İki kitabın
ortak olarak paylaştıkları bir çok kavram gördüğümüz gibi yakından bakıldığında
esasında farklı olarak algılanmaktadır. Yukarıdaki özellikle Tanrı Oğlu,
Kutsal Üçlük, Kurtuluş vb. gibi kavramlarda en temel ayrılık hiç kuşkusuz
Mesih İsa'ya bakış açısıdır. Şimdi bu bakış açısındaki derin farklılıkları
daha yakından inceleyelim ve kitabımızı bu nokta- da sona erdirelim.
Biz Mesih
İnanlıları için imanımızın temeli, Tanrı Sözü olan Mesih İsa'dadır.
Eğer Mesih yoksa, eğer Mesih çarmıha gerilmemişse ve bizim günahlarımız
için ölmemişse o zaman bizim inancımız boş bir inançtır. Oysa bize
göre Mesih günahlarımıza bedel olarak dünyaya gönderilmiş, bizler
için çarmıhta kanını akıtarak ölmüş ve üçüncü gün dirilmiştir.
Mesih
İsa konusunda Kur'an-ı Kerim ile İncil-i Şerif 'in birçok konuda çok
yakınlaştıkları noktalar olduğu gibi, birbirlerinden çok uzaklaştıkları
noktalar da vardır. Bunların bilinmesi yine iki inancın birbirlerini
daha yakından tanımaları açısından oldukça faydalıdır kanaatindeyim.
1.
Mesih İsa kıyamet için bir işarettir.
Kur'an-ı
Kerim ile İncil'in en yakınlaştığı konulardan biri Mesih İsa'nın kıyamet
için bir işaret olmasıdır. Mesih İnancına göre dünyayı yargılamak
üzere Mesih İsa göğe çıktığı gibi yeniden yeryüzüne geri dönecektir.
0'nun dönmesi demek doğal olarak dünyanın sonunun geldiğine en güzel
işarettir.
Bu konuda
Kur'an-ı Kerim'de şöyle bir ayet bulunmaktadır.
"Hiç
kuşkusuz o, kıyamet saati için bir bilgidir." (43:61)
Bu konuda,
İncil ile bir fıkir birliği söz konusudur.
2.
Mesih İsa Hem bir Resul, hem Tanrı'dan bir söz, hem Tanrı'dan bir
Ruh'tur.
"Ey
Meryem! Allah seni kendisinden bir kelime ile muştuluyor. Adı Meryem
Oğlu İsa Mesih'tir." (Kur'an-ı Kerim 3:45)
"..Meryem
Oğlu İsa Mesih, Allah'ın resulü ve kelimesidir. Onu kendisinden bir
ruhla beraber Meryem'e atmıştır..." (Kur'an-ı Kerim 4:171)
Bu iki
ayete baktığımızda bizim Mesih İsa'yı özellikle Tanrı'nın kelamı olarak
algılamamızla bir paralellik görünmektedir. Ayrıca Meryem'in Mesih
İsa'ya Kutsal Ruh tarafından hamile kalması noktasında Tanrı'dan bir
Ruh olarak adlandırılmasıda bu paralelliği sürdürmektedir. Dolayısıyla
bütün bu vasıflarının yanısıra Mesih İsa'nın peygamber sıfatı da Kutsal
Kitap tarafından belirtilmiştir. Demek istediğimiz, ilahiyatımıza
göre Mesih İsa yalnızca bir peygamber değildir. Tanrı Oğlu, Kurtarıcı,
Mesih, Tanrı Sözü ve bununla birlikte peygamberliği söz konusudur.
Her ne kadar bu iki ayette bizim İlahiyatımıza bir yaklaşma görünmekte
ise de Kur'an-ı Kerim'de 5.Sure'nin 75. ayetiyle Mesih İsa'nın Tanrı'dan
bir söz olma ve Tanrı'dan bir ruh olma özelliği burada dile getirilmeyerek
yalnızca peygamber olduğu vurgulanmaktadır. Doğal olarak yukarıdaki
iki ayette verilen Tanrı'dan bir söz ve Tanrı'dan bir ruh olma özelliğiyle
İncil İlahiyatına olan yakınlık birden bire bu ayetle tam anlamıyla
uzaklığa dönüşüvermektedir.
Mesih
İnancına göre Tanrı Sözü ve Kurtarıcı Mesih olarak Tanrı Oğulluğu
ünvanı alan Mesih İsa'nın yalnız peygamberlik makamında görülmesi
iman temellerinden sapma olarak algılanmaktadır.
"Meryem
Oğlu Mesih, bir resulden başkası değildir." (Kur'an-ı Kerim 5:75)
"...Bu,
Rab olan Mesih'tir." (İnci1-i Şerif / Luka 2:10-11)
Zaten
anlatmak istediklerimiz bu iki ayete bakmakla net bir biçimde görülmektedir.
Ruhsal anlamda Tanrı Oğlu ünvanını alan ve başlangıçtan beri Kurtarıcı
ve Mesih olarak beklenilen ve insanların günahları için kurban kuzusu
olarak adlandırılan Tanrı sözü bir peygamberin risaletinden çok daha
üstün bir hizmet üzerindedir. Bu bağlamda Mesih inancı tamamen ayrı
bir bakış açısına sahiptir.
3.
Mesih İsa'nın ölümü
Bu daha
önce değindiğimiz gibi inancımızın mihenk taşıdır.
İncil'de
"...dirilmemişse, bildirimiz de imanımız da boştur.."
(I.Korintliler I5:14) denilmektedir.
Yani
bize göre Mesih, mucizevi bir şekilde babasız olarak dünyaya gelmiş,
hizmetini yerine getirmiş, çarmıhta ölümüyle Kutsal Kitap boyunca
beklenilen Kurtarıcı Mesih görevini tamamlamış, üç gün boyunca mezarda
kalmış ve şanlı bir dirilişle ölümü yenerek öze, göksel Babanın yanına
dönmüştür. Dünyayı yargılamak üzere ikinci kez gelecektir. Bu birinci
yüzyıldan beri bilinen ve inanılan bir gerçektir. Üçüncü yüzyılda
Kapadokya'da kayalara oyulan bütün ibadethanelerde bu iman, okuma
yazmanın yaygın olmadığı dönemlerde resimlerle duvarlara işlenmiştir.
İnsanlar yüzlerce yıl Mesih'in gelişini beklediler, Mesih'ten sonra
da yüzlerce yıldır bu iman üzerine amel etmektedirler.
Kur'an-ı
Kerim bizlere Mesih İsa'nın ölümü konusunda oldukça farklı bir bakış
açısı sunmaktadır. Bu bakış açısına göre Mesih İsa çarmıha gerilmek
istenmiş ama Tanrı buna engel olmuştur. O'nun yerine bir başkası,
bazı ifadelere göre O'nu yetkililerin eline teslim etmeye kalkan Yahuda
çarmıha gerilmiştir. Mesih İsa Tanrı tarafından diri olarak göğe alınmış
ve ikinci gelişinden sonra ölümü tadacaktır. Bütün bu anlatımı daha
net bir biçimde İslam kaynaklarından öğrenmek mümkündür (Bkz. Hak
Dini Kur'an Dili tefsiri, 3. Cilt, Sayfa l19-120, Nisa suresi 157.
ayet tefsiri - Zaman Gazetesi). Gerçi çağımızda bu konuda biraz
daha farklı düşünen İslam düşünürleri de çıkmıştır. Özellikle Prof.
Yaşar Nuri Öztürk bu konuya diğer İslam düşünürlerinden daha farklı
bakmaktadır (Bkz. Kur'an'daki İslam, sayfa 599. Yeni Boyut Yayınları).
Kimin doğru kimin yanlış düşündüğü kaygısında olmadığımız için bizim
tavsiyemiz bu değerli kişilerin kitaplarından bu konuda öğrenmek isteyenlerin
istifade etmesidir.
Mesih
İnancı için en temel konu olan çarmıha gerilmeye ilişkin Kur'an-ı
Kerim'in bizden ayrılan bakış açısını daha net anlıyabilmek için şimdi
bu ayetleri birlikte inceleyelim.
"Ey
İsa, Senin canını alacağım. seni kendime yükselteceğim..." (Kur'an-ı
Kerim 3:55)
Bu ayete
göre Mesih İsa'nın ölümü ve Tanrı katına yükseltilmesi konusunda Mesih
İnancı ile bir paralellik görülmektedir. Gerçekten İncil'e göre Mesih
İsa'nın çarmıhta bizim günahlarımız için ölümüne Tanrı tarafından
müsaade verilmiştir. Tanrı çizgisinde belirlediği gibi Tanrı kendi
sözünü kurban kuzusu olarak çarmıh üzerinde bırakmış ve kendi vaadi
üzerine insanlara kurtulmalık olarak sunmuştur. Daha sonra da zaferli
bir dirilişle Mesih İsa Tanrı katına yükseltilmiştir.
İlk bakışta
bu ayetle İncil'de anlatılan arasında yukarıda verdiğimiz inancımızın
anlayışına göre bir paralellik görülmektedir. Ama Kur'an-ı Kerim yorumcuları
da, İncil yorumcularının yaptığı gibi konunun yorumunu tek ayete göre
değil de genele bakarak yapmaktadırlar. Kitap'ın geneline bakarak
bir konu hakkında tam anlamıyla ne demek istediği anlaşılmalıdır.
Bu nedenle Kur'an-ı Kerim tarandığında alttaki ayetin varlığıyla Mesih
İsa'nın çarmıhtaki ölümünün kabul edilmediği görülmektedir. Gerçi
bunu Hristiyan düşünürleri yine farklı şekilde yorumlamaktadırlar.
Yani "evet Mesih İsa'yı Yahudiler değil, elleriyle teslim ettikleri
Romalılar öldürmüştür. Bu nedenle Kur'an-ı Kerim de bu konuda İncil'e
paralel bir düşünceye sahiptir demektedirler" ama bu yalnızca
kendi yorumlarıdır. Oysa İslam düşünürleri bu konuda noktayı koymuşlardır.
Tanrı peygamberinin böyle bir cezaya çarptırılmasını uygun görmemiş
ve O'nu katına yükseltmiştir. Yerine de İsa zannettikleri bir başkası
kurban olmuştur. Her ne kadar İslam düşünürleri arasında da farklı
bakışlar varsa da genel eğilim bu düşünce üzerindedir. Bu konuda Kur'an
düşüncesiyle İncil düşüncesi yine taban tabana zıt bir noktaya gelmiş
bulunmaktadır.
"Oysaki
onu öldürmediler, onu asmadılar da, sadece o onlara benzer gösterildi."
(Kur'an-ı Kerim 4: 157)
Kur'an-ı
Kerim, Meryem Suresine bakıldığında 33. ayette yine İncil anlatımına
paralel olduğu görülen bir ayetle karşılaşılmaktadır. Bu ayet aynı
biz Mesih İnanlılarının bakış açısında olduğu gibi Mesih İsa'nın ölümünden
ve ölümden sonra dirileceğinden bahsetmektedir. Ama esasında yorumuna
bakıldığında buradaki ölümün Mesih'in ikinci gelişinde gerçekleşeceğine
dair bir düşünceye rastlamak mümkündür. Kısacası Kur'an-ı Kerim yorumcuları
Mesih İsa'nın çarmıh üzerindeki ölümünü kabul etmemektedirler. Bizim
bu konudaki imanımızı desteklediğini düşündüğümüz bu Kur'an ayetleri
bile Mesih İsa'nın ölmeden göğe alındığı düşüncesi üzerine bina edilmiştir.
"...
'Selam bana doğduğum gün, öleceğim gün ve diri olarak kaldırılacağım
gün...' İşte Meryem Oğlu İsa budur..." (Kur'an-ı Kerim 19:33-34)
"Sen
beni vefat ettirince üzerlerine yalnız sen gözetleyici oldun."
(Kur'anı Kerim 5:117)
Bu ayetlerin
bazılarında dediğimiz gibi Mesih İnancındakine benzer bir siralamayı
gözlemliyoruz. Doğumu, ölümü ve dirilişi gibi ama bazı ayetlerde ise
ölüm olayı yaşanmadan göğe alındığını gözlemliyoruz. Bu bölümü noktalamadan
önce şunu bir kez daha belirtmek istiyoruz. Eğer Mesih çarmıha gerilmemişse,
günahlarımız için ölmemişse o zaman imanımız boştur. O zaman daha
ilk yüzyılın derinliklerinden günümüze dek olan (Hristiyanlık) Mesih
İnancı adında bir inanç da boştur. Tanrı'nın Tevrat'ın başından beri
üzerine oturttuğu ve vaat edilen kurban kuzusunu bize gösteren Tanrı
çizgisi yoktur. Hepsi boştur. Eğer bu inanç boşsa o zaman ilahi inancın
temeli de boştur. Bu nedenle Mesih bizim için herşeydir. Gözle göremediğimiz
Tanrı'nın görünen sözü olarak yüreklerimizin derinliklerinde hüküm
sürmektedir. Bizi tanımak isteyen, gerçek Mesih İnancını bilmek isteyen,
bizi bu noktada tanımaya başlayacaktır. Hep söyledigim gibi biz bu
kitap boyunca ismen Hristiyan olanların inançlarından bahsetmedik.
Onlar da birçok ismen Müslüman, ismen Budist ya da başka inançlardaki
gibi esasında ortak bir dünya yaşamını sürdürmekte, ortak bir dünya
görüşünü paylaşmaktadırlar. Yani kısacası herkesin zaten bildigi bir
yaşam tarzını sürmektedirler. Ama bizim için madem ki gerçek anlamda
Mesih'e inanmış imanlı bir kişiyi yakından tanıtmaktır, işte bu bağlamda
Mesih inanlısı eşittir Mesih İsa olarak konusu noktalayabiliriz. Bu
nedenle Mesih inanlısı Kur'an-ı Kerim'de Tanrı Sözü olan Mesih İsa'nın
Tanrı çizgisi doğrultusunda vaat edilen kurban kuzusu olma özelliğini,
kendi günahları için ölme özelliğini ve zaferli bir dirilişle ölümü
yenerek dirilme görkemini bulamamaktadır. Bu nedenle de Kur'an-ı Kerim
öğretisini kabullenememektedir. Zaten iki inancın en geniş olarak
ayrıldığı esas konulardan biri de budur.