin Mesih İsa'nın doğuşu olarak kutladığımız Noel adeta bir kötülük bayramı olarak tanımlanmaktadır. Materyalist batı, ismen Hristiyanlığı nedeniyle çılgın yeni yıl eğlencelerine Noel bayramından önce başlamaktadır. Bir çoğu için ruhsal anlam ifade etmeyen bu bayram adeta geleneksel bir tatil havasına dönüşmüştür. Doğal olarak bizim halkımız da Noel'i Yılbaşı ile karıştırmakta ve gerçek Mesih İnanlılarının da sabahlara kadar içki içerek sefahat içinde Noel'i kutladıklarını düşünmektedir. Bu, Kurban bayramını tatil fırsatı olarak degerlendiren kişilere bakarak İslam hakkında karar vermek gibi bir yaklaşımdır.
          Oysa Noel bayramı bizim için Mevlüt Kandili gibidir. Mesih İsa'nın bize göre Tanrı Sözünün bir bedende dünyaya gelişinin anıldığı daha çok imanlıların bir araya gelip dualarla ilahilerle geçirdikleri bir dönemdir. Elbette İsa Noel olarak kutlanılan o gecede doğmamış, o gece bir anma gecesi olarak seçilmiştir. Ama bu kutlama gecesi de hiç bir şekilde bizim televizyonları seyrederek geçirdiğimiz 31 Aralık akşamı değildir. Daha önce de belirtildiği gibi ön yargılar ana temayı nasıl da değiştirmiştir:
          Misyonerlik konusuna bakış da aynı olumsuzluğu içermektedir: Misyon, görev demektir. Misyoner, bu görevi yerine getiren demektir. Mesih İsa kendisine inanan her kişiye kendisi hakkında başkalarına anlatma sorumluluğu yüklemiştir. Bu İslam inancında da var olan bir sorumluluktur, tebliğ görevidir. Mesih İnancına göre Rabbin sözünü duyurmak her inanlı için bir (tebliğ) açıklama, ilan etme ibadetidir.
          Bu bağlamda "her Hristiyan bir misyonerdir" denebilir. Ama ön yargılar misyoner sözcüğünü bazı karanlık, politik unsurlarla birlikte almaktadır. Hep dedik, bunu da kötü amaçlar için kullananlar olmuştur. Ama gerçek imanlılar kendi inançları hakkında öğrenmek isteyenlere yalnızca inançlarını aktarmakla sorumludurlar.
          Ama dediğimiz gibi ön yargılardan ötürü bu temiz vicdanları ayırt edebilmek nasıl mümkün olacaktır? Ya mücadele edilecek, ön yargılar yıkılıp her şey gün ışığında görülüp değerlendirilecek ya da düşman olarak kalınacaktır.
          Umarız insanlık düşman olduğu konuları bir kez olsun ön yargısız olarak yakından ve temelinden tanıma şansına ulaşır.
          Şimdi birlikte Mesih İsa'ya inanan bir kişinin temel inancına bakalım. Sonra da bunun Kur'an inancıyla karşılaştırılışını birlikte değerlendirelim.


 önceki    EVRENİ SARAN TANRI BİLGİSİ
musa
  09/07/2002 
 sonraki    YÜCE TANRI BİRDİR
musa
  09/07/2002 




:: Kütüphane ::

· Hıristiyanlığın Temelleri
· Hıristiyan olmak için ne yapmalısınız?
· Tanrı Çizgisi
· Tanrı'nın Sözünden Cevaplar
· Nihai Sorular
· İsa Kimdir?
· Neden Kurban?
· Bana Tanrı'yı Anlat
· Bilimsel Makale
· Marangozdan da öte
· Tarihsel Kanıt
· Boş Mezar
· İznik Konseyi hakkında
· Yehova Şahitleri
· Kur'an, İsa'yı nasıl anlatıyor?
· Son zaman azizleri(mormonlar)


:: Okuma Takvimi ::


· Ocak Okuma Planı

· Şubat Okuma Planı

· Mart Okuma Planı

· Nisan Okuma Planı

· Mayıs Okuma Planı

· Haziran Okuma Planı

· Temmuz Okuma Planı

· Ağustos Okuma Planı

· Eylül Okuma Planı

· Ekim Okuma Planı

· Kasım Okuma Planı

· Aralık Okuma Planı


İsa'nın Yuhanna'ya verdiği Vahiy söyle diyor.
"Bu peygamberliğin sözlerini okuyana, burada yazılanları dinleyip yerine getirene ne mutlu! Çünkü beklenen zaman yakındır."(Vahiy 1:3)
Diliyoruz ki, Tanrı'nın vermiş olduğu sonsuz yaşamı ve gerçek yolunu bu sitenin aracıliği ile bulmanızı arzu ederiz.
Her mesaj panosundaki içeriklerin yasal sorumlulukları yazarlara aittir ve içerikler incil.com'nun ilkeleri ile bağdaşmayabilir.
© 1998~2014, www.incil.com