İmanınızı daha geliştirmek
için Etkinliklerindeki Formlarını doldurup
bize göndereceksiniz. Bizden çok rahatça 'İncil',
'İSA VCD' ve ilgili kitapları
alabilirsiniz.
Sipariş Formunun aracığıyla Mektuplaşma
Kursu'na katılıp İSA'nın, İncil'in ve Hristiyanlığın gerçeklerine
sahip olabilirsiniz.
::
Java Makinesi ::
Sitemizde arkadaşlarla Chat yapmak için bigisayarınıza Java Makinesi yüklemek zorundasınız.
Hala Chat Odası aktif değilse aşayıdaki linki tuşlayıp Java Makinesini indireceksiniz.
Ve, bilgisayarınıza Java Makinesini yükleyeceksiniz.
"Bütün
insanlara saygı gösterin" (İnci1-i Şerif / I.Petrus I6-l7)
Dünyada
insanlar çoğu kez birbirleriyle konuşmak, insan olarak birbirlerine
saygı ve sevgi sınırlarında yaklaşarak düşüncelerini anlamak yerine
birbirlerine saldırmayı tercih etmişlerdir. Bu adeta yaradılışımızdan
gelen ben bilirimciliğin açıkça ilan edilişidir. Oysa "insanlar
konuşa konuşa anlaşır'' sözü birçok dilde yaygın bir sözdür. Bügün birbirimizi
ziyaret ederken bile bazen birbirimizi dinlemek yerine hep bir ağızdan
konuşmaya kalkarız ve sonuçta evlerimize döndüğümüzde kafamızın şiştiğinden
şikayet eder dururuz. Çünkü hepimiz aynı anda konuşmaya kalkmışızdır.
Evet bir arada samimi bir yaşam sürmek elbette hoş bir şeydir; Samimiyetin
artması, insanların birbirleri ile yardımlaşması, gönüldaşlık, kardeşlik
etmesi güzel bir yaşam biçimidir. Ama bu güzel ilişkiler normal bir
aile, konu komşu yaşamında bile karşılıklı iletişimin anlaşılır düzeyde
sürmesine bağlıdır. Aksi takdirde insanlar kırıcı olmaya birbirlerini
itip kakmaya hatta daha ileriye bile giderler. Demek en güzeli birisinin
sözü bittikten sonra bir diğerinin konuşması, yine o kişinin sözü bittikten
sonra karşısındaki kişinin konuşmasıdır. Böylelikle iki taraf da birbirini
çok net ve iyi bir şekilde anlayabilir. Aynı görüşte olmasalar bile
en azından insan olarak birbirlerine saygı ve sevgide ortak bir payda
üzerinde yaşamlarını sürdürmeye ve toplumlarına yararlı bir ferd olarak
genel toplum yaşamına katılımda bulunmaya devam ederler. Bu normal yaşam
üzerine verdiğimiz örnek bütün fıkirlerin aktarımı için kullanılabilir.
Bu siyasal düşünceler için de böyledir, dinsel inanışların anlatımı
için de. Hatta iyi bir evliliğin sürekliliği için de.
Haklı olarak
ülkemizde İncil ya da Hristiyanlık sözcüğü duyulduğunda bir takım önyargı
bulutları zihinleri bulandırmakta ve bu nedenle de gerçek anlamda İncil'i
izlemeye çalışan insanlara bile kuşkulu gözlerle bakılmaktadır. Oysa
bu noktada diyaloğun önemi ortaya çıkmaktadır. Çünkü Tanrı'nın Kutsal
Kitabını yaşayan samimi, yürekten inanmış bir Hristiyan kitlesi vardır.
Bu kitle dünyada ismen Hristiyan olarak gösterilen nüfus içinde oldukça
küçük bir sayıyı oluştursa da vardır. Bunlar Tanrı kurtarışının yalnız
Mesih İsa'nın kendileri için döktüğü kana inanmakla olduğuna inanan
hakiki imanlılardır. Bu kişiler belki Ortodoks, belki Katolik. belki
Gregoryan, belki Süryani Kadim, belki Protestan kiliselerine ait imanlılardır.
Ama hepsi Mesih İsa'ya imanla sonsuz yaşama kavuşacaklarına iman etmiş
ve gerçekten Mesih İsa'ya benzemeye çalışanlar yani Hristiyanlardır.
Bu insanların politikayla, aşırı ırkçılık gibi akımlarla, hele hele
savaşla, sömürü düzenleriyle alakaları dahi olamaz. Bu insanlar İncil'in
buyrukları doğrultusunda Tanrı'da iyiyi ve iyiliği yaşayan insanlardır.
Tanrı'nın sevgisini Tanrı'dan alıp halka sunmakla memurdurlar. Altında
bulundukları hükümetlere herkesden daha ziyadesiyle hürmetle bağlıdırlar.
Bütün insanlara saygı duymak gibi bir buyruk altındadırlar. İnsanlarla
birlikte onların yaşayış tarzlarına, inançlarına da saygı duyarlar.
Yalnız kendilerinden olanlara selam vermezler. Bütün insanlara selam
vermekle, barış içinde geçinmekle mükelleftirler. İşte bizim Mesih'e
inanmış kişiler olarak bahsettiğimiz, inancımız içinde kardeşlerimiz
dediğimiz ve sizlere burada bir özet halinde anlatmaya çalıştığımız
İncil inancını yaşayanlar bu kişilerdir. Bu çerçevenin dışında olan
her kim olursa olsun Hristiyanlığı kendi şahsi çıkarlarına ya da politikalarına
alet eden, bu inancı kullanmaya kalkışan kişilerdir. Böyle kişiler her
inançta her zaman olmuşlardır ve her zaman da olacaklardır. İşte samimiyetle
inançlarına sahip çıkanların diyalogları, çelişkili durumda olan bu
tür kişilerin aradan çıkarılmasına neden olacaktır.
Tarihte
hemen bütün inançlarda olduğu gibi, İncil ve Hristiyanlık adına büyük
yanlışlar yapılmış, din siyasete alet edilerek gerçek İncil inancının
karşısına adeta İncil'den uzak yeni bir İncil anlayışı ortaya çıkarılmıştır.
Örneğin; İncil inancı savaşla inancın yayılması konusunda hiçbir buyruk
taşımamasına karşın haçlı zihniyeti dediğimiz bir zihniyet ortaya çıkmış
ve sanki savaşı İncil'in buyruğuymuş gibi göstermeye kalkmıştır. Yukarıda
değindiğimiz üzere esastan sapmaları gerçekmişçesine göstermek ve esasın
özünü ortadan kaldırmak yalnızca İncil inancı için söz konusu değildir.
Ne yazık ki, insanoğlu bir çok inancı kendi çıkarları doğrultusunda
yönlendirmeye kalkmış ve sonunda da karmakarışık bir dünyanın ortaya
çıkmasına neden olmuştur. Bütün bu esası saptırarak gerek siyasal, gerek
şahsi çıkarlara uyarlamaya çalışma devam ederken olan doğaldır ki, yalnızca
temiz bir imanla Tanrı'ya yaklaşmaya çalışan halka olmaktadır. Bütün
bu yanlışlar sürüp giderken halk sürekli olarak olayları izlemekte ve
sonucunda da esastan uzak anlatımların doğal olarak etkisi altında kalarak
bir takım önyargılarla kala kalmaktadır. Bu önyargılar da bir nesilden
diğer nesle aktarılarak sürer gider. Temel artık onlar için hiç te ulaşılabilecek
birşey değildir. Hatta ele bile almaya değmez niteliktedir. Ama Hz.
Ali'nin güzel bir sözü vardır: "Kişi bilmediğinin düşmanıdır."
Bu gerçekten de çok doğru bir sözdür. İnsanlar bazen tam anlamadıklarının,
tam bilmediklerinin ya da haklı nedenlerle edindikleri önyargıların
esiri olarak bir takım şeylere düşünce boyutunda düşman olup çıkmıştır.
Bu ön yargılar sonucunda örneğin Mesih İsa'nın doğuşu olarak kutladığımız
Noel adeta bir kötülük bayramı olarak tanımlanmaktadır. Materyalist
batı, ismen Hristiyanlığı nedeniyle çılgın yeni yıl eğlencelerine Noel
bayramından önce başlamaktadır. Bir çoğu için ruhsal anlam ifade etmeyen
bu bayram adeta geleneksel bir tatil havasına dönüşmüştür. Doğal olarak
bizim halkımız da Noel'i Yılbaşı ile karıştırmakta ve gerçek Mesih İnanlılarının
da sabahlara kadar içki içerek sefahat içinde Noel'i kutladıklarını
düşünmektedir. Bu, Kurban bayramını tatil fırsatı olarak degerlendiren
kişilere bakarak İslam hakkında karar vermek gibi bir yaklaşımdır.
Oysa Noel
bayramı bizim için Mevlüt Kandili gibidir. Mesih İsa'nın bize göre Tanrı
Sözünün bir bedende dünyaya gelişinin anıldığı daha çok imanlıların
bir araya gelip dualarla ilahilerle geçirdikleri bir dönemdir. Elbette
İsa Noel olarak kutlanılan o gecede doğmamış, o gece bir anma gecesi
olarak seçilmiştir. Ama bu kutlama gecesi de hiç bir şekilde bizim televizyonları
seyrederek geçirdiğimiz 31 Aralık akşamı değildir. Daha önce de belirtildiği
gibi ön yargılar ana temayı nasıl da değiştirmiştir:
Misyonerlik
konusuna bakış da aynı olumsuzluğu içermektedir: Misyon, görev demektir.
Misyoner, bu görevi yerine getiren demektir. Mesih İsa kendisine inanan
her kişiye kendisi hakkında başkalarına anlatma sorumluluğu yüklemiştir.
Bu İslam inancında da var olan bir sorumluluktur, tebliğ görevidir.
Mesih İnancına göre Rabbin sözünü duyurmak her inanlı için bir (tebliğ)
açıklama, ilan etme ibadetidir.
Bu bağlamda
"her Hristiyan bir misyonerdir" denebilir. Ama ön yargılar
misyoner sözcüğünü bazı karanlık, politik unsurlarla birlikte almaktadır.
Hep dedik, bunu da kötü amaçlar için kullananlar olmuştur. Ama gerçek
imanlılar kendi inançları hakkında öğrenmek isteyenlere yalnızca inançlarını
aktarmakla sorumludurlar.
Ama dediğimiz
gibi ön yargılardan ötürü bu temiz vicdanları ayırt edebilmek nasıl
mümkün olacaktır? Ya mücadele edilecek, ön yargılar yıkılıp her şey
gün ışığında görülüp değerlendirilecek ya da düşman olarak kalınacaktır.
Umarız insanlık
düşman olduğu konuları bir kez olsun ön yargısız olarak yakından ve
temelinden tanıma şansına ulaşır.
Şimdi birlikte
Mesih İsa'ya inanan bir kişinin temel inancına bakalım. Sonra da bunun
Kur'an inancıyla karşılaştırılışını birlikte değerlendirelim.