Son zamanlarda ülkemizde birçok fıkir tartışılmakta ve halkımız sürekli
yeni bir şeyleri ögrenmek için büyük bir gayret göstermektedir. Bu aynı
zamanda bireylerin de birbirlerini daha yakından tanımasını saglamaktadır.
Ülkemiz gerçekten
zengin uygarlıkların beşiği olmuş bir ülkedir. Topraklarımız üzerinde
her zaman farklı dinsel inançlara sahip birçok insan yaşamını sürdürmüş,
birbirleriyle dostluklar kurmuş ve dünyanın bir çok yöresinde bugün bile
ihtiyaç duyulan hoşgörü toplumunu oluşturmayı başarabilmişlerdir.
Gerçek anlamda
gelişmiş toplumlarda daima farklı dinsel inançlara sahip insanlar yaşamlarını
sürdürmeye devam edeceklerdir. Bu bağlamda onları birbirlerine bağlayacak
olan kendi ülkelerine duydukları sevgi ve bağlılıklarıdır. Dinsel inançlar
ise kişiyi yalnızca manevi anlamda bağlayan ve kendi kişisel yaşamını
etkileyen kavramlardır.
Bu nedenle
toplum içindeki insanlar, farklı inançlara sahip olan kendi toplumundaki
diğer insanları önyargısız olarak dinleyip anlayabildikleri sürece inançları
her ne olursa olsun birbirlerine güvenen birbirlerini destekleyen ve ülkeleri
için birbirleriyle bir bütünlük içinde hizmet eden bir toplum ortaya çıkar.
Böyle bir
toplumda anlayış, hoşgörü ve sevgi hakim olur. Devletine ve milletine
bağlı, devletinin ve milletinin gelenek ve göreneklerine saygılı bambaşka
bir nesil ortaya çıkar.
İşte iletişimin
bu denli geliştiği bir çağda, biz de ülkemizin bu konuda çok mesafeler
katettiğini görmekten gerçekten sevinç duyuyoruz. Bu bağlamda toplumumuzun
bir ferdi olarak sürekli karşılaştığımız "Siz İncil'de ne buluyorsunuz
da bu kitaba göre yaşamaya çalışıyorsunuz''" tarzında sorulara öz
ve açık cevaplar vererek bu iletişim bağında yerimizi almak istedik. Bu
çalışma, işte bunun üzerine ortaya çıktı. Bu çalışmada özellikle İncil'e
inanmamızın nedenlerini ve imanımızı kanıtlamak için bir takım açıklamalarda
bulunmak yerine yalnızca inancımızın temeli olan Mesih İsa çizgisini anlatmaya
çalıştık. Yüzlerce yıllık Kutsal Kitap'ta, Tevrat'ın başından İncil'in
son sayfasına kadar Tanrı'nın vaadi olan ve sonunda insanların günahlarına
bir bağışlama olarak sunulmuş Mesih İsa üzerine kurulmuş inancımızı siz
merak edenlere aktarmak istedik.
Ayrıca toplumumuzun
büyük bir kesiminin İslam inancında olmasından ötürü de İncil inancının
Mesih İsa'yı algılayışının, Kur'an inancının Mesih İsa'yı algılayışından
bir hayli farklı olduğunu ve bu nedenle bir Mesih İnanlısının İncil'in
dışına çıkamayacağını vurguladık.
Böylelikle
ülkemiz sınırları içinde yaşayan her kesimden insanımızın istediği takdirde
bu küçük çalışma aracılığıyla Mesih İsa'ya iman etmiş kişilerin neye inandığını
ve neden bu inançta hayatlarının sonuna kadar kaldığını anlamasına yardımcı
olmak istedik.
Umarız bu
küçük çalışma hem Mesih İnanlılarını daha yakından tanımak isteyenlere,
hem de Kutsal Kitap üzerinde çalışmalarda bulunanlara yardımcı bir kaynak
olur.
Tanrı'dan
esenlik dileklerimle.
Turgay Üçal