İmanınızı daha geliştirmek
için Etkinliklerindeki Formlarını doldurup
bize göndereceksiniz. Bizden çok rahatça 'İncil',
'İSA VCD' ve ilgili kitapları
alabilirsiniz.
Sipariş Formunun aracığıyla Mektuplaşma
Kursu'na katılıp İSA'nın, İncil'in ve Hristiyanlığın gerçeklerine
sahip olabilirsiniz.
::
Java Makinesi ::
Sitemizde arkadaşlarla Chat yapmak için bigisayarınıza Java Makinesi yüklemek zorundasınız.
Hala Chat Odası aktif değilse aşayıdaki linki tuşlayıp Java Makinesini indireceksiniz.
Ve, bilgisayarınıza Java Makinesini yükleyeceksiniz.
Toplumumuza
hakim olan genel bir düşünce de hepimizin Tanrısının aynı olduğu görüşüdür.
"Yalnızca Tanrı'ya inan da gerisi o kadar önemli değil" tarzında
biraz kaçamak bir düşünce toplum genelini sarmıştır. Elbette Alemlerin
Yaratıcısı Yüce Tanrı'ya inanmak çok önemli ve güzel bir inanç biçimidir.
Ama bu inancı o noktada bırakmak acaba Tanrı tarafından bizden beklenilen
midir? Ayrıca bir de çalışmamızın başında söylediğimiz gibi acaba kafamızda
"bir Tanrı'ya inan da" sözcüğüyle düşündüğümüz ya da algıladığımız
Tanrı kimdir? Bir kişiyi ismen bilmek ya da o kişiyi şurada burada görmüş
olmak o kişiyi gerçekten tanıdığımiz anlamına gelmez. 0 kişiyi tanımak
için gerçekten kişi hakkında bilgi edinmek, birlikte vakit geçirmek
gerekmektedir. İşte ancak o zaman o kişi hakkında konuşabilmek söz konusu
olabilir. Bu örnek Yüce Tanrı'yı tanımak için de geçerli bir örnekdir.
O'nu yalnızca bilmiş olmak yeterli değildir. Bildiğimiz bu Tanrı kimdir?
Bize ne sunmuştur? Bizimle nasıl bir ilişki kurmak istemektedir? Bu
nedenle bunun anlaşılması için tek bir yol vardır. İnandığımızı söylediğimiz
bu Tek Tanrı'yı gerçekten tanımaya çalışmak, bu da ancak O'nun bize
sunduğu Kutsal Kitap'ını okumakla mümkün olacaktır.
Doğal
olarak toplumumuzda hakim olan inanç İslam inancıdır. Ama ne yazık
ki, bir çok insanımız İslam inancının temeli olan Kur'an-ı Kerim'i
bile okumamaktadırlar. Bu kişilerden nasıl olur da başka kişilerin
inançları hakkında okumalarını bekleyebiliriz. Nasıl olur da Kutsal
Kitap'ta bizim neyi anladığımızı neyi bulduğumuzu onlara sunabiliriz.
Bu kişinin neye inandığını bile merak etmemesinden kaynaklanmaktadır.
Belki ekonomik problemler, aile sorunları, iş problemleri gibi nedenler
kişileri daha maddesel düşünmeye itmiş olabilir. Ama kısacık ömründeki
sorunlar insanı bu kadar meşgul edebiliyorsa, ölümden sonraki yaşam
acaba daha mı az meşgul etmelidir? Ya da bu .kadar mükemmel bir yaradılış
içinde yer alması, kendisini kimin yarattığı, bu yaratıcının onunla
konuşmak isteyip istemediği? Aslında kişiler inandıkları inançları
tam olarak inceleyebilselerdi kendi yaşamlarındaki birçok doğrunun
yer değiştireceği gerçeğiyle karşı karşıya geleceklerdi.
Ama son
yıllarda gelişmeye başlayan okuma alışkanlığı gerçekten çok sevindiricidir.
Böylelikle insanlarımız hem inandıklarını bilme şansına kavuşabiliyor
hem de toplumun diğer fertlerinin küçücük bir topluluk dahi olsalar
inançlarını, yaşamlarını öğrenebilme şansını elde edebiliyorlar.