KURAN, İSA'YI NASIL ANLATIYOR?! |
NOT: İsa Karataş'ın "Gerçekleri
Saptıranlar" isimli kitabından yazarın izni alınarak alıntı
yapılmıştır. 1. KURAN ve İSA'NIN "GÜNAHSIZLIĞIHer insan gibi her peygamber de günah işlemiştir. Ancak İsa Mesih'i farklı değerlendirmek gerekiyor. Çünkü 0, yanlızca bir peygamber değildir. Daha sonraki bölümlerde açıklayacağımız gibi 0, aynı zamanda Allah'ın Canlı Sözü ve Ruhu'dur. Bu nedenle günah işlemesi söz konusu değildir. İsa Mesih şöyle der: "Bende günah olduğunu sizden kim ispat edebilir?" (İncil, Yuhanna,8:46) Ne o zamandaki insanlardan
hiç biri, ne de şimdiye dek hiç bir insan, "Ben
ispatlayabilirim" diyememiştir. "Melek Cebrail Meryem'e 'Gerçekten ben temiz bir oğlan vermek için, Rabbinin sana gönderdiği bir elçiyim' dedi." (Meryem (19.) Süresi, 19. ayet) Tanrı neden dünyaya, "Temiz bir oğlan" gönderme gereği duyuyor? Ve "Temiz bir oğlan" olması için neden babasız olması gerekiyordu? Çünkü hepimiz biliriz ki, bir anne ve babadan meydana gelen biz bütün insanlar günah işleriz. Peki, bu "temiz bir oğlan" niçin geliyordu? Acaba dünyaya çoktan bir peygamber gelmemişti de, bir peygamber mi lazımdı? Hayır, dünyaya bir peygamber lazım değildi. Çünkü hem İncil'den hem de Kuran'dan öğreniyoruz ki İsa Mesih'ten hemen önce Yahya Peygamber gönderilmişti. İncil'e göre, Yahya Peygamber üzere gönderilmiştir. Peki ya Kuran bu konuda ne diyor? "Zekerya mihrapta namaz kılmaya durduğu sırada hemen melekler: 'Haberin olsun, Alah sana Yahya'yı müjdeiyor, Yahya'tan gelen bir sözü tasdik edecektir'..." (Ali İmaran(3.) Süresi, 39. ayet) Kuran yorumcularma göre, bu ayette geçen "Allah'tan gelen bir söz" deyimi İsa Mesih için kullanılmaktadır.(1) Çünkü hem İncil'de hem de Kuran'da İsa Mesih'e verilen bir isim de "Söz"dür. (Allah'ın Sözü) Eğer İsa Mesih sadece bir peygamber olsaydı, O'nun yolunu hazırlamak, ya da Kuran'ın deyimi ile O'nu tasdik edecek bir başka peygamberin O'ndan hemen önce gönderilmesinin anlamı nedir? Yaşça İsa Mesih'ten altı ay kadar büyük olan Yahya, hiç Mesih ile karşılaştı mı? Kuran bu konuda hiç bilgi vermez. Ancak aynı ülkede ve aynı dönemde yaşamış olan bu iki kişinin karşılaşmaması mümkün değildi. Bu konuda gerekli bilgiyi bize İncil vermektedir. Yuhanna, 1:29-30'da şöyle deniliyor: "Yahya ertesi gün İsa'nın kendisine doğru geldigini görünce şöyle dedi: 'İşte, dünyanın günahını ortadan kaldıran Tanrı Ku-zusu! Kendisi için, 'Benden sonra biri geliyor, 0 benden üstün-dür. Çünkü 0 benden önce vardı' dediğim kişi işte budur." Bu ayette Yahya, İsa Mesih'in "günahsız", Kuran'ın değimi ile "Temiz" oluşunun nedenini açıklamış oluyor; "Dünyanın günahını kaldırmak için." Aslında, Kuran'ın Yahya ile İsa Mesih'in karşılaşması konusunda hiçbir bilgi vermemesi çok ilginç. Çünkü Kuran, hem Yahya'nın İsa Mesih'i "tasdik" edeceğinden söz ediyor, hem de "tasdik" edip etmediğinden hiç söz etmiyor. Neyse... Biz yine încil'e dönelim. Meryem'in hamileliği ile ilgili olarak nişanlısı Yusuf'a melek şunları söylemektedir: "...Meryem'in rahminde oluşan, Kutsal Ruh'tandır. Bir oğul doğuracak, adını İsa (Kurtaran Tanrı) koyacaksm. Çünkil halkı-nı günahlarından kurtaracak olan O'dur." (Matta, 1:20-21) İncil'in bir başka yerinde de şunları okuyoruz: "İsa Mesih'in, günahlan kaldırmak için ortaya çıktığını ve kendisinde günah olmadığım bilirsiniz." (l.Yuhanna, 3:5) Evet, İsa Mesih günahsızdı: "Diğer Peygamberlerin tersine, Mesih'in yaşamı baştan başa kutsallık, günahtan arılık ve dogruluktur. 0, kendisini diğer insanların günahlarına bedel, kusursuz bir kuban olarak sunabilmek için bu iki sıfata, kutsallık ve günahtan arılığa sahip olmak zorundaydı."(2) M. Fethullah Gülen Hoca, İsa Mesih'in gühahsızlığı konusunda şöyle der: "Efendimiz bir hadislerinde şöyle buyurur: 'Biitün doğan çocuklara şeytan temas eder. Ancak bundan Hz. İsa (as) ve annesi istisna edilmiştir.' Yani şeytan, 0 dogarken O'na dokunamamıştır. Hz. İsa (as) dogarken dahi Cenab-ı Hakk'ın koruması altına alınmış bir peygamberdir. Oyleyse, böyle bir nebî hakkında. nasıl günah tasavvur olunabilir ki?"(3) 1) Hasan Basri Çantay, Kur'an-ı Hakîm ve Medl-i Kerim, 89. s., 29. dipnot, İslam Mecmuası yay., İstanhul-1985. 2) Nikola Yakup Gabriel, Din Alimleri Tartışıyor, 74. s., Esenlik Yolu yay., İsviçre. 3) M. Fethullah Gülen, İnsanlığın İftihar Tablosu Sonsuz Nür, 2. c., 148. s., Zaman yay., İstanbul-1994. 2. KURAN VE İSA'NIN "MESİH'LİĞİ"Yaklaşık ikibin yıl önceydi. Samiriyeli bir kadın, su çekmek için bir kuyuya gitti. Kuyunun yanında bir kişinin oturmakta olduğunu gördü. Kadın, suyunu çekip gitmeye hazırlandığında, o kişinin "Bana su ver, içeyim" dediğini duydu, Kadın biraz şaşırdı. Çünkü kendisinden su isteyen kişi Yahudi, kendisi ise Samiriyeli idi. Samiriyeliler ile Yahudiler birbirleriyle konuşmaz ve iş yapmazlardı. Kadın su vermek yerine, "Sen Yahudi, ben de Samiriyeli bir kadınken, nasıl benden su istiyorsun?" sorusunu yöneltti, 0 kişiye. 0 kişi, güzel bir yanıt verdi bu soruya. Artık su unutulmuş, sorular ve yanıtlar birbirini izlemeye başlamıştı. Kadın biraz "uyanmaya" başlar ve "Anlıyorum ki sen bir Peygambersin" diyerek, Yahudilerle Samiriyeliler arasındaki dini sorunları sorar, bunun da yanıtını aldıktan sonra kadın şöyle der: "Biliyorum ki, Hıristos denilen Mesih gelecektir. 0 gelince bize her şeyi bildirecektir." Ve 0 kişi yanıt
verdi: "Seninle konuşan ben, O'yum." Bu olay İncil'in Yuhanna bölümünde (4: 6-41) geçiyor. Olayın tamamını oradan okuyabilirsiniz. İncil'in daha birçok yerinde, gel-mesi beklenen "Kurtancı-Mesih'in" îsa olduğu belirtiliyor. "Mesih"in Grekçesi "Hristos"tur. İsa'ya inanan kişiler de, "Hıristiyan" yani "Mesihçi" adını aldılar. İsa'nın "Mesih" olduğuna inanmayan Yahudiler ise hala bir "Mesih" bekliyorlar. Binlerce yıldır süren bu bekleyiş, hala devam ediyor. Tabii bu arada bir çok sahte "Mesih"ler de geldi: 5. yüzyılda Girit'li Moşe, 7.yy'da Ebu-Musa İsfahani, 8.yy.'da Şarini, 12.yy'de David Alroy, 13.yy'da Abrohom Abulafya, 14.yy'da Aşer Lemmlein, 16.yy'da Samuel Moltodur ve son olarak, 1626-1678 yıllarında yaşamış olan, İzmir'li Yahudi Sabatay Sevi, 31 Mayıs 1665'te "Mesih"liğini ilan etti.(1) Bu "Mesih"lerin hemen hepsi kayda değer bir taraftar topluluğu oluşturamadılar ve çok kısa bir sürede "sahte mesih"ler listesinde yerlerini aldılar. Sabatay Sevi, bir çok taraftar toplayınca, ülkede bir karışıklık olabileceğini düşünen dönemin Padişahı, 1666'da Sevi'yi tutuklatır. Sevi, cezaevinde Mehmed Aziz adını alarak Müslüman olur ve cezaevinden kurtulur. Devlet tarafından kendisine aylık bağlanan Sevi, Ayşe adında biriyle evlenir.(2) Yahudiler tekrar hayal kırıklığına uğrar. Ancak Sevi'nin bu "dönüşünü" bir "tatkik" olarak değerlendiren bazı Yahudiler de aynı şekilde "Müslüman olarak" Sevi'ye olan bağlılıklarını gösterdiler. Bu "Sabetaycı" kişilere, halk arasında "Dönmeler" adı verildi. KURAN NE DİYOR? Kuran'ın "Mesih" konusunda neler yazdığma bakalım: "Ey Meryem, Allah kendinden bir kelimeyle sana (çocuk) müjdeliyor. İsmi Meryem oğlu Mesih İsa'dır. Dünyada da ahirette de şanı yücedir. Allah' ın yakınlarından olacaktır."(3) Bu ayette görüldüğü gibi, "Mesih" konusunda Kuran ve İncil uyum içindedir. Yani hem İncil'e göre hem de Kuran'a göre tek "Mesih", İsa'dır. Ancak bazı islamcı yazarlar, Kuran'ın bu ayetini görmemezlikten gelerek, bazı "ilginç" iddialar ileri sürer: "...Meryem Oğlu'nun siyasi bir tasavvuru ve sosyal konularda planı olmadığı gibi, 'Efendi,' muzaffer, resul, peygamberlerin aziz ve şanlı sultanı olan 'İnsanoğlu' nun ve 'Mesih' in sadece bir öncüsüdür. Bu sebeple de 'Mesih' ve 'İnsanoğlu' değildir..."(4) İncil'i okuyanların çok iyi bildiği gibi, İsa Mesih kendinden söz ederken, sık sık "İnsanoğlu" deyimini de kullanır. (Matta, 24: 30, 34, 39, 44, v.s) Sayın Abdulahad Davud'a göre, Muhammed "Mesih", İsa'da "Mesih'in öncüsüdür"! Oysa Kuran, İsa'dan başka hiç kimseyi (Muhammed dahil) "Mesih" olarak kabul etmemektedir. Kuran'ın hiçbir yerinde, Muhammed için "Mesih" veya "İnsanoğlu" değimi kullanılmamıştır. Buna rağmen böyle bir iddiada bulunmak biraz mantıksızca değil mi? MUSTAFA ÖZCAN'IN "İLGİNÇ" IDDİASI Zaman gazetesinin köşe yazarlarından Mustafa Özcan (daha sonra Yeni Şafak gazetesine geçmişti), 4 Kasım 1988 tarihli Zaman'ın 2. sayfasında yer alan "Kitab-ı Mukaddes ve Peygamber Efendimiz (S.A.V.)" başlıklı yazısında şöyle diyor: " ...Tevrat'ın müjdeledigi Peygamber Hz. İsa değildir. Yuhanna İncil'inde Tevrat'ın müjdelediği Peygamber'in Hz. İsa olmadığı belirtilmiştir. Hz. İsa Yuhanna İncil'inde kendisinin beklenen mesih olmadığını belirtiyor. (Yuhanna 1: 9-21)" Yuhanna 1:9-21'e bakabilirsiniz, ama İsa Mesih'in böyle bir sözünü göremezsüıiz, çünkü ne orda ne de başka bir yerde İsa Mesih'in böyle bir sözü yoktur. İddia edildiğinin tam aksine, bu ayetlerde, İsa'nın gelmesi beklenen Mesih ve Kurtarıcı olduğu Hz. Yahya'nın ağzından ifade edilmektedir (Yuhanna, 1:16-18). İslamcı yazarların bazıları İncil'i okurken, neden böyle elleri ayakları birbirine karışır, anlayamıyorum! İncil'in bu ayetlerini, ilkokul 2. sınıfa giden herhangi bir çocuğa okutun, kesinlikle böyle bir "karıştırma" yapmaz! Mustafa Özcan, aynı yazısında başka "karıştırmalar" da yapıyor: "...Yahudiler Babil'den döndüklerinde Beni İsrail'den Mesya adında bir peygamberin geleceğine inanıyorlardı. Ancak bu konuda aralarında ihtilaf vardı. Samiriler, Mesya'nın Yusuf Aleyhisselam neslinden geleceğini, İbraniler ise Yahova'nın neslinden geleceğini iddia ediyorlardı. İsa Aleyhisselam ise Mesya'nın Davud Aleyhisselam'ın veya Yahova neslinden gelmeyeceğini bilakis müjdelenen Mesya' nın İsmail Aleyhisselam neslinden geleceğini bildiriyordu... İshak Yakup'un babasıydı. Yakup'ta Yahova'nın babasıydı..." Sayın Özcan, bütün bu "karıştırmalar" için bir kaynak vermiyor bu defa! İyi ki de vermiyor! Burda iki kez "Yahova'nın neslinden" söz ediliyor ve Yahova'nın Yakup'un oğlu olduğu belirtiliyor. Oysa Tevrat'ı okuyan herkesin bildiği gibi "Yahova" diye bir kişi yok, "Yehova" diye bir isim var o da Allah'ın adıdır! Yani anlayacağmız, Sayın Özcan (kusura bakmasın ama) sadece saçmalıyor! Tabii İsa'nın, "Müjdelenen Mesih'in İsmail Aleyhisselam neslinden geleceğini bildirdiği" iddiası da doğru değil. Tabii bütün bu "ilginç" iddialar, Muhammed'in gelmesi beklenen "Mesih" olduğunu kanıtlamak için ileri sürülüyor. Ancak işleri birazcık zor, çünkü görmemezlikten gelseler bile, kendi kutsal kitapları olan Kuran'ın onları yalanladığı gün gibi ortada... Bir başka "yazar"da şöyle diyor: "Mesih'in Muhammed manasına geldiği okuyucularımızca hiç de meçhul değildir."(5) Eğer Mesih "Muhammed" anlamına geliyorsa, Kuran neden İsa'ya "Mesih" demektedir? Bu "yazar" bu soruya yanıt verebilir mi? Ayrıca gelmesi beklenen "Kurtarıcı Mesih"in gerek doğumu ve gerekse yaşamı konusunda Eski Antlaşma'da (Tevrat, Zebur ve diğer kitaplarda) oldukça detaylı bilgiler verilmiştir ve bunların hiç biri Muhammed'e uymamaktadır. İşte size birkaç örnek: BEKLENEN KURTARICI-MESİH NEREDE DOĞACAKTI? "İsa, Kral Hirodes' in devrinde Yahudiye'nin Beytlehem kasabasında dogduktan sonra bazı yıldızbilimciler doğudan Kudüs' e gelip şöyle dediler: 'Yahudilerin kralı olarak doğan çocuk nerede? Doğuda O'nun yıldızını gördük ve O'na tapınmaya geldik.' Kral Hirodes bunu duyunca bütün Kudüs halkıyla birlikte çok tedirgin oldu. Tüm başkahinleri ve ulusun din bilginlerini toplayarak onlara Mesih'in nerede doğacağını sordu. 'Yahudiye'nin Beytlehem kasabasında' dediler. Çünkü peygamber aracılığıyla şöyle yazılmıştır: 'Sen, Yahuda diyarında olan ey Beytlehem, Yahuda önderleri arasında hiç de en önemsizi değilsin! Çünkü benim halkım İsrail'i güdecek olan önder senden çıkacaktır' [Tevrat, Mika, 5:2]. Bunun üzerine Hirodes yıldızbilimcileri gizlice çağırıp onlardan yıldızın göründüğü anı tam olarak ögrendi. Onları Beytlehem'e gönderirken dedi ki, 'Gidin, çocuğu dikkatle arayın, bulduğunuz zaman bana haber verin, ben de gelip O'na tapınayım.' Yıldızbilimciler, kralı dinledikten sonra yola çıktılar. Doğuda görmüş oldukları yıldız onlara yol gösterdi ve gelip çocuğun bulunduğu yerin üzerinde durdu. Yıldızı gördüklerinde olağanüstü bir sevinç duydular. Eve girip çocuğu annesi Meryem'le birlikte görünce yere kapanarak O'na tapındılar. Hazinelerini açıp O'na armağan olarak altın, tütsü ve mür sundular. Sonra Hirodesin yanına dönmesinler diye rüyada uyarıldıklarından ülkelerine başka yoldan döndüler. Yıldızbilimciler yola çıktıktan sonra Rab'bin meleği Yusuf'a rüyada göründü. Ona, 'Kalk!' dedi. 'Çocuğu ve annesini al ve Mısır'a kaç. Ben sana haber verinceye dek orada kal. Çünkü Hirodes çocuğu öldürmek amacıyla onu arayacak.' Böylece Yusuf kalktı, aynı gece çocuğu ve annesini alıp Mısır'a doğru yola çıktı. Hirodes'in ölümüne dek orada kaldı. Bu, Rab'bin, Peygamber aracılığıyla bildirdiği şu söz yerine gelsin diye oldu: 'Oğlumu Mısır'dan geri çağırdım' [Tevrat, Hoşea, 11:1]. Hirodes, yıldızbilimciler tarafından aldatıldığını görünce büyük öfkeye kapıldı. Onlardan tam olarak öğrenmiş olduğu zamana göre, Beytlehem ve tüm yöresinde bulunan iki ve daha küçük yaştaki erkek çocukların hepsini öldürttü..." (Matta, 2:1-16). "...Hirodes ölünce, Rabbin meleği Mısır'da Yusuf'a görünüp dedi: 'Kalk, çocugu ve anasını al va İsrail diyarına git. Çünkü çocugun canını arayanlar öldüler.' Yusufkalktı, çocugu ve anasını aldı ve İsrail diyarma girdi..." (Matta, 2:19-20). BEKLENEN "MESİH"
NELER YAPACAKTI? Tevrat'tan: " ...Zayıf elleri kuvvetlendirin ve sarsak dizleri pekiştirin. Yürekleri korkak olanlara deyin: Kuvvetlenin, korkmayın; işte Allah'ınız! 0 kendisi geliyor ve sizi kurtaracak. 0 zaman körlerin gözleri açılacak, sagırların da kulakları açılacak. 0 zaman topal adam geyik gibi sıçrayacak ve dilsizin dili terennüm edecek..." (Tevrat, İşaya, 35:3-6) İncil'den: "Tutukevinde
bulunan Yahya, Mesih'in yaptıgı işleri duyunca, O'na gönderdiği
öğrencileri aracılıgıyla şunu sordu: 'Gelecek Olan (Mesih)
sen misin, yoksa başkasını mı bekleyelim?'
Kuran'dan: "...İsa, İsrailogullarına, 'Gerçekten ben Rabbinizden size bir kanıt ile geldim. Çamuru yoğurur, kuş şekline sokar, ona üflerim. Allah'm izniyle hemen bir kuş oluverir. Allah'ın izniyle anadan doğma körün gözünü açarım. Cüzzam illetine tutulana şifa veririm. Allah'm izniyle ölüleri diriltirim, evlerinizde ne yediğinizi ne topladığımzı size haber veririm. Eger iman ederseniz elbette bu mucizeleı'de size deliller ve alametler vardır." (Ali Imran (3.) Süresi, 49. ayet) Yine Kuran'dan: "Peygamber (Muhammed) hoşlanmadı ve yüzünü asıp çevirdi. Yanına bir kör geldi diye. Ey Muhammed! Ne bilirsin ki, belki o kör (senden sormakla cehalet kirinden) armacaktı..." (Abese (80.) Süresi, 1-3. ayetleri). TURAN DURSUN'UN "İLGİNÇ" İDDİASI Sayın Şule Perinçek'in 'Tıran Dursun ile yaptığı geniş kapsamlı görüşme "Turan Dursun Hayatını Anlatıyor" adıyla kitaplaştırıldı. Sayın Dursun, Şule Perinçek'in bir sorusuna şu yanıtı veriyor: "'...Esasen İsa yaşamış mı yaşamamış mı, belli bile değil. Ama eğer yaşamışsa anlatılan şu: Celile'den çıkıyor. İşte Basra' dan gidiyor; bir geniş omuzlu, uzun boylu bir adam, bir genç insan. O'da digerleri gibi Mesih arıyor, kurtarıcı arıyor. Dolaşırken gidiyor Vaftizci Yahya ile karşılaşıyor. Vaftizci Yahya ona bakıyor, yakışıklı bir adam, kurtarıcı olınaya da uygun bir durumuvar. 'Sen' diyor, 'birkurtarıcısın,' 'Yok öyle mi' diyor. 'Evet' diyor, 'sen işte kurtarıcısm.' 0 da kendisinin kurtarıcı olduğuna inanıyor..."(6) İnsanlık tarihini en çok etkileyen kişi olan îsa'nın yaşamadığını düşünmek, pek mantıklı olmasa gerek. Hiç yaşamamış bir kişinin havariler seçmesi mümkün mü? Ve bu havariler hiç yaşamamış bir kişiyi nasıl bu kadar kısa bir sürede bu kadar çok insana kabul ettirdi? Hiç yaşamamış bir kişinin insanları bu kadar etkilemesi mümkün mü? Şu anda kullandığımız ve îsa'nın doğumunu esas alan "Miladi" dediğimiz takvim bile O'nun yaşadığma dair ufak bir kanıt değil mi? Sayın Turan Dursun, Basra'dan söz etmektedir. İsa Mesih'in yaşadığı yer îsrail, yani Kudüs ve civarıdır. Basra ise, bilindiği gibi Irak'tadır. Bunların birbirleriyle ne alakalan var? İsa Mesih ile Vaftizci Yahya arasında böyle bir konuşma da geçmemiştir. Hiç bir kanıta dayanmadan, îsa ile Yahya'm arasında böyle bir konuşma geçtiğini ileri sürmek, hiç bir yazara yakışmaz. Yahya'nın "Sen işte kurtarıcısm" dedikten sonra îsa'nm kendisinin Kurtarıcı olduğuna inanmaya başladığmı söylemek de, gerçekleri ters-yüz etmekten başka bir şey değildir. 1) Hayrullah Örs, Musa ve Yahudilik, 434-435. s., Remzi yay., İstanbul-1966. 2) Daha geniş hilgi için, Ilgaz Zorlu'nun, Eylül 1982 tarihli, Tarih ve Toplum dergisinde yer alan "500. Yılda Unutulan Bir Cemaat: 'Dönmeler' haşlıklı yazısına hakılahilir. 3) Ali İmran (3.) Süresi, 45. ayet. 4) Prof. Abdulahad Davud, Tevrat ve İncil'e Göre Hz. Muhammed (A.S.), 313-314. s., Nilyay., İzmir-1988. 5) Abdurrahman Aygün, Hz. Muhammed'i (S.A.V) Müjdeleyen Barnaba İncili, 76. s., Tekin yay, Konya-1989. 6) Şule Perinçek, Turan Dursun Hayatını Anlatıyor, 50. s., Kaynak yay., İstanbul-1992. 3.KURAN VE İSA MESIH'İN "TANRILIĞI"İslamcı yazarlar, Hıristiyanların İsa Mesih'i "Tanrı'laştırdıklarını", bunun da büyük bir "küfür" olduğunu ileri sürerler. Onlara göre İsa Mesih, yalnızca bir peygamberdir. Acaba bu konuda Kuran'da neler var?: "Yahudiler:
'Uzeyr, Allah'ın oğludur' dediler. Hıristiyanlar da, 'Mesih
(İsa), Allah'ın oğludur' dediler. Bu onların ağızlarıyla uydurdukları
sözleridir. Allah onları kahretsin!" (1) Hıristiyanların İsa Mesih'i "Allah'ın Oğlu" olarak kabul ettikleri biliniyor, ama Yahudilerin "Uzeyr" diye birini "Allah'ın Oğlu" olarak kabul ettikleri de nereden çıkarılıyor? "Uzeyr" diye bir kişi, Tevrat ve İncil'in hiç bir yerinde, bırakın "Allah'ın Oğlu" olarak, isim olarak bile geçmemektedir. Tevrat'ta adı bile geçmeyen "Uzeyr"i Yahudiler ne zamandan beri "Allah'ın Oğlu" olarak kabul ediyor? Kuran'ın Tiirkçe "meali"ni (çevirisini) yapanlardan bazıları, bu ayette geçen Uzeyr'in, Kutsal Kitap'ta geçen "Ezra" olduğunu ileri sürer.(3) Bu iddiayı kabul etsek bile, şu soru yine yanıtsız kalıyor: Yahudiler, Tevrat'ta adı geçen Ezra'yı da Allah'ın oğlu olarak kabul etmiyorlar ki, Kuran neden öyle bir iddiada bulunuyor? İsa Mesih'in Allah'ın Oğlu olup olmadığına gelince... Hemen belirtelim ki bu konu çok yanlış anlaşılmaktadır. Örneğin, 24 Ocak 1988 tarihli Milliyet gazetesinde, Sayın Özcan Ercan'ın Semih Bayülken'le yaptığı "Tatil Sohbeti"ni okuyanlar, bu yanlış anlamanın korkunç bir örneği ile karşılaşmışlardır. Bakın Sayın Bayülken ne diyor: "İsa Allah'ın Oğluymuş. Doğrusu ben Allah'ın gidip Meryem'i becerdiğine inanmıyorum." Ne korkunç bilgisizlik! Sanki böyle bir şeye inanan varmış! Hıristiyanların böyle bir saçmalığa inanmadığını açıklayan 26 Ocak 1988 tarihli yanıtımız ise yayımlanmadı. Ama öyle görülüyor ki, Kuran'da da olaya aynı açıdan yaklaşılmış ve bu nedenle "Neredeyse gökler parçalanacak, yer yarılacak ve dağlar dağılıp çökecekti" denilmiştir. Gerçek nedir? Hıristiyanlar İsa'yı niçin ve nasıl "Allah'ın Oğlu" olarak kabul ediyorlar? Öncelikle şunu hatırlatmalıyım: İncil'de İsa Mesih'e "Allah'ın Oğlu" denilmesi tamamen ruhsal anlamdadır ve bu deyim yalnız O'nun için kullanılmış da değil. Bununla beraber İsa Mesih'in Allah'tan söz ederken kullandığı tek deyim şudur, "BABAM." Acaba bunun nedeni neydi? Bunun nedeni Ruhsal yönden Tanrı'yla aynı özden olmasıydı. İncil bunu detaylı olarak açıklar. Kuran'da da, İsa Mesih'in bu en önemli yönüne az da olsa değinilmektedir: "Ey Kitap ehli (Yahudi ve Hıristiyanlar) dininizde hududu geçip taşkınlık etmeyin, 'İsa Allah'ın Oğludur' gibi sözler söylemeyin. Allah'a karşı yalnız hak olanı söyleyin. Meryem'in oğlu Mesih İsa yalnız Allah'ın peygamberi ve Meryem'e ulaştırıp bıraktığı kelimesidir. 0, Allah tarafından gelen bir ruhtur."(4) Aslında bu ayet güzel bir şekilde incelendiğinde, karşımıza Hıristiyanların inandığı şekilde bir İsa çıkıyor. Bu ayete göre İsa Mesih nedir ve ne değildir? Bü ayete göre İsa Mesih, "Allah'ın Oğlu" değildir ama: 1) İsa Mesih, bir
"Peygamber"dir, Şimdi isterseniz bunları biraz açmaya çalışalım: İsa'nın, "Allah'ın Meryem'e ulaştırıp bıraktığı kelimesi" olduğu söyleniyor. Bu ne anlama geliyor? Yanıt şudur: Allah'ın "sözü" Meryem'den beden alarak insanlar arasında canlı bir varlık olarak yaşadı. Yani İsa Mesih, Allah'ın "Canlı Sözü"dür. Kuran'ın bir başka ayetinde de "Allah'ın gerçek bir sözü olan Meryemoğlu İsa" deyimi kullanılır.(5) İsa'nın, "Allah'tan gelen bir ruh" oluşuna gelince... Bilindiği gibi melekler de "ruhtur" ama İsa Mesih, bir melek değildir. 0 halde İsa Mesih nasıl bir "ruh" olabilir? Sanırım bu sorunun yanıtını Müslim'de yer alan bir hadis'te görebiliriz: "Huzeyfe ve Ebû Hüreyre radiya'llahu anhuma'dan rivayet edildiğine göre, Peygamber aleyh's-selâm şöyle buyurmuştur: Allahu Teala insanları toplar, müminler kalkarlar. Nihayet Cennet onlara yaklaştırılır. Bunun üzerine Adem aleyhi's-selâmın yanına giderler ve: 'Ey babamız! Bizim için Cennet kapısının açılmasını iste!' derler. 0 da: 'Sizi Cennet'ten çıkaran şey, babanızın hatasından başka bir şey midir? Ben bu işin ehli değilim, oğlum İbrahim Halilu'llah'a gidiniz' der. Hemen İbrahim aleyhi's-selâm'a giderler. 0 da: 'Ben bu makamın ehli değilim, Halil oldum; lakin uzaktan; Allah'la vasıtasız konuşmak şerefîne mazhar olan Musa'ya gidiniz' der. 0 da: 'Bu işin ehli değilim, ALLAH'IN KELİMESİ VE RUHU OLAN İSA'YA GİDİNİZ' der: İsa da: 'Ben bu işin ehli değilim' der. Bunun üzerine Muhammed aleyhi's-selâm'a giderler. 0 da hemen kalkıp dua eder..."(6) Gayet açık bir şekilde görüldüğü gibi, bu hadis'e göre İsa Mesih, "Allah'ın Kelimesi ve Ruhu"dur. Aslında Hıristiyanların İsa Mesih konusundaki inançları da O'nun "Allah'ın Canlı Sözü" ve "Allah'ın Ruhu" oluşunda toplanır. İsa Mesih, "Ben ve Baba biriz" (Yuhanna, 10:30) demekle, Allah'la aynı Ruh'tan olduğunu açık bir şekilde vurgulamış oluyordu. İsa "Allah'ın Ruhu"ndan olduğuna göre, O'na yalnızca bir Peygamber gözüyle bakmak ne derece doğru olur? Müslüman bir yazarla İsa Mesih konusunda konuşuyorduk. Bana, "Hayret ediyorum size, İsa'nın Allah'ın Oğlu olduğunu nasıl kabul ediyorsunuz?" diye sordu. Kuran'da İsa Mesih için "Allah'ın Sözü" deyimi kullanıldığını hatırlattım. Hemen masanın üzerinde duran bir yazısını eline alıp, "Bu benim sözümdür, ama benim oğlum değil ki! Kuran, İsa'nın 'Allah'ın Sözü' olduğunu söylüyor ama 'Allah'ın Oğlu' olduğunu kabul etmiyor" dedi. Yanıt olarak: "Eğer bu sözünüz-yazınız CANLI olsaydı, oğlunuzdan ne farkı kalırdı?" dedim. Ne yanıt vereceğini şaşıran yazar, "Siz İsa'nın Allah'ın Oğlu olduğunu iddia ederken bu anlamda mı söylüyorsunuz?" dedi. "Elbette bu anlamda söylüyoruz!" dedim. Allah Ruhtur. İsa Mesih de "Allah'ın Ruhu"dur. 0 halde ikisi de Ruhtur, ama İsa'nın insan bedeni var, aralarındaki tek fark budur. Zaten bu nedenledir ki, İsa Mesih hem "Allah'ın Oğlu" hem de "İnsanoğlu" olarak kabul edilmektedir (İncil, Matta, 20:18, İbraniler, 1:2). İSA "İNSANOĞLU" MU "KADINOĞLU" MU? İncil'de, İsa Mesih'ten söz edilirken sık sık "İnsanoğlu" deyimi de kullanılır. Bunu bilen Prof. Abdulahad Davud bakın ne diyor: "...Kuran, hiç bir zaman Hz. İsa için 'İnsanoğlu' tabirini kullanmayıp sık sık 'Meryemoğlu' ismi ile hitap eder. Böyle bir hitap şekli gayet normaldir. Zira Hz. İsa, babası olmaması sebebiyle sadece bir 'Kadınoğludur.' Siz Hıristiyanlar budalaca bir şekilde Hz. İsa'yı Allah'ın oğlu olarak kabul edersiniz de, O'nun Hz. Yusuf'un veya başka birisinin oğlu olduğuna inanmadıkça ve tabii neticede O'na haşâ piçlik lekesini sürmedikçe bu Allah Resûlüne (s.a.v.) 'İnsanoğlu' diyemezsiniz..."(7) Hıristiyanlar İsa Mesih'e "İnsanoğlu" diyemezmiş. Çünkü İsa Meryem'den babasız olarak doğdu, bu nedenle İsa sadece "Kadınoğlu"dur! İyi güzel de, kadın insan değil mi?!! Kadın da "insan" olduğuna göre, İsa'ya "İnsanoğlu" demenin olmaz tarafı ne? İsminin önünde "Prof." ünvanı kullanan bu sözde "yazar", acaba yalnız erkekleri mi "insan" olarak kabul ediyor?!! "UZAYA TAPANLAR"A YANIT: 4 Şubat 1990 tarihli Nokta dergisinin kapak konusu olan "Uzaya Tapanlar"ı merakla okudum. Mantıklı bir şeyleri olmadığı için bunların görüşlerini önemsemiyorum. Ama yine de İsa Mesih hakkındaki yanlış görüşlerine değineceğim: "Meryem, yücelerin emri ile yeryüzüne gönderilmişti. 0, evlenmeden doğurdu. (...) İsa, bir mucize bebekti. Yani sizin deyiminizle bir tüp bebekti. Bu dönem için çok basit olan hadise, o dönem için bir mucize idi. Yani tüp bebek olarak doğdu, ışınlanarak göçtü. (...) Hz. İsa'nın Allah'ın oğlu olduğuna inanmıyoruz. İncil'de Hz. İsa'nın doğumu 25 Aralık gecesi Filistin'deki Beytlehem köyü üzerine bir yıldız indi şeklinde yazılıdır. Oysa İncil'de yıldız diye tanımlanan, aslında Merih'ten gelen bir uçan daireydi. Yani Hz. İsa Merih'ten gelmiştir..." Evet, Meryem evlenmeden İsa Mesih'i doğurmuştur. Fakat sandıkları gibi Meryem sonradan yeryüzüne gönderilmiş bir uzaylı değildir. "İsa'nın bir tüp bebek olarak doğduğu ve ışınlanarak göçtüğü" iddiası da açıklanmaya muhtaç. Bu iş nasıl olmuştur sorusuna ne yanıt verecekler? Aynca İsa ile ilgili en eski kaynak da, bilindiği gibi İncil'dir. İncil'de de İsa Mesih'in çarmıha gerildiği birkaç kez vurgulanmıştır. 0 dönemin Yahudi tarihçisi Josephus ve Romalı tarihçi Takitus da aynı gerçeği ifade etmişlerdir. "İncil'de Hz. İsa'nın dağumu 25 Aralık gecesi Filistin'deki Beytlehem köyü üzerine bir yıldız indi şeklinde yazılıdır..." deniyor. Biraz, uzayı bırakıp İncil'i düzgün bir şekilde okusalar, böyle bir şey olmadığını görürler. İncil hakında bu kadar bilgisiz olmaları, bir Hıristiyan olarak beni üzüyor. "İsa'nın Allah'ın oğlu olduğuna" inanmıyorlarmış. Sanırım bu olay biraz yanlış anlaşılıyor. Biz Hıristiyanlar bunu söylemekle İsa'nın Allah'ın Ruhundan olduğunu ifade etmek istiyoruz. Kuran'da da İsa'nın Allah'ın Ruhundan olduğu bir kaç kez vurgulanmıştır (21.Sure, 91. ayet, 4. Sure 171. ayet). İsa Karataş, 4 Şubat 1990. Not: Bu yazım, 18 Şubat 1990 tarihli Nokta dergisinin "Mektuplar" köşesinde yayımlanmıştır. İLHAN BARDAKÇI'YA YANIT: Sayın İlhan Bardakçı, 1 Ocak 1994 tarihli Zaman'ın 2. sayfasında yer alan "Batı'da İsa (a.s.) kavgası..." ve 3 Ocak 1994 tarihli Zaman'ın 16. sayfasında yer alan "Hıristiyan dünyası Kur'an'a teslim" başlıklı yazılarınızda yer alan bazı iddialar gerçeği yansıtmıyor. Düzelteceğinizi umarak, dikkatinize sunuyorum: "İsa Allah, Allah'ın oğlu veya ruhu değildi. Hepimiz gibi bir kuldu..." Bu iddia, yanlız Hıristiyanlığa değil, İslamiyete de aykırıdır. İsa'nm Allah'ın ruhu olduğu gerçeği Kuran'da (Nisa Süresi 171. ayet) ve hadislerde de (Riyazü's-Salihin, 1. C., 245. s., 199. hadis) yer almaktadır. "İncil'in bazı kısımlarında Hz. İsa' nın doğum yeri olarak Nazareth, diğerine göre Bethleem kasabaları gösterilmektedir." Bu iddia da doğru değildir. İncil'in hiç bir yerinde, İsa'nın doğum yeri olarak "Nazareth" dediğiniz Nasıra gösterilmez. İsa Mesih'in doğduğu yer "Bethleem" dediğiniz Beytlehem'dir (İncil, Matta, 2: 1-6, Luka, 2: 4-7). İsa'nın annesi Meryem Nasıra'lı olmakla beraber, bir nüfus sayımı için Beytlehem'e gitti ve İsa'yı orada doğurdu. Sonra tekrar Nasıra'ya dönmüşlerdi. "Markus İncili'nin 7. suresinin 29/30. ayetlerinde, 'Hazret-i İsa'nın kendisine mesih ya da peygamber diye hitap edilmesini istemediği' açıkça yazılıdır. Hayatının hiçbir devresinde 'Ben Allah'ın oğluyum' şeklinde bir beyanı yoktur." Sayın Bardakçı, Bu iddialarınızdan hiçbiri doğru değil. Markos'un 7. Bölüm 29/30. ayetlerinde İsa Mesih'in bir mucizesi anlatılıyor, yani yazdıklarınızla hiçbir ilgisi yok. Zaten İncil'in Markos kısmı "Allah'ın Oğlu İsa Mesih..." diye başlar. Ayrıca İsa, "Mesih" olduğunu defalarca açıklamıştır. Örneğin, Samiriye'li bir kadın İsa ile dini konuları konuşurken, "Mesih denilen meshedilmiş Olanın geleceğini biliyorum. 0 gelince bize her şeyi açıklayacaktır" der. İsa, "Seninle konuşan ben, Oyum" diye yanıt verir (İncil, Yuhanna, 4: 25). "Hayatının hiçbir devresinde 'Ben Allah'ın oğluyum' şeklinde bir beyanı yoktur" şeklindeki iddianız da doğru değildir. İsa Mesih, Allah'tan hep "Baba, Babam" diye söz ederdi. Bunun üzerine Yahudiler, "Bu büyük bir küfürdür" diyerek tepki gösterirdi. Ama İsa, Yahudilere şu yanıtı verdi: "Allah'ın Oğluyum dediğim için bana nasıl 'küfür ediyorsun' dersiniz? Eğer Babamın işlerini yapmıyorsam, bana iman etmeyin" (İncil, Yuhanna, 10: 36-37). "Hz. İsa'nın kâinata müjde olarak geleceğini haber verdiği Peygamberimiz ile ilgili asıl iki İncil İznik'teki 325 yılı II. Konsili'nde ortadan kaldırılmıştır. Barnabas İncili, Hz. İsa'nın bu sözlerine yer verdiği için Vatikan'da kilit altındadır ama bu İncil, Avrupa'da satılmaktadır." Sayın Bardakçı, Hem tarihsel yönden
hem de mantıksal yönden bu iddiaları kabul etmek mümkün
değildir. İznik Konsili'nin toplanma amacı, "peygamberinizden söz eden İncilleri ortadan
kaldırmak" olamaz.
Çünkü İS 325 yılında sizin peygamberiniz daha doğmamıştı.
Bu nedenle hiç bir gerekçeyle "peygaınberinizden söz eden İncilleri"
ortadan kaldıramazlardı.
Ayrıca "iki asıl İncil" olduğunu neye dayanarak ileri sürdüğünüzü
öğrenmek isterim. Bu iki İncil'den biri Barnabas İncili ise,
diğeri hangisidir? İsa Karataş, 3 Şubat 1994-İstanbul. Bu yazıyı Sayın Bardakçı'ya faksladım. 11 Şubat 1994 tarihli Zaman'ın 2. sayfada bulunan köşesinde bu yazıma değiniyor. Ama bakın nasıl değiniyor: "İstanbul'' dan 'Biz Hıristiyanlar bunun neresine inanalım' ifadesi ile son bulan İsa Karataş isimli sevgili okuyucum iki yazım üzerine bir açıklama göndermiş. İncil'den sure ve ayetlerle de desteklemiş. Bazı fikirlerime cevap veriyor. Ben Hz. İsa'nın sadece bir kul olduğunu ve bunun nihayet, Hıristiyan dünyasınca da kabul edildiğini yazmıştım. Bu peygamberin hayatı ile ilgili konuların daha sonradan rivayeten belirlendiğini söylemiştim. Sevgili okuyucumun bana söylediklerini anlatmışım. Her halde çok meşgül ve dar zaman içinde okumuş olmalı. Ama Barnaba İncili konusuna gelince: Bu İncil piyasalarda satılıyor. Peygamberimizin son peygamber olarak indirileceğinden bahseder: Okuyucuma göre, bu İncil Peygamberimizden sonra yazılmıştır. 0 halde 325. yılında yani İslâmiyet'ten ve İznik Konsili'nden itibaren tartışılan bu İncilleri kim yazmıştır? Tartışmamız teferruata inhisar ediyor. İsa Karataş Bey'e hem selam hem sevgi." Ben neler yazdım, Sayın Bardakçı neler yazıyor. Birçok yanlış iddiasına yanıt vermeme rağmen, "Sevgili okuyucumun bana söylediklerini anlatmıştım. Her halde çok meşgül ve dar zaman içinde okumuş olmalı" diyebiliyor. Ne diyelim? Yorumu size bırakıyorum. 1) Tevbe (9.) Süresi 30. ayet. 2) Meryem (19.) Süresi 90. ayet. 3) Bahaeddin Saglam, Kuran-ı Kerim ve Açıklamalı Meali, 192. s., Tebliğ yay., İstanbul. Süleyman Ateş, Kuran-ı Kerim ve Yüce Meali, 190. s.. Kılıç Kitabevi, İstanbul. 4) Nisa (4.) Süresi, 171. ayet. 5) Meryem (19.) Süresi, 34. ayet. 6) Riyazü's-Salihin, 1. c., 245. s., 199. hadis, Diyanet İşleri Başkanlığı yay., Ankara. 7) Prof. Abdulahad Davud, Tevrat ve İncil'e Göre Hz. Muhammed (A.S), 276. s., Nil yay., İzmir-1988. 4. KURAN VE "ÜÇLÜ BİRLİK""Tanrı yanlız Yahudilerin Tanrı'sı mı? Diğer ulusların da Tanrı'sı değil mi? Evet, diğer ulusların da Tanrı'sıdır. Çünkü Tanrı tektir." (İncil, Romalılar, 3: 29) "Sen Allah'ın bir olduğuna inanıyorsun, iyi ediyorsun! Cinler bile buna inanıyor ve titriyorlar ey akılsız adam!" (Yakup, 2:19) "Alah tektir" diyoruz, ama bu çok basit ve yetersiz bir açıklama. Nasıl bir "teklik"tir bu? İncil, bunu biraz daha açıklıyor: Allah'ın tekliği, "Baba, Oğul ve Kutsal Ruh"tan oluşur. Hıristiyanlığı iyi araştırmayanlar, iyi öğrenmeyenler hemen Hıristiyanların üç Allah'a inandıklarını sanmaya başlarlar. Oysa Hıristiyanların üç Allah'a inandıkları iddiası oldukça yaygın bir yanlıştır. Hıristiyanlar ve Hıristiyanlık bu yanlış iddiadan dolayı oldukça sert ve mantıksız iftira ve suçlamalara hedef olmaktadırlar. Örneğin, İslamcı yazar Ahmed Lütfi Kazancı, İmam-Hatip Liseleri için hazırladığı bir kitabında şöyle diyor: "... - Haşa- Allah'ın üç olduğu, Hz. İsa'nın ve Hz. Uzeyr'in Allah Teaâlânın oğulları olduğu, melekleri Allah'ın kızları olarak kabul etmeleri... Biz bu iftiraları asla kabul etmeyiz. Derhal red ve inkâr ederiz. Böyle, sadece uyduranın edepsizliğini ortaya koyan, akla, dine ve ahlâka uymayan hallerden bütün peygamberleri münezzeh olarak biliriz..."(1) Tevrat ve İncil'de adı bile geçmeyen "Hz. Uzeyr" dediğiniz kişiyi kim "Allah'ın Oğlu" olarak kabul ediyor?! Kim melekleri "Allah'ın Kızları" olarak kabul ediyor! Tevrat ve İncil'in neresinde böyle bir iddia vardır?! İsa Mesih'e "Allah'ın Oğlu" denilmesinin nedenini daha önce incelemiştik. "Allah'ın üç olduğu" iddiasına gelince... Hemen belirtelim ki, ne Tevrat'ta ne de İncil'de "Allah'ın üç olduğu" ya da "Üç Allah'ın varolduğu" iddiası yoktur. Yani ne Yahudiler ne de Hıristiyanların böyle bir iddiası yoktur. Buna rağmen böyle iddiaların yaygın bir şekilde ileri sürülmesi neyle açıklanabilir? Kuran'daki bazı ayetlerin, böyle yanlış iddiaların ileri sürülmesine neden olduğu görüşündeyim: "Ey Kitap
ehli (Yahudi ve Hıristiyanlar), dininizde aşırılığa gitmeyin
ve Allah'a karşı ancak hakkı söyleyin... 'Allah üçtür'
demeyin. Bundan vazgeçin, hakınızda hayırlı olur. Allah
ancak bir tek ilahtır..."(2) Bu ayetleri okuyanlar, "Ehli Kitap" denilen Yahudi ve Hıristiyanların "Allah üçtür" dediklerini ve bu "üç Allah'ın" da Allah, İsa ve Meryem'den oluştuğuna inandıklarını düşünecektir. Oysa öyle bir şey yoktur. "TESLİS" YA DA "ÜÇLÜ BİRLİK" NEDİR? "Mademki Hıristiyanlar üç Allah'a inanmıyorlar', öyleyse 'Teslis' olayı nedir?" diye sorulabilir. Bazı islamcı yazarlar, bu konuda da yanlış bilgiler veriyor. Diyanet tarafından yayımlanan Sahîh-i Buhârî'yi çeviren Kâmil Miras, bir hadisin yorumunu yaparken şöyle diyor: "Teslis, Nasraniyetin üç ilah akidesidir ki: Allah, Mesih ve Meryem'dir. Tevhidin zıddıdır ve açık bir şirktir."(4) Bu yazar, Hıristiyanların
inandığı "Üçlüğün" Allah, Mesih
ve Meryem'den oluştuğunu ve bunun da tek Allah'a inanmanın zıttı
olduğunu ileri sürüyor. "Mesela kilise dayatmıştır; Eb (baba) İmm (anne) ve Ruh'ül Kudüs... Eb'i anladık; akıl, mantık, kitap kabul etse de, etmese İmm'ü de anladık Onların itikadına göre ilah, (Ruh'ül Kudüs) diyelim ki bu Hz. Mesih'tir, onun gerçek formuna ulaşması için, bir anaya girmesi gerekiyordu. Yani bir hulul ve ardından Mesih halinde zuhuru... Pekâla bunu nasıl anlayacağız?" (5) Sayın Fethullah Gülen Hoca'ya göre de bu üçlük Baba, Anne ve Ruh'ül Kudüs'ten oluşuyor. Ruh'ül Kudüs'ü de Mesih diye açıklıyor! Tabii doğrusu Baba, Oğul ve Kutsal Ruh'tur. Bunları açıklamaya geçmeden önce bir alıntı daha yapalım: "..Ancak M.S. 325'tedir ki Teslis (üç ilah) inancı, asıl Hıristiyanlık inancı olarak resmen kabul edildi..."(6) Evet, bu yazar da, "Teslis" inancını "üç ilah inancı" olarak açıklıyor ve ancak İS 325'te kabul edildiğini ileri sürüyor. Oysa Hıristiyanlar "üç ilaha" veya "üç Allah'a" inanmıyorlar. Hıristiyanların inandığı "Teslis," sanıldığı gibi "üç ilah" inancı değil, Baba, Oğul ve Kutsal Ruh'tan oluşan "Üçlü Birlik" inancıdır. Bunu biraz açıklamaya çalışalım: Baba: Yer, gök ve her şeyin yaratanı olduğu için, kendisine "Baba" denilen Yüce Allah. Oğul: Yaklaşık ikibin sene önce insanları kurtarmak için dünyaya gelen, Allah ile aynı özden (Ruhtan) olduğu için kendisine "Allah'ın Oğlu" denilen İsa Mesih. Kutsal Ruh: İsa Mesih dünyada iken öğrencilerine göndermeyi vaat ettiği ve göğe yükselişinden kısa bir süre sonra, öğrencilerinin toplu olduğu bir zamanda, üzerlerine büyük bir kuvvetle gelen ve onları büyük güçle kuşatan (7) "Tesellici hakikat Ruhu" ,(8) "Baba'dan çıkan hakikat Ruhu"dur.(9) Bunlar, üç tane ayrı ayrı "Allahlar" mıdır? Elbette değil. İsa Mesih, öğrencilerini Hıristiyanlığı yaymak üzere gönderirken inanacak kişileri "Baba, Oğul ve Kutsal Ruh adıyla vaftiz edin"(10) demiştir. Dikkat edin, İsa Mesih burda, Baba Oğul ve Kutsal Ruh "adlarıyla" değil "adıyla" demesi, bu üçlünün ayrı ayrı "Allahlar" olmadığını, üçünün tek Allah olduğunu gösterir. Yani İncil'e göre, üç ayrı Allah değil, "üçlübirlikten oluşan tek Allah" vardır. ÜÇLÜ BİRLİK VE KURAN: Aslında bu "Üçlü Birlik" görüşünün izlerini Kuran'da da (bazı ayetlerinde şiddetle reddedilse bile) görmek mümkündür: 1) Kuran'da Allah'ın bir olduğu sık sık belirtilir. 2) Yine Kuran'da İsa Mesih'in "Allah'ın Ruhu" ve "Allah'ın Sözü" olduğu açık bir şekilde ifade edilmektedir. Bu, İİsa Mesih'in Allah ile aynı "Öz"den olduğunu kabul etmekten başka bir şey değil. Esasında, İsa Mesih'e "Allah'ın Ruhu" demek ile "Allah'ın Oğlu" demek arasında hiç bir fark yoktur, ikisi de İsa Mesih'in Allah ile aynı "Öz"den olduğu gerçeğini vurgular. Bu nedenle İsa Mesih'e "Allah'ın Oğlu" denildiğinde, kıyametleri koparmanın hiç bir anlamı yoktur. 3) Kuran'ın, Kutsal Ruh'tan da söz ettiğini görmekteyiz: "...Meryem oğlu İsa'ya da açık deliller verdik ve onu Ruh-ül Kudüs ile destekledik..."(11) Kuran'ın Türkçe "meallerinin" (çevirilerinin) bazılarında, "Ruhül Kudüs ile destekledik" sözü ne hikmetse, "Cebrail ile destekledik" şeklinde yer almaktadır. Oysa Kuran'ın Arapça aslında Ruhül Kudüs olarak geçmektedir, Cebrail bir melektir, ama Ruhül Kudüs değil. Zaman zaman Muhammed'in de Ruhül Kudüs'ten söz ettiğini bazı hadislerden öğreniyoruz: "...Hassân İbnu Sâbit (radıyallahu anh) Hz. Peygamber (ayleyissalâtu vesselâm)'ın baş şairi idi ve Kureyş'e karşı oynadığı rol daha muhim olmuştur. Her çağrışında ona: 'Ey Hassân, Allah Resûlü adına onlara cevap ver!' der ve 'Ya Rabbim onu Ruhu'l-Kudüs ile takviye et!' diye dua ederdi. Hassân'ı şöyle teşvik ettiği de rivayetlerde gelmiştir: 'Sen Allah ve Resûlü için söyledikçe Ruhu'l-Kudüs seni takviye etmektedir."(12) İşte açık bir şekilde görüldüğü gibi, hem Kuran'da hem de bazı hadislerde, Hıristiyanların inandığı "üçlük"ten söz ediliyor. Hadislerde geçen sözlerin ve Kuran'daki bu ayetlerin, müslümanlarca değişik bir şekilde yorumlanması bu gerçeği değiştirmez. MUSA ANTER'E YANIT Sevgili Musa Anter, 11 Eylül 1992 tarihli Özgür Gündem gazetesinin 5. sayfasında yer alan "Papa ve Atatürk" başlıklı yazınızı ilgiyle okudum. Yazınızın girişinde, "Hıristiyan itikadına göre Hz. İsa Allah' ın oğlu kabul edilir. Tabii insanoğulları gibi değil kendi inancı içinde izahı vardır. Hatta derler ki; baba, anne ve oğul biri üçtür, üçü birdir. Yani burada üçlerden kasıt Allah, Meryem ve İsa'dır. Bu deyime 'teslis' yani 'üçlü' denir" diyorsunuz. Evet, biz Hıristiyanlarda "üçlük" inancı var ama bu, "Baba, anne ve oğul"dan değil, "Baba, Oğul ve Kutsal Ruh"tan oluşur. Aslında bu yanlışa birçok yazar düşüyor ve bunun nedeni de sanırım Kuran'dır: "Ve yine Allah demişti ki: Ey Meryem oğlu İsa, sen mi insanlara: 'Beni ve annemi, Allah'tan başka iki tanrı edinin' dedin?" (Maide Suresi, 116. Ayet) Bu ayeti okuyanlar hemen, Hıristiyanların Meryem'i de Tanrı olarak kabul ettiklerini düşünmeye başlıyorlar. Oysa İncil'de böyle bir iddia ileri sürülmediği gibi, Hıristiyanlardan hiç kimsenin böyle bir şeye inanması da söz konusu değildir. Bu çok merak edilen "Üçlük" olayını, en kısa şekliyle açıklayalım: Baba: Yer ve gök, görünen ve görünmeyen tüm varlıkların yaratanı, her şeye kadir yüce Allah. Oğul: Bütün çağlardan önce Allah'ta var olan, insanların kurtuluşu için insan bedeni alarak dünyaya gelen, Çarmıha gerilerek günahlarımızın cezasını kaldıran, öldükten 3 gün sonra dirilerek ölümü yenen, Allah'ın Ruh'undan olan (bunu Kuran da kabul ediyor), bu nedenle kendisine Allah'ın Oğlu denilen İsa Mesih. Kutsal Ruh: İsa Mesih'in göğe yükselişinden sonra, Tanrı ile insan arasındaki irtibatı devam ettiren, Peygamber ve Elçilere konuşan, insanları doğru yolda eğiten Allah'ın Ruhu. Bunlar, 3 ayrı Allah'lar olmayıp, tek Allah'tır. İşte biz buna "Üçlü Birlik" deriz. Saygılarımla. İsa Karataş, 13 Eylül 1992-İstanbul. Not: Bu yazıyı Sevgili Musa Anter amcaya iletememiştim. Ben yazıyı gazeteye faksladığım gün, kendisi Diyarbakır'a gitti ve ne yazık ki 20 Eylül 1992'de orada bir cinayete kurban gitti. Bu yazım, 7 Ekim 1992 tarihli Özgür Gündem gazetesinde "Musa Amca'ya gecikmiş bir yanıt" başlığıyla ve şu notumla beraber yayımlandı: "Olmadı... Olmadı sevgili Musa Amca... Bu yazıyı Diyarbakır'a gideceğin gün ne kadar da ulaştırmaya çalıştım sana. Bütün çabalarıma rağmen ne evde, ne de gazetede seni bulamadım. Fazla üzülmemiştim, 'Nasıl olsa birkaç gün sonra gelir, konuşuruz' demiştim.... Ama olmadı Sevgili Musa Amca... Bütün sevenlerin başı sağ olsun..." 1) Ahmed Lütfi Kazancı, İmam-Hatip Liseleri X. Sınıf Müfredatma Uygun Akaid ve Kelam, 87-88. s., Marifet yay.. İstanhul-1983. 2) Nisa (4) Süresi, 171-173. ayetler. 3) Maide (5.) Süresi, 116-118. ayetler. 4) Sahih-i Buharı, 9. c., 170. s., I. dipnot, (1396. hadisin yorumundan) Diyanet İşleri Başkanlığı yay., 8. baskı, Ankara-1986. 5) Eyilp Can, Fethullah Gülen Hocaefendi Ile Ufuk Turu, 38. s., Milliyet yay., 1. baskı, İstanhul-1996. 6) Taha F. Ünal, Gerçekler ve Hıristiyanlık, 21. s., Işık yay., İzmir-1992. 7) İncil, Elçilerin İşleri, 2:1. 8) İncil, Yuhanna, 14:16. 9) Yuhanna, 15: 26. 10) İncil, Matta, 28:19. 11) Bakara (2.) Süresi: 87. ve 253. ayetler. 12) Prof. Dr. Ibrahim Canan, Hadis Ansiklopedisi-Kütühi Sitte-, 3. c., 24-25. s., Zaman gazetesi yay., İstanbul-1995.
|
[ Ana Sayfa ]
[ İncil Dersi | Online İncil | Vaazlar | İlahiler | Kütüphane | Programlar | Sohbet Odası ]