Esasında
bu konu hakkında Değişmez Çizgi ve Değiştirilemez Kitap başlığımız
altında bizim Kutsal Kitap'a bakış açımızı ve Kutsal Kitap'ın neden
değiştirilemeyeceğini anlatmıştık. Burada ise bu kitabı bitirmeden
önce bir de Kur'an-ı Kerim'in bakış açısından Kutsal Kitap'ı değerlendirmek
istedim.
Mesih
İnanlısının toplumumuzda en çok karşılaştığı sorulardan biri de İncil'in
değiştirilip değiştirilmediği sorusudur. Tabii esasında bu konuda
bir kamu oyu çoktan oluşturulmuştur. Siz ne söylerseniz söyleyin kişiler
bu konu üzerinde önyargılarını perçinlemişlerdir. Ama burada ben en
azından Mesih İnanlısı (Hristiyan) bir vatandaşı anlamak isteyen kişiler
için son birkaç söz söylemek istiyorum. Öncelikle eğer bir Tanrısal
vahiy insanlar tarafından degiştirilebiliyorsa o zaman her çeşit Tanrısal
vahiy için aynı korku vardir demektir. Bu da Tanrısal vahye inanmayan
insanların ekmeğine yağ sürmekten başka bir iddia olamaz. Kutsal Kitap
veya yalnızca lncil bölümünün değiştirildiğini söylemek yüzyıllar
boyunca bu kitaba inanan bir çok insanın bir takım deiştirilmiş sözlerle
yaşamlarını sürdürmelerine Tanrı'nın nıüsaade etmiş olması anlamına
gelmektedir. Bu da Tanrı'nın doğruluk, kutsallık ve dürüstlük kavramıyla
bağdaşamayacak bir tutumdur. Aynı zamanda Tanrı'nın gücünden inanan
hiç kimsenin kuşkusunun olmadığını kesin olarak bilen kişileriz.
Bu bağlamda Tanrı kendi sözlerini korumaya kadirdir. Eğer bu konuda
Tanrı İncil'deki hükümlerini kaldırmış yerine yeni hükümler getirmiş
tarzında bir ilade kullanılsaydı sanırım bu daha mantıklı bir biçimde
kabul görebilirdi. Ama İncil'in değiştiğini iddia etmek, Yüce Tanrı'nın
vahyini koruyamadığı iddiasını da beraberinde getirmek gibi bir durumdur
ki, bu gerçekten ciddi bir ifadedir. Ama ne yazık ki. günümüzde bu
konuda oldukça pervasızca yazılarla adeta batının politikalarına saldırmak
maksadıyla bilerek ya da bilmeyerek Yüce Tanrı'nın vahyine saldırılmaktadır.
Hiçbir zaman unutulmamalıdır ki. ülkemizde Hristiyanlık deyince aklımıza
ilk gelen şey, savaşlar. düşmanlık, falanca milletin, fılanca milletin
yaptıklarıdır. Hristiyanlık tamamen politik açıdan ele alınmaktadır.
Hristiyanlık batıdır. Eğer batı ile yaptığımız bir maçta kazanamamışsak
suç Hristiyanlarındır. Bir ahlaksızlık varsa yine suç Hristiyanlarındır.
Hristiyanlar sarhoştur, hafıf meşreptir ve daha niceleri. Bu oldukça
vahim bir durumdur. Taraflı kötü bir bakış açısıdır. Gerçek İncil
İnancını yaşayan Mesih İsa'ya benzemeye çalışan küçük bir grup Hristiyanın
hakkına tecavüz etmek, Yüce Tanrı'nın vahyine hakaret etmektir. Bu
ülkenin evlatları Mesih İsa'yı belki İncil'de anlatıldığı gibi Tanrı
Oğlu, Kurtarıcı olarak kabul etmemektedirler ama Peygamber olarak
kabul etmektedirler. O zaman Hristiyan sözcüğünün anlamı olan bu Peygamber
olarak kabul ettikleri İsa Mesih'e benzemeye çalışan gerçek Hristiyanlar
neden bir takım politik suçlamalar yapılırken sürekli olarak incitilmektedirler.
Mesih İsa'nın şahsını dahi tanımak istemeyen, İncil'in kapağını dahi
açmak istemeyen bir batı vardır. Ya da İncil'i kendi çıkarlarına alet
etmeye kalkışmış insanlar muhakkak olmuştur. İsmen Hristiyan olarak
yaşayan ve yılda bir ya da iki kez kiliseye giden kişilerin ahlak
anlayışları nasıl olur da "eğer sağ gözün seni günaha sokarsa
çıkar at. çünkü vücııdun bir üyesinin yok olması tüm vücudıınun cehenneme
atılmasından iyidir (Matta .5: 27)" tarzında bir ahlak
anlayışıyla yaklaşan Mesih İsa'nın İncil'ine mal edilir. Özellikle
Kur'an-ı Kerim ahlakı üzerinde yaşayan aklı başında Müslüman vatandaşlarımızın
bu konuda bizleri daha yakından anlayacakları kanaatindeyiz. Nasıl
ki her terörist olayını İslam'a yıkmak istediklerinde Müslümanlar
incinmektedirler. Batının her tür politik dolabını, Tanrı korkusunu
bilmeyen, İncil'in i'sinden bile anlamayan Sırpların zulmünü, Çeçenistan'ı
kana bulayan dinsiz rejimlerin cellatlığını da şuursuzca İncil'e yüklemek
Yüce Allah'a ve 0'nun vahyine karşı en büyük saygısızlıktır. Ve bu
dünyada belki bir avuç olan ama gerçekten İncil'e sadık bir biçimde
Mesih İsa'da yaşamını sürdüren ve her nerede olursa olsun, sadakatle
kilisesine giden ruhta ve gerçekte Allah'a tapan gerçek Hristiyanları
çok incitmektedir.
Mesih
İnanlısı bir kilisenin çocuk kampı geçen yıl kendini bilmez birtakım
kişilerce şu sözlerle tehdit edilmiştir: "Siz Bosna'da Müslüman
kızlara tecavüz ediyorsunuz, biz de bu gece aynı şeyleri size yapacağız."
Bundan daha dehşetli bir bakış açısı olabilir mi? Bu kişiler herhalde
İslam Amentüsünü bilmeyen ve Kur'an'ı da hiç okumamış kişilerdir.
Kur'an-ı Kerim Bakara suresi 62. ayette şöyle demektedir: ``İman edenlerden,
Yahudilerden ve Hristiyanlardan, Sabilerden Allah'a ve ahiret gününe
inanıp barışa yönelik iş yapanların Rableri katında kendilerine has
ödülleri olacaktır. Korku yoktur onlar için ..." Ayrıca Kur'an'ın
İncil için söylediklerinden de haberleri yoktur herhalde. Bu yalnız
İncil'e göre yaşamaya çalışan ve ne Sırplarla ne de Ruslarla alakası
olmayan insanlara yapılan tehdit başka anlamda yeni bir zulmü hortlatmak
değil midir? Yunus esasında bütün insanlığı ne güzel uyarmıştır:
|
|
Ilim ilim bilmektir,
İlim kendin bilmektir,
Sen kendini bilmezsin,
Ya nice okumaktır
……
Dört kitabın manası
bir elifte bellidir.
Sen elifı bilmezsin,
Bu nice okumaktır.
|
|
|
| (Güldeste, Kültür Bakanlığı Klasik Türk Eserleri-3) |
Kaldı
ki, gerçek Hristiyan hükümetine tabii olma zorunluluğunda olan, politikayla
vatandaşlık görevlerini yerine getirmek dışında alakası olmayan kişidir.
Aslında ismen bir Müslümanın zulmü İslam inancını bağlamıyorsa ismen
Hristiyanın zulmü de Kitap Ehli Hristiyanları bağlamamaktadır.
Bütün
bunlar bir yana, Mesih İnanlıları Kur'an-ı Kerim'e baktıklarında İncil'in
değiştirildiğine dair bir iddiayla karşılaşmamaktadırlar. Bunu yalnızca
bir takım İslam yorumcularından işitmektedirler.
Kur'an
İncil'e iman edenlerin kendi inançlarını İncil'de yazıldığına göre
uygulamalarını salık vermektedir. Bu ayete bakılırsa İncil'in Kur'an
döneminde değiştiği tarzında bir fıkre sahip olamıyoruz. Çünkü Kur'an-ı
Kerim içinde ayrıca İncil değişti diye de bir ayete rastlamıyoruz.
Aksine elinizdekiyle hükmedin tarzında bir ayetle karşılaşıyoruz.
Yorumcular belki de 2:174'de "Kitaptan indirdiği şeyi gizleyip
onu basit bir ücret karşılığı satanlar ..." ya da 9:31'deki "Allah'ın
yanında hahamlarını ve ruhbanlarını da rabler edindiler" ifadelerine
bağlı olarak bir değişimden söz etmektedirler.
Özellikle
5:47 ile ve bu ayetten önceki 43, 45 ve 46. ayetler okunduğunda ortaya
çıkan sonucun Tevrat ve İncil'in o dönemde izleyicileri tarafından
tam uygulanmasına salık verilmesidir.
|
|
"İncil bağlıları, Allah'ın onda indirdikleriyle
hükmetsinler"
(bu kelime geniş zamandır)
(Kur'an-ı Kerim 5:47) |
 |
|
"Allah'ın
hükmü bulunan Tevrat yanlarındayken nasıl oluyor da senin hakemliğine
baş vuruyorlar?" (Kur'an-ı Kerim 5:43)
Bütün
bu Kur'an görüşlerini örnek olarak vermemiz, bizim neye inandığımızı,
ya da inanmadığımıza neden inanmadığımızı açıklamak ve size biraz
da olsa bizim iman dünyamızı yansıtmaya çalışmamız niyetiyle oldu.
Kur'an 10:94 "Sana indirdiğimizden kuşkuda isen, senden önce
Kitap'ı okuyanlara sor" diyerek Kutsal Kitap'a iman edenleri
referans olarak göster- mektedir. Bizler de yalnız Kur'an'la hangi
konularda ayrı düştüğümüzü göstermek ve farklılıklarımızı bilerek
birbirimizi daha iyi anlayabilmek için bu ayetleri karşılaştırma yoluna
gittik, bu arada nelere iman ettiğimizi de açıklamış olduk. Bunu yaparken
özellikle kendi inancımız açısından ayetleri değerlendirdik ve İslamı
tanımadan bu kitabı okuyan kişiler için yanlıs bir önyargı oluşmasını
önlemek amacıyla bu kisilerin İslam inancını kendi kaynakçalarından
okumalarını öğütledik. Böylelikle kimsenin hakkına tecavüz etmeden
kendimizi anlatabildiğimizi umarız. Sonuç olarak Yunus Emre'nin şu
güzel sözüyle konuyu tamamlamak sanırız en anlamlısı olacaktır:
"Bizi
bilmeyen ne bilsin, Bilenlere Selam olsun"
Biz Tanrı'nın
buyruklarının samimi takipçileri olarak kimsenin yüreğini kırmak,
kimseyi incitici eleştirilerde bulunmak amacıyla hiçbir işe kalkışmamakla
emrolunduk. İncil'de Matta 7: 1'de, "Yargılamayasınız ki,
yargılanmayasınız" tarzında güzel bir öğreti vardır.
Yüce Tanrı insanları özgür yaratmıştır. Bunun ışığında elbette Tanrı
insanları isteseydi bir ümmet yapardı ama özgür bıraktığı için her
şekilde seçimi yine yarattığı insanlarına bıraktı. Dileriz Tanrı hepimize
merhamet edip ödülü gerçek kurtuluş ve sonsuz yaşam olan hidayetine
erdirir.
Bu
kitaptaki alıntılar aşağıdaki kaynaklardan alınmıştır:
| |
1- Kitabı Mukaddes
Kitabı Mukaddes Şirketi
İstiklal Cad., No: 481, Beyoğlu - İstanbul
2- İncil-Müjde
Yeni Yaşam Yayınları
Pavlonya Sok. Kanberoğlu İşhanı, No: 2/23
Kadıköy - İstanbul
3- Kur'an-ı Kerim Meali (Türkçe Çeviri)
Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk
|
|
|